Duymak istemeyen kadar sağır, görmek istemeyen kadar kör (2)
Çetin Güngör /Bence sizler bu nokta da yanıldınız.
O dapdaracık aklınızla tarihi yanıltacağınızı sandınız.
Kişi istediği rüyayı görmekte ve istediği gibi yorumlamakta özgürdür.
“Karşında ayna, çal çal oyna”.
Ama inandığınız rüyaya başkalarının da inanmasını ve aynanın karşısında oynamasını istersiniz, bakiniz bu olmaz işte.
Sizler PKK'lileri uyutmakla (şimdilik) diğer devrimci gurupları ve tarihi de uyutabileceğinizi umdunuz. Bu durumda ne kadar büyük bir gaf içinde olduğunuzun farkında bile değilsiniz.
İşte bu anlamda Kürdistan tarihinin sayflarından birkaçını kapsayacak olan ve PKK açısından hiçte olumlu puan sayilmayan üzücü bir olayi geçtiğimiz günlerde hep beraber yaşadık. Aslında olayla ilişkin söylenmesi gereken ve söylemem gereken çok sey var. Fakat olay okadar çarpıcı ve berrak ki bana söylenecek fazla sey de bırakmıyor. Bunun için az konuşmak, yargiyi o saşmaz mihenke, tarihe birakmak istiyorum.
Ayrica dileğim o durki, sizin islediğiniz ama ceremesini bana çektirdiğiniz adaletsizliğinizi kismen de olsa kendi kendinize kavramanızdır. Kürdistan da kişiler yapısal özelliklerinden ötürü bilimsel düşünceye çekilmekten zorluk çıkarmaktadırlar. Bu nedenle sizleri ikna edebilmenin ne denli zor olduğunu bilen biri olarak tarihinize ve genel tarihe bakın demekten başka sağlam yol göremiyorum.
Duymak istemeyen kadar sağır, görmek istemeyen kadar kör olanların aklını başına tarih bile getiremezse “biçare” Semir nasıl getirsin!
Sizlerde bilirsiniz ki, devrimci yaşamım oldukça hareketli geçti. Hemen her şehirde ve çeşitli kademlerde görevlerde bulundum. Bu çalışma sürem içinde farklı anlayışlara sahip bireylerle temasım oldu. Hepsi de şu veye bu oranda beni sıkıştırmış ve terletmişlerdi.
Aşırı derecede idealist ve aynı zamanda sevdiğim bir arkadaşıma materyalizmi benimsetmek benim için oldukça zor olmuştu. Sanıyordum ki daha zoru ve kötüsü yoktur. Meğer yanılmışım. Beterin beteri varmış. “O balıktır ki, derya içinde deryayı bilmez” misali bende yıllarca içiniz de olmama rağmen, bu gerçeği ancak sizlerle sorunumuz çıkınca anladım.
Geçte olsa “jeton düştü”.
Önemli olan da bu.
"Şu anda PKK'de doğmatik tehlikenin ne denli tehlikeli olduğunu ve bu örgütün anti-demokratik yapısı aşılmadığı taktirde uzun vade de başarısızlığın mutlak olacağını daha iyi anladım." Bütün bunlara rağmen, bu bağlamda, sizleri ikna edebilmenin bütün zorluklarını bildiğim halde yine de olumlu girişimlerimi sürdürmek, PKK'yi doğru devrimci ilişkiler kapsamında problemimizi yeniden ele almak taraftarıyım.
PKK'nin bana reva gördüğü muameleyi -saygı ve terbiyem elvermediği için- ben PKK'ye reva görmeyeceğim. PKK hakkındaki düşüncelerim ve eleştirilerim hala ilk günkü şeklini korumaktadır. Farklılık sadece ne kadar haklı olduğum noktasının daha da belirginleşmesinde oldu.
Öyle basit birkaç muamelenin etkisinde kalarak subjektif davranıp tutum değiştireceğim ve sizlerin seviyesine düşeceğimi sanmayınız. Sizdeki niyet ne olursa olsun, ben objektif davranmaktan bir an bile geri kalmayacağım. Sadece katılığınız ve sertliğiniz arttığı ölçüde, benim de bazı önlemler alacağımı hatırlatmayı yeterli görüyorum
Görünüşe bakılırsa PKK örgüt, ben ise kişiyim.
Yanliz görüntü sizi yanıltmasın.
Her güçlünün, kuvvetli, her zayıfında güçlü tarafları vardır.
Birçok durumda PKK'yi mahkum etmek benim için kolaydır.
Şimdiye kadar kanallar hep tek taraflı çalıştı.
Siz hep konuştunuz, ben ise hep sustum.
Sanmayınız ki Semir'i mahkum edebildiniz.
Daha benim düşüncelerim kitlelere gitmedi.
Eskiden benzer sorunlarla karşılaşıldığında daha tartışma yapılmadan; bir taraftan karalayarak diğer taraftan baskı ve şiddeti arttırak birçok arkadaşı bitirmeyi başardınız.
Benim meselemde aynı mantıkla yaklaşarak basarılı olabileceğinizi sandınız.
Ama bu sefer “kazın ayağı” öyle değil.
İstiyorsanız buyrun meydana!
Yanliz basit (korkak) davranışlara tenezzül etmemek, tutuklamamak ve eşit ortamda mücadele yürütmek şartı ile!
Eğer bu ön koşulları kabul edecek davranış ve eylem bilinciniz varsa, ben hazırım.
Yok kendinize güvenmiyor, bu kadarını yapamıyoruz diyorsanız, o zaman ibret alınması gereken olay olduğunun bilincine varırsanız, bir daha yapmayacağınıza dair devrimci kamuoyuna dürüstçe söz verirseniz (konferansta geçmişe ait özeleştiri verilmesine rağmen görülüyor ki hala aynı hatalara düşüyorsunuz.) şimdilik bu kadarı da benim için kafi sayılır. (Devam edecek)


