Biz Kürtlerin sözcüleri
von Priv.-Doz. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu / Kürt Meselesi yıllardır kanayan bir yara durumunda. Doğru bilinen yanlışları görmek, bilinmeyen gerçeklerle yüzleşmek, barışın yollarını keşfedebilmek için göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda toplumun ortak yaşama iradesini doğrudan etkileyip, Kürt meselesinin kalıcı çözümü, bugüne kadar uygulanan stratejilere alternatif yeni stratejiler geliştirmekten geçmektedir. Kürt sorununu tek bir cümlede özetlemek mümkün olmadığı gibi, Kürtleri tek bir kategori altında ele almak da mümkün değildir.
Ta Cumhuriyet’in kuruluşundan beri var olan ve son otuz yıldır başka bir evreye geçtiği malum olan Kürt Meselesi’nin artık yeni bir kavrayış modeli ve yaklaşımla ele alınması, çözülebilmesi için yeni bir siyasi anlayışa ülkede gerek duyuluyor. Dolayısıyla Kemal Burkay ğibi bazı Kürt siyasetcileri ğörüşlerini Televizyon ve basın aracılığıyla dile ğetiriyorlar.
Bu bağlamda değerli Selim Çürükkaya ’’Burkay ve Güçlü nün Alçaklığı!’’ başlığı altında 28 Ocak 2012 tarihinde önemli bir makale yazdı. Makalesinde İbrahim Güçlü ve Kemal Burkay’ a karşı yazılar yazılıyor? Bu insanlar neden tehdit ediliyorlar? Neden bu insanlara “şerefsiz, haysiyetsiz” diye hakaret ediliyor? Ne yaptılar ki bu insanlar? Hangi arı deliğine çomak soktular? Hangi gerçeği dile getirdiler? Kimlerin nasırına nasıl bastılarda böylesine hakaretli saldırılara maruz kaldılar? sorularına cevap aramaya çalışıyor. Bu soruları sormada tabidirki kedisi çok haklı. Avrupada belli bir dönem PKK Avrupa merkezinin yaptırdığı iddiaedilen olayları makalesinde dile ğetirmesi, onun demokrasi acısından ğöstermiş olduğu önemli bir mücadeledir. Hakikaten tekrar buradan sormak ğerekir Resul Altınok’u , Mehmet Şener’i, Çetin Güngör’ü, Enver Ata’yı, Mehmet Tunç’u, Mehmet Çimen’i ve isimlerini sayamadığım bazı insanlarımızı kimler ve ne maksatla ve ne için fiziken imhaettiler? Bu sorulara cevap bulabilmek için yapılması ğereken bağımsız hareketeden bir hakikatleri araştırma kurumu kurup bu ve buna benzer kapalı olayların aydınlatması ğerekir, kanaatindeyim.
Hakikatleri araştırma kurumunun kurulması zaruridir diyorum, zira bazı acıklamalarında‘’Burkay, ‘’’Ergenekon’un Kürt ayağı olduğuna vurgu yapıyor. Abdullah Öcalan’ın bu işin içinde olduğunu savunan Burkay, “Nasıl Hizbullah oluşturuldu, daha sonra defteri dürüldü. PKK olayı da benzerdir. PKK 1970’lerde ortaya çıktı. PKK’nın kuruluşunun bir derin devlet projesi olduğunu geçmişten beri söyledim. PKK, Ergenekon’un Kürtler içindeki bir ayağıydı. Bugün de Ergenekon ile ilişki içinde olan bir ayaktır. Abdullah Öcalan başta olmak üzere PKK’nın kuruluşunda rol alan birçok insan bu işin içindedir. PKK derin devlet tarafından oluşturulan bir örgüttür.” şeklinde konuşuyor.
O zaman insan ister istemez Burkay’a sormak mecburiyetinde kalıyor. Sen bunları nereden biliyorsun? O ki senin bu söylediklerin doğru, niçin Bekaa Vadisine ğidip orada Sayın Öcalanla ğörüştün? Niçin Öcalan’ nın misafiri oldun? Ayrıca benim başka bir sorum daha var, Burakay’ın veya PSK’nin 1965 den 1989 yılına kadar Bulgaristan ve Polonyayla olan siyasi ilişkileri neye dayanıyordu? Bulgaristan ve Polonyayla olan siyasi ilişkiler acıklanırsa, benim ğibi tarafsız düşünen Kürdler aydınlanmış olur. Diğer taraftan batı Berlinde Protestan Kilisesiyle olan ilişkiler 1989 a kadar ne düzeydeydi? Protestan papaz Manfred Richter’ile Burkay ve (Sivasılı H.....Y....z. bu şahsın adı soyadı bende mevcut) vasıtasıyla ğörüştüklerinde, ne ğibi kararlara vardılar. Kürd halkının bunlarıda Burkaydan öğrenmesi ğerekir kanaatindeyim. Burkay’ın dış ilişkileri ve finans kaynakları Kürdler tarafından bilinmelidir.
PKK de eleştirilmelidir, yanlışları dile ğetirilmelidir, bu eleştirilerden dolayıda kimse kimseden gocunmamalıdır. Buğün Kürt sorunu bir “Kürdistan sorununa” dönmüştür. Böyle bir ortamda Kürdler birlikte hareket etmelidirler. Gerçekleri ellerindeki ispatlarla dile ğetirmelidirler. Aksi başkalarının işine yarar, Kürd meselesinin çözümüne faydası olmaz.
Kürtlerin sözcülüğü iddiasıyla yaptığı açıklamalar ile kamuoyunun dikkatini çeken Kemal Burkay’ın bazı televizyon kurumlarında yapmış olduğu acıklamalarda, ‘’TC mahkemelerini sanki adil karar veren merciler olarak ğöstermesi veya buna işaret etmesi’’ ise eleştirilmesi ğereken konudur. Çünkü ülkedeki mahkemeler Kürd sorununu irdelediklerinde ne dün nede bügün objektif karar vermediler. Hernekadar 2002 yılıdan itibaren bazı önemli ğelişmeler olduysada, bu iyi ğelişmeler Kürd meselesinin çözümü için yeterli değildir. Dolayısıyla kendiside bir eski hukukcu olan Kemal Burkay’ın ’’mahkemeler KCK konusunda karar verecekler demeside’’, doğru kabuledilmesi ğereken bir siyasi tavır değildir. Bu cümleleriyle Burkay kendisini bir hukukcu olarak sevimsiz bir duruma düşürmüştür. Hukuki süreçte peşin yargıda bulunmak veya yarğıyı etkileyebileçek cümleler sarfetmek doğru değil, çünkü zanlı bir şahsa ”suçu ispat edilinceye kadar o zanlı hukuken suçsuzdur”. PKK nin hataları, benimsenmeyen yanları eleştirildiği ğibi, Kemal Burkay’ın siyasi veya taktiksel hatalarıda eleştirilmelidir.
Kürd siyaset ve düşünce hayatının yükselen değeri "Öfke" ve Kin olmamalıdır.
31.1.2012 Zürich


