Anasayfa Kayıplar İç infazlar listesi

İç infazlar listesi

ikiAbdullah Öcalan sık sık bir adalet komisyonunun kurulmasını ve bunun faili meçhul cinayetleri araştırmasını ister. Faili meçhul cinayetler, tek tarafta işlenmemiştir. Ve her iki tarafta da bu cinayetlerin işlnediğine dair çok sayıda tanık, kanıt ve belge vardır. Öcalan İmralıda tutuklu iken yaptığı bir açıklamada:

 “Bizde iç infaz: “15 Bin kişidir” diyordu. Türkiye Cumhuriyeti 1990 lardan sonra PKK taraftarlarına karşı, harekete geçti, ordu içinde kurulan jitem adlı örgüt binlerce Kürdü kaçırarak gizli biçimde infaz etti. Cesetlerin bulunmaması için ya gizli yerlere gömdü, ya ordunun karolifer kazanlarında yaktı, ya da asit bidonlarında imha etti.

 

Kaybolanların sayısı 17 bin olarak talafüz ediliyor. Bu cinayetler Türk basınında “faili meçhul cinayetler” olarak biliniyor . Cinayetlerin failleri meçhul olduğu gibi mezarları da meçhuldür.

Karşı tarafta, PKK Tarafında Abdullah Öcalan örgüt içinde darbe yaparak tek başına iktidarı ele geçirdi, önce en yakınlarını tek tek katl etti, Suriye İran İrak ve Türkiye İstihbaratlarıyla kontağını sürdürdü.

 
Ve örgütü içinde binlerce Kürt gencini infaz ederek yok etti, Botan da, Lolanda, Qandil’de, Zele’ de Avrupan’ın çeşitli ülkelerinde binlerce Kürt millitan ihanete uğrayarak imha edildi. Bunların hemen hemen  hiç birisinin mezarı yoktur, bir kısmı çukurlara gömülmüştür, bir kısmının cesetleri parçalanarak kanallara atılmıştır. Bir kısmı asit Küvetlerine konulup imha edilmiştir.

Her iki  taraftaki cinayet tarlalarında bir araştırma yapılsa çok öemli bulgularla karşılanacağı kesin, belkide ulusal haklarını isteyen Kürt halkına karşı dört sömürgeci gücün parmak izleri, ayak izleri bütün boyutlarıyla açığa çıkar ve bazı “Kürtlerin” piyon olarak kullanıldığı gerçeği ile birlikte…. Adelet komisyonu  bir gün olan bitenleri açığa çıkarırmı bilinmez!


Biz daha önce Nasname adlı sitede yayınlanan ve PKK de ki iç infazları işleyen bir araştırmayı sayfalarımıza alıyoruz:

(****)Ali Doğan Yıldırım kaldığı evde kafasından aldığı bir kurşun darbesi ile  öldü. O dönemde Kürdistan devrimcileri adını taşıyan gurubun ilk “şehidi” dir. Grup Ali Doğan yıldırım için cenaze töreni yaptı ve onu Dersimdeki köyünde gömdü. Grubun açıklamasına göre Ali Doğan bir kaza kurşunuyla yaşamını yitirmişt. Daha sonra TEKOŞİN olarak bilinen örgütün iddiasına göre Ali Doğan Yıldırım cinayeti bir iç infazdı ve bu olayda kullanılan silah daha sonra Kemal Pir’in  üzerinde yakalanmıştı.

PKK’de İnfaz Edilen Kurucular, Merkez komitesi Üyeleri ve Üst Düzey Yöneticiler:

(***İlk infaz): Celal Aydın. Tunceli öğretmen okulu mezunu bir öğretmen olan Celal Aydın,örgür içinde faal, entelektüel bir insandı. 1978 Yılında daha sonra itirafçı olan Şahin Dönmez, Ali Gündüz, Erol Değirmenci tarafından Karakoçan’a bağlı bir köyün arazisinde mezarı kendisine kazdırılarak öldürüldü ve gömüldü. Olay PKK Elazığ grubu yargılmaları sırasında bütün detayları ile açığa çıktı. Örgüt’ göre Celal aydın ayrılmış tekoşin adlı örgüte örgütün sırlarını vermişti.

1) Mehmet Turan: 27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde PKK’in Kuruluş Kongresi’ne katılan kadrolardan ve ilk oluşum safhasında örgütün önde gelen eylem adamlarından biridir. 1979 yılında Abdullah Öcalan’ın emriyle ve ajan olduğu gerekçesiyle Mardin’de öldürüldü.( Baki Karer’in buna bir yanıtı olmalıdır. Zira, Mehmet Turan’ı örgüte katılmasını sağladığı ve öldürüldüğü zaman da, Baki’nin Mardin’de olduğu iddialar arasındadır. M. Can Yüce “Doğu’da Yükselen Güneş”)


2) Murat Bayraklı: PKK 1982 yılında gerçekleştirdiği 2.Kongresinden sonra örgüt içinde “temizlik” kareketi başlattı. Bir çok PKK’li militan sırtını Suriye devletine de dayamış olan Öcalan’ın emriyle örgüte ihanet ve karşı-devrime hizmet gerekçeleriyle ortadan kaldırıldı. Suriye kontrolünde olan Lübnan’daki eğitim kampında olduğu gibi Avrupa’da da bir çok PKK’li için ölüm emri verildi. Murat Bayraklı 5 Haziran 1984 günü Batı Berlin’de bir çöp konteynırında yakılarak öldürüldü. Onun da “suçu” örgüte ihanetti (!)


3) Süphi Karakuş “Şoreş” :(1) Öcalan’ın emriyle Mahsum Korkmaz tarafından infaz edilir. (Abdullah Öcalan, “Gerçeğin Dili”, s.65-66)


4) Zülfi Gök: 7 Ağustos 1984 yılında Almanya’nın Rüsselsheim şehrinde bir trafik şeridinde arabasının içerisinde beklerken kurşunlanarak öldürüldü. PKK bu cinayete sahip çıkarak; PKK’ye muhalif gruplarla (Enver Ata) işbirliği yaptığı için Abdullah Öcalan’ın emriyle görevlendirilen PKK’nin Avrupa’daki İnfaz Timleri’nce infaz edildi  diye açıklama yaptı.


5) Enver Ata: 20 Haziran 1984’de İsveç’in Uppsala şehrinde infaz edildi.

6) İzzettin Evcil: 1977-79 yılları arasında Örgütün Batman sorumluluğu yapmıştı. 1982-84 yılları arasında ise, PKK’nin Botan bölge sorumlusu olarak görev yaptı. 1984 sonlarında PKK içerisinde muhalif çizgi oluşturmak, önderliğe başkaldırmak, silahlı propoganda yönetmenliğine ve örgüt talimatlarına uymamak  suçundan Öcalan’ın emriyle o da diğerleri gibi infaz edildi.


7) Çetin Güngör: PKK merkez Komitesi Üyesi ve Öcalan’a muhalefet yaptığı için 2 Kasım 1985 günü İsveç’in Başkenti Stockholm’da yüzlerce Kürdün gözleri önünde infaz edildi ve katili olay yerinde yakalandı. Katil Öcalan’ın verdiği görevi yerine getirmiş olmaktan mutluydu. Şimdi ne haldedir acaba? Çetin Güngör; 18 Mart 1984 tarihli açıklamasında, ”artık PKK’li değilim”  PKK’nin uygulamış olduğu silahlı mücadelenin ve Kürd gruplarına karşı izlemiş olduğu davranışların yanlış ve çıkmaz yol olduğunu söylüyordu.


8) Abdullah Kumral: 1979 yılından 1980 yılının ortalarına kadar, PKK’nin Gaziantep İl Sekreteri olan, 1980 sonrasında ise, Şanlıurfa Bölge Sekreterliğine getirilen, PKK Merkez Komitesi Üyesi olan Kumral, Apo’nun izlemiş olduğu politikalara karşı çıktığından dolayı, önce göz hapsine alınmış, haps edildiği evden kaçmayı başarmış ama daha sonra Suriye istihbaratı tarafından yakalanarak tekrar PKK’ye teslim (!) edilmiştir. Öcalan’ın hamiliğini üslenen Suriye istihbaratı tarafından yakalanarak, PKK’ye teslim edildikten sonra, yol arkadaşı Abdullah Öcalan’ın emriyle cellatları tarafından kulaklarına tüfek harbisi sokulmak suretiyle Bekaa’da öldürüldü.


9) Resul Altınok: 1980’lerin başında PKK Merkez Komitesi Üyesi olan Altınok; Öcalan’a karşı muhalefet yaptığı gerekçesiyle infaz kararı alındı. PKK’nin önden gelen isimlerinden Öcalan’ın iki infaz eri Ali Haydar Kaytan ve Haydar Altun, Resul Altınok’u PKK kampında önce kendisine bir çukur kazdırıp daha sonra kafasına kurşun sıkarak infaz ettiler. (daha geniş bilgi için: Hasan Yıldız, ”Muhatapsız Savaş Muhattabsız Barış” s.146-150)


10) Mehmet Karasungur: PKK Merkez Komitesi Üyesi Güney Kürdistan’da bulunduğu bir sırada, yani 2 Mayıs 1983 gecesi Kandil Dağı yakınlarında KYB-IKP arasında çıkan çatışmada (Karasungur ve arkadaşları o alanda, IKP ile YNK arasında arabulucu olarak bulunuyordu) ödürülmüştür. Karasungur ve yanında bulunan İbrahim Bilgin ve diğer arkadaşlarının öldürülmesi bugün bile başta PKK olmak üzere hala tartışılmaktadır. Öcalan’ın yazdığı “PKK de tasfiyecilik ve tasfiyenin tasfiyesi” adlı kitapta Karasungur için şöyle demektedir. Biz karasunguru’ kendi temsilcimiz olarak oaraya gönderdik, KDP uşaktı onlar gittiler uşağın uşağı oldular. Burada bir Suriye li yetkili bana dedi ki: ‘PKK demek Mehmet Karasungur demektir, Oda KDP nin güdümündedir senin hiçbir numaran kalmadı’

 

11) Lamia Baksi ve 67 militan 1987’de infaz edildiler.(Daha geniş bilgi için: Hakkı Öznur ”Derin Sol” 2.cilt s.1610)


12) Dilaver Yıldırm: Apocuların ilk oluşum dönemlerinden beri PKK’ye dönüşen çizginin içerisinde yer almıştır. 1977 yılı başlarında Kemal Pir’in Sinop Ulubey Hapishanesinden kaçırılışında yer alarak, ilk eylemini gerçekleştirmişti. Örgütün en güvendiği isimlerden biri olan Yıldırım Ankara’da örgüte silah ve malzeme almak için gerekli olan parayı bulabilmek amacıyla Güven Hastahanesi soygununa katılmış ve bu soygun olayından sonra yakalanarak 12 Eylül dönemini cezaevinde geçirmişti. Suriye’de rehin olan Öcalan ne hikmetse, 1987 yılının sonlarına doğru Dilaver’i ziyaret etmek için Bulgaristan’a gider ve görşür. Öcalan’ın talimatıyla Bekaa kampına getirtilen Yıldırm, bir sürü uygulamadan sonra  bir gece nöbetinde intihar (!) ettiği söylenir. ( daha geniş bilgi için: Hüseyin Yıldırm ve Kesire Öcalan’ın 29 sayfalık broşür ”Dilaver Yıldırım Olayı” Milliyet, 31 Mart 1993- Selim Çürükkaya ”Aponun Ayetleri” s.40-41- Mümtaz Kotan ” Yenilginin İzdüşümleri” s.120-121)

13) Av.Mahmut Bilgili: 12 Eylül 1980 sonrası Av. Şerafettin Kaya’nın öncülük ettiği ”Avukatlık Bürosu” Bilgin’in yazıhanesinde işe başlamıştır. Bu avukatlık bürosu başta PKK olmak üzere bir çok Kürd örgütünün davalarına bakıyordu. Mahmut Bilgin’de PKK davasına girenlerden biriydi. Bu davalardan dolayı PKK taraftarı olmaktan tutuklanarak beş yıl Diyarbakır zindanında yattı. Tahliye olduktan sonra Avrupa’ya çıkan Mahmut Bilgili, Avrupa’daki PKK temsilciliğinin almış olduğu infaz kararıyla 1987 yılının Mart ayının başında Hollanda’da yemek masasında boğdurulup, cesedi satırla parçalanıp kanalizasyona atıldı. Cesedi 26 Mart’ta Twente kanalında bulundu. O da örgüte göre ”ihanet etmişti” Yani, devletin Diyarbakır Zindanı’nda yapamadığını PKK’ye havale etmişti. Yurtseverliğinin bedelini Bilgili de diğer soydaşları gibi ödedi.


14) Mehmet Tunç: bir dönem Avrupa’daki PKK yapılanmasında yer alan Mehmet Tunç lideri Öcalan tarafından çağrıldığı Lübnan’daki Mahsum Korkmaz Akademisi’nde gerilla eğitimi yapar. Burada eğtim yaparken Paris’te tanıştığı yine kendisi gibi PKK’li olan Ali Toprak’ın kız kardeşi olan Hevi (Şafak)’a aşık olmuştur. Sevgilisi Şafak, sevgilisi Mehmet Tunç’u ziyaret etmek üzere Lübnan’daki örgüt kampına gelir. İkisinin arasındaki bu duygusal ilişki lideri Öcalan’ın ve örgüt mensuplarının tepkisini çeker. Mahmut Tunç bu duygusal ilişkiden dolayı Öcalan’ın yasalarını çiğnemiştir. İnfazına karar verilir ve sevgiliside dahil orada bulunanların gözü önünde kurşuna dizilir. Bu vahşet videoya da çekilmiş ve her tarafa yollanmıştır. Bu vahşeti belgeleyen video kaseti, Almanya’nın Düseldorf mahkemesinin dosyalarında bulunmaktadır.


15) Mustafa Ömürcan ve dört arkadaşının infazı: Mustafa Ömürcan  PKK’nin 1980 öncesi kadrolarındandır. ”örgüt talimatlarına karşı gelmek ve önderliğe baş kaldırmak” suçlarından dört arkadaşı ile birlikte, Halil Kaya tarafından infaz edildiler. ”Kör Cemal” kod adlı Halil Kaya da Öcalan sisteminin bir gereği olarak, bir yıl sonra Öcalan’ın emriyle infaz edildi. (arkada canlı tanık bırakmak Öcalan’ın şanından değildir.)


16) Şahin Baliç: 1980’lerin başında  henüz liseden yeni olmuşken, PKK’ye katılan Metin kod adlı Şahin Biliç Mardin bölgesinde bir çok eyleme katılmış, eylemlerdeki kararlılığı Öcalan’ın dikkatını çekmişti. 1986 yılında bizat Öcalan’ın talimatıyla PKK-MK üyeliğine, daha sonra da ARGK (Askeri Konsey) üyeliğine getirildi.1988 yılında girdiği bir çatışmada yaralanan Baliç, Apo’nun özel çabalarıyla Suriye’ye getirtildi. Bir dönem tedavi gördükten sonra Aponun Şam’daki evine yerleşti ve lideriyle çok içli dışlı olan militanlardan biri oldu. Apo’nun yakın adamlarından biri olan, Öcalan’ın ayak işlerine bakan hemşerisi Hasan Bindal’ın 25 Ocak 1990 tarihinde bir kaza kurşunu sonucu ölmesiyle, bu ölüm olayından dolayı Öcalan tarafından hakkında idam fermanı hazırlanıyor ve Apo’nun talimatıyla PKK’nin (Öcalan’ın demek daha doğru olur) infaz timi, kaza kurşunuyla ölen Hasan Bindal’ın ölümünden Akademi Komutanı olarak Bekaa’da görev yapan Şahin Baliç’i sorumlu tutuyor ve infaz ediyor.


17) Şahin Dönmez: PKK’nin kurucularından ve ilk Merkez Komitesi Üyelerinden Şahin Dönmez, 1979 yılında yakalanır, çözülür ve bildiği tüm arkadaşlarını ele verir. 3 Nisan 1990 yılında İstanbul’da infaz edilir. Şahin Dönmez’in yakalanmadan önce Apo’nun ”gözbebekleri”nden biriydi.!


18) Mustafa Çimen: Mahsum korkmaz’ın başını çektiği ”14 Temmuz Silahlı Propoganda Takımı”nın bir üyesi ve Mahsum Korkmaz’ın hem siyasi hem de askeri yardımcısıydı. 15 Ağustos 1984 yılında yapılan Eruh baskınında yer aldı. Mustafa Çimen, Eruh ilçe merkezine asılan ”Kahrolsun Faşist Türk Sömürgeciliği! Yaşasın HRK!”, ”Halk Düşmanı canilerden hesap Sorulacaktır! Yaşasın HRK!” yazılı pankartları hazırlayan ve asan militanlardan biridir. Mustafa Çimen 1985’de yakalanınca itirafçı olur. Urfa Hilvan doğumlu PKK içerisindeyken (2) ”Tevfik” kod adıyla tanınan Mustafa Çimen, 1990 ların başında cezaevinden çıktıktan sonra PKK infaz timleri tarafından öldürüldü.


19) Osman Tim: 1992 yılının Aralık ayında PKK’nin cezaevi temsilsisiyken ”polisle işbirliği” yaptığı gerekçesiyle Bayrampaşa Cezaevi’nde boğularak öldürüldü. Osman Tim’in boğularak öldürülmesine gösterilen gerekçe, ”hiçbir tokat bile yemeden arkadaşlarını ihbar ettiği” gösteriliyordu. (Yalçın Küçük’ün Apo ile yaptığı ve adına, ”Kürd Bahçesinde Sözleşi” s.270) Burada bir dipnot düşmek gerekiyor: Osman Tim ve onlarca PKK kadrosu ”bir tokat bile yemeden çözüldüler(!)” gerekçesiyle öldürüldüler. Peki, Şefleri Apo’da bir tokat yemediği halde örgütünü devlete teslim etmekle kalmadı, Kürd halkına sempati ile bakan ve Türkiye ile sorunları olduğu için PKK’ye yardımda bulunmuş tüm devletleri de tek tek açıkladı. PKK’de Apo benzeri itiraf yapan hiç olmadı. Ne olacak şimdi? Neden Apo kahraman, diğerleri ”hain-ajan-provokatör” diye öldürülsün?


20) Mehmet Çimen: Avrupa örgütünün koordinatör yardımcısı olarak görev yaptı. On yıl cezaevi yattı. 1992 yılının ortalarında Avrupa’ya geldi. Öcalan’ın kadın sorunuyla ilgili koyduğu yasaları çığnedi. Sorgulandı ve 1993’te ”Asit küvetine atılarak ” yok edildi.( geniş bilgi için: Selim Çürükkaya ”Aponun Ayetleri”s.194-197)


21) Yıldırım Merkit: 27 Kasım 1978 yılında yapılan Fis toplantısında PKK’nin Dersim ve Erzincan bölge sorumlusu olarak atandı. Daha sonra tutuklandılar Diyarbakır cezaevinde itirafçı oldular. Yıldırım Merkit 1994 yılında Romanya’da öldürüldü. Keza, babası da PKK tarafından öldürülmüş, kendisi gibi PKK’li olan ve ”devrim nikahıyla” Ali Haydar Kaytan ile evlendirilen bacısı Cemile Merkit (Seher) de canını zor kurtararak, yaşama Baki Karer ile devam etmektedir.


22) Mehmet Şener: 1 Kasım 1991 yılında Suriye’nin Kamışlı ilçesinde Suriye istihbaratının da katkısıyla infaz edildi.( ”Kamışlı istihbarat sorumlusu Akid ömer ile Ebu Adnan yanlarında iki PKK’li olduğu halde, Mehmet cahit Şener’in kaldığı eve giderek öldürdüler.” Jitem’ci Ersever, Derin Sol, 2.cilt, s.1260) 1 Kasım 1991 günü Şener’in yanında bulunan Fatma Temel (Dilan) adlı bayan da kurşunlara hedef olmuş ve olay yerinde yaşamını yitirmiştir. Kuşkusuz cinayetler Şener’le sınırlı kalmadı. Şener’in sağ kolu olarak bilinen Mustafa Pusa (Şiyar) ise 7 Kasım 1991’de İstanbul Küçük Ayasofya’da infaz edilirken, eşi Ayşe Pusa da Bekaa vadisindeki Mahsum Korkmaz Akademisi’nde öldürüldü.


23) Sîpan Rojhilat: 5 Ekim günü öğlen saatlerinde, Güney Kürdistan’da Maxmur kampı yakınlarında, Kongre Gel mensuplarınca kaçırılan PWD üyesi Sipan Rojhilat’ın (Şapur Badoşiva) 7 Ekim günü infaz edildi.


24) Kemal Şahin: 7 Şubat 2005 tarihinde PKK timlerince infaz edildi ve katilleri Güney Kürdistan Bölge Yönetimi gövenlik güçleri tarafından yakalandı.


25) Hikmet Fidan: Öcalan’ın Kenya’dan getirilirken dediği “Türkiye’nin hizmetindeyim” sözü örgüt tarihindeki ilk ciddi kırılmaydı. İkinci kırılmayı İmralı’dan gelen “Ateşkese son verin” talimatıyla yaşayan PKK üçüncü ve en büyük kırılmayı muhalif kanadın temsilcilerinden Hikmet Fidan’ın öldürülmesiyle yaşadı. Diyarbakır’ın Bağlar semtinin dar sokaklarında 6 Temmuz 2005 sabahı, susturucu takılı tabancadan ensesine sıkılan tek kurşunla öldürüldü eski Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Genel Başkan Yardımcısı Hikmet Fidan. Cinayet, ertesi gün gazete sayfalarında kendine küçük bir yer bulabildi. Her ne kadar haber bu şekilde yer alsa da etkisi sonradan büyük oldu.


26) Kanî Yılmaz: Güney Kürdistan’da araçlarına yerleştirilmiş bir bombanın patlaması sonucunda, PWD- K Koordinasyon Kurulu üyesi Faysal Dumlayıcı ( Kani Yılmaz ) ve aynı örgüt üyelerinden Serdar Kaya ( Sabri Tori ) 12 Temmuz 2005 günü PKK timlerince infaz edildiler.


Baki Karer, ”PKK ve Gerçekler” diye yayınladığı broşürde: PKK tarafından öldürülen kişileri, Enver Ata, Çetin Güngör, Mustafa Tangüner, Zülfi Gök, Abdullah Kumral, Yaşar Organ, Ethem Akçam, Abdullah Aziz, Halil İbrahim, Çetin Akkurt, Besi, Selahattin, Cemil, Ayten Yıldırım, Saime Aşkın, Bircan Yıldız, Serdar(takma isim) Hasan Hüseyin, Haci Sunta,  Resul Altınok diye yazar. Baki Karer, PKK-KUK çatışmalarında  Mardin bölgesinde görevliydi ve Şemsettin Aktaş-bugünkü (Ahmet Aktaş, bir ayağını verip kellesini kurtaran mürit) ile birlikte bir sürü insanın ölümüne neden oldukları gibi, kendi arkadaşları ve Aktaş’lar ile mahalli problemi olan Abdullah Kıran’ı evinden alınıp infaz edilmesinden de sorumludurlar.

 

Kaynaklar:


1) Derin Sol 2.cilt, Hakkı Öznur


2) Aponun Ayetleri, Selim Çürükkaya


3) PKK ve Gerçekler, Baki Karer


4) Kürt Bahçesinde Söyleşi, Yalçın Küçük


5) Muhatabsız Savaş Muhatabsız Barış, Hasan Yıldız


6) Doğudan Doğan Güneş, M.Can Yüce


7) Gerçeğin Dili, Abdullah Öcalan

8) PKK de tasfiyecilik ve Tasfiyenin tasfiyesi.

 

Bu arada arkadaşımızın yapmış olduğu çalışmada, iki dipnot düşmek durumundayız.


(1) Öcalan’ın açıkladığı Şükrü Karakoç değil, Süphi Karakuş’tur. 1979’un sonlarında Suriye/Lüban’da askeri eğitim gören Şoreş bu insandır.


(2) Mehmet Çimen için Selahattin Çelik de Ağrı Dağını Taşımak kitabında Hilvanlı diyor. Ama konuştuğumuz yakın tanığımız Ali Yaver Kaya ise Hilvanlı olmadığını iddia ediyor.


Selam ve saygıyla


Nasname


İŞTE, HABERE GELEN YORUMLARDAN BAZILARI:

 

PKK itirafçısı Mehmet Oktay (Nedin Talip Kod) 25 haziran 1985 tarihinde yayınlamış olduğu “Yurtsever Devrimci Kamuoyuna” adlı bildiride PKK tarafından infaz edilenlere ilişkin bir liste vermişti. Ben de söz konusu bildiride adı geçen Canlarımızın dükümünü bilgilerinize sunuyorum:

 

Bir yıl içerisinde PKK tarafından yapılan kesin infazlar:


Celal: Batmanlı işçi olan bu arkadaş, Zaho’da silahsızlandırıldı. (ayrılmak istediğinden dolayı) Elbiseleri ve kolundaki saati dövüle dövüle zorla alındı. Cezaevine konuldu, firar etti. Tekrar yakalandı ve lolan’a ****ürülerek Lelkan ile Lolan arasında öldürüldü.


Ahmet (Mardinli):Zahonun keşan vadisindeki Kampta cezaevine konuldu. Firar etmeyi başardı ama KDP yakalayıp teslim etti. Kemikleri kırılana dek dövüldükten sonra omuzuna 30-40 kilo yük verilerek Lolan yoluna koyuldu.Büyük Zap ile Barzan arasındaki bir yerde öldürüldü.


Abdulkadir (Mardinli): Lolan’dan ülkeye gönderileceksin denilerek alındı ve öldürüldü.


Halil İbrahim (Ceylanpınarlı): Lolan’dan ülkeye gönderileceksin diye alındı. Kamp yaşamından ve gözaltında kalmaktan kurtulduğunu sanan H.İbrahim sevincinden havaya uçuyordu, ama kalleşçe onu da öldürdüler. O zaman bizzat ben de ordaydım. Tetiği çeken Fuat (Ali Haydar Kaytan) ve Cuma (Cemil Bayık) idiler. Hatta Fuat’ın silahına fışkıran kan lekeleri Makara (Kamp-Karargah) kadar silinmedi.


Davut (Resul Altınok): PKK-MK üyesi ve Kuzey Eyalet Sorumlusu, yaklaşık üç aylık tutuklama ve içkenceden sonra bizzat Fuat Zübükzadesi tarafından katledildi. (Apoculuk tarihinde teorik olarak Apoya kafa tutan tek adamdı) Davet’u Bizans oyunları, Neron cebiri ile Lolan’a kadar ****ürdüler ve öldürdüler. (Bir ara Fuat ile birlikte sorgusuna gidiyordum) Davet’a dayatılan şu idi: Ben bir provokatörüm, PKK’yi parçalamak için komplolar düzenledim. Sorumlu olduğum zanam bayan-erkek bazı kadroları ajan olarak öldürdüğüm, (F...) isimli bayanı benimle cinsel ilişki kurmayı red ettiği için öldürttüm. Ajan ilan ettim. Zindandaki eski devrim esirlerine PKK’nin gönderdiği paraları keyfim için harcadım, kız yolunda kullandım. PKK’ye karşı ağır suçlar işledim, bağışlanamam. Evet üç yıl bulunmasının temel bir nedeni böylesi iğrenç bir yazıyı “iftira” olarak almak istemeleriydi.(Banda alınıp yayınlanacaktı) Bunlar Davut’a işkence yaptıklarında, O; şöyle bağırıyordu: “Kahrolsun Sava provokasyonu, kahrolsun Deng Sio Ping’ler, yaşasın maksizm, leninizm, yaşasın komünizm...” itiraf etmeliyim ki, ben yaklaşık üç yıl önce türk hapishanelerinde kaldım ama böylesi bir işkence ve metotlara tanık olmadım.(tabiki böyle direneni de)


Ayten(mardinli):Bu bayan zorla Lolan’a getirildi ve getirildiği gün Davut’un yanındaki cezaevine kapatıldı. Ajan ve fahişe olarak değerlendiriliyordu ve yok edildi.

İnfaz ettikleri masum köylüler:

Uludere’nin Nire köyünden Hüseyin Ahmet’i öldürdüler.


Ahmet Biryan’ın kardeşi öldürüldü. Altı kardeşlik ailenin en temiz olanı olduğu için kitlelerin şiddetli tepkisiyle karşılaştılar. Öyle ki kendileri bile üstlenemez oldular. Mit yaptı demek zorunda kaldılar.


Merge köyünden iki çocuğun öldürülmesi. Köyün ortasına mayın düşediler ve bilinen olay oldu.


Karageçit köyünde Sipivan olayı: Dokuz kişilik ( 5 kadın, 4 çocuk) bir aile katledildi. Bu toplu cinayeti, Serxwebun Gazetesinde şöyle manşet yaprılar: “Vahşet Kontrgerilla Katliamı”


Bestan’da bir ev kadınının öldürülmesi.


Kareşan’da baba ve oğlunun öldürülmesi. Silopi Ovasında bir karıkocanın öldürülmesi. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkündür diyor.

İzinsiz kaybolanlar:
1) Ayten (Hamili Yıldırım’ın karısı): Uzun süre yapılan çıldırtıcı işkencelerden sonra Lolan’a getirildi.


2) Besey: Bu bayan uzun süre türlü yöntemlerle tam bir problem yapıldı. Ülkeye gönderiyoruz diyerek Suriye-Türkiye sınırındaki mayınlı alanda yok edildi.


3) Zeki (Adıyamanlı olabilir): Ajandır denilerek tutuklandı. Şırnak’tan Zaho’ya  götürülürken yolda yok edildi.


4) Delal (Kuzeyli).: Öldürülen Celal Aşk’ın bacısı. Semir ajanının metsesi, provokatör diye lanse edildi. Zorla Lolan’a götürülerek tutuklandı.


5) Ayşe dersimli Öğretmen(Bircan Yıldız) : Lolan’da hergün Fuat tarafından dövülüyordu. Tutukluydu. Öldürüldü. 2010 Yılında itibarının iade edildiği ve şehit ilan edildiği açıklandı.


6) Bahar (Batmanlı). En son Fuat ona “sen ispiyonada yaramazsın” deyip tepeledi.


7) Aysel: Şam’a gönderiyoruz diyerek yok edildi. Ama biri öldürüldükten sonra yakılarak gömüldü Lolan’da.


8) Beşir (Suruçlu): Avrupa’dan Lübnan’a, oradan da Irak’a getirildi. Sonu belli değil.


9) Kamyon Bıyık (Hilvanlı): Diğer ismi Kamyon Hasan yok edildi. Daha önce hain ilan edilmişti.


10) Cafer (Maraşlı): asıl adı Ali Engizek, 1980 öncesi Maraş sorumlusu idi. Zorla yola koydular ve Silopi ovasında iyice dövüldükten sonra silasızlandırıldı ve bırakıldı. KDP aldı ve iade etti ve tutuklandı.


11) Şoreş (Diyarbakır veya Suruçlu): Avrupa’da Semirci olmuş dediler. İslah olması için kafasını doldurup Irak’a gönderdiler. Şeklen Makar sorumluluğunu verdiler ve çok basit bir oyun ile tutuklayıp hücreye attılar.


12) Sağır Cuma (Dersimli): Öz ismi Metin Güngöze, bir yıl tutuklu kaldı, en son KDP’nin komite Amediye mıntıkasından firar etti, Apocular arkasından taradılar, sonu karanlıkta kaldı.


13) Metin (Dersimli): Bir yıl Lolan’da tutuklu kaldı. Sonra kayıp oldu. Kaçamayı başardı mı yoksa öldürüldü mü belli değil.


14) Ramazan (Adıyamanlı): Silopi ovasında silahsızlandırılarak bırakılmıştı. Kaçakçılar yardımcı oldular. Irak’a geçiş yaptı, KDP’nin eline geçtikten sonra Apoculara teslim edildi ve tutuklanıp Lolan2a yollandı.


15) Biji (Suruçlu): şırnak2ta haindir denilerek tutuklandı. Zaho’daki Keşan mağarasına gönderildi, sonu belli değil.


16) Yusuf (Batmanlı): Eskiden DDKD’li idi, silahı alınarak tutuklandı. Sonra firar ettiği söylendi, akibeti belli değil.


17) Yaser (Muşlu) Görcü göçmenlerden olan bu arkadaşa işkence etmeyen PKK (apocu) şefi kalmadı. En sonunda Şırnak bölgesinde kayıp oldu. Akibeti belli değildir.


18) celal (vartolu): Lolan’da tutuklandı kaçan Süleyman’ın (baki Karer) gardiyanı olduğundan işkenceye yatırıldı. Diyarbakır Zindanında uygulanan işkence yöntemlerinin tümü bu arkadaşa uygulandı. Tırnakları çekildi, ine batırıldı, ayakları patlatıldı. İdam kararını infaz etmek için Davut’un bulunduğu cezaevine götü ürülürken yolda kayıp oldu. Bu arkadaşa işkence yapan Fuat’tı.


19) Betal (Maraşlı): Lolan’da nöbet yerini bırakıp kaçıyordu, ateş edildi bereket ölmedi. Dipçıklerle fena halde dövüldü ve tutuklandı. (daha önce gitmiştir diye lanse edilmişti)


20) Ajitatör Kemal (Batmanlı): Mehmet karasungur’un ölüm olayında suçlu ilan edilerek içeri alındı.


21) Yaşar (halfetili): İslah evine kapatıldı.


22) Haci (Mardinli): İslah evine kapatıldı. 50-60 yaşlarında.


23) Yasin (mardinli). Ayrılma ortamını kolluyordu. Gözaltına alındı. Bir iş için yola koydular ve kayıp oldu dediler.


24) İbrahim (Nusaybinli): Uzun süre örgüt şeflerinden islah olması için dayak yedi ve tutuklandı. Sonra bırakıldı ve kayıp oldu denildi.


25) Akibeti diğerleri gibi oldu kayıp dediler.


26) Osman (Siirtli): Daha önce ayrıldı ama yakayı kurtaramadı. Akibeti kayıp.


27) Kemal (Diyarbakırlı): Hudut geçilirken öldürülen Gürcan Özcan’ın ödürülmesinden sorumlu tutuldu. Ağır bunalıma girdi ve gözaltına alındı. Değişik taktik oyunlarla hakkari bölgesine aktarıldı ve nasıl olduysa oldu ve kayıp oldu dediler.


28) Zeki (Adıyamanlı): Çukurca’da yaralı ele geçen ve Talat olayında suçlu ( o da yakalanmadığı veya ölmediği için ajan) ilan edildi. Malum olacağı üzerine gözaltına alındı.


29) Aytekin (Kuzeyli): hızıl çayındaki boğulma olayında kurtulan iki kişiden biri idi. O olaydan sonra ayrılma isteği ortaya çıktı. Tabi ki hemen cezaevine kapatıldı.


30) Zeynel (Bingöllü): Hayrı Durmuş’un amcasının oğlu. Sahte bir görev ile görevlendirildi, sonu belli değil.

 

Bu saydıklarım ya kendim, ya da sadık arkadaşlarımdan duyduklarımdır. Diğer bölgelerde de bu tür kayıpların had u hasabı yoktur! Diyor: PPK itirafçısı Mehmet Oktay. Siz ne dersiniz?

Yüksekovalı'yım. 6 sene pkk de kaldım. En son 2003 da terkettim. Orada Abdurahman Dürre'nin oğlu Harun, yani Berzan Dürre, Xinêrê alanında muhalif diye Fuat tarafından elleri bağlanarak öldürüldü. 2001 de Rahman adlı Urfalı ve soyadı Şen, yani Nuray Şen'in oğlu yine öldürüldü. Amedli Akif bu İskenderun cezaevinden kaçıp örgüte sığınmıştı. O da katledildi. Ayrıca bazı kürtlerin 1994 te öldürülmesi işadamları esnaflar bunlarında bazi metropolde apo icin kalan sahislar tarafindan katledildiğini biliyorum


(ates ..)

 

Bu arada; Nasir arkadas'in infazida onemli bir infazdir.


(Amedi .. )


 

Yorumlar  

 
0 #1 can cihan 03-05-2012 21:27
tarihe isik tutan yazilar bunlar
Alıntı
 

Yorum ekle