BORUCU BAŞBUĞ İLE KİMYASAL NECDET ARASINDA NE FARK VAR?

 

408959 151519791625562 100003026277282 202583 1968577031 nDursun Ali Küçük-9.1.2012-
Eski Genelkurmay başkanı borucu Başbuğ ve  yenisi Kimyasal Necdet Özel arasında ne fark diye hep merak ettim.

Borucu Başbuğ lav silahına “boru” demişti ve elekeçen yaş imzalı darbe planına ise kağıt parçası demişti is demişti.

Borucu Başbuğ sadece hükümet aleyhindeki faaliyetlerden dolayı tutuklandı. Ordunun Kürdistan ve Kürtlere karşı uyguladığı kirli savaş için kimse hesap sormuyor. Ergenekon çete örgütünün büyüttüğü ve beslediği içinde bir sorun yok. Ergenekon ve JİTEM konusunda ve 20.000 i aşkın faili devlet olan siyasi cinayetlerden dolayı hesap sorulmuyor. Geçmişte tutuklanan, serbest bırakılan bütün generallerin sadece hükümete karşı darbe planı içinde olduklarından yargılanıyorlar. Bu çetenin ve ordunun Kürdistandaki kirli savaşı ve ötekilere ve hatta Türk halkına karşı uyguladıkları derin devlet politikaları teşhir edilmiyor.

O halde ne fark kalıyor, Kimyasal Necdet hükümetin emrinde olduğunu söylüyor, borucu Başbuğ ise bazı konularda hükümete kafa tutmuştu. Asıl muhtırayı veren Yaşar Büyükanıt a karşı ise hala sesssizlik sürüyor.

Ordunun ve derin devletin Kürt ve Alevi katliamları, faili devlet olan cinayetleri, kendi halkına ve vatandaşına karşı savaşan ve suç işleyen sicili hala orta yerde duruyor.

Üstelik bazı farklara rağmen Erdoğan ve AKP ordu ile anlaşmıştı. AKP kendisine karşı darbe faaliyetleri ve kapatma davası gündemde olduğu zaman “mağdurları” oynuyordu. Bu süreç atlatılıp kendilerini güvenceye aldıklarında ise “reform” diye söz verdiklerinin hepsini unuttular.

Kimyasal Necdeti Genelkurmay başkanlığına getirerek orduda kendine karşı yapılacak darbe konusunu iyice atlattıklarının farkındalar.

Darbe palanları ve hükümete karşı faaliyetler dışında hükümet ve AKP’nin ordu ile bir sorunu yoktur. Kimyasal Necdet ile Borucu Başbuğ arasındaki fark sadece budur.

 

 

KÜRDİSTAN VE KÜRTLER, YİNE ÖTEKİLER SÖZKONUSU OLUNCA GERİSİ TEFERUATTIR


Kürdistan-Kürtler, ötekiler, Aleviler, halk, ezilen azınlıklar ve dini inançlar sözkonusu olunca borucu Başbuğ ile Kimyasal Necdet arasında bir fark yoktur.

Birisi klasik siyaset tarzıyla Kürdistan ve Kürtleri öldürmeye çalışıyordu. Diğeri yeni dünya koşullarına kendisini uyarlayarak aynı işi yapıyor.

Kimyasal Necedet ile Borucu Başbuğ arasında ciddi bir fark yokken, Kürdistan ve ötekiler sözkonusu olunca AKP, CHP ve MHP arasında da ciddi bir fark yoktur.

Kimsal Necdet borucu Başbuğun politikası ve uygulamalarına aynen devam ediyor.
Hükümet ve AKP askeri yollarla çözüme eskisine benzer kendilerini yatırmış bulunuyorlar.

Kirli savaş ve bu ordunun dünden bu güne yaptıkları katliam ve kendi “halkına” karşı iç savaş yürütmesi ve işledikleri insanlık suçları orta yerde duruyor. Çeşitli konularda yapılan yargılamalar görüntüden ibaret kalıyor, derine ve işin özüne inmiyor.

 

 

ROBOSKİ KATLİAMINA UĞRAYAN AİLELERİN 5 FERDİ TUTUKLANDI, ROBOSKİ KATLİAMINA YAPANLAR GÖREVLERİ BAŞINDA VE SERBESTTİR



Borucu Başbuğ tutuklandı. Kimyasal Necdet onun yarıda bıraktıkları ordunun kirli işlerine devam ediyor.

Türkiye’de katliamlar yapmak serbesttir. Kürtlere karşı işlenen katliamların hiçbiri ve üstelik soykırım suçaları reddediliyor. Bunlar Kabul edilmeyince ordunun yaptığı her katliamın arkasında devlet duruyor. Maraş, Sivas, Silopi, Pınarbaşı, Imayıs 77 katliamı nasıl üstü örtüldü ve bu güne kadar açığa çıkarılmadıysa, Roboski katliamanı Türk silahlı kuvvetleri alenen yaptıkları halde üstü örtülüyor.

Dün kaymakama yapılan saldırıdan dolayı 8 Roboski köylüsü gözaltına alındı, 5 kişi kaykamı öldürmeye kastetmekten tutuklandılar.

Katliama uğrayan köylüler devlete ve katliam yapanlara duydukları tepkiyle kaymakamın üzerine yürüdüler. Türk Hava Kuvvetleri 35 sivili göz göre göre katlediyor; buna ise hata diyorlar. Ama kaymakamın yüzü çizilmişse ve hele bunu çizenler Kürt ise cezadan ve “hesabını” vermekten kurtulamazlar.

 

 

Türk adaleti işte budur. Tanımak isteyenler için bu kadarı yeterlidir. Hükümet sadece para vererek Roboski katliamının üzerini örtmeye çalışıyor.

 

 

Katliama uğrayan ailelerden olan beş Kürdü kaykamı öldürmeye kastetmekten tutuklayacaksın, katliamı yapanlar ise görevleri başında aynı işleri farklı biçimlerde yapmaya devam edecekler öyle mi?

Hangi Kürt buna inanır? Bu hangi adalettir? İnsanlık bunun neresindedir?

Bütün bunlardan dolayı hükümet ordunun ve Kimyasal Necdetin arkasındadır.

Demirtaşın söylediği gibi, genelkurmay başkanıda olsa Kimyasal Necdetin Kürdistanlılar gözünde bir değeri yoktur.

 

 

KİMYASAL NECDET’TE “KÜRTÇE EĞİTİM OLMAZ” DİYOR



Hani askerler siyasi konularda konuşmayacaktı? AKP ve Erdoğan geçmiş genelkurmay başkanlarının konuşmasında her fırsatta rahatsızlık duyduğunu söylüyordu. Ne oldu, yine konuşmaya devem ediyorlar.

Pardon yanlış anlaşılan bir durum yok sadece hükümet aleyhine konuşmayacaklardı. Eh, bugün hükümet derin devlete olduğu gibi sahip çıkıyor, Kürdistanda askeri seferlere çıkıyor.

 


Genelkurmay başkanı Kimyasal Necdet haliyle böyle durumlarda “Kürtçe eğitim olmaz”, olursa mozaik bozuluyormuş… diye buyuruyor.

Sen hangi mozaikten bahsediyorsun, bu çoğrafyanın geçmiş renkli mozayiğini mezarlığa çevirdiniz. Ortada tek Türk milliyetçiliğine dayalı, tekçi “mozaik”     var.

Başbuğ da Kürtlere ve Kürdistan çoğrafyasına kollektif haklar olamaz ve ordu olarak bu tür demeçler geçmişte vermişti. Kürtçe eğitim olmaz demek Kürdistan halkına kollektif haklar yoktur demektir. İran’da olduğu gibi varsınız ama haklarınız yoktur politikası yürütülüyor.

Öte yandan Kimyasal Necdet ve bir bütün devletin polis ve militarist güçleriyle “açılım” devam ediyormuş…
Sivil” görünmekle demokrasi gelmez. Kürdistan da askeri çözümde ısrar edildiği sürece Türkiye’ye demokrasi yerleşmez.
“PKK’yi halldelim açılım ve demokrasi gelir” laflarının hepsi hikayedir ve aldatmacadır. Hükümet ve devlet bu tür adımları sürdürdükçe daha da sertleşecektir.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle