HER YOLUN BİR ADABI VARDIR

duygu_yogunluguBenisa Erdem /"Gel bakalım ateşle nasıl oynanır göstereyim.
Gör bakalım ateş mi seni yakar,sen mi ateşi?"

 Dünya ekonomik krizle boğuşurken Türkiye ekonomik kiriz i, es geçireceğiz diyor. Fakat canımızı acıtan, iki önemli krize de, aciz kalıyor.

Birinci kriz, Kürt sorunu
Nevroz'dan bu yana ara vermeden devam eden olaylar gözlerin yeniden Kürt meselesine çevrilmesine yol açtı ama devlet bu meseleyi doğru okumamakta kararlı...
Anayasal düzenleme, başka temel sorunlarımız gibi, bu büyük sorunumuzu da kendi başına çözemez gibi geliyor. Bu durumda PKK, silahlı eylemlerini yaygınlaştırarak sürdürüyor. Uçakların sınır ötesini hemen her gece bombaladıkları, komutanların da sınıra yığıldıkları bu dönemde, süreç bir aşüre kazanında kaynayan bulamaç gibi her şey iç içe ....Ne varki,
Kürt sorunu Türkiye deki, demokratikleşmenin kilit sorunu olma önceliğini, hep taşıyacak gibi görünüyor.

İkinci kriz ise, Günden güne artarak devam eden kadın cinayetleri...
Erkekler kadınlara savaş açmış gibi, saldırıyorlar.
Neredeyse kanıksadığımız bu durum iç savaşı andırıyor...

 

Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olduğumuz söylenirken, aile içi şiddetin ve kadın çaresizliğinin altında ekonomik sıkıntıların olduğu, göz ardı ediliyor...

Özellikle eşitliği savunduğumuz şu yıllarda, ülkemizde giderek daha da zorlaşıyor.. Son günlerde ardı arkası kesilmeyen 'kadın cinayetlerinin sıradanlaşması belki de en korkutucu olanı...
''Namus cinayetine kurban edildi'', ''Abisi tarafından öldürüldü'', ''Koca cinayeti, 6 aylık bebeği annesiz bıraktı'' gibi başlıklarla gündeme gelen kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet, bu konuda en kısa zamanda yeni düzenlemeler yapılması için ilgili birimleri ve sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdiği yazılıp çizilse de, kadın vahşetinde bir gerileme saptanmadı.
."Madem hamı pişiremiyorsunuz.
Bari pişmişi ham etmeyin"
Sadece son bir haftada basına yansıyan kadın cinayetlerine bakın... Yemek pişirmedi diye, ayrılmaya kalktı diye, boşanma davası açtı diye öldürülüyor kadınlar.
Pompalı silahlarla, onlarca bıçak darbesiyle, bazen baltayla, çekiçle...
Akıl almaz bir vahşet ve gözü dönmüşlük. Bazen de planlanarak, serinkanlılıkla...
Kadınlar niye öldürülüyor?
Aile içi şiddet suçlarının %90'ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturmaktayken, bu suçları işleyenler yine o kadınların kocaları babaları, eski kocaları ve ağabeyleridir.
Sevdiği kadının canını alırken, sadece kendinin değil, ailesinin ve çocuklarının hayatını karartmayı nasıl göze alıyor? Nasıl bir tahakküm kurma çabasında ve neden?
"İnsanlar maşuk aramıyor,bencil duygularına köle arıyor.
Köle buluyor ama aşkı bulamıyor"
Neden çok ama, ben nedenlerden birine geçen gün tesadüfen , şahit oldum .
Çalılıkların içinde beş veya altı yaşlarında olan ,iki kız çocuğu evcilik oynarken yanlarından geçiyordum ve bir ara durup kulak misafiri oldum.
kadın ve erkeği canlandırdıkları karşılıklı konuşmalarını olduğu gibi aktarıyorum.
Erkek rolünde olan kız çocuk ,sert bir ifadeyle konuşuyor.
Benden sonra bu eve geç gelmek yok, tamam mı... bir daha görmeyeceğim, söz mü...
Kadın rolünde olan kız çocuğu ,ezik bir şekilde cevap veriyor
-Söz
- kapıyı sen bana açacaksın, söz mü
-söz
-Dışarı benden izinsiz çıkmayacaksın söz mü
-Söz
-Temizlik yapacaksın ,yemek yapacaksın, beni bekleyeceksin. söz mü
-Söz
-Para harcamayacaksın söz mü
-söz
-Ben ne dersem o olacak söz mü
-Söz
Bu şekilde konuşmalar devam ederken ben de sarsılmış bir şekilde yoluma devam ettim ve kadın sorununu daha uzun yıllar devam edeceğini düşündüm.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle