SEÇİM SONUÇLARI, ELEŞTİRİLER VE AKIMA KARŞI DERSİM
DAVUT KURUN / Miletvekili genel seçimlerinde, Emek Barış ve özgürlük Bloğunun % 25 oy alması, ve bu bloğun adayı Ferhat Tunç un seçilememesi üzerine kopan fırtına ve yapılan eleştiriler çok yüzeysel ve gerçekliğimize ters düşüyor.
Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki, Bloğun adayı Ferhat arkadaşımı destekledim ve seçilememesine üzüldüm. Ama Ferhat Dersimin “mazbatasız” vekilidir, ve bu göreveni Dersimde layıkıyla yapacağına da inanıyorum.
Seçim sonuçlarına ilişkin kopan fırtına ve yapılan eleştirileri baktığımda, akıl tutulmasını görüyorum. "Dersimin tuncelileştiği, Dersimin Türkleştiği, Türkoğlü Türk olduğunu, Dersimin Kemalist olduğu, Dersimin alevi olarak şafii Kürt düşmanı olduğu, Dersimin Ferhatı seçmemesinden utanması” gibi eleştiriler ve galiz küfürler edenlerin yanında, “Ben AK partıye oy verdim, ama Dersimde Ferhat' ı değil de CHP ye oy verenler untansın,” diyenler, Elazığda MHP ye oy verdiğini ama “Dersimde Ferhat'a oy vermeyenlerin kürtlüğünden süphe ettiğini” söyleyene kadar çok değişik cephelerde ortak atışlar devam ediyor. Nedir bu Dersim tartışması kavgası? Dersimi anlamaya çalışmak yerine , Dersimin neden kendileri gibi olmadığından şikayet etmek, halkı anlamak ve ona uygun tavır geliştirmek ve hatalarımızı eksikliklerimizi tespit etme yerine, halkın kendilerini anlamasını ve kendi zaptu rapt disiplinine uymasını istemenin yanlış olduğunu ve halkın buna karşı tepki göstereceğini bilmek gerekir. Bunu TC başaramadı , başkaları da başaramaz.
Dersim HER ZAMAN ANKARA MERKEZLİ AKIMA KARŞI DURDU. Osmanlı dönemini bir tarafa bırakırsak, T.C nin kuruluşundan bu güne kadar devmam eden sürece bakarsak, Dersimin hep Türkiyedeki hakim akıma karşı tavır takındığı görülecektir.
Tek parti, CHP diktatörlüğüne karşı Dersim hem siyasi hem askeri olarak muhalefet etti ve 1937-38 soykırımı ile bu bu direniş kalesi kırılmak istendi. Dersim askeri olarak direnişi kırılmasına rağmen, siyasi olarak teslim olmadı, bügün Kürt hareketinin Dersimlilere yöneltiği haksız suçlama “katiline aşık” “kemalist” olmadı, siyasi olarak muhalefetini sürdürdü. İkinci dünya savaşından sonra, Türkiyenin saf değiştirerek, dünya faşist ırkçı cephesinden dünya “demokrasi cephesine “ geçmesi ve Türkiyeye hakim olan bu akımın başına Demokrat Parti geçerken, Dersim buna karşı tavır koydu, DP ya tek vekil vermedi. 60 darbesinden sonra Türkiyeye hakim olan ve güçlü bir kürt düşmanlığını bünyesinde taşıyan “demokrasi” akımının başına geçen CHP ye tek Vekil vermedi. 1965 ten sonra Türkiye ve Kürdistanda AP rüzgarı eserken, Dersim AP ye vekil vermedi. Daha sonraki yıllarda Özal partisine ve şimdi de AK patiye vekil vermedi. Kısaca özetlersek, Dersim, hep Türkiyedeki hakim politik akıma karşı tavır almıştır.
Türkiyede hükümet olan, CHP ye, DP ye, AP ye,ANAP a, MSP-DP koalisyonuna, Ecevit –MHP koalisyonuna, Akp iktidarına karşı durmuştur. Dersim Ankara ile hiç bir zaman barışmamış ve yolları keşismedi ortak paydalarda buluşmadı. Dersimin kıblesi hiç bir zaman Ankara olmadı. Ankara A dese Dersim B der. Dersimi Çevreleyen Elazığı, Bingöl, Erzincan gibi Kürt illeri Ankaranın Kürdistandaki ayakları oldular, hatta Dersime karşı saldırı garnizonları göreveni üstlendiler. Bu iller her zaman Türkiyeye hakim politik eğilimi ile Ankara hükümetleri ile uyum içinde oldular. Elazığ ve Erzincan bu gün Kürdistan davasına desteği bir yana bırakalım, Türkiyenin en gerici, derin devletin , ergenekonun en iyi örgütlendiği Kürdistan ulusal güçlerine karşı sömürgecilerin en sağlam kaleleridir.
Türkçülüğü, müslümanlığı en koyu şekilde yaşatan bu iller, birer asimilasyon merkezleri olarak yıllardır Dersimi dinsel ve ulusal olarak kuşatmış. Dersim de Kürdistana yönelik bu saldırı merkezlerine karşı direnmiş ve bu kuşatmayı kırmaya çalışmıştır. Evet belki bu direniş bir zaferle taçlanmadı, ama Dersime yönelik bu illerdeki kürdistanlılardan gelen suçlamalara karşı diyebileceğimiz, “dönüp kendinize, dersime ve kürdistana verdiğiniz desteğe bakın” sözünden başka bir şey olmaz.
Diğer taraftan dersime serzenişte bulunan dostları anlama, beklentilerini öğrenmeye çalışıyorum. Kürdistanda sistemin, sömürgecilerin partilerine bir oy bile fazladır , bu doğru ve katılıyorum. O zaman, Kürdistanın diğer illerinden, hükümet partisine çıkan milyonlarca oy görmemezlikten gelip, Dersimden CHP ye çıkan 30 bin oyu gündeme getirerek “dersimin tuncelileştiğini, türkleştiğini” söylemek çifte standart olmuyor mu? “şanlı Urfa” Türk hükümet partisine yüzbinlerce oy verirken “Reha” ünvanını korurken, dersime böyle dokundurmaların altında ya “gizli Dersim düşmanlığı” yatar, ya da Ak Partiye ve ankara hükümetine “gizli bir sempati” var. Bu durumda CHP ile AK parti arasındaki kürdistan sorunundaki yaklaşım farkını koymalıdırlar.
Dersim Dostlarının anlaması gerekir ki, Dersim taşıyabileceği yükün altında ezilmiş, ve bu gün artık eski misyonunu ve rolünü oynayabilecek güç ve kudretten düşmüştür. Son yüzyıllık Dersim tarihine baktığınızda bunu göreceksiniz. 1927 nüfus sayımında devlet istatikleri Dersim nüfusu 270 bin olarak gösterilmiştir, Dersimin doğal sınırları içinde kalan güney Erzincan, Refahiye, Kemah, Kuruçay, pülümür, Kığı da yaşıyan Kürt nüfusu bunun dışındadır ki, bir bölgede yaşıyan Kürt nüfus, kemalist Erzincan valisi Ali Kemaliye göre 66 635 dir.
(Nuri Dersimi. Kürdistan Tarihinde Dersim.s.48) demek ki o zaman ki Dersim nufusu 336 bin idi. Bugünkü nüfus ise 80 bin kişi. Bu rakamın içinde Türk memur polis asker yeni kurulan Uni öğrencileri vs var. Yerli nüfus 55 bin kişidir ki bunlarda yaşlı ve çocuk nüfus çoğunluktadır.1900 lerin başlarında ingilizce eğitim yapan üç kolej varken, TC döneminde ilk lise 1964 kuruldu. 1900 başlarında Hozat Pertek Mazgirt, Peri, Kığı Pülümür bayındır şehirlerken bu gün iki üç bin nüfuslu köy görünümündedirler.1900 başlarında çevre illere ihracat yapan, bez dokuma , demir işleme , şarap üretme , atölyeleri varken, bugün üretim sıfır noktadır.
Dersim bu noktaya TC ile girdiği savaşlar sonucu geldi ve bu günde bu şavaşını sürdürmektedir. Dersime küçük çaplı seferler saymazsak, 1900,1937 yıları arasında 9 büyük askeri işgal hareketi düzenlenmiştir. 1938 soykırımı ile dersim önemli oranda askeri direnci kırılmıştır. Ancak dersim 1960 larda başlayan sol muhalefete kucak açarak, direnişine mütefik bulmaya çalıştı. Daha sonra silahlı sosyalist hareketle itifak kurarak her türlü desteğini sundu ve sosyalist güçlere üs görevini yaptı. 1970 in ikinci yarısından sonra Kürdistan ulusal güçlerine kucak açtı ve her türlü desteğini verdi. Bu mücadelede en önde yürüyen Dersim gençliği ve Dersim halkı hertürlü bedeli verdi ve halada veriyor.
Yüzyıla yakın bu süreçte Dersim giderek güçsüz düştü, üretim sıfırlandı, köyler haritadan silindi, iskana yasak bölgeler çoğaltıldı, yiyecekler karneye bağlandı, seyhatler kayıt altına alındı, yabancı misafir kabulü, cenaze töreni ve düğünler izine tabi tutuldu, mezar taşları kırıldı , köylere cami, her yere (köprü altı da dahil) atatürk büstü, yaptırıldı. İl sınırları içinde yeni kadasto ölçümleri yapılarak, halkın elindeki arazileri hazineye devredildi, yada bedelsiz kamulaştırılarak askeriyeye devredildi. Bu da yetmedi, barajlarla Dersimdeki yerleşim yerlerinin birbirleriyle bağlantıları kesilerek, bu yerleşim yerlerini Elazığı ve Erzincana bağlayarak, ilçe haline getirerek, Elazığa bağlamak...vs bir çok önlemlerle Dersimde nefes alınmaz bir ortam yaratılmıştır.
Ama herşeye rağmen, Dersim halkı bu haldeyken, ekmeğini dağdaki gerila ile bölüşmekte, zorluklarını paylaşmakta, siyasi desteğini vermekdedir. İki dönem Belediye Başkanı bir dönem miletvekili çıkararak Kürt hareketine desteğine sürdürmektedir. Ama ne yazık ki , 1975 lerden şekillenen Kürt hareketi, Kürdistan davasını omuzlayan, Şex Said ve Dersim direnişleriyle büyük beddeller veren zaza-kürt kitlesini dıştalayarak , suni kürmanc zemininde şekillendi.
Bu PKK saflarında “dersim kişiliği” “kemalist kişilik” şeklinde teorileştirilerek suçlamalara dönüştü ve iç infazlara kadar vardırıldı. Oysa dersimde mücadelenin zirvelerde olduğu ve tek korucunun olmadığı bir dönemde bile, PKK yayın organları , yedi bin korucusu olan Şırnakı örnek göstererek, “dersim Şırnaklaşmalıdır” manşetleri atıldı. Şırnak'ın Kürdistan ulusal mücadelesinin kalesi olduğu gerçeğini, Dersim direnişini inkar anlamında kulanmasınadır itirazımız. Dersim hakında kitle toplantıları yapıldı,”celadına aşık” “kemalist” suçlamaları yapıldı.
Kürt hareketinin bel kemiğini oluşturan Dersimli kadrolar hızla Kurmancı ögrenirken bir tek kurmancı konuşan , kırmanca öğrenmeyi gerekli görmüyordu, kırmancı konuşanları asimile olmakla suçluyordu. Bu hatalar Dersimde tepki yaratarak Zaza guruplarının gelişmesine destek verdi. Dersimin özgünlüğünü bilmeden, dünyayı kendi kişisel dar dünyasıyla değerlendirenler, dersimi kendisine benzemediği için, kendisi gibi tavır almadığı için eleştirenler , Dersimde kabul göremezler.
Dersimin siyasal refleksini belirleyen etmenlerden biri de siyasallaşmıs islama karşı duruşudur. Dersim, Kemalist iktidar döneminde hem ulusal hem dini kuşatma aldında idi. Yani kürt ve alevi olarak kimliğini koruma mücadelesi içinde idi. Kürdistan mücadelesinin vardığı noktada, ulusal kuşatma hafiflerken, veya bunun tartışmaları yürütülürken, dinsel olarak siyasal islamın kuşatması giderek ağırlaşıyor.
Kemalist iktidar, T.C üç cephedeki düşmanla savaşarak kuruldu ve bu üç düşmana karşı da her zaman tayakuz durumunda idi. Sosyalist güçler, islami güçler, ve azınlıklar, ki Ermeni ve Rum azınlıkları daha kuruluş yıllarında katliamlarla sürgünlerle yok ederken, Kürtlerle mücadelesi bugüne kadar sürdü. Sosyalist blokun çökmesiyle , türkiyedeki sosyalist-komünist güçler tehlike olmaktan cıktı. Ancak kemalist militarist güçler, kürt hareketi karsisindaki başarısızlıkları nedeniyle islami güçlerle itifak yaptı ve eskiden savaştığı islami güçleri iktidara ortak etti.
Son on yıldır Türkiyeye hakim olan ve Ankarada hükümet olan Siyasal islami hareketttir. Çok çeşitli islami mezhep, tarikat ve cemiyetleri bünyesinde barındıran, siyasal islamın temsilcisi AK partiye karşı tavır, suni ve alevi kürtler acısında farklılıklara yol açıyor. Aleviler siyasal islamın kendi varlıklarına yönelmiş bir tehdik olarak görürken ve buna karşı “laiklik ilkesini” öne çıkarırken, suni kesim kemalistlerin sahte ve devletci laiklik ilkesine tapki olarak AK partiye daha ılımlı yaklaşıyor. Bu nedenle Ankara partilerini tercih sözkonusu olunca, suni kürtler daha çok AK partiyi desteklerken, Alevi kürtler CHP yi desteklemektedir.
Bazı Aradakaşlar, Dersimde aleviliğin geliştiğini söyliyerek serzenişte bulunuyuorlar. Doğrudur dersimde son yıllarda Alevilik taraftarı çoğalıyor. Ancak birde madalyonun arka yüzü var, arkadaşlarımdan isteğim birde madalyonun arka yüzüne bakmalarıdır. Suni islam hızla devlet desteği ile büyümektedir. İktidarlaşmış siyasal islama karşı dersimlilerin kendi dini kimliklerini savunma hakına ittiraz edilebilinir mi. Alevilere dayatılan zorunlu din dersleri, cem evlerinı kabul etmemeleri, alevi köylerine cami yapılmaları, gibi genel yaptırımları bir tarafa bırakırsak, Alevilerin kıblesi durumundaki Dersimin her köyüne yapılan camiler, Fetuhlaçıların devlet desteğiyle tunceli universitesini kurmaları, birçok dini vakıfın dersimdeki faaliyetleri, Dersimi cevreleyen illerde dersimlilere yapılan dini baskılar vs Dersimlileri ürkütüyor. Bu durumda iktidarlaşan siyasal islama karşı dersimlilerin Alevilik kimliğini korumak için, alevi derneklerine verdikleri destegi, anlayışla karşılamak gerekir. Bunu bir suni düşmanlığı olarak alğılamak yanlıştır.
Secmlerdi belirleyici bir faktör olarak Kılıçdaroğlu faktörüne değinmek gerekir. Celadın ellerinı boğazında hisseden Dersimin içinden biri CHP ye genel başkan oluyor ve seçimden zaferle cıkacağına ve başbakan olacağına inanarak tavrını belirledi. Onun başbakanlığında, barışın olacağına, baskıların sona ereceğine, “bizdendir” dedikleri “Q emo”nun ihanet etmeyeceğini, Dersimde iş ve aş imkanlarına kavuşacaklarına kendisini inandıran dersimliler kılıçdaroğulunu desteklediler. 28 yıldır süren savaşın ağır yükünü çeken ve imha ile yokolmakla yüz yüze kalan Dersim halkı “denize düşen yılana sarılır” misali Kılıçdaroğluna sarıldı. Ancak blok adayı Ferhattanda elini ve desteğini çekmedi. Oda Dersimin mazbatasız Vekili olark, bizimde desteğimizi alarak görevi başındadır. Dersimin yüzyıldır süren mücadelesi , öyle bir seçimle yok edilemez, kara çalınamaz. kaldıkı bu seçimden öyle sonuç çıkaranlarlada yarın yüzümüze bakacaklarını sanmıyorum.


