GAFLETE DÜŞMİYELİM 2
A. Kerim Saruxan / Türkiyede 12 Haziranda yapılacak olan seçim,anayasa ve yeni süreç tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemden geçiyoruz.İstisnasız dengeler çok hassas.Seçime katılacak olan tüm siyasi güçlerin gözleri Kürt partileri ve Kürt seçmenin üzerinde.
Damat Recep ve AKP hükümetinin son olaylardakipratiğine bakıldığında, TC nin Kürt ve Kürdistan gerçekliği karşısında bazı rötuşların dışında politikalarının değişmediği ile ilgili daha önceki yazılarımda yapmış olduğum tespitlerde yanılgıya düşmediğimi görüyorum.Şapka
düştü kel göründü.Sözde eşitlik ve kardeşlik naraları savurup kabadayı edebiyatı
yapanlar da katı devletçi olduklarını ortaya koyuyorlar.
Gündemi suni çatışmalarla dolduran bu çevreler,artık İslami ilkeleri
çarpıtarak ne kendi devletlerini ayakta tutabilirler ne de kendi tükenmişliklerinin
önüne geçebilirler.Gelinen aşamada şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki,tekçi anlayışın
dışına çıkamayan AKP hükümeti de ne kadar Atatürkçü olduklarını göstermek için kirli savaşa onay veren ve uygulamaya devam eden bir hükümettir.Özellikle Kürdistan sorunu
ve Türkiye devrimci demokratik hareketine yönelik politikalar söz konusu olduğunda kendi
aldırgan ve katliamcı yüzlerini net olarak göstermektedirler.
Derin devlet AKP hükümetinin eliyle 9 yıllık bir süre içinde birazsoluk almış olsa bile inkar ve imha için savaşı temel alan uygulamaları değişmemiştir.AKP hükümeti her ne kadar farklı çıkar çevrelerinin onayı ve desteğini alsa bile,içinden filizlendiği,beslendiği sistem gibi kirli ve
suçludur.Sözde maskeli islamcı,özde sömürgeciler ve efendileriyle ortaktır.
Başa gelmesiyle hem Kürdistan hem Türkiye kamuoyuna çok boyutlu değişiklikler
vaadeden Damat Recebin tüm çabaları boşunadır.Amedte,
Hakkaride döktüğü timsah gözyaşlarıyla olsa olsa kendi kendisini kandırır.
Kürdistanın her alanında sürdürülmekte olan askeri operasyonlar ve Kürt sorunu yoktur açıklaması asıl güç odaklarının,asıl yönetim gücünün kimler olduğunu göstermeye yeter.Balon patlamış maske düşmüştür. AKP hükümeti aracılığıyla TC devleti ve uşakları Kürt partilerine, Kürt halkına karşı yeni saldırılar peşinde oldukları bizim için açıktır. BDP,KADEP,HAKPAR,KCK ve PKK ye karşı girişilen saldırılar gangesterce ve gayri insani yöntemler kullanılarak yürütülüyor.Bu saldırılarla hem iyice gözden
düşmüş olan ve son kozları olan islami maskeyi takınmış AKP nin saygınlığını
arttırmak hem çöküşü yaşayan devleti bir süre daha ayakta tutmaya çalışmak
hem de egemen güçlerin halklarımıza karşı yürüttüğü
ihanet girişimlerini açığa çıkaran direnişçi güçlerimize iftira yağdırarak
doğru tutumumuzu gözden düşürmek peşindedirler.
Bu saldırıların diğer bir amacı da ulusal birlik yolunda adım atan Kürt siyasi
güçlerini gizli bir biçimde parçalama tehdidi ile sindirmek ve onların arasını açarak birbirinden ayırmaktır. Açıktır ki,tüm bunları Kürtleri kolundan tutup çelmelemek ve yere düşürmek için yapıyorlar.
Yalnız unutmamalılar ki,Kürtler eski Kürtler değildir. karşısındakileri iyi tanımaktadırlar ve onların tuzağına düşmiyeceklerdir. Hewlerde atılan ilk adım bunun bir kanıtıdır. Bunun için ulusal birlik konferensı çalışmalarını yürütenleri saygıyla selamlıyorum.AKP hükümetinden halen medet
uman kardeşlerime bir tek şey söylemek istiyorum.
Erbakanı hatırlayın,hiç umutlanmayın.Çünkü AKP nin manevraları devleti
temize çıkarmaktır.Onların arasıra yaptıkları çıkışlar da Kürtlere karşı açık ve
gizli tuzaklardır.Onların tüm isteği Kürtlere karşı olan ihanetlerini derinleştirmek
için zaman kazanmaktır.Bu amaçla ellerinden geldiğince hem Türkiye hem de
Kürdistan halklarını yapabildikleri ölçüde kendi yollarına sürüklemeye çalışmaktır.Ancak Kürdistan ve Türkiye halkları onların hiçbir sözüne güvenmiyecek,aldatılmalarına izin vermiyeceklerdir. Sonuç olarak denilebilir ki,12 Haziran hem yapılacak seçimler hem
de oluşturulması düşünülen yeni anayasa için bir dönüm noktasıdır.Bir yanı şantaj,
bir yanı korku ve çaresizlik,bir yanı isyandır.Unutulmamalı ki,hem Kürdistan
hem de Türkiyedeki ulusal ve demokratik sorunların çözüme
kavuşabileceği böylesi bir kavşakta tarihi bir çözüme,barış,dostluk ve kardeşlik
ortamının yaratılmasına sırt dönenleri tarih birgün yargılayacaktır.
A.Kerim Sarxan 01.06.2011


