ŞAM'IN ŞEKERİ TATLIDIR!...
Dursun Ali Küçük-17.12.2011-
Şam’ın şekeri iyice kıvamına gelmeye başladı ve iştahları kabartıyor. Dün Erdoğan ile kardeş olan ve iyi pozlar veren Beşar Esad şimdi Erdoğan ve ordu için namlunun ucundadır. Mesele Suriye ye insan hakları ve demokrasiyi getirmek değil Türkiye’de Şamın şekerinden epeyce pay almak istiyor.
Dün yıllık YAŞ toplantısı yapıldı. Babakan Erdoğan generallere başkanlık yaptı. Atama ve ordunun terfi vb işleri yanında asıl Suriye konusunu ele aldılar. Savaşa hazırlanmayı, tampon bölge oluşturmayı ve bu konuda varolan ihtiyaçları karşılamak, kısacası hazırlık yapmak için karar aldılar. YAŞ toplantısına katılanları Cumhurbaşkanı yemeğe çağırdı. Toplantılarına sonra devam ederek bilinen savaş kararına vardılar, daha doğrusu gizlice alınan kararın hazırlıklarını ve ihtiyaçlarını karşılamak için kararlara vardılar.
Gerisi ordunun iç düzenlemelerini ilgilendiriyor. Bizi ilgilendiren Suriye ilgili savaş kararı almalarıdır.
Dün kardeştiler, sıfır çözüm için politika yapıyorlardı. Bu gün küresel değişimin bölgedeki düzenlemelerine ortak olmak istiyorlar. Sıfır çözüm dedikleri diktatör kardeşlerinin ipini çekmek için harekete geçiyorlar.
Küresel hegomonik güçler Ortadoğudaki Bahar dan yararlanıyorlar. Halk diktatörleri sallayınca, onlarda bu durumdan yaralanıp son müdahale ile devirmeyi hızlandırıyorlar. Şimdi Türkiye de emperyal bir bölge gücü olarak Suriye’nin bir kesimi veya tamamını işgal etmeye hazırlanıyor. Bir nevi vurucu güç görevini üstleniyor.
“Sıfır çözüm” tutmadı. Buradaki amaç Ortadoğu ülkelerindeki sıcak parayı çekmekti. Türkiye ekonomisinin ayakta kalmasının bir nedeni Arap paralarıydı. Ve buralara yapılan ticaretti.
İsrail Türkiye Filistin için çatmıyor. Bölgede aktör olmak istediği için İran gibi İsrail düşmanlığına oynadı. Arapları kazanmak içindi. Bunu geçmişte Mısır, Suriye ve İran yaptı. Fakat Türkiye bölge gücü olmak istiyor. “Sıfır çözüm” politikalrından yanaydı, yani diktatörlere karışmadan onların pazarı ve sermayesinden yararlanıyorlardı. Ama diktatörler birbir gidince politika değiştirdiler. Paylaşıma aktif katılma ve askeri riskleri üstlenme noktasına kadar geldiler.
TÜRKİYE SURİYE’Yİ İŞGALE HAZIRLANIYOR
YAŞ’ta savaşa hazırlık yapmayı kararlaştırdılar. Peki bu karar nasıl alındı? Hani askeri vesayet kaldırılmıştı ve siviller savaş ve müdahale kararı alıyorlardı? YAŞ toplantısının başında Erdoğan oturuyor. O ve komutanlar resmen savaş kararı alıyorlar. Hazırlık yapılması için ihtiyaçları temine gidiyorlar. Ortada hükümet ve Cumhurbaşkanı yok. Yine derin devlet gibi hareket ettiler. Bu kez derin devletin içinde Erdoğan da yer almaya başladı. Ergenekoncular gittiler yerlerine AKP konlar geldi. Zihniyet ve politika özünde aynı. AKP ve Fettullah ın iyi başlardıkları ise küresel güçlerle birlikte hareket etmektir. Uluslararası sermaye ve küresel ilişkileri göz ardı etmemeleridir.
Suriye de işgal ve müdahaleye küresel güçlerle birlikte girişmek isteyen Türkiye, bu adımlarla Suriye üzerinden Lübnan politikasında etkili olmaya başlayacak. Önemli bir yer kapsadığı için Arap dünyasına açılmanın veya pazara ve arap paralarına ulaşmanın önemli bir saç ayağanı Suriye oluşturuyor.
Zaten Suriye muhalefetinin toplantılantılarına Türkiye ev sahipliği yapıyor. Son günlerde Suriye nin balistik füzeleri Türkiyeye doğrulttuğu ve kimyasal başlık taktıkları vb haberler de gösteriyorki işgal etmenin ve müdahalenin ön hazırlığını yapıyorlar. Türkiye medyasındaki haberler ve yazılanlar dikkatle izlenirse “Esadın sonu geldi, bitti” gibisinden haberler yer almaya başladı.
Türkiye Suriye de ne istiyor? İnsan hakları ve baskı altında olan Suriye arap halkını ve Kürtleri, Durzileri, Asuri-Suryanileri ve Ermenileri kurtarmaya mı gidiyor?
Elbetteki hayır. Kürdistan, Ermeni ve Asuri ve hatta arapların sorunlarını Türkiye de çözmeyen ve onların temel haklarını vermeyen Türkiye, Suriye demi bunları yapacak?
İnsana gülerler. Olsun! gidişleri “kurtarma” havası ve propagandası içerecek. Nasıl olsa Esad rejimi katı bir diktatörlük. Kendi Kemalizmini yıkmayanlar, Suriyedeki kemalizmi yıkmaya gidiyorlar. Ne tuhaf değil mi?
Durup kırk kez düşünmek gerekiyor!.....
İŞGAL VE TAMPON BÖLGE KÜRTLERE KARŞI
YAŞ toplantısı sonrası tampon bölge oluştumak kararıda açıklandı. Haberlere kısmen yansıdı. Gerekçe sınırdan geçenleri kontrol altına almak olarak gösterilse de, kazın ayağı farklıdır.
Sınırın güneyinde ve kuzeyinde Kürtler yaşıyor. 1. Dünya savaşıyla parçalanan kürdistan var. Kürtçede buna ser xete bın xete diyorlar. Antep, Urfa ve Mardin’in karşı tarafı parçalanan aileler ve aşiretlerden oluşuyor. Sınırın altı ve üstünde akrabalar, aynı aşiretlerden gelen Kürtler yaşıyor. Esad lar Arap Kemeri ile sınırın altını tıpkı TC deki gibi Araplaştırmak istiyordu. Üstelik sınırın Irak tarafının bir kesimi Kürdistan federasyonuna dayanıyor.
Tampon bölge ile sözü edilen Kürtlerin Türkiye tarafından kontrol edilmesi ve Esad sonrasında Kürtlerin temel haklarına kavuşmasını engellemeyi amaçlıyorlar. Şüphesiz Suriye ateşi kuzeye de yansıyacak. Suriye’de oluşacak bir otonom veya federal Kürt bölgesini Türkiye içine sindiremiyor. İşgale aktif soyunması ve müdahalede aktif rol almasının temel amacı Kürdistan mücadelesini dizginlemektir.
Bir taşla iki kuş vurmaya çalıyor. Kuzeyde ve Türkiye de KCK opetasyonlarını veya Kürdistan siyasitene karşı siyasi ve askeri operasyon sürdürürken, güneydede oluşacak değişim ortamında ve Esadın gidişi ile doğacak boşluğu kendi çoğrafyasında Kürtlerin doldurmasının önüne geçmek istiyorlar.
Tampon bölge hem kuzeyim mücadelesini tasfiye etmek ve konuda uluslarası güçlerden referans almak hemde güneyde Kürtlere karşı yeni arap muhalefetine müdahale etmek istiyorlar. Tabi bunlara temel noktalardan biri olan Şamın şekeri ve arap pazarlarına açılmayı ve payını artırmak istemesini eklersek, tam bir emperyal ve sömürgeci veya yeni Osmanlı kafasıyla hareket ediyorlar.
Tampon bölge Kürdistan ve mücadelesine karşıdır. Tabi evdeki hesap her zaman çarşıya uymaz. Suriye üzerinde rol kapmak isteyen aktörler sadece Türkiye değildir. Müdahale etmede Batı siparişi Türkiye ye vermiştir. Herşey Türkiye nin hesapları gibi gitmez.
KÜRESEL AKTÖRLER DEVREDEDİR
ABD ve AB, özellikle ABD, Fransa, İngiltere, ve dolaylı israil işin içinde olacaktır. Rusya ve Çin pay almak isterler ve sorun çıkarırlar. Özellikle Rusya’ının Suriye açık denizlerine donanmasını göndermesi ve burada askeri üssünü korumak ve paylaşımda yer almak isteği haberlere yansıyor. Akdenizde bu şekilde olmaya çalıyor. Rusya yı devre dışı bırakamayacaklardır ve bir biçimde batı kendisiyle uzlaşır. Rusya da dostlarını kolay terkeden bir ülkedir. Gidecek olan Esad a sonuna kadar yatırım yapamaz.
Esad rejimi ayçiçeği gibidir. Güneş nereyse dönüyorsa oraya bakıyordu. Son dönemlerde neticede onun ipini çekecek Türkiye ile bayağı içli dışlıydı. Kardeş görüntüleri medyadan inmiyordu. Şimdi ise kardeş Erdoğan kardeş Esad ı götürme de aktif rol oynuyor. Dünya siyasetinin çoğu kirlidir. En dost geçinenler çıkarları elde gitmesin diye “kardeşlerini” boğarlar.
2012 DE TÜRKİYE EKONOMİSİ KRİZE GİRİYOR
TC’nin işgal ve müdahalesinin bir amacıda krize girecek ekonomiye yer açmaktır. AKP ve Erdoğan ekonomik vurgularla ayakta kalıyorlar. Ekonomik krizde vurursa işleri kötü olacağa benziyor. Bu açıdan içerdeki iktidarını güçlendirmek için Kıbrısı işgal eden “Karaoğlan” gibi Suriye nin fatihi olmaya ihtiyaç duymaktadır. AKP takke yaptı, kendisine göre değişim dediği herşeyi girişmeden bitirdi. Lafını etti ama unuttu. O halde Erdoğan Suriye girerek fatih olmayı amaçlıyor ve bir sürede işleri böyle götürmek istiyor. Ama öte tarafı ise bataklıktır.CHP nin kötü muhalefetini arkasına alarak yaşamaya çalışırlar. AKP artık durdu ve inişe geçmeye başladı. İnsanları kandırmak ve takke olarak kullandıkları herşey dönüp kendilerini vurmaya başlıyor.
Şamın şekeri tatlıdır ama zehiride vardır. Bakıp göreceğiz.
Devam edecek* Bir sonraki yazımda neler yapılabilir konusunu ele alacağım.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


