Arap Baharı,Türkiye ve Suriye!
Ali ERDOĞAN /2011 başında Tunus’ta başlayan ve ardında tüm arab ülkelerine yayılan ve ABD’nin desteğiyle iktidarlar değişimi oldu, olmaya devam ediyor. Sırada Suriye var.Washington’un siyasi, askeri ve ekonomik olarak Arap Baharı’nı yönlendirdi. İstediği gibi, yeni bir yönetim sistemini kurmak için demokrasi kılıfıyla sarmaladı. ABD ikinci dünya savaşından bu yana Ortadoğu’daki çıkarları uğruna birçok askeri müdahalelerden bulunmuş, hep ülkesinin çıkarlarını ön plana almıştır. O günden bu güne dek köprülerin altında çokca sular geçmiş. İsrail’in günlük politikasını ön plana almış. Bazı devletler, yönetimlerini askeriden sivillere bırakmış. Tunus, Mısır ve körfez ülkelerinde demokrasiye geçiş hazırlıkları var. Dünya değişiyor. Gölün ortasına atılan bir taş, halkalar halinde etrafa dalga dalga yayılıyor.
İran politikası İsrail’i tehdit etmektedir. Bu nedenle ABD, Türkiye’ye baskı yaparak Erken Uyarı Radar sistemini Türkiye’de Küreciğe kurmuştur. Buna karşılık Türkiye, Irak’tan, Umman’a ve Libya’ya uzanan coğrafyada milyarlarca dolarlık iş bağlantıları yapmış ve en önemlisi Kürt halkı üzerinde yapılan baskı ve kimyasal silahlarla yapılan katliamlara karşı ABD ve AB seslerini çıkarmamaktadır..
Türkiye’de kök salan İslam kökenli iktidarın başbakanı Erdoğan, Arap halkları tarafından sevilmektedir. ABD’ye destek amaciyla Mısır’daki halk ayaklanmasının ilk haftasında Başbakan Erdoğan, Hüsnü Mübarek’e görevini bırak demişti. Yani Arap sokakların yanında olacağını ilan etmişti.
Türkiye ekonomik yapısını İslamdan yana koymuş. İslamdan yana holdinglere devlet yatırımlarını havale etmiş. Erdoğan hükümetinden önce 4 milyar dolar olan sermayeleri 670 milyar dolara çıkarılmıştır.
Erdoğan, 20 Eylül 2011’de ABD başkanı ile yaptığı konuşma Arap ülkelrindeki gezilerini anlatmış ve ülkesinde 30 yıldır Kürlerle süren iç savaşı unuturcasına, Mısır ve benzeri Arap devletlerinde sivil Anayasa ve azınlık haklarını sağlık vermişti.
Suriye’nin durumu:
Suriye’deki durumu karmaşıklaştıran faktörler biraz daha değişiktir. Bölgesel ve küresel aktörlerin farklı pozisyon almasıdır. Çünkü, ABD ve AB ülkeleri Esad yönetimine işten elini çekin çağrısını yaparken, Çin ve Rusya B.M.’lerde yaptırım kararını veto etmiştir.
Rusya, Suriye’de bir iç savaşın çıkmasını istemiyor. İleri sürdüğü konu: “Suriye halkın bir kısmı Esad rejiminin gitmesini isterken, büyük bir kısmıda bu rejimi destekliyor. Halkın tümü Esad’a karşı olsaydı, gitmesini bizde isterdik. Suriye’de oluşacak bir savaş, tüm Ortadoğu’yu etkileyecektir” diyor.
Suriye’de muhalefet tek seslı olmamasına rağmen diyalog öneriliyor. Reformlar beklenirken, muhalefet dış ülkelerden yardım almaktadır. Yardımların amacı, Esad’ın iktidardan uzaklaştırılmasıdır.
Kulislerden konuşulan, Kürtlerin, Hıristiyanlarla ve diğer Sünnilerle işbirliğini Esad önliyebilir. Veya Esad, İsrail’e saldırırsa, Suriye halkı dış düşmana karşı birleşebilir. Bu İsrail’deki iç çalkantılarıda gidermeye yarıyacaktır. Belki de Esad, tedavi gayesiyle, dış ülkelerin birine gidebilir, iktidarı Milli Kurtuluş Komitesine bırakabilir. Böylece yeni siyasi değişimler gündeme gelebilir...
Suriye’yi bu duruma götüren sebeblere bakıldığında: Siyasi baskı, siyasi dışlamışlık ve muhalif hareketlere hiç yaşama hakkının verilmemesi. Dev let başkanlığı seçimi 1970 yılından bu yana tek aday Esad ailesi. Ülkedeki en zengin Rami Maluf Esad’ın kuzeni olması. Bir bakanın oğlunun ekonomik yapıda etkili olduğu görülür. Suriye’de etnik mezhepsel farklılıklar var. Libya’da ise kabile farklılıkları vardı. Ayrıca Azınlık olan Arap Alevilerin iktidarına karşı, çoğunluk Sünnilerin tepkisi var.
2004-2005 yıllarında Kuzey Irak’ta Kürtlerin kazanımlarından etkilendiler. Burdaki istikrarsızılık bölge genelini etkiler. Irak, Türkiye ve Lübnan gibi komşulara yayılabilir.
İran, Suriye rejiminin yıkılmasına seyirci kalamaz. Her şeyiyle Suriye’nin yanındadır. Çünkü sıranın kendisine geleceğini biliyor. Güvenlik Konseyi’nin kararını bu nedenle Çin ve Rusya veto etmişti.
Türkiye cephesinde:
8-9 ay önce Türkiye Suriye ile sınırlarının önemsız olduğu ve vizelerin kalktığı bir durum mevcuttu. Ne oldu da, savaşacak bir duruma geldiler? Türkiye Suriye muhaliflerini çağırarak silah eğitimini veriyor, ekonomik olarak destekliyor. Başbakan Erdoğan, “10 yılda15-20 bin insanı yok eden rejim iktidarda kalamaz” diyor. Oysaki Türkiye, 50-60 bin insanı öldürmüş ve 20 binini failimeçhul şekilde kaybetmiş ve halen kimyasal silahlarla ve toplu olarak öldürüyor. Kalanlarını cezaevlerine alarak sindirmeye devam ediyor. Öte yandan iki yüzlü demokrasi havarisi kesilen ABD ve AB devletlerin seyri şurda dursun, yardım ve destekleri, ne yazık ki, devam ediyor...
ABD ve batı ittifakı Suriye’de bir rejim değişikliğini istiyor. Türkiye’yi de taşaron olarak kullanıyor.
Erdoğan’ın Mısır, Tunus ve Libya’da Laiklik konusunu gündeme getirmesi, İran’ın da sıraya konduğunun işaretiydi. Nitelim Türkiye İran ilişkilerinde bozulmalar başladı. Daha önce Türkiye İran ile PKK konusunda ortak operasyon yapmak istiyordu. O da suya düştü böylece.
Davutoğlu’nun başarısız Suriye görüşmesi ve Erdoğan’ın Washıngton’da Obama görüşmesi Türkiye’nin rolu formile edildi. Nitekim Erdoğan Ankara’ya dönüşünde Hatay’daki Suriye’li mültecilerin kamplarını ziyaret etmişti ve kendi açısında Suriye’ye silah ve hertürlü ambargo uygulayacağını söyledi. Bu arada devlet ile PKK olayları hız kazandı. Natonun Erken Uyarı Radarı Türkiye’ye yerleştirilmesi bu sırada oldu.
Erdoğan Türkiyenin politikasını dile getirirken: “Türkiye tarihi değiştirecek ve bölgede yeni bir beyaz sayfanın açılışını sağlayacak bir politika izlemektedir” derken bunu ABD’ye güvenerek ve onun kendisine veriği misyona atfen dile getirmişti. Nitekim daha önce PKK ile üst düzeyde barış görüşmeleri yapılmıştı. Birden görüşmelerin kesilmesinin altında kendisine verilen bu yeni görevdir.
Ermenistan konusu:
ABD, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunların bitmesini istiyor. İlerde Ermenistan’da gececek enerji hatlarını güvenceye almak istiyor. ABD, Ortadoğu’nun şekillenmesinde Türkiye’ye bazı tavizler verebilir. Kim bilir, Kerkük’teki petroldan hisse verebilir. Ermenistan batıyla bütünleşirse, Rusya’ya bağımlılığı azalır. Amerikan bunun için Ermenistan’ı destekliyor. İlerde İran’a müdahale için Ermenistan’ı koridor olarak kullanabilir.
Suriye konusuna dönersek: ABD tepkileri önlemek için Türkiye eliyle müdahale etmek istiyordu. Türkiye sınırında Türkiye’nin eliyle bir tampon bölge oluşturulacaktı ve burada Özgür Suriye Ordusu yetiştirilecek. Esad yıpratılacak. Ortadan kaldırılacak veya istifaya zorlanacaktı. Rusya’nın tepkisiyle, şimdilik rafa kaldırıldı.
Türkiye Suriye toprağında tanpon bölgeyi neden istiyordu?
BİR- O bölgede muhalif bir orduyu eğitip geliştirecek. Esad rejimini yıkacak ve ABD’nin kendisine verdiği ödevi yerine getirmiş olacak.
İKİ- Olası bir Suriye’deki Kürtlerin, Irak’taki öz yapıyla ve PKK ile işbirliği yapmasını önlemek. Çünkü bu tampon bögenin ipleri Türkiye’nin elinde olacaktı.
ABD’nin çıkarı:
ABD, Suriye’deki rejim değişikliği olursa kendisine neler sağlar?
BİR- İran’ın manevre alanı daralır. Kısa vadede ileri savunma haddında delik açılır ve savunma haddı çöker. Hamas ve Hizbullah’a ulaşamaz. İran’ı dize getirmek için ABD’nin işi kolaylaşır.
İKİ- İran, Ortadoğu’daki çatışma dinemiklerini kontrol edemez.
ÜÇ- Şii yayılmasını önler. Sünni İslam akımını yükseltir.
DÖRT- Hamas ve Hizbullah ile bağı kesilecek olan Suriye, İsrail’in elinde olan Golan tepelerinden hak isteme arzusundan vaz geçer.
Sonuç olarak, Arap Baharı’yle başlayan devletlerin yönetimine İslam yönü ağır basan partiler yönetime geldi. Sonunda İsrail düşmanı. Ama bu hükümetler ABD yanlısı. Yani ABD’nin denetiminde. Şayet biri ABD çıkarına uymazsa anında iplerş çekilerek düzenlemeye gidilir. Bu satırları yazarken bir hikaye anımsadım: Okulda ders veren yaşlı bir öğretmen, öğrencilerine: “çocuklar, ben yaşlandım. Ders verirken bazen söyleyeceğimi unutuyorum. Yararlı olamıyorum. Okuldan ayrılacağım” der. Öğretmenini seven öğrenciler karşı çıkar. Bir formil bulurlar. Öğretmenin eteğine bir ip bağlanacak, öğretmen konuşurken unutkanlık olursa ip çekilerek öğretmen uyarılacak. Bir zaman böyle devam eder dersler. Günün birinde ipi tutan öğrenci hastalanır, okula gelmez. İpi başka bir öğrenci tutar. Öğretmen doğru konuşsa, yanlışda konuşsa ha bire ip çekilir. Öğretmen bıkar, “yavrular ip puştun elinde olduktan sonra sizlere yararlı olamam” der ve sınıfı terk eder.Sevgili okurlar İpler ABD’nin elinde olduktan sonra iktidara kimler gelirse gelsin, halklardan yana hiç bir şey olmaz....
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


