Bir Kadın Bir Portre

 

Foto-raf0058

Benisa Erdem / Bir kadın bir portre adlı çalışmam Kürt kadınını anlatan bir projedir. Mitolojilerde tanrıların kadın ve erkek olması, bize kadının toplum içindeki statüsü konusunda önemli ip ucu vermektedir. O dönem Demeter, Afrıdit, Pyske, Atena, İsis, Hera, Arura, İştar, gibi bir çok kadın tanrıça bu uygarlıkta yer alırlar. O dönemden bu güne kadın, doğurganlığından ve insan soyunu devam ettirmesinden dolayı bereket tanrıçaları olarak kutsal sayılmışlar. Bu çalışmada da görüleceği gibi toplumsal modeller ve kadın erkek ilişkileri kuşkusuz bir bütün olarak Kürtler içinde geçerlidir. 

Ben bu çalışmamı emekçi   Kürt kadınlarından,  yaşama ve Kürt mücadelesine adım atmış kişilerden  seçmeyi uygun gördüm.

 

Röportaj için İlk olarak seçtiğim kişi,  sevdiğim, değer verdiğim, cana yakın ışığıyla gönlümü aydınlatan   Çarçıra kitapevini eşiyle birlikte zorluklara göğüs gererek ayakta tutmaya çalışan   Vecide Karagöz dür.

Kendisiyle yaptığım bu sıcak sohbet dışında, aramıza daha sonra katılan ve bu mekana sık uğrayan İsmail Beşikçi hoca  ve Fettah karagöz e sohbetimize kattıkları renk için teşekkürlerimi buradan iletiyorum …

-Sevgili Vecide Karagöz, kendini tanıtmanı istesem nasıl tanıtırsın?


-Muş ,Varto ,Yukarı Alagöz köyünde doğup büyüdüm . O dönem üniversite de öğrenci

Foto-raf0063 olan eşim Fettah karagözle  19 yaşımda, severek evlendim ve Eşimin okulu nedeniyle Eskişehir e yerleştik. Eşim öğrencilik yıllarında siyasi populeretesi  yüksek olan biriydi. 12 eylül sonrası  herkesin saflarının net olduğu bir dönemdi. Eskişehir’de olmak, Kürtleri bir araya toparlamak kolay değildi. Biz aile olarak tüm fraksyonlara eşit yakınlıklar kuran bireyler olmuştuk.  Kürtler içerisinde toparlayıcı bir  misyon üstlenmiştik. Zaten o dönem taraf olmak artık bir önem arz etmiyordu. Eskişehir cezaevinde her fraksyondan ( kava,rızgari, pkk ) üst düzey kadrolarının bir arada olduğu yıllarda, ben eşimle birlikte  hep ziyarete gittim ve bu gidişler bana çok şey öğretti. Kısacası  benim için siyaset o dönem başladı diyebilirim…

Bir süre sonra  ırkçı, faşist tepkilerle  karşılaşınca tekrar Varto' ya dönmek zorunda kalmıştık ve  eşimin kaçak duruma düşmesi sebebiyle bu seferde Vartodan ayrılıp Kayseri de zorunlu sürgün hayatımız başladı. Çok sıkıntılı bir süreçten sonra, Ankara' ya yerleştik. Ankara benim içim siyasi yaşamımda bir dönüm noktası oldu . İlk beş yılımı iki oğlumla, eşim olmadan, zorlu, sıkıntılı geçirdim.


2002 yılında legal siyasi hayata  geçtiğimizde, eşimle birlikte siyasete  tekrar adım atmamız, Hak par partisinde kurucu üyelikle başladı.

Eşim başkanlık kurulunda iki dönem genel başkanlık  yardımcılığı görevini üstlenirken, ben Ankara il örgütü kadın kolları başkanlığını yapıyordum.

Ayrıca o dönemde Ankara' da liberal düşünce derneği adında bir kurs açılmıştı.

Her yerde olduğu gibi eşimle birlikte bu kursa da, yazıldım. Prf. Dr Atilla Yayla bizim ders hocamızdı .Başka hocalarda ders alırlardı ama, ben bu hocamdan çok şey öğrendim. Bir gün Atilla Yayla hocam, bize bir kitap verdi .George oriwel'  in eseri olan “Hayvanlar çiftiliği“ kitabını okumamızı ve bu kitaptan ne anladığımızı anlatmamızı  istemişti. Kursiyerler arasında İranlı, Iraklı, Rus öğrencilerde vardı.

O gün çok garip bir durum olmuştu, o nedenle paylaşmak istiyorum. Kitabı okumuştuk ve ne anladığımızı anlatmaya hazırlandık…


Rus olan öğrenci Stalin rejimini anladığını söyledi. Irak lı olan, Saddam' ı, Baas rejimini, İranlı olan Hümeyni ‘yi ben ise, pkk yı anladığımı söylemiştim.

Bu kurs bir yıl kadar sürdü. Bu arada iki oğlumu da büyütmüştüm. Oğularımdan söz etmem gerekirse, Rozan şimdi Fransa da okuyor.  Adar Ank. Ünv. Mühendislikte iki oğlumda Metropollerde doğup büyüdü ama hiç asilimasyon ruhuyla tanıştırmadım onları. Teori ve pratikte te de, tam Kürt çocukları olarak yetiştiler .Daha sonrada ,

Kürtlere ve  Kürt mücadelesine  olan inancım nedeniyle 2004 te Çarçıra kitapevini açtık.


Neden Çarçıra  adı dersen, bizim ve bütün Kürtlerin hafızalarında hüzünlü bir yeri vardır.

Biliyorsun 1946 Sovyetler birliği desteği ile kurulan sonrasında, desteğin çekilmesiyle yıkılan Mahabat Kürt Cumhuhuriyeti, liderinin çarçıra meydanında asılması  ile son bulmuştu.


Foto-raf0062-       Çar çıra kitapevini  hangi beklentiyle kurdunuz , ayrıca hangi zorluklarla karşılaştınız?

 

-         Yasal anlamda bir zorlukla karşılaşmadık sonuçta bir kitapevi açtık ama, taraf olmadığımız için ne yazık ki istediğimiz Kürt okuyucu kitlesine ulaşamadık .

Ayrıca, sadece bir kitap evi olarak açmayı düşünmedik. Bir Kürt kültür evi olarak hizmet vermeye çalışıyoruz .Bu arada bizim en büyük kazancımız, bizi de geliştiren, Kürt aydın, yazar, siyasetçi ve entellektüelerin bir arada toplandığı, sohbet ve tartışılan bir mekan  olarak tanınmış olmasıdır. Toplumsal felsefi edebi alanlarda Kürt gençlere yardımcı ve destek olmak bize de heyecan veriyor.

Çünkü benim inandığım tek şey, tarihini bilmeyen geleceği kuramaz felsefesidir. O nedenle  şimdiki gençlere verdiğimiz  bu desteğin  çok gerekli olduğuna inanıyorum.


-Kitapevine  ekonomik destek alıyormusunuz veya  nasıl ayakta tutuyorsunuz sonuçta kitap ticareti zor .


-Hayır hiçbir yerden destek almıyoruz, bizim kendi birikim ve çabamızla ayakta kalıyor. Amacımızda uzun yıllar yaşatabilmek umarım …

-         Çar çıra kitapevini sadece Kürtler ait bir yer olarak görebilirmiyiz.

-         Evet sadece Kürtlere açık bir yer. Bu arada  belirtmeliyim ki, Kürtlerin bellekleri çok silik. Her örgüt tarihi kendisiyle başlatıyor. Oysaki iki yüz yıllık bir mücadele tarihimiz var. 1925 Azadi Kürt hareketi lideri Cibranlı Halit bey. benimde  dedemdir. Azadi hareketi bir pravakosyonla  başladı, Kürtler katledildi Cibranlı halit bey idam edilerek bitti .Gerçi o tarihle ilgili tüm araştırmalarımıza rağmen çok bir bilgi sahibi değiliz.

 -         Anladığım kadarı ile o aileye mensup olman sana da bir misyon yüklemiş.

-         Kuşkusuz  Cibranlı Halit bey’in Kürt liderliğine yakışır bir sözü var .,İdamdan bir gün önce söylediği sözü şöyleydi “bizi öldürebilirsiniz ama Mezopotamya halkı ve torunlarımız bu davayı devam ettirecektir “

O nedenle o misyonu herkes gibi bende taşıyorum.

 -         Burada sadece Kürt yazarların kitaplarınamı  yer veriyorsunuz…

 -         Evet sadece Kürt yazarların ve Kürtler hakkında yazılan tüm kitaplara yer veriyoruz, satıyoruz. Daha öncede söz etmiştim. Okuma oranıyla ilgili şunu belirtmem gerekir ki;  gençlerimiz kitap okumuyor.Yaş ortalaması vermem gerekirse,45 yaş altı çok az okurumuz var .

 -         Kürt kadın portresi çiz desem neler söyleyebilirsin?

 -         Açıkçası Kürt kadınlarının politik mücadelesinde çok ciddi sıkıntıları var .Çünkü bana göre bir Kürt kadını siyaseti, anneliği ve eş olmayı rahatlıkla yapabilir. Ne yazık ki buna çevremde pek rastlayamadım, sanki annelik ve eş olmak, siyasetin dışındaymış gibi bir algı var. 

 -         Kendini diğer Kürt kadınlarından daha şanslı görebiliyormusun?

 -         Evet evlendiğim ilk günden bu güne 25 yıllık  siyasi, sosyal, ailesel birliktelikleri beraber yaşadım . Kürt kadının en büyük sıkıntısı  erkeğinin bilinen dayatmalarının kadın üzerindeki etkisidir. Ben bu  dayatmalardan uzak olduğum için, kendimi  şanslı hissediyorum.

 -         Bu günkü politik bakış açın ve gündemi değerlendirmen gerekirse neler söyleyebilirsin?

 -         Kürt milli bakış açımın her şeyden üstün olduğuna bilmenizi isterim ve gereklerin yerine getirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ayrıca ideolojik bakış açıların 21. Yüz yılda  bize artık fayda getirmeyeceğine inanmıyorum . .

-         İdolünü  sorsam kimi söyleyebilirsin?

 -         Bu soruya net bir cevabım yok. Umarım bir gün bu soruna cevap verebilirim.

-         Günümüzdeki Kürt kadınından  beklentin, düşüncen?

 -         Öncelikle şunu söyleyeyim. Kürt kadını kendi evine, çocuklarına, eşine gösterdiği özeni, duyarlılığı Kürt davasına da ,aynı samimiyetle yaklaşmalıdır. Kürt kadını evine, eşine, çevresine karşı ne kadar  samimi olursa davasına da samimi olacağına inanıyorum.

 -         BDP dışındaki Kürt partilerin ve Hak Par ın tabandan ve mücadeleden kopuk oluşunu nasıl değerlendiriyorsun?

 Kürtler' in bazen çok ciddi ideolojik saplantıları var. Bu bizde ki siyasi anlayışın tersine olan bir olgu. Çünkü doğru kabul ettiğimiz Kürt milli bakış açısı olmalı .Bundan dolayı Kürt siyasetinden son dönemde uzak duruyorum

-         Hepimizi derinden üzen Van depremini ve  ilk günlerinde  yaşadığımız faşizan ve ırkçı tepkileri nasıl değerlendirirsiniz?

 -         Bu güne kadar Kürtlerle ilgili o kadar çok, yalan yanlış şeyler basın yoluyla yazılıp çizildi ki, insanları  o kadar  çok yönlendirdilerki, bu gibi acı durumlarda, bir çok kimsenin insanlık dışı söylemlerine ve eylemlerine bir çok kez tanık olduk .  Elbette ki bu saldırıları çok aşağılayıcı buldum. Ama son günlerde, bir sağ duyuya da tanık olduğumuzu ve devlet politikası olarak gördüğümü belirtmeliyim. Ayrıca devletin Van depremi  vesilesiyle Kürtlerle ilişkileri sağduyulu bir zemine oturtma çabasını da olumlu buluyorum.

-         Son çıkan yayınlar, kitaplar hakkındaki düşüncen?

 -         Son zamanlarda hem Kürt yazar hem de yabancı yazarların çıkan kitaplarını daha reel yayınlar olarak değerlendirebilirim.

 -          Bir Kürt aydın kadını olarak  bir günün  nasıl geçiyor?

 -         Kitap okumayı çok seviyorum. Bu konuda da kendimi şanslı hissediyorum. Zamanımın bir kısmı kitapevi  ve ev işi arasında geçiyor. Ayrıca zaman buldukça toplantı ve konferanslara katılarak geçiriyorum.

 -         Çok iyi Kürtçe konuştuğun için Şeş tv den, yayınlarına konuk olarak davet aldığını biliyorum neden hiç katılmadın hep redettin?

 -         Evet doğrudur benim iyi Kürtçe konuşmam maharet değil, sorumluluğun gereğidir .Sonuçta anadilimdir. TRT Şeş e gelince, ben kürdi düşünen bir insanım ve bu şekilde yetiştirildim. Olanın dışına çıkamam . Onların yayın anlayışı, bu gün için bana ters geliyor. Şeş tv. Ye genel bakışım kötü olmamakla birlikte daha iyi olabilirdi  diyorum. Bana göre 90 yıllık Kürt dilini yasaklayan zihniyet yasal alt yapıyı kurmadan ,kürtçe  yayın yapan bir tv kurarak kendi inkar politikalarının fiyasko olduğunu ispatladı. Devlet eliyle kürtçe yayın yapılması insanlarda şu imajı yarattı: Devlet 90 yıldır bize yalan söylemiş. Ayrıca

bu Kürtlere bir lutuf  değildir. Ama fayadalı bir oluşumdur diye yaklaşıyorum.

 -         Seninle çok güzel bir sohbet yaptığımı düşünüyorum bunun için sana teşekkür ediyorum. İzninle  Yanımızda olmalarından mutluluk duyduğum, İsmail Beşikçi hocam ve Eşin Fetttah karagöz e seni nasıl gördükleri ile ilgili birer soruyla bu yazımı noktalamak istiyorum.

 -         Bende  bir Kürt yazar ve kadını olarak  sana başarılar diliyorum, teşekkür ediyorum.

Foto-raf0057

-         Sevgili hocam Vecide ile  çok zaman geçirdiğinizi  ve onu sevdiğinizi biliyorum .Kısaca onu sizden dinleyelim dersem neler söylersiniz.

 -         Vecide evine ,eşine, çocuklarına gösterdiği duyarlılığı Kürt siyasetinede gösterdiğini görüyorum ve  mutlu oluyorum. Kitap evinde kendisinin okuyucuya yaklaşımını samimiyetini önemsiyorum. Kitap tanıtımını  çok iyi yapıyor. Ayrıca sevecenliği ile kitap evine kattığı sıcaklığı takdir ediyorum.

Unutmadan belirteyim yazılarımı çok iyi inceler ve eleştirmekten geri kalmaz.

-         Fettah karagöz , eşini vecide’yi anlat demeden önce birbirinize olan bağlılığınız ve özverinizi çok güzel gördüğümü belirtmek istiyorum .

 -         Vecide benim için bir eş bir anne olmakla birlikte acılarıma, mücadeleme hem siyasi, hem de ekonomik olarak sürekli destek olan biridir ve savaşımımda bana destek olan, cesaretlendiren bir yapıya sahiptir. Bundan dolayıdır ki  Çar çıra kitapevinin  yüzde 60 onun omuzları üzerinde olduğu  söyleyebilirim. Vecide yüreğiyle , varlığı ile  benim için  çok güzel bir kadındır. Benim eşim olması beni her zaman mutlu etmiştir .

 Su gibi akıp giden bu sohbet te, konuğumun bir pınar gibi parlayarak ve arada  yaşamından dersler çıkararak, kendimi mutlu hissettim. Bir hayat bir öyküdür teziyle yola çıkarak ,bir sonraki sohbette görüşmek dileği ile….

 

BENİSA Erdem

Yorum ekle