Anasayfa Haberler Öykü Cano...!

Cano...!

altDara BOTAN / Dağlara konmuşum, bulutlara, ağaran gözlerim yine dolu yağmurlu. Hasretim yanımda, özlediklerim hani nerede? Dinleyin biraz beni, size çıkıyor bütün yollarım, gitmeyin ne olur! Bir nefesmiydi başımdan geçen, yoksa deli bir sevdamı, bilmeden yargılıyorlar, sorguluyorlar, yeter diyorum artık bu cihanda uryan olan insanlığa, kalmış elimde birkaç dost paylaşılandan geri kalan bu ömrüme. Yormayın azraili, peşimde zaten, kabire giren bir ömürüm var. Öldürüyor zaten hasret bu benliğimi.

Kimseden istemedim hakkını helal etsin bana. Yolum çok uzak değil bir yürek mesafesi kadar yakınım ben yoldaşlarıma, başım dik beni bıraktıkları yerde onları beklerim. Ben mi boştum, kimdi o yaşamda coşan? Gözlerim kirpiklere çoktan gücenmiş, nasıl yatayımki, neyim kaldı anılarımdan? Bu yara hep kanar, onlar bana gelmeyince, yüzüm gülmüyor, yaralarım akıyor içimde!. Kaç kez vurdum bu dağlara türküler yaktım, doruklarda hangi acımı anlatayım bu sulara?

Kim nerde kim var bende bu gece sormayın bana, kim gittiki benden?

Dağlarımda taşlarım, yastık akan kanlara konan yıldızlar yorganım, yüreğim hep ayaz soğuklarda. Zay ettim ömrümü helal etmem beni vuranlara. Herkes gibi cesaretim vardı kuduz gecelerde taktiğe sakladığım son kurşunu anlıma kan diye mühürledim. Cinnetin ışığını yakan zebanilere köle edildik yoldaş diye hep kanarak. Hüzün makamında yaşam var anılarda sabahın ışıklarında üşüyorum. Hazin vedalar yaşatarak yüzünü kan şarabıyla yıkıyan hükümdarlar yine son efedilikleriyle oyunun sahnesindeler ama taş altı edilen bir yoldaşıma neden kimse bir selam yollamaz Cano ?

Yoruldum Cano…

Bu insanlara neyin ne olduğunu anlatamıyorum, kimse anlamıyor karanlığı yırtsamda bir sesini duysam. Düğümlenen boğazımla tutuşan ellerini tutsam yine düşecek dilimde tek hece. Yüreğim onlara tutuklu ne yapayım elimde değil. Göğüs kafesinde yetiştirdiğim ümitlerim kafeste, onların hasretleriyle yorsan beni, istersen vur beni, ne senin varlığın ne de onların yokluğu yetmiyor. Giden günlerimde daha bitmeyen umutlarım soldu. Düşlediğim özlemlerim karanlıklarda örselendi, hala titriyorum bugünlerde yine. Sana anlatamadığım acılarım gözlerimle bağdaşlaşmış zamanı tutamayan ellerim haykırışlarda küllendi. Zamanımın birinde sana parselenmiş olan günlerimin birindeyim. Kanıma dokunuyor zulümü kuşanmış diller, bugün bize efendilik taslıyorlar.

Çok mecburmuyum onlara sanki, toz duman olan darlarda yakıyorsam onların günahlarını, suçlanan yine ben oluyorum. Kendimi onlardan kaçırdım günahkarları af etmeyi öğrenemedim. Geleceğe adaklar adadım, tüm yaptıklarını tarihin yapraklarına sakladım, yağmadan kar şakaklara, geleceğin hasını görecekler elbet karşılarında. Kaç bahar oldu uyuyamadım? Kim demiş unutulur en derin yara bir gün zamanla, unutmadım hala, bir ben olsamda bu hayatta. Her günüm bir vurgun vurur geçen geçmişe, yazılamayan kaderemiydi, söyle bana hayatım artık neyden ibaret?

Çocukluğuma geri dönmek istedi gönlüm, yüküm ağırdı ama acılarım o zamanlar çok hafifti. Büyüdüm kendimi örülen duvarların içinde buldum. O sevdiğim kalemimle artık sana yazacağım okuduğum hayattı. Sana yazacağım dünü bugünü ve yarını. Bir mısralık şiirlere değil, hayattın her sayfasına yazacağım tüm sürgünleri. Ölümlere terkedildiğim gün ışıklarında yüzünü görmediğim güneşlere adını yazdığım yoldaşlarımla sana baktığım günlerimde nihayet bugün sana gelebildim. Poyrazım, özlem deliliğindedir hangi fırtına dindirebilecek ki Cano!….

Çok zor Cano çok. Benden o kadar uzak olmasaydın, bildiğim herhangi bir dağda olsaydın, o zaman belki bu yarama melhem olurdu gördüklerin. Sana yine yazarım yaşadıklarımı bir tek sana saklarım….