GÜNEŞ ZAGROSLARDA KUTSANDI
Benisa Erdem /İnsanlar her şeyden önce ortaya çıktıkları toplumsal ve kültürel ortamın ürünüdürler.
Bu nedenle insanlığın uygarlığa geçmesiyle birlikte ortaya çıkan mitolojiler de , o dönemin üretim ilişkileri ,gelenek ve görenek ,inanç gibi kültürel yapılanmasıyla ilgilidir .
Bu nedenle uygarlığın gelişimini ve mitolojileri tanrı ve tanrıçalarla, krallar arasındaki efsanevi olaylar birde, efsanevi kahramanlara ait öyküler oluşturur.Kürt mitolojisinde kürt kralı nemrut ile H.z İbrahim efsanesi, Nuh tufanı, Gılgamış, Demirci Kawa gibi mitoslarla ilgili anlatılar bulunur.
Batılı bir çok araştırmacı ve yazar tarafından yazılmış olan eserlerde tarihin ekonomik, sosyal ve siyasi gelişmelerin, insanlığın ilk yerleşim yeri olan Mezopotamya' da temellerin atıldığı ve sonraları çevre halklara giderek dünyaya yayıldığıdır. Kürt halkının öncüleri Guti 'lerin bugünkü torunları kürtler,
atalarından aldığı güneş sevgisi ve mitolojide çok önemli yer tutan tufan efsanesi de cudi dağında noktalanırken
Mezopotamya'ya yerleşmiş huriler, kültür ve sanat etkinliklerini anadolu toplumuna ,
özellikle Mitanilerin Anadolu'yu Mezopotamya ülkesine bağlayan uygarlık alışverişinde inanç kaynaşmalarında aracılık ederlerdi. Gutiler ve onların devamı olan huriler, mitaniler, urartular, medler bu çabanın yaratıcalarıdır.
Çok eski çağlarda insanları yok etmek amacı ile tanrı tarafından büyük bir tufan yapıldığı hikayesinin yalnız kutsal kitap Tevrat' ta yazılı olduğu bilinirdi ancak geçen yüzyıl içinde yapılan kazılarda çıkan Asur kralı Asurbanipal' ın kütüphanesi içinde bir tablette de aynı hikaye okununca büyük bir şaşkınlık yaşanmış ve bu inanç kökünden sarsılmıştır.Gılgamış destanının son kısmını oluşturan bu hikaye ölümsüzlüğü arayan Gılgamış' a tufandan kurtulup tanrılar tarafından ölümsüzlük verilen Utnapiştim ( Nuh) tarafından anlatılmıştır. Bu araştırmaların en heyecan uyandıran sonuçları Filistin' de değil , Mezopotamyadaki kazılardan gelmiş olmasıdır. (Muazzez İlmiye Çığ)
Ünlü araştırmacı tarihçi B.Hrozny' nin bilgilendirdiği kadarıyla, Yukarı Mezopotamya' dan Hindistan'a daha çok tanrı ve tanrıçalar ihraç edildi. Yunanistan'da dahil Anadolu'yu etkileyen Yukarı Mezopotomya uygarlığıdır. Araştırmalar ilerledikçe anadolu uygarlıkların tümünde ve özellikle Hititler' de varolduğu saptanan mitos ve ritusların çoğunun yukarı mezopotamya halklarından hurilere ait inançlardan ve bu inançlara bağlı efsanelerden oluştuğu anlaşılıyor.
Babil mitolojisinde belirtildiği gibi ilk yaratılan insanın isminin "Lulu" olduğu belirtilir. Bu isim geçmişten beri zagroz dağlarının orta kesiminde yaşamakta olan ve dünyanın en eski devletini "Kammasi" adlı krallarının egemenliği altında kuran bir kürt aşiretinin adıdır. Gılgamışın atası ve Tufan' ın baş aktörü Sümerli Zisudra' nın , Babili karşıtı Utnapiştim ( Nuh) efsanelerde Nuh peygamber kral olarak geçer.
Mitolojide önemli yer tutan ay tanrısı Sin, Fırat üzerinde dolaştığında bu nehrin suya doyduğu yazılmıştır. Yazıtlarda Harran' da Sin' in yeryüzündeki vatanıydı. Fırat ve Harranı, Sin seçmişti kendisine .Bilindiği gibi Sin' in ünlü mabedinin kalıntılarıda Harran ovasında bulunmuştur. Ahdi Atik' in cennetinin van gölü kıyısındaki Aden' de yer alması bu cenneten çıkan iki ırmağın Dicle ve Fırat oluşu, Babil' deki kuleden dört kartalın kanatları ile gökyüzüne çıkıp efsanevi kürt kralı nemrutun tanrıyla savaşması insanlık tarihinin bu yörelerde Mezopotamya' da başladığının açık bir şekilde kanıtlar.
( Kürtler' de su ve ateşin kutsalığı)
Ateş kültü, Kürt mitolojisinin ürünü olarak görüldüğü gibi, kendinden sonraki inanç sistemlerini fazlası ile etkiler.
Nevroz efsanesinin de, Avesta ile çok sıkı bir ilişkisi vardır. Bunun yanı sıra Newroz'un en önemli figürü olan ateş dinlerin önemli bir bölümün de kutsaldır. Zerdüşt dininde ateş iyinin koruyucusu ve bağımsızlıktır; aynı zamanda Kava'nın ateşi bizi ister istemez Dehak'a karşı kazanılan zaferin, ateşi yakılarak mitolojide tanrısal varlık arasında bir bağ olduğunu kanıtlar. Mezopotamya' da çok önemli uygarlıklar kuran Sümerler tarafından 21 Mart'a anlam yüklenerek, baharda festival boyunca tabiatın yeniden canlanışı şerefine büyük ayinler, törenler organize edilir. Bereket tanrısının her yıl dünyayı canlandırma ve yeniden doğuşu nedeniyle kutlamalarda bulunulur.ıÜüıÜü
Sulara saygı gösterme ve kutsallık verme geleneği Gutiler'den başlayarak, tüm Kürt toplumlarından, aralıksız günümüze dek sürmüştür.Babil' de Hamurabi' nin çıkardığı yasayla, "Şayet bir kimse, diğer bir kişiyi kötülemiş olurda, savını kanıtlayamasa, aleyhine suç isnat edilen kimse fırat nehrine gitmeli ve sulara dalmalıdır. Eğer nehir onu alırsa, dava eden o kişinin evini alabilir. Ama Fırat o kimseyi suçsuz olarak gösterir, sağ bırakırsa, kötülük isnat eden ölmeli nehre dalmış olan kimse kendisini kötüleyen kimsenin evini almalıdır."
Kürt uygarlığında akan suyu kutsamak ve kurban sunma geleneği günümüzde de devam etmektedir. Kırsal kesimde yaşayan kürtler de hala su içerken yere çömelinir ve sağ elle baş tutularak saygılarını göstererek sürdürüler.
Ancak Yukarı Mezopotomya' da çok tanrılı dinler döneminde tanrı kral insan ve doğa ilişkilerine mekan olmakla birlikte bilimin ve uygarlığın ana merkezi olmuşsa da, insanlığın tarihine ışık tutacak bir çok bilinmeyen aydınlatılacak olan bulgular ve tarihi sitelerin sular altında bırakılması, felaketinin yanı sıra kürtlerin ataları ile bilgiler de, bazı araştırmacı yazarlar ve tarihçiler tarafından tahrif edilmektedir.ıÜü
Geçmiş efsanelerin mistik ve felsefe tadında olmasının bir nedeni de, yöre halkının uygarlıktan bu güne mitolojik kültürüne ve inancına sıkı sıkıya bağımlı oluşunun önemi büyüktür fakat bugüne kadar nelerin kendisine ait olduğunu bilmeden de yaşamıştır.
Bu büyük mirasın köklülüğüne rağmen ,zenginliğinin farkında olmadan yaşaması varolan hazinelerin bir çoğunun yitip gitmesine de neden olmuştur.
Bu durumda Kürt mitolojisinin tarihinin berraklaşması, Sümerler' in kökenini ve Mezopotamya' ya ne zaman ve nasıl geldikleri üzerine soruların yanıt bulmasındadır.


