Anasayfa Haberler Kürdistan ALEVİLER VE ANAYASA(3)

ALEVİLER VE ANAYASA(3)

 

1257427339.jpgHasim Kutlu-Kizilbas Meydani

(Devam)

HAK VE ÖZGÜRLÜKLERIN KABULÜ HAKKIN KULLANIM HAKKIYLA BIRLIKTE GERCEK HAK OLUR

Ulus adina yapilan anayasal düzeninde, ulusu en temel ve genel  bir ifade ile Türklüge ve  Müslümanliga göre tanimladigindan, 1924 Anayasindan en son 1982 Anayasasina kadar bütün anayasalarinda, diger  etnik topluluklarin, dinsel topluluklarin bu özgün özelliklerinden dogan haklarinin tamamini, Türk ulusu adina gaspetmis ve yer vermemistir. Ama, bu anayasalar, sadece  ezilen ve yok sayilan etnik topluluklar ve dinsel /mezhepsel topluluklarin inkariyla sinirlamaz kendini.

Her ne kadar “kadina secme ve secilme hakki tanindi” gibi Kemalist övgüler hala terkedilmis olmasada, Ulus Devlet yapilanmasinin bütün gözenekleri, erkek cinse göre dokunmustur. Osmanlidan  zihinsel olarak devralinan islami seriat dokusu, üstüne Cumhuriyet pelerini atilarak,  carsaf mülga edilerek ve onun yerine tek tip tayyör giydirilerek, aynen devam ettirilmistir!.

Dahasi basindan itibaren 50`li yillarin sonlarina dek “sinifsiz ve imtiyazsiz bir toplumuz” denilerek, birakiniz ezilen ve sömürülen sinif olmaktan dogan haklarin kullanimini, Sinifin kendisinin varligi bile inkar edilmistir. Bunlara eklenebilecek daha bir dizi toplumsal kategorinin ulus devlet yapisi icinde yok sayildigindan sözetmek mümkündür,

Askeri vesayetle, cogu da askeri darbeler yoluyla gerceklestirilmis  Anayasalarinin icinde, gerek kisi hak ve özgürlükleri baglaminda, gerekse sendikal ve akademik özgürlükler baglaminda, bütün dünyada esen sol rüzgarin, Türkiye`ye bir tür yansimasi olarakta anlasilabilacak bir nisbilik ifade ediyor gibi gözükür. Öteden beri anayasal düzenin kirmizi cizgilerine dokunmamaya alistirilmis zihniyet pratigi, bu bakimdan 1961 Anayasasini hep olumlayagelir. 12 Mart askeri darbesiyle  darbelenmesine ve degistirilmesine kadar  1961 Anayasasiyla gerceklesen siyasal ortam “nisbi demokratik ortam” olarak olumlanir hep.

Önümüzdeki Anayasa  konusunda ve Anayasa yapiciliginda  hic bir sekilde gözden kacmamasi gereken ve bu baglamda da  cikarilmasi zorunlu olan bir kac derse  deginmek zorunlugu vardir bu noktada.

Olumlanagelen 1961 Anayasasi da yukardan beri sözünü ettigimiz “degistirilemez ve degistirilmesi teklif dahi edilemez” olan temel Anayasa hükümlerine dokunmamistir.  Dolayisiyla. “Kisi Hak ve Özgürlükleri” basligi altinda ifade edilen hak ve özgürlükler, bir kere daha bastan, bu temel hükümlerle kosulludur. Bu alanin dokunulmazligiyla kadiktir.

Peki o zaman, kisi hak ve özgürlükleri alanina iliskin yakistirilmis su yanilsamali “nisbi demokrasi” anlayisinin kaynagi nedir?

Bu anlayisin kaynagi, kisi hak ve özgürlüklerinin bir statü olarak kabul edilmesi olgusuna dayaniyor. Cünkü, ondan önceki anayasalarda,  dogru dürüst bu haklarin varliginin kabul edilmesinden dahi sözedilemezdi.

Bu haklarin kullanilmasi pratigi nasildi acaba? Iste, konunun özünü ve esasini bu soru ve bu soruya verilecek cevap olusturuyor. Nisbi demokrasi yanilsamasinin kaynagi iste bu soruda yatiyor. Kimse hic bir anayasal dönemde bu soruyu sormadi, sorarak sorgulamadi olani biteni.

Yukarda da belirttik, kisi hak ve özgürlüklerinde bile özgürlügün herkesce esit ve adil kullanuilabilmesi icin hakkin teslim edilmesi, yani örnegin “her yurttas özgürce düsünebilir hic bir sinirlamaya ve baskiya ugramadan düsüncesini aciklayabilir ve yayabilir” demek yetmez bu hakkin söylendigi gibi gerceklesmesi icin. Ayni sekilde bu hakkin kullanim hakkida anayasalarca güvence altina alinmali,  güvenceye islerlik kazandiracak mekanizmalar  olusturulmalidir.

Cok övülen 61 anayasasi belirtigimiz gibi Hakkin varligini kabul ediyordu ama hakkin “Kullanim Hakki”ni kenar notu olarak düsüyordu. Yani, kullanim hakkini idari takdire birakiyordu. Idare de hic bir hakki dise dokunacak sekilde kabul etmiyor. Ya erteliyor ya da yasa disi ilan ediyordu. 60´li Yillarin ikinci yarisindan itibaren, gelisen ve yükselen, ezilen,  yok sayilanlarin hareketleri, aslinda kullanim hakkinin defakto olarak, yani idari taktire ragmen gerceklestigi, bu gün  tartismaya yer vermeyecek kadar herkesce ne olmasi gerekir.

12 Mart askeri darbesinin en asli gekcesini, iste bu defakto gerceklesme olusturdu. Bu yüzden 12 Mart Askeri darbesi, kendisi de bir askeri darbe ürünü olan 61 Anayasasindan, hem hakkin kabülünü hem de kenar notunu kovaladi. O gün bu gündür, Anayasal düzen bir deli gömlegi niteligindedir yok sayilanlar acisindan.

YENI ANAYASADAN BEKLENTILERIMIZ VE ISTEMLERIMIZ

Yukardan beri yaptigimiz aciklamalarin isiginda ifade edecek olursak;

Her ne kadar, ne zaman Alevilerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasal düzeni icindeki haklarindan sözedilse, Alevileri tanimlamak gibi  konuyla baglantisi olmayan, hatta saptiran bir tartisma beraberinde yürütülse de, Anayasa konusu hep tartisilagelmistir.

Bu tarzda bir yaklasima da son vermek amaciyla konu dogasina uygun olarak siyasi ve hukuki cerceveleri icinde degerlendirilmeli ve sonuclandirilmalidir

Propgram düzeyinde ifade edilebilecek her sorunun ele alinisi prensip olarak, azami hedeflere göre düzenlenir ya da programlastirilir. Örgütsel düzeylerden baslayan ve kitlelere dogru indirilmesi baglaminda yapilacak bütün calismalar, tesbit edilmis bu azami hedeflere göre  bicimlendirilir. Bu hedefler, piratik olarak yakalanamasa bile bütün bu yogun faaliyet  sonucunda gerceklesecek olanlar, gerceklesmesi istenen azami hedeflere acik kapilar birakarak sonuclanirlar. Böylece de nihai ya da stratejik hedeflerden kopulmamis olur. Belirtecegimiz  taleplerler ve degisiklik istemleri, kimi noktalarda sankide gerceklesmesi olanaksiz hedeflermis gibi görünebilir. Ifade ettigimiz yaklasim cercevesinde ele alnirsa, önümüzdeki Anayasa gündenimde,  bu dogrultularda sonuc alinamasa bile ona kapilari acik birakacak düzeylerin yakalanabilecegi görülecektir.

Bu baglamdan hareketle, Anayasa ve Anayasal düzen konusundaki, adina hareket ettigimiz Alevi toplumunun istem ve önerilerini söylece siralamak mümkündür:

A- Yapilmasi kacinilmaz görünen “Yeni anayasada devlet, tüm etnik, kültürel, inanç ve dini guruplara eşit mesafede ve tarafsız konumda bulunmalıdır.

Yurttaslik Maddesindeki “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” gibi tanımlar konulamaz. Devlet sadece vatandaşlarının güvenliği ve temel demokratik haklarını korumakla mükelleftir. Toplumun ve toplulukların temel demokratik haklarını, can güvenliğini ve ortak vatan sınırlarını korur. Başkada toplumun inanç faaliyetine karışamaz ve müdahalede bulunamaz. Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Ezidi, Alevi, Suni gibi din ve mezheplerle kendini tanımlayamaz. Onlardan birini imtiyazlı kılamaz veya devletin resmi inancı haline getiremez.”(****) (KCK İnanç ve Azınlıklar Komitesi-06.10.2011 tarihli yazilarindan)

B- Din ya da millet topluluklari karsisindaki Devlet tutumunun ne olmasi gerektigine Bu yaniti verdigimizde ve bunda mutabik oldugumuzda, arkasindan gelecek olan  devletin her seyden önce bu hukuka uygun  bir yeniden örgütlenmesi gerektigini belirtme zorunlulugumuz vardir. Devlet organlarinin tamami “Türk ve müslüman” bir organizasyon olmaktan cikmak zorundadir.Bir baska deyisle, Yürürlükteki Anayasanin temel hükümlerinde yeralan, ulusun  etniye, söya,boya, dine, dile, tarihe göre tanimina organize edilmesine son verilmelidir.

C-Temel hükümlerden bu ögeleri iceren tüm belirlemeler cikartildiginda, vatandaslik baglari da bu gibi tanim kosullamalarindan kurtulmis olur. Ancak o durumda  kisi hak ve hürriyetleri karsinda devlet, butun kategorilere esit mesafede kalir. Kisi hak ve hürriyertleri anayasal güvenceye alinmis olur.

 D- Bu yaklasimla düzenlenecek bir Anayasada ve  Anayasal düzende, Diyanetin ve dil, tarih kurumlarini yeri yoktur lagvedilmelidir. Her din ve etnik  toplulugunun diyaneti kendi özgün yapisina birakilmalidir.

Her kategori kendi tarihiyle bizzat kendisi ilgili olabilmelidir. Okullarda  okutulacak tarih,ortak tarih olmali, bunun icin de, bütün kategorileri  temsilen katilacak komisyonlarda yapilacak calismalarla belirlenmelidir.

E- Gerek etnik gerek dinsel ve gerekse de cinsel olarak Anayasal hükümlere icerilmis bulunan tüm tekci, inkarci, asagilayici  hükümler, tanim ve kavramlar ayiklanmalidir.Buna bagli olarak gerek yasal bazda gerek organsal bazda yapilmis ve yürürlükte olan  düzenlemeler iptal edilmelidir.

F-Kisi Hak ve özgürlükleri bazinda ifade edilen haklar, bu yeni anlayisa göre yeniden düzenlenmeli, hakkin tanimi acik ve net ifadelere kavusturularak anayasal kabulü kesinlestirilirken, önemle her hakkin KULLANIM HAKKI idari takdirlere birakilmayacak sekilde anayasal güvenceye alinmalidir

Yorum ekle