Anasayfa Kültür ve Sanat Öykü

Öykü

"Talene babo talane"

 

katliam resmiİrfan Sarı-
Kalplerini insansız hava araçlarına teslim edenlerin dün akşam karanlığından sonra uçaklardan boşalttığı bombaların sesi sabah ezanı gibi düşmüştü iletişim sayfalarına… Kara geceden daha kara bu haberin sesi Uludere’den yükselmişti.

Soğuk dondurucuydu. Yol uzundu, uzaktı…

Kuzey yamaçları bembeyaz, güney ise benek benek kar tutmuştu. Şakitan köprüsünü geçtikten sonra Gever suyu adeta buzdan bir pist gibi kapanmıştı. Kar üstündeki ayak izleri belli ki kurtların. Gerçi bu dağlarda tavşanların da kar üstünde iz bıraktıkları görülmüş şeydir.

Otomobilin camı hala buzdan tam olarak açılmamış ama yinede etrafa odaklanıyor olayın bir şaka olmasını yalan haber olmasını diliyorum içimden. Eğer oyalansam dağa taşa dalsam unuturum ve unuttuğum içinde yalan olur çıkar diyorum içimden.

Depin arama noktasına gelince yoğunlaşıyor güvenlik, anlıyoruz ki gizli olağan üstü uygulaması biraz daha olağanın üstüne çıkmış…

Ama yine de olmamış olsun diyorum böyle bir vuku.

Dersimin Ruhunu Özgürleştirmek

 

Seyid Riza ve DersimRemzi Aydın-
Düşler ve insan, düşlerin sınırı ve insanın vizyonu arasındaki bağıntı! Her şeye elbise giydirmeyi severiz, kendimize, etrafımızdakilere, nesneler vs vs. İlla sınırları olmalı, belirli bir hacme sığmalı, önü ve arkası belirlenmeli! Aslında bu sınırlar; bizim farkında olmadan kendimiz için oluşturduğumuz bir hücredir. Peki düşler! Düşlerimize neden elbise giydiririz? Neden düşlerimiz realitemizle paralel olmak zorunda? Çünkü vizyonumuzun sınırı vardır, belirli sınırlar arasına hapsedilmiştir. Vücuduma, kişiliğime, şeklime, inancıma, ırkıma bir sınır belirleyebilirsiniz ama düşlerime sınır çizmenize izin vermeyeceğim.

Hep olmazı, en olmazı istemeye devam edeceğim. Hamile bir kadın gibi zemheri ayında sizden hiç olmadık sebzeyi, meyveyi isteyeceğim. Çünkü düşlerime hamileyim… Güzel bir geleceğe, birbirimizi kucaklayacağımız günlere gebeyim. Söylesenize, birbirimize bile böylesine düşmanca yaklaşırsak, nasıl başkalarını kucaklayacağız? Nasıl Bahtımıza sığınan insanları milliyetine, inancına, diline göre sınıflandırmadan hepsine kucağımızı açacağız? Nasıl haksızlığa uğrayan tüm Dünya Halklarını kendimizdenmiş gibi kabulleneceğiz? “Bebexten” olmaktan nasıl kurtulacağız?

Çarık, petersburg behazat

kelebek 1Hüseyin Avnî Cinozoğlu / Garipler Köyü sakinleri, bir aydır büyük bir heyecan içindeydi.

Öyle ki köydeki kedi, köpek, kaz ve tavuklarda dahi bu heyecanı fark
etmek mümkündü.
Muhtarın köy sakinlerine ilettiği haber, Devleti Aliye'nin köylüler
için, onlar yararına " devrim" niteliğinde bir kanunname mevzubahisti.
Köyü resmi bir heyet şereflendirecekti.
Devleti Ali'ye ile o zamana kadar münasebetleri, ülkedeki diğer kariye
ve komün idarelerinde olduğu gibi Jandarma Gedikli Başçavuşu,
Tahsildar ve Orman Zabıta Memur'larıyla sınırlı olan köy ahalisi için,
bu güne kadar görülmedik faideler içeren bir kanunname müjdesi, sanki
bir düğün, bayram arifesindeymişçesine köy halkını, umulmadık derecede
mutlu, heyecanlı kılmaya yetip, artmıştı.

Davul zurna hazır edildi ve köyün girişinde, Mutasarrıf ve resmi
erkânı beklenmeye başlandı.