Anasayfa Manevi Yazarlarımız Çetin GÜNGÖR Mustafa Çamlıbel cinayeti ve... 8

Mustafa Çamlıbel cinayeti ve... 8

mustafaÇetin Güngör / Kolaylıkla tahmin edilecek nedenlerden ötürü, bu temel taktiğin birinci maddesi açık olarak yaşama geçirilirken, ikinci ve üçüncü maddeleri ise mümkün olduğunca gizli uygulanmaya çalışılmıştır.

Ama bazan çatışmalar öylesine kontrolden çıktı ki, çoğu zaman PKK, birçok guruba karşı niyetini açıkça belirtmekten çekinmedi ve en ufak tereddütte yer vermeksizin ajan dahi ilan etti. Bu anlamda PKK'nin dışındaki guruplarla içine girdiği çatışmaların nedenini izah ettiğimiz taktik anlayışın dışında aramak olası değildir. Ve PKK bu tezinden vazgeçmediği sürece gelecekte çatışmalar giderek artacak, hemde daha büyük tehlikeleri doğurarak...

 

PKK, nasıl ki halk kitlelerini kazanmak için uzun erimli teorik-politik çalışmalara gerek duymadan, salt ağalığa karşı şiddeti savunmuş ve ancak bu yolla kitleleri kazanacağını iddia etmişse; aynı kuralı diğer devrimci gurupların tabanlarını kazanmak içinde geçerli görmüştür. Ama biçimsel bir fark ile ! Ağalığa karşı açık, diğer devrimci guruplara karşı kapalı yapılacaktır. İşte bu perspektiften hareketle bu deneme Kürdistan'nin birkaç merkezinde uygulamaya konuldu. eğer sonuçları başarılı olursa eylemler tüm Kürdistan çapında genelleştirilecekti.

İlk etapta Ağrı'da Özgürlük YOLU'nun, Antep'te Emeğin BİRLİĞİ'nin, Diyarbakır'da ise KAWA'nın önder kadrolarına karşı planlamalar yapıldı ve uygulamaya konuldu. Bu doğrultuda Siverek'te Ferit Uzun vuruldu. Silvan'da Nurettin El Hüseyin isimli bir Kawa önderinin peşine düşüldü, fakat eylem bir türlü gerçekleştirilemedi. Bu eylem gerçekleştirilseydi DDKD'nin üzerine atılacak ve Siverek benzeri bir provokasyon yaratılacaktı. Benzer başarısızlık Antep'te Emeğin BİRLİĞİ'nin önder kadrolarına yönelik eylem düzenleme sırasında da oldu.

PKK bu taktiğini en son Ağrı'da Özgürlük YOLU'nun önder kadrolarına karşı uyguladı. Ama PKK'de bu eylemle birlikte yakayı ele verdi.
Bu alanlardan iki kişinin katli planlanmıştı, Dogubayazıt'tan Mustafa ÇAMLIBEL ile Diyadin'den Kenan ARAS. Kenan Aras uzun süre izlenmesine rağmen vurulamadı ama Mustafa Çamlıbel Dogubayazıt'ta öldürüldü.

 Bir müddet sonra eylemin gerisindeki güçler açığa çıkınca PKK bu tür eylemlere ara vermek zorunda kaldı. Mustafa Çamlıbel cinayeti yörede PKK'nin tecritini hızlandırdı ve zor durumlarda bıraktı. Cinayetin gerisindeki parti taktiğinin açığa çıkmaması için PKK suçu Ağrı bölgesi sorumlu kadrolarının üzerine atarak kurtulmak istedi.

Bu sorun üzerine Ağrı'da PKK biriminde kaynaşmalar olunca tabanları dağılmaya yüz tuttu. Bu arada Ağrı bölge sorumlusu ve MK'si yedek üyesi M. Turan “eylemi bilinçli olarak ele verdiği” iddiasıyla ajan kabul edilerek öldürüldü. PKK bu provokasyona ilişkin kamuoyunu tatmin edici hiçbir açıklamada bulunmadı. Aksine sürekli Özgürlük Yolu hareketini suçladı.

Ağrı provokasyonuna benze bir durum 1979 ortalarında RIZGARİ'ye karşı yaratılmak istendiyse de bundan başarılı sonuç alınamadı.

Ama sanıyoruz bu kadarı bile yeterlidir. Amacımız devrimcelere karşı sürdürülen bu sinsi saldırıların gerçekte halkın mücadelesine karşı yönetilmiş olduğunu birkaç örnekle kanıtlamaktır. Yoksa PKK'nin saldırı gerekçesi yapmak için “ajan” iddia ettiği halkın Kurtuluşu, Tekoşin ve KUK'a karşı yaptığı saldırılar herkesin gözü önünde cereyan etmiş olup, bütün yönleriyle bilinmektedir.

İlginç bir durum teşkil etmesi bakımından bir örnek daha vermek istiyoruz. 1979 yılı ortalarında Tunceli'de Metin Turgut ile Urfa'dan Müslüm POLAT isimli iki PKK üyesi, yine başka PKK'lilerin  kurşunlarıyla öldürüldüler. Ama her iki ölüm olayı halkın Kurtuluşu'nun üzerine atılarak, bu örgüt “ajan” ilan edildi.

Ardından “intikam” almak için silahlı saldırılar düzenlendi. Bu çatışmalar süresince Halkın Kurtuluşundan Tunceli, Kars ve Diyarbakır'da üç devrimci, PKK'dan ise Celal AŞKIN karşılıklı olarak hayatlarını kaybettiler. Ayrıca yine Tunceli'de Sultan ARGUÇ isimli 13 yaşındaki bir kız çoçuğuda aynı olaylarda yaşamını yitirdi. Şimdi bu çatışmalar sürecinde eğer birileri “ajanlıkla” suçlanacaksa, bu provokasyon örneğinden hareketle kararı kamuoyuna bırakmayı uygun buluyoruz.

Bizi bu açıklamalara iten bir anlamda PKK'nin içine girdiği yeni (Aslında hiçte yeni değil!) süreç olmuştur. Avrupa'daki devrimci-demokratik mücadele, PKK nin son tutumlarıyla birlikte büyük bir tehlike ile karşı karşıya bulunmaktadır. Parti içinde engelleyemedimiz bu karşı-devrimci süreci, dışında kalarak engellemek zorundayız. Bu yöntemi bize tercih ettirende bizzat PKK'nin kendi tutumu olmuştur.  Enver ATA ile Zülfü GÖK arkadaşların katledilmesi bu anlamda bardağı taşıran son damladır.

Bizim burada PKK'yi kendisine has özellikleriyle tanıtabilmek için bütün bir olaylar dizisini ve sûrecini anlatacak gücümüz yoktur.

 
Çünkü bu provokasyon çizgisini yeterince anlatabilmemiz için gerekli olan sürekli olaylar dizisini resmi olarak bir başımıza sıralamamız mümkün değildir. Biz sadece başımızdan geçenlerle ve başka arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde onların başından geçenleri bilmekle sınırlı durumdayız. Eğer benzer gelişmeleri bilen ve yaşayan başka kişilerde düşüncelerini izah etme olanağına sahip olabilseler çok daha iyi olacaktır.

PKK'nin yapısal özelliklerinin eksiksiz kavranması ancak PKK'li olsun olmasın bütün devrimci çevrelerin bir araya gelerek gerçekten ciddi sorgulamalar içine girmeleri ile mümkün olabilir. PKK'nin gelişimiyle ilgili belgelerin bir kısmı yazılıdır, mektup ve rapor biçiminde arşivlenmiştir. Çok daha zengin bir kaynak ise, başından beri PKK'nin saflarına katılmiş bir ton gelişmeye tanık olmuş kişilerin anılarıdır.

Foto Mustafa Çamlıbel Doğu beyazıt

Devam edecek

Yorumlar  

 
-1 #1 untier 04-02-2012 08:04
:-* bu kara bela örgüt zamanla kendini de yokedecektir. Merak etmeyim. Fakat en büyük akılsızlık doğudaki KÜRTlerin kurtarısıymış gibi görerek bu karabela örgütün peşine takılmalırıdır. Daha çok can yanacak. Türkiye Cumhuriyei Devlei engelleyebeildi ğini engelleyecektir . Burada KÜRTlere düşen kendisine sahip çıkan ve düğer vatandaşlarında n ayırt etmeyen Kutsallarına, Devletine, Bayrağına ve diğer vatandaşlara çok saygılı bir davranış içinde olmalarıdır. Allah selamet versin doğru yolu göstersin tüm milletimize.
Alıntı
 

Yorum ekle