Sehit Yazarlar
Şairleri susturulan milletler
"Sen artık neden şiir yazamıyorsun?" diye sorunca, Ali Haydar Kaytan: „ Ben önderliğin çözümlemelerini okuyunca, şiir yazmanın gereksizliğini kavradım“ dedi ve kendi elleriyle beynindeki şairi öldürdü. İkinci Şairimiz M.Cahit Şener idi. O yazdı şiirini ve yazdıklarının arkasında dik durdu. Bayrağını arşu alaya kaldırdı, manevi olarak kimse onu öldüremeyecekti, ama cellatlar ile Suriye zebanileri elele vererek onu fiziki olarak yok ettiler. Şairleri susturulan milletlerin kendileri de susar. Manzarayı kendiniz görüyorsunuz! Biz lafı fazla uzatmadan kendilerine kıyılmış şairlerimizin iki şiirini veriyoruz. |
Düşüncenin tarihsel diyalektiği ve PKK
Felsefik olarak düşünce (İdee-idea)Antik çağ düşünürlerinden Demokritos ve Epikuros’a göre küçük ve özdeksel bir imgedir,nesnelerden fırlayıp duyulara çarpar ve onları yönlendirir. Platon göre ise, nesneler gerçek değildirler; çünkü er geç yok olup giderler.Düşünce ise asıl gerçekliktir,çünkü ilksiz ve sonsuzdurlar. Alman düşünürü Hegel göre düşünce tanrısal bir varlıktır.Önce kendisini, sonrada kendisinden başka bütün varlıkları yaratmıştır.Ínsan bilimsel (Antropolojik) araştırmaların verdiği sonuca göre ise, maymunlardan bir gurubun ön ayaklarını başka türlü kullanmaları sonunda meydana gelen ilk maymunumsular,elleşen ön ayakların eylemde bulunmasıyla ön insanımsılara dönüştüler. Bu olay, otlu beslenmeden etli beslenmeye geçişi de sağladı.Tarih öncesi çağların yüz binlerce yılında sürüp giden bu gelişme,bir yandan beyni geliştirirken, öbür yandanda eylemsel gücü artırıyordu.Eylemin gelişmesi,insanımsıların birbirlerine anlatmak istedikleri bir şeyleri olması durumuna getirdi.Dil ve düşünce,bu eylemsel toplumsallaşmanın sonucunda gerçekleşti.El/Dil/Düşünce’nin birbirini etkileyerek,karşılıklı oluşmaları konuşan düşünen ilk insanları meydana getirdi. Ínsanlığın Biyolojik ve Toplumsal evriminde, yani insanın maymunumsu bir yaratıktan insana dönüşmesinde düşünce ve onun pratiksel eylemi olan dil temel rol oynamıştır.Ancak bu evrimsel dönüşüm neticesinde insanlar hayvanlardan farklı olarak, yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanması için üretim faaliyetlerine başlamışlardır.Üretim fazlasını ise ileride gerektiğinde kullanmak üzere güvenli Kurdistan Seni Yeniden Doğursun!
Hele insanlık onurunun, sevginin, dostluğun, özdenliğin, erdemliliğin sinsice, haince katledildiği bir dünyada; harcı, insanlığın soylu değerleriyle yoğrulmus olan otuz yıllık bir dostluğun ardından, bir dostu, bir insanı anlatmak!. Hele Diyarbakır'ın pilot bölge seçildiği sömürgeci zindanlarda, insanlığa düşman olan kesimin en son icat ettikleri vahşet metotlarına rağmen, benimde tanığı olduğum insanlık onurunun bayrağını sürekli yükseklerde tutma uğruna geliştirilen direnişlerin en ön saflarında yer alan, son yüz yıllık sessizlik duvarlarını parçalayan özgürlük çığlıklarına eşlik eden; direniş ve haykırışlarıyla sessizlikten sessizliğe, vadiden vadiye, alazdan alaza yayılarak milyonlara ulaşan ortak sevdalarına, umutlarına, geleceklerine meşale tutan kuşağın direniş simgesi olan bir devrimcinin, bir direnişçinin ardından, bir insanı anlatmak!.. “Ga dımıre post dımıne, Mer dımıre nav dımıne
Bir Kürt özdeyişi böyle diyor!Değerli Kürt yurtseveri Mehmet Şener’i düşünürken bu sözü hatırladım. Halkının özgürlüğü için gençlik yıllarının bir kuşağa tekabül eden on yılını, sömürgeciliğin her türlü vandallığa başvurmaktan çekinmediği Diyarbekir cezaevinde geçiren ve o kalleş pusuda son nefesini verdiği ana dek pir u pak ideallerine sadık kalmış olan bu Kürt dava adamını anımsarken, tutulan nutkum beni alıp bu söze götürdü. Kuşkusuz, artık nesli tükenen Mehmet Şener’i sadece “yiğitlik” mertebesinde ele almak, O’nun anısına saygısızlık olur.Çünkü Mehmet Şener sıradan bir yiğit ve kahraman değildi. Ön söz
12 Eylül darbesiyle birlikte karşımızdaki zulüm kükredi. Demir kapılar üzerimize kilitlendi. Dışarıdaki annelerimiz, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız bizden koparıldı. |
Manevi Yazarlarımız


Kurdistan Aktuel / Bir zamanlar iki şairimiz vardı. Her biri Kürt gençliğinin belleğinde asla silinmeyecek birer şiir yazmışlardı. Bu şairlerimizin biri, manevi olarak öldürüldü. Yazdığı şiire bile sahip çıkamadı. Bekaa vadisinde Öcalan kendisini ayağa kaldırdı.
Murat Dağdelen / ...Bahram II nin Mani’si, Nemrud’un Íbrahim’i, Mısır’ın Musa’sı, Roma`nın İsa’sı, İnginizasyon’un Bruno’su, Osmanlı’nın Pir Sultan’ı, Calvin’in Castellio’su, Stalin’in Troçki’si, Kemalizmin Ísmail Beşikçi’si, Öcalan’ın Şener’i...
Celal Avcı / Bir kahramanın ardından, hele dünyadaki büyük medeniyetlerin üzerinde boy verdiği bir bölgenin topraklarına tarih boyunca bekçilik yapan direnisçi bir haklkın onurlu bir yiğidinin yani, Mehmet ŞENER'in ardından, Mehmet ŞENER'i anlatmak!..
Aydınlık ideallerin eşiğindeki bir devrimcinin anısına…“Ga dımıre post dımıne, Mer dımıre nav dımine!”