Anasayfa Haberler Kürdistan Bir ana, binbir acı

Bir ana, binbir acı

 

bir-ana-binbir-aci 6358 b- BAHAR KILIÇGEDİK -

İki oğlu kaybedildi, kocası kalp krizinden öldü, acısından bir gözünü kaybetti, kızlarından biri kocası tarafından öldürüldü...

Kadriye Tanrıverdi 74 yaşında bir Kürt kadını. İki erkek, iki kız annesi. Mehmet 22, Muhammed 19 yaşındayken gözaltına alınmışlar. O günden beri haber alamadığı oğullarının acısına dayanamayan kocası kalp krizinden ölmüş yaşlı kadının, bir kızı ise kocası tarafından öldürülmüş. Bu acılar sonucu yüksek tansiyona bağlı olarak bir gözü tamamen kör olan yaşlı kadın JİTEM karargâhında çıkan kafataslarının oğullarının olabileceğini belirterek DNA örneği verdi.

Diyarbakır Suriçi Saraykapı’da başlatılan restorasyon çalışması sırasında bulunan insan kemikleri, yıllara yayılan trajedilerin de gün yüzüne çıkmasına neden oldu. 74 yaşındaki Kadriye Tanrıverdi de bu acı öykülerin kahramanlarından biri. İkisi erkek, ikisi kız dört çocuk annesi yaşlı kadın. Mehmet Tarıverdi 22, Muharrem Tanrıverdi ise 19 yaşındayken Diyarbakır’ın Lice İlçesi Dibek Köyü’ndeki evleri basıldı. 14 Mayıs 1994 tarihindeki baskında askerler ve özel harekât timleri oğullarını gözleri önünde alıp götürünce yaşam kabusa döndü adeta. Yollara düşerek karakol karakol, kışla kışla çocuklarını aramaya başladı.

Türkçe bilmediğinden gittiği resmî makamlara derdini tam anlatamıyordu ama pes etmedi. Yıllarca aradı ama bir sonuç alamadı. Bu arada “Ben oğullarımın hasretiyle öleceğim” diyen kocası kalp krizi geçirip öldü. “Gözleri açık gitti eşimin. O benim gibi ağlamazdı. Üzüntüsünü belli etmemek için hep içine attı” diye anlatıyor hayat arkadaşının ölümünü Tanrıverdi, ama acıları bu kadarla sınırlı kalmamış. Evlendirdiği büyük kızı da aile içi şiddetin kurbanı oluyor ve eşi tarafından bıçaklanarak öldürülüyor. Artık yanında küçük kızı Müslüme var.”

DNA örneği verdi
Artık ağlamasın diye evden kaldırılan çocuklarının resimlerine bakarak gözyaşları içinde konuşuyor: “Oğullarım kaybedilmeden önce askerler tarafından gözaltına alındı. Okudukları Lice Yatılı Okulu askeri kışlaya dönüşmüştü. Oraya götürdüler, işkence yaptılar. Serbest kaldıktan sonra da evimizi basıp kocamı dövdüler, çocuklarımı bu kez götürdüler ama geri getirmediler. Bu kazılar başlayınca belki kemiklerini olsun bulurum oğullarımın diye önce suç duyurusunda bulundum. Sonra DNA örneği verdim. Artık kemiklerine de razıyım. Yeter ki dua edeceğim, sarılıp ağlayacağım bir mezarları olsun.”

Yorum ekle