Anasayfa Manevi Yazarlarımız Mazlum DOĞAN Askeri mahkemede tarih dersi 7

Askeri mahkemede tarih dersi 7

ethemMazlum Doğan / Bizim faşist olarak nitelendirdiğimiz MHP Baskanı Türkeş bile hatrladığım kadarı ile 1978'de Iran'daki gelişmelerle ilgili olarak Azeri'lerle, Kürtlere yönelik olarak Humeyni yönetimini, bunları katliama uğrattığını, devletin bunlara karşı kayıtsız kalmaması gerektiğinden bahsediyordu.


 Ben kendim, Türkiye'de yayınlanmış, Kürdistan ve Kürtlükle ilgili hangi yayını bulduysam okudum. Bununla da yetinmedim. Bir tek cümle, bir tek kelime bile geçtiğini sandığım eserleri bile okudum. 

DURUŞMA HAKİMİ- Hangi şeyleri okudun?

 

MAZLUM DOĞAN - Ben, "Çağdaş Kürdistan Tarihi", diye bir kitap vardı, Ronahi yayınlarının Almanya'da basılmış, onu okudum. 

DURUŞMA HAKİMİ- Evet. "Güneş" yani, 

MAZLUM DOĞAN - "19.yüzyılda Kürdistan Üzerinde Mücadele" Halfin adli biri tarafindan yazilmis. Komal yayinlari tarafindan çikmisti, okudum. Mehmet Emin Zeki'nin Kürdistan, Kürtlerin tarihi üzerine olan bir yazisi vardi. Kürtler ve Kürdistan diye çikmisti, okudum.

Zinar Silopi'nin, Peşrivan'in Kürdistan üzerinde yazdıkları, elden ele geçen yazıları okudum. "Avukatsiz Halk Kürtler" diye bir eser vardı, onu okudum. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde Kürtlerle ilgili bölümü okudum. Osmanli tarihinde azınlıklar ile ilgili kısımları, sekiz ciltlik İsmail Hakkı Uzun Çarşılı'nın "Osmanlı Tarihi'"ni okudum.


Kürtler, Kürtlerin Kökeni biçiminde eserler vardı, biri Osman Nuri'nindi, onu okudum. Ve saire ve saire, yani... Bazil Nikiti'nin "Kürtler" adlı eserini de okudum.

Yani Kürtler hakkında bir şey bulabileceğimi anladığım pek çok eser okudum. Bu arada şunu da söyleyeyim. Genel Kurmay tarafından yayınlanan bir de eser okudum. Bu da "Cumhuriyet Döneminde Ayaklanmalar" adlı bir eserdir.

Ankara'da olduğum zaman, "milli mesele"yi araştırdığım dönemde okudum. Burada cumhuriyet tarihinde ayaklanmalardan bahsediliyor. Devletin resmi yayını açıktan açığa devletin Kürdistan'a yönelik politikasını ortaya koyuyor.  Kürtler ve Kürdistan'dan benim bahsettiğim gibi o yayında bahsediyordu. Yazık ki ben o eserin tümünü okuyamadm. Elime geçebilseydi, bir kısmını o zaman çok arzuladım. Not almak istiyordum.

Dersim hareketi ile ilgili olarak. Şeyh Sait ayaklanmasi ile ilgili olarak takip edilen politikalar, bunların yerleri, şunları, bunları ile ilgili şeyler vardı. Ben yalnızca bir gecelik göz gezdirebildim. Orada da resmen, alenen yazılıydı. Zaten eğer Kürtler ve Kürdistan diye bir sorun olmamış olsaydı. Kürtlük ve Kürdistan sorunu ile uğraşan insanların olmasına gerek kalmazdı.

Sosyal olaylar, toplumsal olaylar öyle olaylardır ki, onlar kendileri zamanı geldiğinde dayatır. Yani toplumlar, uluslar, sınıflar, partiler ve organizasyonlar önlerine gerçekleştiremeyecekleri hedefleri koyamazlar. Eğer, gerçekleştiremeyecekleri hedefler koyarsa kafalarını taşa çarparlar.

Niye 1900'Ierde, 1600'lerde, 1700'lerde, hatta ve hatta 1945'lerde. 1950'lerde, 1960’larda bir Kürdistan Isçi Partisi yoktu. Bu kadar kişi bir at hırsızlığınndan, eşek hırsızlığından değil de ya da bilmem bir başka suçtan değil de siyasi bir olaydan mahkeme önüne çıkıyor?

 Bu açık bir şey. Ben Kürtlerin tarihi hakkında da bilgi verebilirim: ama Kürtler için varlığını ve yokluğunu tartışmayı kesinlikle gereksiz görüyorum. Bu açık olan bir şey.

 DURUŞMA HAKİMİ- Evet, çok kısaca. 

MAZLUM DOĞAN - Kürdistan tarihi hakkında benim...

DURUşMA HAKİMİ- Şimdi bu okuduğunuz yayınlar, yazarların şahsi fikirlerine mi dayanıyordu, yoksa belirli bir kaynağı aktararak mi? 

MAZLUM DOGAN - Kimisi şahsi kanaatine dayanıyor, kimisi belirli bir kaynağa dayanıyor. Örneğin Heredot'un tarihini okudum. Heredot Medler hakkında bazı seyler söylüyor. Aktardığı şeyler o zaman, bu günkü gibi yazım sanatı, anlayışı yok, elbette kendi kanaatine dayanarak yazıyor.

 Yani işte Medler şöyledir. Medler böyledir. Ya da Evliya Çelebi, işte Kürdistan'ın Hasankeyf eyaletinden devlet 23 kasa altın alıyor, işte Diyarbakir eyaletinden 128 kasa altın alıyor. Dakka eyaletinden şu kadar altın  alıyor. Yani kendisinin o zaman görüşlerini bilgilere dayanarak yazıyor. Veya diyelim Türkler hakkinda eserler okudum. 1040 yillarında falan ilk defa Kürdistan'a geldikleri söyleniyor ve Gur'larla karşılaşmışlar.

Gur'larla münasebet­lerini anlatan o zamanki tarihçilerin veya yazarların yazdıkları fikirler var. Bugünkü gibi bir anlayış yok. Onlar kendi görgülerine dayanarak anlatıyorlar. Ayrıca şu var. Yani bu Kürtlerin şu ya da bu ırktan geldikleri şuradan ya da buradan geldikleri pek önemli değil. Be­nim bildiğime göre Kuzey Avrupa'dan. Iskandinav Yarımadasindan, Rusya steplerinden gelip... 

DURUŞMA HAKİMİ- Bunu hangi yazar diyor. Iskandinavya'dan geldi diye. 

MAZLUM DOĞAN - Bu konuda kendim arastırma sahibi değilim. Yalnız Abdullah'ın bu ko­nuda daha geniş araştırmaları var. Onun yaptığı, benim söz konusu ettiğim konusmasında, benim yazıya geçirdiğimi söylediğim konuşmasında vardı, okumuştum. Böyle söylendi. Başkaları tarafından da söyleniyor. Yani bir M.Emin Zeki'nin kitabında. İhsan Nuri'nin kitabında. Zinar Silopi de diyor... 

DURUŞMA HAKİMİ- Milattan önce kaç yıllarında? 

MAZLUM DOGAN - Bin yillarında falan olduğu söyleniyor. Bu pek önemli değil benim açımdan. Benim açımdan Kürtler şu ya da bu ırktan gelebilir. 

DURUŞMA HAKİMİ- Peki, Türkiye' de Kürdistan fikrini nasıl şey ediyorsun. Iskandinavya'dan geliyor da, bu bölgede Kürdistan kurma fikri nereden alınıyor?

Yorum ekle