Özerklik ve muhtariyete dair

 

DAVUT KURUN / cocukvecicekKuzey Kürdistan da bugün fiili bir durum sözkonusudur. 1991 den sonra Güney  Kürdistandaki durumu benzer   “de Fackto” bir durum. Nasıl ki Sadam, ne Güney Kürdistandaki fiili durumu rededip, kendi yönetimini  kurma kudretine sahipti, nede kabul edip fiili durumu yasalaştırmak istiyordu, aynı durum bugün Kuzey Kürdistanda sözkonusudur. T:C  ne kendi eski iktidarını kurabiliyor ne de mevcut durumu tanıyıp, yasalatırmak istiyor. Sadam gibi zamana yayıp, abluka altında  Kürt güçlerini zayıf düşürup, en uygun anda  saldırıya geçme  polikitasını uyğuluyor. Bu süre içinde, Kürdistanda taraftar  bulma kürdistan güçlerini bölme, dil, din, kültür farklılıklarını kulanma,  taraftarlırına ekonomik destekler sağlama , kürtlerin bazı isteklerini  yasal statü tanımaksızın, fiilen tanıyarak,  Kürdistan direncini yumuşatma zayıflatma politikasını uyguluyacaktır. Sadam da Güney de aynı şeyleri yaptı, ancak , Güneyli güçler bu  zamanda, ırak devletinde  “talep etme” yerine fiili olarak kendi  idarelerini kurdular, kendi kurumlarını, silahlı güçlerini, hükümetini,  meclisini, okullarını v.b. kurumlarını kurdular. Kuzey Kürdistan’da ise bu fiili durumda kendi yapacakları  işi  devletten talep etme gibi bir anormal durum sözkonusudur. Devletin okul kurması, kürtcenin eğitim dili olarak tanıması  gibi  kürtlerin fiilen uyğulamaya koyması gereken ulusal ihtiyaçlarını, devletin gidermesi için  T.C. nin onayı gerekmez. Son aktuel durum olarak,  Blok miletvekillerinin kendilerini  türk partileri tarafından istenmemelerine rağmen, kabul için   TBMM kapısı önünde beklemeleri yerine  Kürdistan meclisi olarak  kendi faaliyetlerini yürütmeleri gerekmektedir. Önce T.C nin onayı sonra  kurumlaşma diyenler Kürstan davasını ileriye götürememişlerdir.  Oysa önce   ihtiyaç duyulan kurumlar oluşturulup fiili durum yaratılmalı, T.C nin onayı yada  yasa çıkarması kendi bileceği bir durumdur. Aksi halde, kürtlerin kendi kaderlerini,  eşit temelde birlikte yaşamak istemeyen türklerin kurduğu T.C nin iznine tabi tutmasi gibi acayip bir durum sözkonusu  olur. Bugün birçok kürt  siyasetci –aydını kürt kazanımlarından bahsetmektedir. Bu kazanımların yasal hiç bir dayanağı yoktur. Yasal düzeyde yapılan tek şey Kürtçenin yasaklanması ile ilgili yasadır ki, bu da hiç bir anlam ifade etmemektedir. Bengal dili de Türkiyede yasak değildir ve Kürtçe kadar yasal zemine sahiptir. T.C.nin politikasını anlamak için Kürdistan tarihinden birçok örnekler verebiliriz.

1922 de TBMM de “Kürdistan Muhtariyeti ile ilgili kanun Tasarısı” tartışılırken genel durumu ve taraflarların tutumu bu konuda ögretiçi veriler vermektedir.

1917-18  de önce Rusyadaki Ekim devrimi ile iktidara gelen Bolşevikler, çarlığın işgal ettigi bölgelerden çekilirken, diger taraftan ingiliz fransız orduları karşısında yenilen osmanlı devleti sevr antlaşması yapmıştı. Bu dönemde bir  taraftan bolşeviklerin gündeme getirdiği ulusların kendi kaderini belirleme hakki ile ABD cumhurbaşkanı Vilsonun 14 ilkesi  döneme damgasını vuran temel tezler oldu. Kuze Kürdistanın kuzeyinde Ermenistan güneyinede   Kürdistan idaresi kuruulması sevre andlaşmasına konulmuştu. Rus ordusunun desteği ile Büyük Ermenistan kurmayı hayal eden Ermeni güçleri, Rus ordusu geri çekilince  zayıfladılar  kürt direnişini kıramayınca geri çekildiler. Bu dönemde Ermeni güçlerine karşı gerek istanbul hükümeti gerek ittihatçılar gerek hüriyet ve ihtilaf partisi  “Muhtar Kürdistan” tezini  savunuyorlardı. Çünkü bu bölgede türklerin çoğunluk olması siyasi bir  güç oluşturmaları mümkün değildi. Kürt güçlerinin arkasına sığınıp ellerinde bayraklarıyla, biran önce kürt güçlerinin ele geçirdiği bölgelerdeki  Rus-Ermeni depolarını ele geçirmek isteyen ve bayraklarını diken birkaç tabur  türk askeri varlığı sözkonusudur.  Dersim, Dıyarbakır, Cizre ve  Semdinli merkezli yerel siyasi oluşumların yanında  istanbulda Kürt Taali cemiyeti de merkezi bir yapı konumunda çalışmalarını sürdürmektedir.  Kürtler bu dönemde de fiili bir idare kurma yerine, istanbul hükümetilerine ve  Sultana sürekli talep sunmaktadırlar. Daha sonra  Ankaraya  toplanan TBMM ne de aynı şekilde sürekli telgraflarla talep listelerini sundular. Dersim bölgesi bir istisna ile kendi yerel yönetimini oluşturarak,  özerk bir konum kazanmasına rağmen kürdistan çapında bir oluşuma gidemedi. Alişer Efendinin başında olduğu Dersim güçleri  Rus ordusunun çekilmesinden sonra Bağımsız kürdistanın ilanı için çalışmalara başladıysa da 1921 kaçgiri katlianı ile bu engellendi. Ancak  Kürt güçleri geri çekilerek daha büyük bir hazırlık içindek iken,  TBMM,  kürt  vekilleri bölgelere göndererek  TBMM kürdistan muhtariyetini tanıyacağını, ilan etti ve  kürt  ayaklanmasını engellemeye çalıştı.

 Mudafa-i Milliye ile Müdüfa-i Hukuk  cemiyetinin ortaklaşa hazırladığı kanun taslağına , TBMM de bulunan 72 kürt miletvekillerinin muhalefeti ile karşılaştı. Kürt vekiller İstanbul hükümetinin açıkladığı Muhtar Kürdistan  önerisinin daha ğerisinde olan bu kanun taslağını protesto ettiler.  Gerek kanun teknigi açısından, gerek anlam ve dil bakımından karışık ve her türlü yoruma açık olan bu kanun taslağı o dönemdeki türk vekillerin kafa karışıklığını açıkça göstermektedir. 18 md.lik kanun taslağının bazı maddelerini şöyledir.

“KÜRDİSTAN MUHTARİYETİNE DARİR VE TBMM’DE 10 ŞUBAT 1922 TARİHİNDE MÜZAKERE EDİLMEŞ OLAN KANUN TASARISI.

1-     TBMM, medeniyetin icapları geregince, tür miletinin ilerlemesini sağlama  hedefi doğrultusunda, Kürt  milleti için kendi milli ananeleriyle ahenk içinde bir muhtar idare kurma mesuliyetini  üzerine almaktadır.

2-     Ekseriyetini Kürtler’in oluşturduğu havali için. BMM’nin karar vereceği şekilde Türk veya Kürt olabilecek bir genel Vali ve bir müfetişle birlikte bir gemel vali (kürt) milletinin ileri gelenleri tarafından seçilebilecektir.

3-     BMM de genel Vali seçeekbilecektir…………………..,

4-     Genel vali üç senelik bir müddet için tayin edilecek,vazife  bitiminde  Kürt millet Meclisi tarafından  Kürt milletinin ekseriyeti eski Genel Valinin vazifede kalması arzısında  olmadıkça yeni genel Vali  tayin edilecektir.

5-     Gelen Valinin Kürt veya Türk olması, BMM tarafından karara bağlanabilirse de,  seçim doğrudan doğruya Kürt millet meclisi tarafından yapılacaktır. Fakat Genel Vali, Genel Vali vekili ve  Müfetiş tayini hususu Ankara Hükümetinin tasdikine sunulmalıdır.

6-     Kürt millet meclisi Doğu vilayetlerinde genel seçim yoluyla  kurulacak,  meclisin  görev süresi üç yıl olacaktır…………………

7-     Genel Meclis, Doğu vilayetleri idaresinin gelir-gider bütçelerini tetkik etme ile sivil  idari memurların karışmış olduğu haksızlakları  soruşturma hakkına  sahip olacaktır. Meclis ühkenin ilerlemesini ve refahını ilgileendiren  kesin kararlar alabilecek vebu kararların tamamı, BMM’nin bilgisi için Ankara hüküümetine iletecektir.

9  Karma bir momisyon tarafından hudutların tesbitine bağlı olmak  üzere, Kürdistan idari         bölgesi, Van, Bitlis, Diyarbakır velayetleri ile Dersim sancağı ve mahdut kaza ve  nahilerden mürkep olacaktır.

10- Kürdistan ın idaresine  ilişkin olarak, adli taşkilat özel bölgeler için mahali kulanımlara ahenkli bir şekilde kurulacaktır………….

11-  Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, savaşa katkı şeklinde veya başka  hiç bir şekilde vergi istenmeyecektir.

12- Doğu vilayetlerinde nizamı tesis etmek için bir jandırma kumandanlığı tesis edilecektir. Kürt Meclisi bu teşkilatı idare edecek kanun hazırlamakla yükümlüdür.

15-Türk lisanı, yanlızca Kürt Milet Meclisi, Valilik hizmetleri ve hükümet idaresinde         kulanılacaktır. Ancak okullarda kürt lisanı ile ögrenim yapılabilir ve Vali de  kulanımını teşvik edebilir. Fakat bu gelecekte kürt lisanınının hükümetin resmi lisanı olması yönünde bir talebe temel teşkil etmemelidir.

18- Ankarada bulunan BMM ile iştişarede bulunmaksızın ve rızasınını almaksızın hiç bir şekilde imtiyaz verilemez.” (ingiliz belgelerinden aktaran, Robert Olsen., Kürt Milleyetçiliğinin kaynakları ve şeyh Said isyanı. S.244-246)

Kürdistanın istiklalinin önünü kesmek için TBMM sine sunulan bu kanunu, muhtariyetin savunan kürtleri tatmin etmediği gibi TBMM sinde olan 72 Kürt vekili de tatmin etmemiş ve kanunun alehine oy kulanmışlardır. Meclis başkanı vekili bile “kürt meselesinin, kanun  tasarısında yer alan batıl hükümlerle haledilemiyeceğini belirterek” bu kanuna karşı çıkmıştır.

 Bunun gibi tarihten bir çok örnek verilebilir., o dönemdeki işbirlikçi olarak söylenegelen kürt vekillerinin redettiği   kanun teklifleri gözönüne tutulunca, onların daha gerisinde kalan  bugünkü Demokratik özerklik tartışmalarını nasıl  adlandırmalıyız. Demokratik özerkliğin kurumlarının oluşumunu TBMM yasalarıyla mı oluşacaktır. Kürt meclisini, kürt maliyesini, kürt okullarını, türklermi gelip kuracak yada onların oluru ve desteği ile mi oluşacak. Yada  bütün dünyada uygulanan, kürdistan gibi  bir dünya sorunu olan büyük sorunların çözümünde  olduğu gibi, uluslararası kuruluşların ve büyük devletlerin gözetiminde  yapılan heyetlerarası görüşmeler yerine, Türk hükümetinin elinde tutuklu olan Öcalan ile 10 yıldır yapıtıkları gizli görüşmelerin sonuçları mi bekleniyor.

Ulusların tarihinde hep önemli fırsatlar vardır. Bu fırsatlar kaçırıldımı, yani siyasi önderlik yapılmadımı, hep başka uluslara yem olmuşlardır. 1918 Erzincan, Erzurum, kars  muş, Bitlis, Van’ı kurtaran kürt güçleri, bayrağı Kazım karabekire teslim edeceklerine kendi bayraklarını dikselerdi, muzafer orduların muzafer komutanı olan cibranlı Halid Beg, kürtlerin arkasına saklanarak Erzuruma gidip kurtuluş şenlikleri düzenliyen T.C nin kuruluş temellerini atan Karabekir ‘in azarlamalarını sineye çekip,  çadırını çekileceğine , haddini bildirseydi,   kürtlerin tarihi de kaderi de farklı olabilirdi.

Bugünde  ne olduğu tam bilinmeyen, içeriğini ankara hükümetinin doldurulması talebi ile ileri sürülen “demokratik özerklik” türk meclisinin kararına terk ediliyor.

Kürtlerin artık şikayet, itiraz, eleştiri, talep  etme alışkanlıklarını bırakıp, icraata, söylediklerini uyğulamaya başlamalıdırlar. Türk Hükümeti  bekle gör politikası yürütmektedir, “demokratik özğerkligi” de fakto kabul etmiş,ancak bunu yasallaştırmak istememekte  ve durumun daha kötüye gitmeyeceğinden de emin,   Kuzeylilerin bu bakımda , Güneyden ögreneceklerin dersler vardır.

 Ancak görünen o ki, kürtler bu konuda geçmişte kurulan tuzaklardan daha büyük bir tuzağı kendi elleriyle hazırlamaktadırlar.

Yorum ekle