Anasayfa Manevi Yazarlarımız M. Hayrı DURMUŞ "Devlet halkımızı sürgün etmiştir!"5

"Devlet halkımızı sürgün etmiştir!"5

hayri1Mehmet Hayri Durmuş, 1981 Mayısında çıktığı ölüm orucundan sonra Diyarbakır sıkıyönetim Askeri mahkesinin karşısına dikilmiş, duruşma hakimi Emrullah Kaya ile tartışmalarını sürdürmüştü. Dikkat ediniz, Hayri yakalanmadan önce Kürdistan sorununu nasıl anlatıyorduysa, burada, yani askeri mahkemenin karşısında öyle sovunuyordu.


Türkiye cumhuriyeti Kürdistan da neler yapmış idiyse ve buna karşı neler yapılması gerekiyorsa, onları söylüyordu. Hayri bu sözleri mahkemede sarf ederken Cezaevinde korkunç işkceler ve zulüm vardı. Duruşmadan sonra Hayri ve arkadaşları aynı zulüme maruz kalacaklardı. Ama Hayri için gerçekleri dile getirmek, Kürdistan ulusal Kurtuluş mücadelesini savunmak önemliydi. Bunun için ölümü göze almıştı zaten. İşte M. hayri Durmuş ile Duruşma hakimi Emrullah Kaya' ının diyalogları:



Duruşma Hakimi- Şimdi, geçelim.
   

Mehmet Hayri Durmuş - Bir husus kaldı, ona da değineyim. Bir de Hareketimizin zorbalık yaptığı, halkı göçe zorladığı biçiminde iddialar vardır. Burada arkadaşlarım üzerinde uzun uzun durdular. Ben de bu konuya bir iki şeyle değinmek istiyorum. Arkadaşlarım beni tatmin etmedi. Bu konudaki açıklamaları yetersiz buluyorum. Onun için şunu söyleyeyim. Halk göçe zorlanmıştır. Bu doğrudur, ama halk ne zamandan beri göçe zorlanmıştır?


Kimi dönemlerde halk bizatihi mecburi iskâna tabi tutulmuştur. Örneğin denilmiştir ki, şu, şu, şu aşiretler şu yöreye gitsin. Bu, Sultan Hamit döneminde de yapılmış, cumhuriyet döneminde de yapılmıştır. Kimi zaman olmuştur, halk göç etmek zorunda bırakılmıştır.

Yani resmi olarak sen şuradan kalk şuraya git denilmemiştir; ama adeta buna zorlanmıştır. Ülkemizde yüz yıllardır sömürgeci politika uygulanmaktadır. Bu, Safevi imparatorluğu tarafından uygulanmıştır. Bu Osmanlığı İmparatorluğu döneminde uygulanmıştır. Daha sonra bu Ortadoğu’da meydana gelen çeşitli devletler tarafından. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti tarafından da uygulanmıştır ve ülkemizde esas olarak yerleşik bir ekonomi düzeni oluşturulmuştur.

İddiamız şudur; talan ekonomisi geliştirilmiştir ülkemizde. Yani ülkemizde, gerek sermayenin yatırılması biçimi olsun, gerek yolların döşenmesi biçimi olsun, gerek çeşitli alanlarda üretime geçiş olsun, bunların tümü kaynaklarımızın alınıp götürülmesine yöneliktir. Dikkat edilirse yolların da ona göre döşendiği ortadadır. Örneğin Hakkari’ye yol girmezken, Cizre’ye bilmem birkaç koldan asfalt yol gitmektedir.
 
Duruşma Hakimi- Niye Hakkari’ye yol gitmesin? Hakkari’yi gördün mü sen?
 

Mehmet Hayri Durmuş - Tamam, yoldan yola fark var yani.
  

Duruşma Hakimi- Hayır, gördün mü Hakkari’ye sen?
 

Mehmet Hayri Durmuş - Evet, gitmişim?
   

Duruşma Hakimi- Ne zaman gittin?
  
 

Mehmet Hayri Durmuş - Yakın tarihlerde, 1-2 sene önce gitmiştim, ama yani yol yok derken, Hakkari’nin bizatihi kendisini değil, bütün yöre olarak kastediyorum, pek çok yere yol gitmezken, Cizre’ye iki-üç koldan yol gitmektedir, asfalt yol gitmektedir. Yani bundan kastım şudur; esas olarak ülkemizde inşa edilmek istenen ekonomi kaynaklarımızın götürülmesine yöneliktir. Böyle olunca, elbette halk bir defa kendiliğinden adeta göçe zorlanmıştır. Kaynakları götürülsün, zaten topraklar büyük ölçüde ağaların, beylerin elinde bulunmaktadır.

Bu durumda halk geçimini nereden sağlayacaktır? Doğal olarak Çukurova’da, İstanbul’da, İzmir’de hatta Almanya’da bu şekilde göç etmiş, gurbetlik olmuş yüz binlerce insan söz konusudur.

Bunun dışında şu da açık bir gerçektir: Bugün devletle sıkı ilişkiler içerisinde olan bazı feodal-kompradorlar, emirlerindeki silahlı milis güçlerini adeta halkın üzerine sürmektedirler. Bunu yıllardır yapmaktadırlar. Kan davalarını, mezhep ayrılıklarını körükleyerek halkı köyünden, arazisinden koparmakta ve malına, mülküne el koymaktadırlar. Bu açıktır yani, bunun binlerce örneğini gösterebiliriz. Bu Siverek’te de olmuştur.

Hilvan’da da olmuştur, Kızıltepe’de de, Batman’da da olmuştur. Doğubayazıt’ta da olmuştur. Bizatihi pek çok yerde bu olmuştur. Bizatihi Mehmet Bucak bilmem şu tarihte her türlü malı mülkü elinden alındığı halde veya içte rakipleriyle girdiği çatışmada her şeyini kaybettiği halde. 5-10 sene sonra pekala görülmektedir. Bu nereden gelmektedir? Nasıl şekillenmektedir? Nasıl teşekkül etmektedir? Bu, zor kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

Bölgede ilk olarak kan döken Hareketimiz olmamıştır, Mehmet Bucak, Süleymanlar ve diğerleri, Batman’da Ramanlılar kendi silahlı güçleriyle Hareketimizin çatışması doğmadan önce sık sık peş peşe Bucak arasındaki çatışmalardan hemen önceydi. Pek çok köy aynı aylar içinde yakılıp yıkıldı. Arşivler karıştırılırsa bu pekala görülecektir. Yani yüzlerce insanın bu şekilde katledildiği, öldürüldüğü ve yerinden yurdundan edildiği bir gerçektir.

Esas olarak şunu demek istiyorum; halka zorbalık yapan biz değiliz. Halka, zorbalık yapanlar demin saydığım güçler olmuştur, göçe zorlanmıştır adeta ve halk göç etmiştir. Çukurova bu şekilde dolmuştur, İzmir, Manisa, Mersin hatta Almanya’ya kadar bu şekilde binlerce masum insan yerini yurdunu terk ederek zaten göç etmiştir, gitmiştir. Bu hareketimizin ürünü değildir, yani Hareketimizin ortaya çıkardığı bir sonuç değildir.
Devam edecek 

Yorum ekle