Anasayfa Haberler Öykü Nurhak' dan yaza merhaba

Nurhak' dan yaza merhaba

altBarış Aydın-Kastal Köyü’nün içinden geçen yol (yol deyince araba gitmez patika yol) Nurhak Dağları’na doğru gider. Yol boyu rengarenk çiceklerle kaplı verimli otlaklardan geçip Aligül Dağı’na doğru tırmanır. Dağa varmadan gün bir yeşillik özellikle çağşır otu ve maki ağaçları yeşilinde fışkırır ama yüksekliklere doğru çıkıldıkça maki ağaçları bodurlaşıp çağşır otu ile birlikte yaz boyu yemyeşildir.

Su başlarındaki düzlüklere kıldan yapılmış kara çadırlar açılır. Genç kızlar bu suların aynasıda saçlarını tararlar. Yaz boyunca göçer katırların heybelerinde kavun, karpuz, öküz gözü büyüklüğünde kara üzüm, kayısı ve

şeftali taşınır. Nice sevda türkülerinin yakıldığı bu yaylalarda son bahara dek mor koyunlar yayılır. Dağın yamaçlarında geceleri çoban ateşleri yakılır. Bu ateşler öyle parlak öyle canlıdır ki ta Kantarma’dan, Gücük’ten, Sünnet’ten bakıldığında bir yıldız gibi parlar gecenin sesizliğinde, çoban ateşlerinin yakıldığı kayalıkları kaval nağmeleri inletir. Herşey susar, su akar, ateş yanar, yıdız ve ay parlar. Çağşır otunun bitiği yerden bembeyaz dik hiç bir ağacın, hiç bir bitkinin yetişmediği bembeyaz, dik kayalıklar başlar. Burdan itibaren bir tek renk vardır. Gün batımı bulutları dışında her yan bembeyazdır.

Nurhak Dağı’nın doruklarına doğru kar hiç eksik olmaz. Eski yılın karı üstüne yeni yılın karı yağar. Bu karlardan süzülen sular yer altı nehirleri boyunca ilerleyip Elbistan’da kırk gözden süt gibi bembeyaz köpükler saçarak tekrar gün yüzüne çıkar bunun adı Ceyhan Nehri’dir. Nurhak Dağları’nın doruklarındaki karlardan eriyip ak kayalardan süzülüp dereler oluşturarak Kantarma’da toplanan su Ceyhan Nehri’nin önemli bir kolunu oluşturur.

Koyunlar, kuzular meleşir gece oldu mu kurtlar, çakallar, ayılar pusuya yatar. Çobanın yatmasını bekler. Kaleştirler ama canı sağ olsun kangal köpeklerimizin. Fırsat vermez çoban yatsada o yatmaz. Sorumluluğunu bilir. Siz bakmayın insanoğlunun nankörlüğüne kangal köpekleri iki ayaklı köpekler gibi değiller. Halkın malına ihanet etmezler. İki ayaklı köpekler gibi halktan yana görünüp Halka ihanet etmezler. Başkasının tetikçliğini yapmazlar. Dedikodu yapıp başkasının aleyinde hiç konuşmazlar çünkü; köpek bilir, köpeğin bile kendisine has bir kişiliği vardır. Gerici ve çıkar ilişkisinden hiç beslenmezler emanete asla ihanet etmez, sabaha kadar sürünün etrafında tur atarlar. Çoban yatar, çünkü; ona güvenir birde sırtını Nurhak Dağı’na verince o güvenle sabah olur, çoban uyanır. Köpek gönül rahatlığıyla emaneti teslim eder. Gün ışımaya başladığında kekliklerde ötmeye başlar. Bir başkadır Nurhak Dağı.

Akşam üstü kaplumbağlar,yılanlar boz ayılar, besili kurtlar, çeltikli boynuzlarıyla dağ keçileri bu sulara gelirler bu vakit devrilir derin vadilerin gölgeleri sulara. Bu kar suları pullarında çoban ateşlerinin pırıltılarını taşıyan rengarenk alabalıklara yaşam kaynağı olur ve gittiği her yere yüce Nurhak Dağı’nın serinliğini taşır. Buz gibidir ak çakıl taşları, gülümser berrak suyun yatağında. Dağlardan uzaklaşıp derin vadilere akmaya başlayınca sular nehir yatağının içinden onlarca şelale dökülür nehire bu ölümcül bir görünümdür. Hayran kalırsın bu doğal güzelliğe adeta Nurhak Dağı’nın güzelliklerini görürsün yaz mevsimi geldiğinde bazen yağmur yağar karlar eriyip, kar gibi silip süpürüp götürür karı. Bir tek dorukları etkilemez. Hızla eriyen kar yağan yağmur şelaleri dereleri coşturur. Zorlar sular yataklarını ve içinde koca kayaları yuvarlamaya başlar. Bu kayaların sesi çok uzaktan duyulur. Bu ses her şeyin değiştiğini bir şeyin ölürken bir başka şeye yaşam kaynağı olduğunu akanın çoğaldığını güçlü bir devinime nasıl kavuştuğunu anlatır. Yukarlardan bakar Nurhak Dağı akıp çoğalan sularına vermez gizini, gizinde gizleneni.

Şimdi dörtyan tekmil kar altındadır

Bir yanım buz tutar Kafkas ufkudur

Bir yanım seccade Acem mülküdür

Doruklarda buzulların salkımı

Böyle anlatır Ahmet Arif anadolunun kışını, sıkılı yumruğu cebinden düşürüp bir kaşını, Böyle anlatır Ahmet Arif.

Şimdi Nurhak Dağı’nın güzel mevsimidir, ilkbahar ve yaza dönmeye başlamıştır. Şelalerin köpürür bembeyaz, nehirlerin çoştuğu mevsimdir. Derin vadilerde helede Kantarma’da ala balıkların süzüp süzüp, insanoğlunun bir yaşam kaynağı olur. Çağşır otlarının dibinde o güzelim kocanman bembeyaz mantarları. Özledim seni Nurhak Dağları.


20/05/2010


 
1 Barış Aydın / Paris
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

nurhakdagi.net