İradenize sahip çıkın!
Aysel Çürükkaya / 2011 Seçimleri galibi galiba Kürtlerdir. Bu defa gösterdikleri milli dayanışmadan dolayı herkesi kutluyorum. Umut ediyorum ki; sarf ettikleri bütün bu emekler ve çabalar bir sonuca dönüşür. Beklentim bu yönlüdür. Seçtikleri milletvekilleri irade sahibi olur, Kürt halkının leyhine olan bir çabanın içine gireler.
Bu güne kadar çözüm için gösterilen yollardan istenen yere varılmadığı ortaya çıkmıştır. Halkın iradesi olarak gösterilen odakların, sorunun çözümünde yeterli olmadıkları da anlaşılmıştır. Bu seçimde halkın oylarıyla seçilen Gültan Kışınak, Leyla Zana, Ayla Akad, Pervin Buldan ve diğer bayan arkadaşlarıma, Babası Diyarbakır zindanında yaşamını yitirmiş Altan Tan’ a, Ape Ahmet, Ape Şerafettin ve milletvekili olarak seçilenlere sesleniyorum.
Halkımız sizleri oyları ile seçti. "Siz bizleri temsil edin, bizim geleceğimizle ilgili kararlar verin, Lütfen artık bir irade olun!" dedi: Ben durumu böyle okuyorum.
Görüyorsunuz ki Kürdistanda her an milyonlar ayaktadır. Halkımız tarihinde ender rastlanan fedekârlıklar sergilemektedir. Ama doğru dürüst bir karar mekanizması oluşturamamaktadır. Bu büyük bir handikaptır. Halkımız bir vücudun gövdesini oluşturmuştur, ama bu vücuda uygun bir baş oluşamıştır.
Belediye seçimleri döneminde halkımız tarafından çok sayıda belediye başkanı seçilmiştir. Yine bu son seçimde 36 Milletvekili seçildi. Bu seçilmişlerin Kürdistanlı başka güçleri, yani İslami kesimin temsilcileri, alevi kesimin temsilcileri, kanat önderleri, bütün Kürt politik partileri Kürdistan davasına emek vermiş, bütün kesimleri bir araya getirerek ulusal bir irade oluşturmaları kaçınılmaz bir görev olarak görüyorum.
Bunun için hangi odaklar ve güçler ikna edilmesi gerekiyorsa, ikna edilmelidir. Bana göre ilk ikna edilmesi gerekenler, dağda olan gerillalardır. Bende Uzun süre dağda kaldığım için oradaki arkadaşlarıma sesleniyorum: Arkadaşlar, siz çok çaba sarf etiniz, çok acı çektiniz, çok büyük mücadeleler verdiniz. İnanıyorum ki büyük bir çoğunluğunuz Ülkemizin kurtuluşu için dağa çıktı. Ama sizler adına karar verenler çok yanlış politikalar uyguladılar, bunun sonucu olarak karşı olduklarınızla el ele vererek sizi “terörist” olarak damgalattılar.
Bizler Kürt halkının kendi kaderi üzerinde söz sahibi olması için bu acılara katlandık. O halde Kürt halkının kendi iradesini oluşturması için onlara yardımcı olun ve oluşan İradeyi önce siz meşru görün.
Bizim ulus olarak gelip tıkandığımız nokta, "iradesizliktir". Bu günden sonra bunu aşalım, buna engel olanları görelim ve onlara karşı koyalım.
Kürdistan daki seçimlerle ilgili görüşlerimi kısaca izah edersem, Diyarbakır, Hakkari, hattında her zaman olduğu gibi blok fazladan oy aldı. Malatya’ dan Karsa kadarki hatta ise yine zayıf oy aldı. Türkiye de büyük bir Kürt nufusu olmasına rağmen, Türk soluyla ittifakla birlikte seçilen adaylar parmakla sayılacak kadardır. Desim’ e gelince, böyle bir sonucun çıkacağını tahmin ediyordum. Zira bu durum tahlil edilmeye değerdir.
Ben sadece üzerinde düşünülmesi gerekenleri burada yazmakla yetineceğim. CHP 1938 de yetmiş bin insanımızı vahşice mağaralarda katletmiştir. Dikkat ediniz bu dönemde Türkiyede sadece bir tek parti vardır, o da CHP dir. Bu partinin ve bu partinin yönettiği devletin Başkanı da Kemal'dir.
Yetmiş üç yıl sonra CHP nin başına Dersim’de doğmuş bir Kemal getiriliyordu. Bu Kemal, 1938 Dersim Katliamı için “devrimin gerekleri yerine getirilmiştir” diyordu. Kendisinin Kürt olduğunu kabul etmiyordu. Alevi kimliğine de sahip çıkmıyordu. İşte bu günkü Dersimliler bu CHP ye oy veriyordu. Bu da beni üzüyordu. Bu tavırda Seyit Rızanın torunlarına yakışmıyordu.


