Anasayfa Manevi Yazarlarımız Çetin GÜNGÖR "Doğmatik örgüt” 2

"Doğmatik örgüt” 2

imagesCA1WLMWQÇetin GüngörPKK yönetimi, kendi çıkarına denk düşen her türlü şeye devrimcilik çıkarına ters düşen şeye de karşı-devrimcilik adını vermektedir. Kendisine karşı içinden ve dışından oluşan duyarsızlık ve mezar sessizliğine övgüler düzerken, yapılabilecek herhangi bir eleştiriye ise sadece "ölüm nişanı"nı layık görmektedir.

 Bugün birçok örgüt PKK'nin mevcut tutumundan ve gelecekte alacağı biçimden endişe duymaktadır. Ayrıca, PKK'de kadrolar çoğunlukla gözle görülmeyen ama kimi zaman da görülebilen bir baskı altındadır. Bu kadrolar açısından örgüt içinde ellerinde kendi kişiliklerinden başka hiç bir şey kalmamıştır.


Hatta yığınla insan ellerinde son olarak kalan kişiliklerini de kaybetmiştir. Çünkü PKK'de dogmatik otoriteye koşulsuz bağımlılık kadroları düşünmekten alıkoymuş ve kişilik bu noktada varlığını koruyamaz duruma dönüşmüştür.

 Örgüt üyelerinin gerektiğinde kendi akıllarına danışma koşulu ortadan kaldırıldığı için sorunlara karşı duyarsızlaşmış, öz benliklerini kaybetmiş ve yolunu şaşırmış insan tipleri meydana çıkmıştır. Bu duruma dönüştürülen kişiler ister istemez gözü kapalı olarak başka dayanaklar aramakta ve neticede PKK yönetiminin kuyruğuna takılmak zorunda kalmaktadır. PKK’ye egemen olan kadro tipi budur. PKK yönetimi en çok bu stilde yetişmiş kadroları beğenir.

Ben bu düzeni devrimcilik olarak görmeyip beğenmeyenlerdenim. Bu nedenle övgüye değil, ölüm nişanına layık görüldüğüme şaşırmıyorum. Kanımca PKK yönetimi ile aramızdaki tartışmanın konusu da budur. Yanlış olduğunu fark ettikten sonra PKK diye bir "din" uğruna bile bile çalışmak çılgınlıktı ve ben bu çılgınlığı yapmak istemedim. PKK doğru bildiğim bir yanlış, ya da üstüne hiç bir kanıt olmadığı halde inandığım bir örgüttü. Bunu kavradıktan sonra kimse beni PKK'de tutamazdı.

Bilindiği gibi devrimciler geniş anlamda toplumun gelişim yasalarını dar anlamda siyasal mücadelenin geişirim yasalarını bilmek ve bununla kaynaşmak zorundadır. Kendisine devrimciyim diyebilen tüm kişi ve kuruluşlar diğer birçok şeyin yanında bir de en çok bu bilimi tanımak zorundadırlar. Demokrasi ve sosyalizmi kitlelere mal etmenin biricik yolu, toplumun gelişim yasalarının kavranması temelinde doğru ve sağlıklı örgütlenmeyi yaşama savaşımından geçer.

Kürdistan’da aydın olmanın verdiği bilinç ve sorumlulukla ve kavrayabildiğim kadarı ile o günün koşullarında doğruluğuna inandığım PKK'nin saflarında çalışmaya başladım. Simdi yıl I984. Partiye ve mücadeleye yaklaşımdaki anlayış farklılıkları nedeniyle bir arada yürümenin koşulları ortadan kalktığı için özgür irademle PKK'den ayrılmak zorunda kaldım. İşte kamuoyunda duyulabildiği kadarıyla bilinen gelişmeler bu noktadan itibaren ortaya çıkmıştır. Geçmişinde örgüt içi tartışma ve gerekiyorsa ayrılabilme geleneği bulunmayan PKK, şanına yaraşır tutum ve davranışlara bu sorunda da girmekte gecikmedi.

Dedikoduyu, yalanı, demagojiyi ve sahtekârlığı ayyuka çıkardı. Bu saldırılarından istediği sunucu alamayınca da daha da uç noktalara giderek Serxwebun Gazetesinde son mesajını verdi; "Semir yaşamamalıdır".

PKK'nin geçmişteki geleneklerini anımsatan bir davranışa girmesi belki fazla yadırganmayabilir. "Ne var bunda, her zaman yaptığını yapıyor" denilebilir. Lakin son olarak ortaya çıkan sorunun geçmiştekilerden oldukça farkla yönleri vardır. PKK yönetimi dürüstlükle hiç bağdaşmayan gerekçelerini gösterip açık tavrını belirttikten sonra, mevcut sorunun bir diğer tarafı olarak kısa açıklamada bulunmak ve bu açıklamanın ışığında PKK gerçeğini ya da daha doğru ifade etmek gerekirse, PKK'nin karanlıkta kalmış yönlerini aydınlığa kavuşturmak istiyorum.

Mümkün olabildiğince daha ayrıntılı belirlemeleri değişik toplantılarda açıklamayı şimdilik yararlı buluyorum. Çünkü PKK'nin bilindiği sanılan ve hiç bilinmeyip karanlıkta kalan taraflarını gün yüzüne çıkarmak aslında geniş bir konudur. Bunu anlatabilmek uzun yazıları zorunlu kılmakta ve dolayısıyla bu bildirinin kapsamını aşmaktadır.

 Bu nedenle bu bildiri PKK'nin tam bir yorumu olarak görülmemelidir. PKK'nin tanınmasında sadece önbilgi sunmayı amaçlamaktadır. Özetle,ortaya çıkan pratik bir olay vesilesi ile acil olarak PKK'nın tutumunu teşhir etmek için gerekli gördüğüm bazı perspektifleri vermek gayesiyle bu bildiriyi yazmayı yararlı gördüm. Devrimcilerin mücadele yaşamları boyunca karşılaştığı olaylar daima ilgi çekici olmuştur. Görevleri toplumların gelişim yasalarını incelemek ve bu temelde öngörülen değişikliği sağlamak doğrultusunda çalışmak olduğundan; devrimciler sürekli gerçek hayatın ve olayların içinde yaşarlar. Ama bu devrimciler gurubu, toplumsal olaylara eğer PKK'li olarak bakmış iseler, sanıyorum onların gördükleri ve yaşadıkları daha da ilgi çekicidir. Çünkü her devrimci hayata ve olayları bakar, lakin PKK'li bir başka türlü bakar. Hastalıklı kafalarla normal kafaların toplumsal sorunlara yaklaşımları elbette ki birbirinden farklı olacaktır.

 

PKK denilince çok kişinin aklına belki çeşitli tanımlamalar gelebilir. Ama PKK'nin yapı taşlarını koyanlardan biri olarak benim aklıma gelen ilk şey ise, başlangıçta devrimci niyetlerle bir araya gelen ama yetersiz önderlik yüzünden dogmatikleşerek amacından uzaklaşan ve ilk biçimini kaybedip giderek kastlaşan "dogmatik örgüt” anlayışıdır.

Yorum ekle