İNSANLIK SÜRÜKLENİYOR, KATİLLER NEREDE?..

 

408798 337331662958504 241623942529277 1179902 1946825956 nDursun Ali Küçük-24.1.2012-
JİTEM Karargahında şimdiye kadar tam 19 insanın kafatası çıkarıldı. Kafatası yanında başka kemiklerde çıkıyor. İşkence ettiler, katlettiler ve oraya gömdüler.

JİTEM Jandarma Kuvetler komutanlığına bağlı bir kuruluştur. Bir ordu kuruluşudur. Güreş, Çiller ve Demirel, Ağar dönemlerinin damgasını vurduğu tam 20.000 faili meçhul insan var. Devlet “vatandaşlarını” vurdu ve gömdü. Kemikler fışkırıyor duyarlı bazı kesimler dışında tık çıkmıyor. Oysa yer yerinden oynamalıydı.

Çünkü insanlık yerde sürükleniyor. Oraya gömülenler ve devlet cinayeti olarak gerçekleştirilenler bizim insanlığımızdır. Kimliğimiz ve özgürlüğümüzdür. Onlar bizdendiler. İşçiydi, köylüydü, memurdu, yerleşim yerleri yerle bir edilenlerden ve göçertilendi.  Sade vatandaştı ve bizim insanlarımızdı.

Alevi, sunni, hristiyan, ezidi veya başka inançlardan insanlardı. Yurtseverdiler. İşlerinde ve güçlerinde insanlardı. Hiç birinin elinde silah yoktu. Yürekleri ve insanlıkları vardı. Onlar göz göre vuruldular, helikopterlerden atıldılar. Asit kuyularından yakıldılar. İnsanlığa sığmayacak ve akıllara gelmeyecek vahşetlerle karşılaştılar. Cenazeleri bile yoktur. Kendi inançlarına göre cenaze töreni bile yapılmamıştır. Ailleri yerlerini bilmiyorlar, bir mezar taşları bile bulunmuyor.

Hiç kimseye seslenmiyorum. İnsanlığımızdan utanıyorum. Bu kadar tepkisiz nasıl geçiştirilir. Bu kadar faili devlet olan cinayetler aydınlatılmadan acaba nasıl beraber yaşıyabiliriz? Bu insanların ailşeleri, anaları babaları ve kardeşleri vardır.

Ey insanlık sessiz kalınız. Orada gömülü olanlar bizleriz. Bu kadar tepkisizlik neyle açıklanabilir? Oysa yer yerinden oynamalıdır. Yakalarına yakalarına yapışmalıyız. Bu kadar cinayet işleyen ve üstünü örten devletle nasıl barış yapılabilir? Barışın yapıldığı ülkelere bakalım, bu tür insanlık dışı cinayetler , vahşet uyguulamaları aydınlığa kavuşturulmuş ve dönemin yöneticilerinden hesap sorulmuştur.

KİMYASAL NECDET GÖREVDEN ALINMALIDIR

Uludere katliamını yapan fiilen ordunun başındaki Kimyasal Necdettir. Almanya Genelkurmay başkanı Afganistan da bir alman askeri yanlış vuruluyor diye görevinden istifa etti ve özür diledi. Siyasi kesim asker olayını gündeme getirdiler ve Genelkurmay başkanı bu sorumluluktan kaçmadı.

Eğer başbakan Erdoğan ve yanlıları askeri vesayete son verdik ve genelkurmay başkanı biz e bağlıdır diyorlarsa, Genelkurmay başkanı ve Havakuvvetleri konutanını ve diğer ilgili görevlileri hemen görevden alır.

Ahmet Altan vb insanlar Uludere katliamında doğru adres gösteriyor. İşin gereği Genelkurmaybaşkanı Kimyasal Necdet ve Havakuvvetleri komutanı ve ilgili komutanlatrın görevine hemen son verilir. Yoksa iktidar ve hükümet CHP’nin Mustafa Muğlalısını sözde eleştirirken kendi Muğlalısını ayakta tutuyor.

Uludere katlkiamında işin lamı cumu yok, bu iktidar özeleştiri verip, özür dileyip ve olayı yapan ve doğrudan en üstte sorumlu olanları görevden almadıkça demokratik lafların hepsi hikayedir. Aldatmacadır. Zülüm olarak hergün bize geri dönmektedir.

ŞIRNAK TABURUNDA 3 KÖYLÜ ELBİSELERİ İLE GÖMÜLÜ BULUNDU

Dile kolay Şırnak-Güçlükonak ilçesi jandarma taburunda 3 köylü gömülü oldukları elbiseleriyle bulundu. Olay sıradan yazılıyor. Hemen kıyamet kopmazmı, bu köylüleri oraya getirenler kimlerdi, o zamanki tabur komutanı kimdi ve taburda başka görevli olan subaylar anında görevinden alınmazmı, şimdi belki generalliğe terfi edeni var ve bunlar hala görevleri başında nasıl kalırlar?... İktidar suskun. Savcılık araştırıyor diye hemen geçiştiriyorlar.
Siyasetçiler ne yapıyor? Hemen bu olayı gündem yapıp o zamanın görevlilerini hemen şimdiki görevinden alınmaları sağlanamaz mı? Köylüler tanıklık yapıyor. Bakın yakınları ne diyorlar:

“Cesedi 17 yıl sonra bulunan Beşir Başkök’ün kardeşi Samet Başkök, ağabeyinin cesedini üzerinde bulunan damatlıktan tanıdı. Taraf ’a konuşan Başkök, inşaat işi ile uğraşan ağabeyinin ölüme gidişini şöyle anlattı: “Kazılarda üzerlerinde paramparça olmuş elbiseler olan üç kişiyi gördük. Yanyana yatıyorlardı. Ağabeyimin damatlığını gördüm. Evden alındığında üzerinde bu damatlığı vardı. Zaten üzerinden hiç çıkartmazdı, damatlığını çok severdi. Bizde gelenek gibidir, damatlıklar gençlerin en iyi ve neredeyse tek elbisesidir. Çıkarmayız bir süre. Ağabeyim de hep takım damatlığını giyerdi. O gün köye birden havadan ve karadan baskın oldu. Hepimizi köyün önünde topladılar. İki kişiyi burada öldürdüler. Ağabeyimin de aralarında bulunduğu üç kişiyi helikopterle alıp götürdüler. kendilerinden bir daha haber alamadık. Köyden gözaltına alındığında askerliğini yeni bitirmişti ağabeyim. 17 yıl sonra önceki gün gördüm damatlığını abimin. Parçalanmıştı, çürümüştü ama tanıdım. Hiç aklımdan çıkmamıştı ağabeyimin gidişi.”
Üzerinde şalvarı ve yeleği vardı
 
Cesedi bulunanlardan biri de Mehmet Sait Şen. Kazıları takip eden yeğeni Hayrettin Şen’de giysilerden tanıdı amcasını. Hayrettin Şen de şunları anlattı: “Amcam üç çocuğunun geçimini çiftçilik yaparak sağlıyordu. Kendi halinde biriydi. Bahçesinden başka hiçbir şeyle ilgilenmezdi. O gün götürüldüğünde üzerinde şalvarı ve yeleği vardı. Kazılarda kemikler toprak üstüne çıktığı zaman ilk önce yeleğini gördüm, hemen tanıdım. Kemikleri paramparçaydı ama elbiseleri üzerinde duruyordu”

 

Üç insanın kemiklerine ulaşılan yerde yaralı sağ kurtulan A.G. ise Star a şunları anlatmıştı:
Glkonak taki kemiklerimiz istiyoruz“Söylemezseniz sizi öldürürüz
Jandarma gelip hepimizi köy okulunda topladı. Ben gece askere su taşıdım. Saat 01.00 sıralarında bir subay geldi. Benim adımı sordu. Senin adın ne dedi? Ben de söyledim. Küfrederek karnıma bir tekme vurdu. ‘Zaten seni arıyorum’ dedi. Beni askere teslim etti. Ben ve diğer arkadaşlarımı Çetinkaya Köyü yoluna doğru götürdüler. Bizi bir tepeye çıkarttılar. Sonra bize ‘Örgütün sığınağı vardı burada, onu gösterin. Söylemezseniz sizi öldürürüz’ tehdidinde bulundular. ‘Biz bilmiyoruz’ dedikten sonra hepimizi bir çukura bıraktılar.
Silah sesleri etrafı inletiyordu
Gözlerimiz ve ellerimiz bağlıydı. Ve silah sesleri ile etraf inledi. Sonra el bombası attılar. Arkadaşlarımdan kısa bir çığlıktan sonra ses kesildi. Ben iki kişinin altında kalmıştım. Seslerin kesilmesinin ardından kayanın dibindeki çukurdan çıktım. Baktım herkes ölmüş. 5 saat yürüdüm. Eve yetiştim. Çok kan kaybım vardı.
Savcılara anlattım ilgilenilmedi
Nurettin isimli bir komutan bana olayı kimin yaptığını sordu. Ben de korkudan ‘Bilmiyorum’ dedim. Ama doktorlara tüm ayrıntıları anlattım. Sonra rapor tuttuğunu söylediler ama hiç kimse bana gelip bir şey sormadı. Cizre Devlet Hastanesi’nden Diyarbakır Devlet Hastanesi’ne sevk edildim. 24 günlük tedavinin ardından köyü terkettim. Bu olayı o dönem de savcılara anlattım ancak yeni yeni ilgileniliyor.”

CİZRE’NİN KIYISINDA BİR KUZU KAYBOLSA SORUMLUSU DEVLETTİR

Evet bu sözü faili devlet olan cinayetlerin arttığı sıralarda Demirel sarfetmişti. Onbinlere varan insanı sorgusuz sualsiz öldürürlerken devleti aklamak için Demirel bu lafları sarfediyordu. Bazı rutin dışı olaylar var diyordu. Yani herşey rutin içinde devletin denetiminde olduğunu resmen kabul ediyordu.

20.000 sivil ve silahsız “vatandaşını” katleden bir devlet nasıl devlet olma sorumluluğu taşıyabilir? Ergenekoncular hükümete darbe yapıyorlar diye yargılandı. Ama bu davaların hiç birinde faili belli olan ve devlet yetkilileri, ordu ve MİT’ten olanlar soruşturulmadı.

Ayhan Çarkın “biz öldürdük ve gömdük” diyor. Anlatanı tutukluyorlar ve suçlu görüyorlar, İşaret edilenlere ise kimse dokunmuyor.

20.000 “vatandaş” işkence ve vahşetle öldürülmüş ve kaybedilmiş ve Yüce Türk adaleti hala bunları aydınlatmak için susuyor, şurada veya buradan önüne geleni ise es geçiyorlar. Çünkü kimse devlete ve devlet yetkisi adına suç ve cinayet işleyene dokunmuyor.

TOPLU MEZARLAR FIŞKIRIYOR YA KATİLLERİ NEREDE?

Saddam döneminde yer altında bir toplu mezarlar birde fetrol var diyorlardı. Haklı bir benzetmeydi.

Kürdistan’ın her yeri toplu mezarlarla dolu. Gerilla cesetlerinin çoğu nerde hiç belli değildir. Vuranlar kendilerini Müslüman olarak tanıtırlar. Bu gençlerin ne bir mezarları var nede  usullerine gore cenazelerine saygı gösterilmiştir. Kurda kuşa yem ettiler ya da kendi tabiriyle “leş” diyerek çukurlara gömdüler.

Bu ordu ve polis, MİT ve JİTEM müslümanlık adetlerine bile uymadı. Namazı, niyazı ve duayı bile çok gördüler.

Kürdistan Kurtuluş mücadelesini bastırmak için 20.000 sivil ve silahsız insanımızı alarak ortadan kaldırdılar. 20 000 vatandaşına bunu yapan acaba hangi devletten sayılır? Açıktırki bu devlet Kürtlere ait değildir. Ötekilere ait değildir. Alevilere ait değildir. Namazında ve duasında olan temiz müminlere ait değildir.

Katiller ya general oldu, MİT in başlarına geldiler, devlette yükseldiler, bakanlıklar yaptılar, devlet bürokrasisinde yer aldılar ve emekliye ayrılınca devlet maaşıyla geçiniyorlar. Kimileride hala devletin tepe noktalarında görevlidir. Tıpkı Genelkurmay başkanı Kimyasal Necdet gibi.

AKP iktidarı kirlenmiş ve suça bulaşmış bu devleti alıp tepe tepe kullanıyor. Artık Erdoğan’ın konuşmaları bir dönemki Demirel konuşmalarını andırıyor.

İnsanlık yerde sürükleniyor. Bu olayların herbiri ve aydınlatılması ve bu konuda oluşturulacak kamuoyu Kürdistan sorununun çözümüne hizmet eder ve demokratikleşmenin gelişmesini sağlar.

Kemikler fışkırıyor, katiller devlet içinde cirit atıyor. Devet katillerini koruyor. Çünkü Uludere gibi yeni katliamlara imza atıyorlar.

Peki Kürtlerin seçtikleri milletvekişlleri ne güne duruyor? Kemikler ayanlanıyor ve seçilen milletvekillerinden ses çıkmıyor? İnsan hakları kuruluşlarına bu konuda gereken yardımı yapmıyorlar.

Ya aydınlarımız ve okur yazarlarımız nerede? Demokratik ve insani hukuk mücadelesi nasıl verecekler?

Hele her sözün başında “PKK devlet projesidir” deyip ortalıkta gezenlerimiz ne güne duruyor? TBMM insan hakları komisyonunda 20.000 sivil insanımızın neyini gündeme getirdiler? Hala sürgün ve ortalıkta yaşayan hangi insanımızın sorunlarını, trajedilerini ve dramlarını gündeme taşıyorlar mı?

Vicdanlarınız sızlamıyor mu?

Faili Devlet olan cinayetler hepimizin sorunu, bu konuda devletin yakasına yapışıp haklı adalet aramıyorsak ne güne ararız?

O insanların ruhları ortalıkta geziyor ve hepimizden hesap soruyor. “barış yapalım 20.000 insanı unuturuz” diyenlerden, hep PKK’yi hedef yapıp asıl sorunlardan kaçanların yakassına yapışıyor. Toplu Mezarlar ve kemikler bize karşı ayaklanıyor. Elleri yakamızdadır.

Bir aydınımızda yazmış: Acaba Hrant için yürüyen on binlerce insan Roboski-Uludere katliamı için niye yürümüyor? Ermeniler çoğrafyadan soykırıma uğradı ve geri kalanı göçertildi. Kalanları ise yaşadıkları çoğrafyada azınlığa düştüler. Türkiye devlet sınırları içinde en azından 25 milyona yakın Kürt ve Kürdistanlı vardır.

Acaba bu kadar milyonluk bir nufusa sahip insanlarımızın on binlercesi yüzbinlercesi veya milyonlarcası niye yürümüyor? Dönüp kendi halimize bakalım.

JİTEM karagahında 19 kafatası şimdiye kadar bulunmuşsa Amed toptan yağa kalkmalıydı ve her yer Amedi izlemeliydi. Aydınından, her siysetinden renginden ve Müslümanından Alevisine kadar hepsi ayakta olmaları gerekmez mi?

Arap baharını bizde yaşıyalım diyenlere, böylesi anlamlı olaylara sahip çıkılarak Kürt baharı yükselir. Yediden yetmişe herkesin aktığı bir sel…..

Toplu mezarlar ve kemilkler çıkıyor ve üzerimize yürüyor. Altında kalmak veya seyretmek bize düşmez. İnsanlığımızı öldürmeyelim….

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorumlar  

 
+1 #2 Serhat Dersim 27-01-2012 16:29
Günaydin Dursun bey!insanliga tekrar hosgeldiniz.
Kisisel kiskancliginizi ve nefretinizi birakip dogruyu soylemenizi alkisliyorum
Alıntı
 
 
0 #1 cewlig 24-01-2012 11:49
K.Burkaya yaz nicin meclise cagrildi?, onun ne kaybi oldu bu savasta? I.Gucluye yaz onun ne kaybi oldu bu savasta? Bunlarin hepsi oraya cagrilmasinin sebebi pkk yi suclamakti. Bu iki köy korucusu 30 seneden fazla isvecte kaldilar. Sim isse TC. ile birlesmisler Kurdistan daki özgurluk hareketini bitirmek istiyorlar. Gucleri yetiyorsa bitirsinler,sen bunlara karsi birseyler yaz. Cunku birisi senin hemsehrindir.Rojbas.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile