Bomba gibi gündeme "Dersim" düştü.

 

 

tgnerianaElif ORHAN

„….Dersimliyim“ diyemez, diyenler de mıknatıs gibi biribirimizi bulur,  ayrılmaz olurduk..“

Bomba gibi gündeme "Dersim" düştü.

...acı, ölüm, gözyaşı, sürgün, yokluk ve de kıpkırmızı kan akan  Munzur nehiri tekrar anlatılır oldu.. tarih sayfaları teker teker aralanıyor.. dehşet mi dehşet saçıyor…Türkiyede bir başbakan çığır açmış gibi..

Korku duvarları yıkıldıkça yıkılıyor..

Halbuki uzunca zaman dillere yasak konulmuştu..

"Dersimli" olmak egemenler için "suçlu" ve  devrimci-demokratlar için beklentileri yüklemeydi.
...sonra neler neler yaşamadık ve yaşamadılar ki..

Ve gün geldi..

Türkiye Başbakanı   Mazlum Dersimliler’den özür diledi..

Lafı  sağa sola dolaştırmadan bunu anlamlı bulup  değer biçiyorum..

Özürü yetersiz bulmak, bu konuda doğan kaygılar doğaldır..

Dersimli olmak nasıl bir duyguydu, ana-babalarımızın dönemini bırakalımda,  bizim yirmi yıl öncesine gittiğimiz zaman Türkiyenin herhangi bir il-bölge, okullarında ırkçı faşitlerin saldırısı olmadan rahatlıkla „Dersimliyim“ diyemez, diyenler de mıknatıs gibi biribirimizi bulur,  ayrılmaz olurduk..

bize  farklı yaklaşıp  inancımız, geldiğimiz yöre, tarihimizle yargılıyordular....



Ve  derken yıllar yılı kovaladı..neler neler yaşanmadı ki, öyle bir dönem geldi işte..

Türkiye başbakanı devlet adına yapılan soykırımı kabul edip  Dersim halkından özür diledi..

Bugünleri görmek, başta soykırımı yaşayan kuşak olmak üzere, özelden mücadele için alanlara inenler, ailelerimiz, ve tüm Dersim halkı için gerçekten güzel, anlamlı  gün..

Gittiğim Dersimli ortamlar olmak üzere, okuduğum, izlediğim yayin organlarına  baktığım zaman her kesimde demokrat, aydınlar bu konuyu olumlu değerlendirdikleri kadar, Başbakanı saygı, taktirle  anıyorlar..

Dersim halkının yarasına melhem olmasada, yapılanı anlatıp „Özür Diliyorum“ diyen  başbakana ben saygı duyup, bir Dersimli olarak  teşekür ediyorum..

Doğrudur,  başbakanın açıkladığı belgeler, söyledikleri yeni değil, bilinenlerdi..

Fakat bunları ülke başbakanın söylemesi, çarpıcı, anlamlıdır..

Bu; Devletinin geçmişte yaptığı soykırımla hesaplaşması demektir.

Dersim soykırımın devletin eliyle, yapıldığının altını çizerek belgeleri sunuyor..

Türkiye toplumun nabzını avucunda tutan Türkiyeli aydınlar diyorlar ki“ Başbakan Erdoğan Dersim Soykırımı hakkında bir başbakan olarak Cumhuriyet tarihinin en namuslu, en vicdanlı ve en soylu açıklamasını yapmıştır. Dersim Soykırımı mağdurları bu açıklamaya değer vermeli..“

idilimAyrıca karşıt fikir söylüyenlerle de  hemfikirim..doğru,  Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nu mat etmek için  bunları yaptı-söyledi..

Biliyoruz ki, CHP'nin başında Dersimli olmasaydı "Dersim"gündeme gelmez, karanlık tarihi sözkonusu olmazdı..
Yani Dersimlinin  kaşına  gözüne hayran olmadıkları gibi, yüzbine yakın insanımızın kırılmasıda umurlarında değil..

Yinede Devletin başbakanı Dersim halkında özür diledi..

Bu tastamam  gerçek..

Samimi olup olmaması önemli değil.. sorunları sürekli gündemde tutmak, gerecekeleştirmesini artık Dersimliler yapmalı, yolu açılmış..

Ve Dersimli Kılıçdaroğlu bunun vebalinde kaçmaya çalışıyor, mazur görmek doğru değil..

Bakın, Aygün yanlız kaldı, susturulmaya çalışılıyor..
Bu tarihi bir an, bunu değerlendirmek, gereğini takip etmek lazım..
Dersim soykırımı döneminde CHP devletin taa kendisiydi, şimdi o koltukta oturan Dersimli bunu fırsat bilerek gerekli adımları atmalı, korkuya kapılıp lafı sağa sola çekmesi acemice, korkuya kapılanın ruh halini sergiliyor..

Elini taşın altına koyma vakti geldiğini unutturmaya çalışıyor..
Haa doğru,  arşiflerin devamı var, barajlarla yok edilen coğrafya, inancımız üzerindeki baskılar..yani listelemekle bitmiyor..

Her zaman sağduyulu mantığı, öngörüsüne güvendiğim yazar arkadaşım Sayın Dursun Ali Küçük’ün söz ettiği kaygıları bende taşıyorum, ancak ondan farklı olarakda başbakanın özür dilemesini saygıyla karşılıyor, değer biçiyorum..

Ve de  sırf Dersimli olduğu için Kılıçdaroğluna sahip çıkılmasını biz Dersimlilerin bir türlü elde bırakmadığı duygularımıza hakim olmamaktır..

Olayın taa başında itibaren Dersimli Kılıçdaroğlu hiç bir zaman, Onur Öymen ve sonraki sürecelerde, Türkiye Başbakanın Dersim halkından özür dilemesi, belgeleri açıklamasına kadar hep yan çizdi..
Halkına sahip çıkmadı gibi, CHP’nin  kirli, günahkar, katliamcı geçmişini sorgulama, yüzleşmesini istemiyor...

Tipik bir devlet memuru, yıllarca hizmez ettiği kuruma, şeflerine bağlı,  son derece korkak, pışırık, kaçak döğüşen ve yüreksiz mi yüreksiz..

Açıkçası onu dinlerken bir Dersimli, insan olarak utandım..

Kendi geçmişine, tarihine ve de yol arkadaşına sahip çıkmayan bu kişiyi sırf Dersim’lidir diye taşımak anlamsız..
Dersim halkı   kendisinden biri  olduğu için referandum ve seçimlerde destekledi..Fakat o  hiç bir şekilde riski göze alıp  koltuğuna oturduğu soykırımcı  CHP, İnönü, Mustafa Kemal gibi Dersim soykırım mimarlarına dokunamıyor..

Lafı sağa sola sakız gibi çekiştirmeden, Erdoğan’a sözü bırakmadan, yıllar önce okuduğu soykırım kitabı, dinlediği aile büyüklerin dramını, Dersim’ de yaşanılan dehşeti, İhsan Sabri Çağlayangil’in kendisine anlatıklarını anlatmalıydı..

Bildiğini,  söylememesi neye yarıyor, saklamasını nasıl açıklıyacak?

Bulunduğu koltukta CHP adına Dersimliye yapılanın soykırım olduğunu, özür dilemesi çok anlamlı olurdu..

İşte o zaman Dersimlilerin taktirini kazanır, büyürdü, beklenen buydu....

Ancak nerede o yürek, yine çark edip Devletin soykırımda  geçirdiği Ermeni meselesine getirip kafaları karıştırıp, katliamları saklamasının gerektiğini, devleti korumasını söylüyor..

Korkaklığını aşamadığı için yol arkadaşı Sayın Hüseyin Aygün’ü sahiplenmedi, adeta ırkçı CHP’lilerin eline bırakıp sesinin kesilmesini buyurdu..

Dersim halkında özür dileyen Diyarbakır ilbaşkanını görevden alıyor..

Partisinin ırkçı yöneticilerin, devletin milletin bütünlüğü safsatasına, övgü düzmelerini,  söylemlerini duymamazlıktan geliyor.

kejedapirKaldı ki; Dersim'de yapılanın bal gibi soykırım olduğunu Erdoğan ve tüm Türkiye-dünya  biliyor..

yüzbinin üzerinde Dersimliyi öldürdüler.. geri kalanını sürgün etmeleri, diline-kültür, inancına yasak getirmeleri, tümden bitirme olduğunu Erdoğan söylemeden  Kılıçdaroğlu ifade etmeli, yoksa vebalin altında ezilir..
Bu işin artık lamı cimi yok,..

Başbakan bal gibi Dersim halkında özür diledi..

Dersimli Kılıçdaroğlu korkuya kapılıp  lafı sağa sola kaydırıyor.. yok Nazım,  yok kimlere yapılanı hatırlatması onun ruhuna odaklanan  korkuyu saklamıyor.

Haa doğru; Kılıçdaroğlu soykırım döneminde doğmamıştı, ancak ailesi, cıvarındakiler, Dersim halkı vardı, yaşadılar.. Kelime oyununa kaçması sağlam duruş değil,  vebalin altında kalır.

Ayrıca  tartışmaların önünü açan, konuyu gündeme taşıyan Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün’ün onurluca duruşunu  kutluyorum.

Sayın Aygün seçimle ilgili  yazımda  CHP zihniyetine güvenmediğimi belirtmiş,  Dersim halkın sesi, kulağı olmayacağınızı düşünmüştüm.. size karşı bu önyargıyı taşıdığım için kusura kalmayın.
Çok anlamlı, hayırlı bir açılıma imza attınız..

Dapıra Keje’nin duasıyla „Dersim Xızırı sizi baştan ırkçı fazizan CHP ve  linç edici ziyniyetten korusun“..gerçekten  Sözünüzden durup sağlam duruşunuzu korudunuz..

Türkiye Başbakanı   Dersimliler’den özür diledi..

Elif ORHAN
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle