Ah Gülüm
Aysel ÇÜRÜKKAYATemmuz ayında faili meçhul cinayetleri gazetelerden okuyunca sen aklıma geldin.
Bir girdaba düştüm sanki.
Her an boğulur gibi oluyorum.
Ellerim titriyor.
Ayaklarım birbirine dolanıyor
Nefes almakta zorlanıyorum.
Şuurum bir gidip bir geliyor.
Kalp atışlarım yavaşlıyor.
Yüreğim deli divane
Anlayacağın günün moda deyimiyle, Tsunami geçirmiş gibiyim.
Dün yollardaydım.
Ormanlarda yağan Temmuz yağmurlarının kuytu karanlığında seni andım.
Yine sensiz ve tek başıma seni düşündüm bacım!
1992 Temmuzuna gittim
Düsseldorf’tayım.
Orada kaçırıldığının haberini telefonla aldım.
Sen o zaman Dersim’de Kepektaşı nahiyesinde sekreter olarak çalışıyordun.
Sıcak bir günün ortasında evinin önünde dört cani yolunu kesmiş.
Seni bir beyaz Reno arabaya koyup kaçırmışlardı
Bir çocuktan başka kimse duymadı, görmedi söyleyemedi kaçırılışını
İnsanlar da hayvanlar, dağlar, ırmaklar, ölüler gibi sustu.
Babam korktu, annem bulunman için munzur ve Düzgün Baba’ya yalvardı.
Yirmi bir gün sonra Elazığ asri mezarlığında oynayan çocuklar
Toprağın üzerinde bir el bulmuşlar.
Eli yerden kaldırmak istemişler.
Elin yere gömülü bir gövdeye bağlı olduğunu anlayınca muhtara haber vermişler.
Acı haberle hastahaneye ulaşan sevdiklerin, seni tanıyamamıştı gülüm!
Çünkü zalimler kafaderini yüzmüş, masum bakışlı ve zeytuni gözlerini oymuştu.
Kulaklarını ve öpülesi burnunu kesmiş, kuğu gibi boynunu iple boğmuşlardı.
Tanınmaz haldeymişsin gülüm!...
Annem ayak parmağındaki benden, diş doktoru enişten, kendi yaptığı ağzındaki dişten tanımıştı.
En çok neye yıkıldım biliyor musun gülüm?
Cellatlar, boğulmanda kullanılan ipi, kesilen saçlarını, küpelerinin bir tekini ve saç bağını
Bir naylon torbaya koyup
“Al teyze hediyen” diye annemize vermişlerdi.
Annem hediyesini alıyor.
Elazığ çarşısına varıyor.
Senin için bir gelinlik satın alıyor.
Eline kına yakıyorlar ve seni gelinlikle toprağa veriyorlar gülüm.
Ah gülüm, faili meçhul cinayetler hala işleniyor ülkemde
Hala anneler ve babalar bacılar kardeşler kan ağlıyor.
Temmuz benim vurgun yediğim aydır gülüm.
Arkadaşım Hayri Durmuş, Akif Yılmaz, Ali Çicek ve O dağ kartalı Kemal Pir
Temmuz ayında bize elveda dediler.
Sorma halimi hiç iyi değilim.
Bir girdaba düşmüşüm sanki.
Her an boğulur gibi oluyorum.
Ellerim titriyor.
Ayaklarım birbirine dolanıyor
Nefes almakta zorlanıyorum.
Şuurum bir gidip bir geliyor.
Kalp atışlarım yavaşlıyor.
Yüreğim deli divane
Deli divane gülüm
Aysel ÇÜRÜKKAYA


