Diyarbakır zindanı
Aysel Çürükkaya "Aslında bu konuda çok geç kaldık diyebilirim. Hitler'in ölüm kampları nasıl teşhir edildiyse yolunu yöntemini öğrenip, bu cehhenemde olup bitenleri bütün dünyaya alnlatmak gerekiyor diye düşünüyorum.
Hatta buradan film yapımcılarına ve sanatçılara bir çağrım da vardır:
Lütfen bu cehennemin bir filmini yapınız artık!"
Soru 1- Kendinizi bize tanıtırmısınız?
Ben Aysel Çürükkaya, Dersimliyim, 1974 ten beri politikayla uğraşıyorum. 1979 da tutuklandım. Altıbuçuk yıl Diyarbakır zindanında kaldım. Tahliye olunca dağa çıktım. Altı yıl dağda Gerilla olarak bana işkence yapanlara karşı mücadele verdim.15 yıldır Avrupa da siyasi mülteci olarak yaşıyorum.
2- Hangi tarihlerde nerede, neden tutuklandınız?
Kasım 1979 tarihinde PKK merkez komite üyesi Mazlum Doğan, Yıldırım Merkit ve şoförümüz Hacı Urfa’ dan Mardin’ e giderken yol kontrolü yapan trafik polisleri tarafından yakalandık. Bindiğimiz arabada PKK ile ilgili çok önemli belgeler ele geçince göz altına alındık.
3 - Diyarbakır zindanına girdiğinizde ilk gün nelerle karşılaştınız?
Tutuklandığımda sözünü ettiğiniz zindan henüz açılmamıştı, tutuklandıktan hemen sonra „Bir nolu cezaevi“ olarak bilinen yere götürüldüm. Polis soruşturmasında hiç bir şey kabul etmediğim, kimliğimde açığa çıkmadığı için beni erkenden hapishaneye yollamışlardı. Fakat gittiğim bir nolu cezaevi kadınlar koğuşunda beni tanıyan birisi çıktı, bunun verdiği bilgilerden dolayı olacak ki beni polis zoruyla koğuşumdan alarak yedinci kolordu komutanlığında kurtoğlu olarak bilinen yere götürdüler ve o anda 1 nolu cezaevinde bulunan bütün tutsaklar benim cezaevinden zorla alınmamı protesto etmek maksadıyla topluca açlık grevine başladılar...
götürüldüğüm yerde bana korkunç işkenceler yapıldı, geri hapishaneye döndüğümde aklımı yitirmiş durumdaydım. Koğuştaki kadınların yardımıyla yürüyordum, yemeği onlar bana yediriyor, suyu onlar içiriyordu, sürekli kusuyordum. Bir deri bir kemiğe döndüm altı ay bir yatalak olarak yaşadım.
4- Bu cezaevinde yaşadığınız en unutulmaz anınız hangisidir?
Diyarbakır beş nolu cezaevinde yaşadığım ve hiç bir zaman unutamayacağım yüzlerce anım vardır, bunlardan birisini anlatırsam, derim ki bu zindanda 1980 nın sonunda işkenceler başladı , insanlara yemek verilmedi, su içmeleri engellendi, zaten uyku uyumak ta çok zordu, dayak gün boyunca sürüyordu. Nisan 1981 de bir gece yarısı, yani saat ikide dövülerek koğuştan iki bayan olarak çıkarıldık diğeri arkadaşım Fatma Çelik’ ti. Nereye götürüldüğümüzü bilmiyorduk. Tedirgindik, şaşkındık, yüreğimiz pır pır atıyordu. Çıkarıldığımız koridolarda insanların inleme sesleri geliyordu, kimini yere yatırmışlar zorla saçlarını kesiyorlardı, kimi guruplar askeri yürüyüş eşliğinde topluca marş söylüyordu, kimi insanlar zincirlerle birbirine bağlanıyordu, kimi gruplarda kalaslarla dövülüyordu, bakmak, hatta nefes almak bile suçtu.
Bir koridorda yüzümüzü duvara çevirtip ayakta saatlerce beklettiler, şafak sökünce zincirlerle birbirlerine bağlanmış erkek kafilelerini coplayarak dışarı çıkardılar, biz iki kadını bir grup komando eşliğinde bir tanka bindirdiklerinde; kurşuna dizmeye götürdüklerine çoktan emin olmuştum.
Bir müddet sonra etrafı silahlı askerler, tanklar toplar tarafından kuşatılmış bir binanın önünde indirdiler. Ve burada askeri cemselerden indirilen tutuklu arkadaşlarımız, Hitlerin kurduğu toplama kamplarında fırına yakılmak üzere götürülen yahudi kafileleri gibi mahkeme binasının kapısından içeri sokuldu..
En son biz iki bayanı götürdüler, ön taraflarda bir yerlerde oturttular, sağımıza solumuza bakmamız bize yasaklanmıştı. Ama ben arkadaşlarımı ve eşimi görmek, onlara bakmak, yaşayıp yaşamadıklarını bilmek istiyordum. Bu yüzden yasaklarını çiğnedim, dönüp arkama baktım, gözlerimi tek tek tutuklunun yüzünde, gözlerinde gezdirdim....
Allahım herkes Ramses’in mumyasına dönmüştü! Tanınmaz haldeydi bu insanlar..... Gözlerinin ferleri sönmüştü, kimsenin yanakları yoktu... Saçları bıyıkları kesilmiş, suzuzluktan, açlıktan uykusuzluktan, işkencelerden tedirginlik ve korkudan mezardan çıkarılmış hortlaklar gibiydiler, tanıdığım arkadaşlarımdan hiç birisini tanıyamadım!
Hıçkırıklar bağazımda düğümlendi, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Kimlik yoklaması yapıldığında eşim ayağa kalkarak „Bize yapılan işkencelerden dolayı kimlik bildiriminde bulunmuyorum“ deyince tekrar geri baktım, eşime hiç benzemiyen eşimi ancak o zaman tanıyabildim.
5- Diyarbakır zindanında yapılan zülmü dünyaya anlatmak ve bu zülmü yapanlardan hesap sormak için neler yapmak gerekiyor?
Aslında bu konuda çok geç kaldık diyebilirim. Hitler'in ölüm kampları nasıl teşhir edildiyse, yolunu yöntemini öğrenip bu cehhenemde olup bitenleri bütün dünyaya anlatmak gerekiyor diye düşünüyorum. Hatta burada film yapımcılarına ve sanatçılara bir çağrım da vardır:
Lütfen bu cehennemin bir filmini yapınız artık!
6 Diyarbakır Celladı Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran 1988 de İstanbul Kısıklıda bir otobüsün içinde öldürüldüğünde neler his ettiniz?
Her zaman söylüyordum Esat Oktay Yıldıran’ a verilebilecek en büyük ceza, bağımsız bir Kürdistan’ın kurulmasıydı. Hak eden cezasını buldu dedim. Ne yalan söyleyeyim çok sevindim.
7. Diyarbakır zindanında olan bitenleri araştırmak maksadıyla bir komite kuruluyor, bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Her konuda bir çok komite kuruldu, ama malesef her zaman hayallerimiz yarım kaldı, bunları yaşadığımız pratikten dolayı söylüyorum, bu işinde boşa çıkarılacağı kuşkusunu taşıyorum. Yanılırsam, sevinirim!
8- Diyarbakır zindanında gördüğünüz muamelelerden dolayı Kemalizmi daha çok mu sevmeye başladınız yoksa Kürt milli duygularınız daha fazla mı gelişti?
Kemalizmin ne kadar vahşi bir rejim olduğunu ben Diyarbakır zindanında yaşayarak gördüm. Kim Kemalist devletle barışırsa barışsın, ben yaşadığım müddetçe o rejimle asla barışmayacağım. Elbette Diyarbakır’ da Kürt onurum çiğnenince milli duygularım güçlenmiştir.
9. Tahliye olduğunuzda size zulüm yapanları af mı ettiniz yoksa onlara karşı mücadele vermeye devam mı dediniz?
Tahliye olur olmaz ameliyatlı halim ve veremli ciğerimle kuşandım silahımı, dağa çıktım.
10-Size zulüm yapanlara karşı kinli misiniz?
Politika yapmadan söylersem, Evet
11. Diyarbakır zulmünü yaşadıktan sonra Türkler ile Kürtlerin hala bir çatı altında mutlu olabileceklerine inanıyormusunuz?
- Asla
12. Size göre Diyarbakırda yapılanlar, kardeşin kardeşe yaptığı bir haksızlık mı, yoksa düşmanın düşmana yaptığı zulüm müydü?
Diyarbakırda yapılanları müslüman gavura, İsrail Filistinliye, Hitler yahudiye yapmadı!
13-Maruz kaldığınız işkencelerden dolayı sağlık durumunuz nasıldır?
Sevgimi yaraladılar, kardeşlik, barış duygularımı anlamsızlaştırdılar, bundan daha korkunç bir şey olabilir mi?...
Kaynak www.diyarbakirzindani.com



Yorumlar
Eline iki silah alip kendinizi yenilmez kral zanettiniz.Saadet'i hatirlarsin belki.O kücük,okuma yazma bilmeyem köylü kizi.Hani Sükrü,sen ve Amed denilen serefsizin iskence yaptigi,dipcikl erle dövdügü korumasiz gariban vucuduna naylon damlattigi..Asagilik gaddar ve Diyarbakir zindancilarinda n neyiniz eksik.Kac kisiye iskence ettiniz,.hemde zorla ailelerinden kopardiginiz cocuklar.Cik karsima bir sitede kozlarimizi paylasalim Aysel hanim.Bu öyle zavalli köylü kizlarina iskence yapmaya benzemez.Yediginiz kaba sictiniz,kürtle re en büyük kötülügü siz yaptiniz.Yoksa Qer daginda kücük kiza iskence yapmayidami Apo sizi zorladi.Apo dan daha asagiliksiniz belki.Sizi ben Kürt ülkücüleri diye anmisimdir hep.Hepiniz kücük bir Aposunuz.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için