Sen ne yapmak istiyorsun? Açıklayayım!

Yeni Ozgur_PolitikaKalender Şahin / Kasım ayı geldimi benim ruh halim kötü oluyor nedeniyse Balkanlarda PKK tarafında üç arkadaşıyla birlikte kayıp edilen kardeşim Aydın Şahin,nin olayı ve bu tarihte hem anmalarıylan ilgili hemde olayın gündemde düşmemesi için yazarım duygularımı düşüncelerimi ve bu yazdıklarımı hem kayıplar sitesinde hemde çeşitli sitelerde yayınlanır bunu tabiki dostta takip ediyor düşmanda siz bir yazı yazmışsanız sizin göreviniz o yazdıklarınızın arkasında durabilmektir ve o yazdıklarınızı ne kadar fazla kişi okumuşsa siz duygularınızı daha çok insana taşımanın rahatlığını yaşarsınız bu size şevkte verir bir diyer yazıyı yazmanız için.

Tabi yazdıklarımı türk medyasıda izliyor kimisi duyarlıdır takip ediyor kimiside PKK ye karşı kulanmak için takip ediyor bu onların sorunu benim kimseye bu yazıyı neden takip ediyorsun diye sorma gibi bir hakkımda yok.

Her sene bir gazetede mutlaka bir haber çıkar içeriğinden ve niyetlerinde bağımsız bakarım ben bu habere çünkü benim amacım bu olayı gündemde tutmak ve muhatablarımında bu olayda rahatsızlık duyup olayı aydınlatırlar belki diye düşünürüm 300 yüz bin trajlı sabah gazetesi böylesi bir haberin yayınladı, geçensene yaman gazetesi bir haber yapmıştı, internethaber  haber yapmıştı, star gazetesi bir haber yapmıştı, Bizim Elbistan gazetesi, Kaynarca haber kısada olsa İHD de bir açıklama yapmıştı. Ve bir çok internet sitesi bu haberleri yayınladı bu haberleri gazeteciler haber yaparlarken temel bir şeyi bana sorar böyle bir olay olmuş bu doğrumu ve bununla ilintili bir haber yapmak istiyoruz der ve bende doğal olarak bu olayın doğru olduğunu kardeşim ve üç arkadaşının PKK tarafında kayıp edildiklerini söylerim ve gazetecilerde kendi yorumlarını yapar kendilerince yorumlar ve yayınlarlar katılmadığım bazı kelimeler yorumlarda olabilir ama bu onların yorumu ve yaklaşımıdır ama asıl olan konuya gelelim 13 yıldır yazıyorum PKK den gidilmesi gereken her yere gittim görüşülmesi gereken tüm yöneticilerlen görüştüm kimse böyle bir kayıp olayı yok diyemiyor hata AHİM Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinede bu konuda baş vurmuştum başvurum kabul edilmişti PKK aracılar koyarak biz olayı aydınlatacağız başvurunu çek dediler bende bu aracıların ve PKK yöneticilerinin verdikleri söze güvenerek başvurumu geri çekmiştim ve yaklaşık 6 aylık süreden sonra CDK yani PKK Avrupa örgüttü o zaman bir açıklama yapmıştı 22 Temmuz 2005 yılında Özgür Politika Gazetesinde yayınlanmıştı ama bu açıklama olayı aydınlatmaya yönelik olmaktan çok olayı sürece yayarak ve unutturmaya çalışarak bu olayı yapanları aklamaya yönelikti ve o açıklamayıda aşağıda vereceğim okumayanlar okuyup yorumlasınlar diye.

Geleyim şu soruya.

Ya bu olay olmuşta sen ne yapmak istiyorsun.?

Bu olay doğru ama bunu niye bu kadar yazıyorsun, medyaya niye yansıtıyorsun?

Bu senin yaptığın düşmana hizmet eder gibi söylemler bunu bazen emaillen, bazende yüz yüze konuştuğum tartıştığım PKK yöneticisi ve taraftarı olan bireylerin söylemidir, bireyler diyorum aslında bu söylemler PKK nin kürt halkına dayattığı ben yaptıysam iyi yaptım, ben yaptıysam doğru yaptım, ben yapmışsam sorma, sorgulama? benim yaptığım her şey doğrudur ve ben gücüm kimse bende hesap soramaz, sormaya kalkmasın eğer bende hesap sormaya kalkan olursada ben sustururum?

Bakıyorsunuz Cumartesi annelerinin evlatlarını arama noktasında ısrar etmelerini destekliyorlar, bakıyorsun failli meçul cinayetlerin faillerinin açığa çıkartılması bağlamındaki ailelerin haklı mücadelelerini destekliyorlar ama kendilerinin kayıp ettiği, failli meçule gömdüğü insanların yakınlarının akibetleri açıklayın failleri ortaya çıkartın ve sorumlulardan hesap sorun ve hesap verin gibi haklı talepleride susturmaya çalışıyorlar?

Kayıp ettiğiniz kardeşlerimizin bir mezartaşı olsun diyen kürtleri susturmaya çalışıyorlar bunu en direk yapıyorlar ve topluma korku salarak yapıyorlar bunu yaşayarak görenlerdenim, bu kirli yaklaşımları bizat yaşayarak gördüm halende yaşıyoruz.

Soruyorum Cumartesi anneleri 16 yıldır ne istiyor devlettin yada devlet içerisindeki çetelerin kayıp ettiği, kayıp edilen yakınlarının bulunması, kayıp edenlerin açığa çıkartılması, hesap sorulması bu insani bir talep değilmi bu insani talebe destek olmak kadar haklı bir durum olabilirmi, eğer bu insani bir talepse PKK nin kayıp ettiği kardeşlerinin, oğullarının kızlarının akibetlerinin aydınlanmasını istemekte haklı bir talep değilmi, onlara saldırmak onları karalamak ne kadar insanidir söylermisiniz?

Devletin yada devlet içerisindeki çetelerin kayıp ettiklerinin yaşam hakları vardır ama PKK nin yada PKK içerisindeki çetelerin kayıp ettiklerinin yaşama hakları yokmuydu?

Devletin yada devlet içerisindeki çetelerin kayıp ettiklerinin ailelerini evlatlarını sormaya hakları varda PKK nin yada PKK içerisindeki çetelerin kayıp ettiklerinin ailelerinin bunu sormaya hakları yokmu?

Devlet kendi içerisindeki çeteleri yeterli olmasada açığa çıkartıp yargı önüne çıkartırken PKK içerisindeki benzeri çeteleri neden halen açığa çıkartıp teşhir etmiyor hesap sormuyor bunları açığa çıkartın diyenlere hemen kestirmeden bunu söyleyenler düşmana hizmet ediyor gibi kolaycı ve çeteleri aklayıcı bir yaklaşım gösteriyor?

Ben Cumartesi ailelerinin bir ferdiyim 17 sinde kardeşim kayıp edildi Balkanlarda çeteler tarafında organ mafyalarına pazarlandı ve kardeşim yanlızda değildi eğer bu olay aydınlanırsa o bölgede mezarlıklar dolusu kürt evladının kemikleri açığa çıkacak, çıkartılacak diye idia ediyorum bu olayı neden araştırmıyorsunuz ve neden gel arkadaş bildiklerini bizede açıkla demiyorsunuz?

Bu kayıp olayının birinci derecede sorumlusu olan Suryeli küçük güney kürdistanlı amed Ahmetti yıllarca Avrupada kim yada kimler korudu ve bu gün KCK yönetimine kimler aldı ve halen orada kimler tutuyor onun ve onun gibi karanlık şaibeli kişileri halen neden koruyorsunuz?

Size kısaca hatırlatayım ne istediğimi, söyleyeyim kayıp edilen kardeşim Aydının akibetinin aydınlanmasını ve katillerinin açığa çıkartılıp hesap sorulmasını istiyorum bu insani bir talep ediğlmi eğer insani bir talepse olayı oraya buraya çekmeden açığa çıkartın.

Kardeşime ait bir mezar taşı istiyorum bu insani bir talep değilmi o zaman kardeşime ait bir kemik parçasıda olsa talep ediyorum, bir mezarı olsun kardeşimin ve katillerin açığa çıkartılıp hesap sorulmasını talep ediyorum, bunu istemem için benim çok devrimci, çok yurtsever yada çok kürt olamam gerekmiyor sadece insan olmam bunu istememi gerektirmezmi?

CDK nın yaptığı ve 22 temmuz 2005 yılında Özgür Politika Gazetesinde yayınlanan açıklamayı yorumsuz veriyorum yorumu okurlar yapsın insan yaşamına değer veren insan haklarına saygılı olanlara saygılarımla.

Kalender Şahin

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir "> Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

 

  22-Temmuz 2005 Cuma

 

Kaybolan 4 kişi için CDK'den açıklama

CDK, 1998 yılında Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'ne katılmak için Balkanlara çıkan 4 kişinin yaşadıklarına dair bilgiye ulaşamadıklarını açıkladı. Bu nedenle büyük üzüntü duyduklarını belirten CDK, "Kayıp arkadaşlarımızı Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin şehitleri olarak kabul ediyoruz" dedi.

HABER MERKEZİ

Avrupa Kürt Demokratik Toplum Koordinasyonu (CDK) 1998 yılında İstanbul'dan Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'ne katılmak üzere Balkanlara çıkan, ancak kendilerinden haber alınamayan Aydın Şahin, Sevim Adıbilen, Sedat Bayraktar ve Levent Büker isimli kişilere ilişkin açıklama yaptı.

Kayıpların başta aileleri, hareketi ve Kürt halkını derinden etkilediği dile getirilerek, şu noktalar işaret edildi: "Bu güne kadar araştırma sonuçlarının derli toplu olarak başta kayıp aileleri olmak üzere halkımıza aktarılmamasını ciddi eksikliğimiz olarak kabul ediyor, kayıp arkadaşlarımızın bizde yarattığı üzüntüyü ve acıyı başta aileleri olmak üzere paylaşmayı bir görev biliyoruz. Yine bu çerçevede kayıp arkadaşlarımızdan başta Aydın Şahin'in ailesinin bu olay için gösterdiği hassasiyeti ve çabayı, değişik çıkar çevrelerinin kayıpları istismar etmelerine fırsat vermedikleri için kendilerine teşekkür ediyoruz."

Araştırma sonucunda ulaşılan bilgiler

CDK, yaklaşık 6 ayı aşan bir sürede konuya ilişkin yaptığı araştırmaların sonuçlarını ise şöyle özetledi: "Kayıp arkadaşlarımız 1998 yılının sonlarında İstanbul'dan mücadele saflarına katılmak üzere dönemin yerel sorumluları olan arkadaşlarımızla ilişki kurup Balkanlara çıkıyorlar. Bulgaristan'dan Yunanistan'a geçecek olan arkadaşlarımızı Serez kenti civarında karşılaması gereken ve o zaman hareketimizin bölge çalışanları olan 2 kişi belirlenen gün ve saatte karşılama noktasına zamanında gitmiyorlar. Bu davranışlarının kesinlikle mücadele disiplini ve anlayışına aykırı olduğu ve kesinlikle ciddi bir sorumsuzluk olduğu açıktır. Bir gün sonra karşılama noktasına giden bu iki sorumlumuzun çevre köylülerden topladıkları bilgilere göre, bir gün önce dört gencin Serez Polis karakoluna gittikleri anlaşılıyor. Adı geçen polis karakoluna giden arkadaşlarımıza polis tarafından bilgi verilmediği gibi, bölgeden uzaklaştırılıyorlar. Sonuç alamadan bölgeyi terk eden bu iki yerel sorumlu ne Bulgaristan birimine ne de Yunanistan birimine bilgi aktarmıyorlar"

Yaşadıklarına dair bir ize rastlanmadı

CDK açıklamasında, gerek Balkanlar'daki sorumlular ve gerekse Yunanistan'daki sorumluların tümünün ciddi bir duyarsızlık ve sorumsuzluk içinde olduklarının yapılan araştırma sonucunda ortaya çıktığı ifade edildi. Bu sorumsuzluğun ve duyarsızlığın subjektif nedenlerinin tek tek incelendiği ancak dönem sorumlularından herhangi birinin kasıtlı ve kötü niyetli bir konumunun tespit edilemediği belirtildi. Yine o dönemde Yunanistan ile ilişkilerin kötü olduğunu göz önüne alan dönemin sorumlularının, kayıp kişilerin Türkiye, Bulgaristan veya Makedonya'ya verilmiş olma ihtimallerini araştırdıkları ancak bir sonuca ulaşamadıkları belirtildi.

Açıklamada devamla şunlar dile getirildi: " Haziran / Temmuz 2000'de gerek Bulgaristan'da gerekse Serez Emniyet Müdürlüğü nezdinde yapılan araştırma ve soruşturmalar da sonuç vermemiştir. Yaptığımız araştırmalar kayıp arkadaşlarımızdan Aydın Şahin'in ailesinin bireysel çaba ve gayretleri ile zorluklar içinde yaptığı araştırma sonuçlarıyla büyük oranda çakışmaktadır. Tüm çabalarımıza rağmen, arkadaşlarımızın yaşadıklarına dair bir iz bulunmamasından duyduğumuz üzüntüyü bir kez daha aileleri ve halkımızla paylaştığımızı ifade ediyoruz."Ê

'Mücadelemizde yaşatacağız'

Ağır ihmal ve sorumsuzluğun çok açık olduğu ifade edilen açıklamada, sonraki süreçte konuyu araştırmaları ve takip etmesi gerekenlerinde konunun ciddiyetine uygun davranmamalarının, kayıp aileleri, mücadele arkadaşlarını ve yurtsever Kürt halkının kabul edemeyeceği gerilimli ve belirsiz bir durumun yaşanmasına sebebiyet verdiği kaydedildi. CDK açıklamasında son olarak, "sorumluluğumuzun bilincinde olarak, Aydın Şahin, Sevim Adıbilen, Sedat Bayraktar ve Levent Büker halkımızın özgürlük mücadelesinin şehitleri olarak kabul ediyor ve onların anılarını mücadelemizde yaşatacağımıza söz veriyoruz" denildi.

 

 

Yorumlar  

 
-2 #1 Berxwedan Jiyane 08-12-2011 01:59
Kalender
Yazılarında öne çıkan doğrusu ismin gibi bir insan olmandır. Sade, gösterişsiz ama, sapına kadar yiğit, mert ve cesursun.
Bütün bu yiğitliğine cesurluğuna övgülerde beklemediğin gibi, canım nerde kanım nerde tek kelimeyle hey bre namertler kardeşim nerde, feryadını dünyaya, duymayan kalplere haykırman senin en doğal hakkınken bunu sana suçmuş gibi yansıtanlar durup -insansalar eğer- düşünmeliler, ya biz Kalender olsaydık ve en az Kalender kadar canımız olan kardeşimizi az buçuk olsa sevseydik, bizde aynı tavrı yapmazmıydık?
İnsan olan bir an kendilerini senin yerine koyup düşünmeliler.
Seni yıllarca takip edip okuyorum keşke hepimiz senin gibi dökülen evlatlarımızın, kardeşlerimizin , dostlarımızın, arkadaşlarımızı n kanlarına sahip çıkabilseydik ölüm yıldönümlerinde onları anabilseydik.
Ama bir şey var kadirşinaz limanlarda senin gibi sevgiye dostluğa kardeşliğe, tek bir kelimeyle insanlığa sahip çıkmadığımız ne yazık ki bir gerçek.
Alıntı
 

Yorum ekle