Mazgal Deliği

Aysel Çürükkaya
Bundan 25 yıl önce Genaraller Türkiye’deki yönetime el koymuşlardı. Bu askeri darbenin bir mağduru olarak bu gün bir kaç söz yazmak istiyorum. Darbe olduğu zaman Diyarbakır zindanında tutsaktım. Tutsaklığım da neleri görmedim neleri yaşamadımki!

Hangi zulümlere, hangi vahşetlere tanık olmadı ki bu gözler.Onlardan yalnız birini size anlatmak istiyorum.Kadınlar koğuşunda oturmuş sohbet ediyorduk.

 

Birden kulaklarımıza çığlık sesleri gelmeye başladı.

Yerimizden fırladık.

Kimimiz pencerelere, kimimiz mazgal deliklerine doğru koştuk.

Giderek yükselmeye başladı sesler.

Evet! bunlar insan inlemeleri ve işkence çığlıklarıydı;

Hemen anladık.

Mazgal deliklerinde bir göz büyüklüğündeki deliklerden baktığımızda

Ne görelim?

Tüylerimiz diken diken oldu; insanlığımızdan, kadınlığımızdan utandık.

Bağırdık, çağırdık.

Bizde çığlıklar atarak ağladık.

Koğuşumuzun koridorunda bir gurup erkeği domaltmışlar;

Pantolonlarını indirmişler;

Coplarla tecavüze yeltenmişler.

Erkeklerin yüzü kırış kırış.

Ağızlarında acılı bir haykırış.

Biz hemen harekete geçtik.

Tencere kapakları, metal ne varsa kapılara pencerelere çarptık.

Askerler bizim mazgal deliklerine üşüştüler.

Uzun boylu arkadaşımız örgü şişini askerin gözüne batırdı.

Bir çığlık koptu askerden.

Erkekler tecavüzden kurtuldular.

Alelacele toplanıp koğuşlerına götürüldüler.

Az sonra bizim koğuş basıldı.

Dövülerek havalandırmaya alındık.

Sırt üstü yere yatırıldık.

Her birimizin göğsüne bir komando oturdu.

Çığlıklarımızı bastırmak için erkeklere topluca marşlar söyletildi.

Esat Oktay Yıldıran bizi tek tek falakaya yatırdı.

Kimin şişi kullandığını öğrenmek istiyordu.

Biz ise sessizliğimizle “hepimiz” diyorduk.

İrademizin, onların zulmünü yeneceğini biliyorduk.


Aysel Çürükkaya

Yorum ekle