Seçim öncesi tahliller

tahlilAv. Medeni Ayhan / 1963 yılında Türkiye nin, o tarihte adı Avrupa Topluluğu olan Avrupa Birliğine başvururken,üyeliğe kabul halinde Avrupa Birliği konsept ve mevzuatını hakimiyeti altındaki sınırlarda gerçekleştireceğine ilişkin taahhüt vermişti.Bu durumda İngiltere gibi,Almanya ve Fransa nın da, Türkiye ye Avrupa Birliğine giriş vizesi yönünde herhangi bir taahhütte bulunması halinde, Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı çerçevesinde bazı merkezi yetkilerin valiler ve kaymakamların vasiyet denetimine tabi olan belediyeler ile il öz idarelerine aktarılacak,bireysel dil ve kültür hakları anayasaya geçirilecek,faili meçhul ve darbelerde yer alan Türk kontrgerillasının bir anlamda PKK lilerle takası türünden bir görüntü ile genel af çıkarılabilecektir.

 

AKP bunu hayata geçirmek istedi,ancak Baykal CHP si bunu engelledi. AKP ve Kılıçdaroğlu CHP si ise,bu çerçevede saptırılmış sözde bir çözümden yana olduğunu ortaya koymaktadır..Kılıçdaroğlu, genel başkanlıktan indirilirse veya tamamı ile kuşatılırsa,bu sahte çözümü dahi parti olarak geciktirme ve engelleme pratiğine yönelmeleri ve seçim meydanlarındaki söylemlerini değiştirebilmeleri mümkündür.Ergenekon sanıklarının, bir arada bir derede kalan Kılıçdaroğlu nu seçim sonrasında hazım edebileceklerine ihtimal vermiyorum.Kılıçdaroğlu nu ya kendilerinden yana, yada CHP de yönetime gelen diğer kanatan yana taraf olmaya ve netleşmeye iteceklerdir.Kendilerinden yana net tavır almaması halinde ise, indirmeye çalışacaklardır.Apo,1999 yılında;”devlet pişmanlık yasasını çıkarır, onlar pişmanlık yasası der.

Buna karşın PKK liler de bu aftır diyip teslim olur.Bu şekilde çözüm gelişir” diyebilen bir adamdır.Örgütün yapısı buna hazır olmadığından,hata devlet o süreçte bunu dahi kabul etmediğinden söz konusu teslimiyet çizgisi hayata geçirilemedi Bu esasen Türk devletinin, PKK nin kuruluşundan ve varlığından önce 1963 yılında kendi devlet politikası çerçevesinde oluşturduğu Kemalist devlet konseptidir.Af ise,Kürdistan sorununun çözümü değil,var olan sorunu seslendirdikleri için demokratik cumhuriyetçiler açısından bir ihtiyaca dönüşmüştür.Bu durumda çözüm diye gördükleri şey; mücadele edenlerin, devletin konsept ve programı gerçekleştirilirken,devlete teslimiyetlerinin sağlanmasıdır.Kürdistan sorunun varlığının bir sonucu olarak ortaya çıkan yan sorunların çözümü, Kürdistan ulusal sorununu çözmek değildir.

Devletin bu konseptine parti niteliği kazanmayan Şerafetin Elçi nin Katılımcı Demokrasi Partisi ve Bayram Bozyel in genel başkanı olduğu Hak Par da katılmıştır.Bunlar kanalı ile bir konferans yapılarak, Avrupa Konseyi Yerel Özerklik Şartı ve bireysel dil kültür hakları çerçevesindeki saptırılmış çözüme diğer grupçuklar ve aydınlarında katılımı sağlanarak,bütün Kürdistan ulusunun çözümüymüş gibi yansıtılmak istenecektir.Bu üç partinin hazırladığı ortak deklarasyona bakıldığında,Kürt ulusu tabirinden kaçındıkları açıktır.Ayrıca söz konusu deklarasyonda,Kendi Kaderini Tayin Hakkı yerine,”Kendi kendisini yönetmesi” tabirini işbirlikçi ve gerici zihinlerine uygun olarak yazmış oldukları görülmektedir.Yani Avrupa Konseyinin Yerel Yönetimler Özerklik Şartı çerçevesinde bazı merkezi yetkilerin vali ve kaymakamların vasiyet denetimine tabi belediye ve il özel idarelerine verilmesi de,”kendi kendisini yönetmesi” anlamında kullanılabilecektir.Siyasal özerklik gerici bir çözüm tarzıdır,çünkü eşitliği içermediği gibi,sömürgeci merkezi devletle bağımlılığı devam ettiren siyasal bir statüdür.

Apo nun Demokratik Cumhuriyetçi PKK sinin ve BDP nin dillendirdiği özerklik ise,bağımlı bir siyasal statü içeren bildiğimiz gerici özerklik bile değildir. Avrupa Konseyinin Yerel Yönetimler Özerklik Şartı,bireysel dil kültür hakları ile af gerçekte çözümü getirmeyeceğinden,düzen partilerinin de ordularıyla birlikte başkaca bir çözüme gelmeleri mümkün görünmediğinden,Kürdistanlı yurtsever devrimcilerin bağımsızlıkçı çizgisinin temel çizgi olma dönemi gelişecektir.

 Şerafettin Elçi Partisi ile Hak Par bu işbirlikçi çözüm ve çizginin bir eklentisi haline gelmiştir.Nihai hedef olarak federasyon,idari federalizim,eyalet sistemi,özerklik,yerel yönetimiler özerklik şartı çerçevesinde bazı merkezi yetkileri belediye ve il özel idarelerine aktarmak türü çözümlerin bütünü, özü itibari ile ülkemiz Kürdistan ısömürgeci devletin merkezi yapısına bağlı bırakan çözümlerdir.Bu nedenle bu çözümlerden hiç biri, Kürdistani nitelik taşımaz.Şerafettin Elçi Partisi ve Hak Par ile Mesut Tek PSK si,Mesop,legerin,Tev Kurd ve daha adlarını hatırlamadığım bir sürü çevre federasyonu çözüm olarak savunurken,PWD mensupları yıllarca Demokratik Cumhuriyeti çizgi olarak savunduktan sonra idari federalizim isterken,Apo nun PKK si ve BDP Demokratik Cumhuriyet adı altında en işbirlikçi şekilde dibe vururken,kimi Kürt aydınları eyalet sisteminden bahs ederken, Dicle Fırat Grubu İslam Birliği temelinde bir çözüm dillendirirken, tümünün tek ortak özelikleri Kürdistani bir konsept ve paradigma ile ülke bilincine sahip olmayacak kadar zavallı olmalarıdır.

Bu durum Kürdistan siyasi hareketinin siyasi çizgi anlamında çok büyük ölçüde bir çöplüğe dönüştüğünü,ulusal ve ülkesel değer yargı sisteminin yozlaştığını göstermektedir. Bütünün ortak yanı Sömürgeci devletin merkezine bağlı, Türkiyeli bir çözümü belirli aralıklar ile savunmalarıdır.Belirli aralıklarla da olsa, Türkiyeli bir çözümü esas almaları, Kürdistani bir çizgi ve çözüme sahip olmamaları nedeni ile de birbirlerine ve sömürgeci devlete eklemlenmeleri,sömürgeci devletin egemenlik sisteminin şu ayda bu partisi, yada kurumuyla ilişkilenmeleri kolay olmaktadır.Şerafetin Elçi Partisi nin (toplam olarak gidip gelen 4 kişiden ibaret olması nedeni ile Serafettin Elçi Partisi diyorum), BDP ye milletvekili adayı olma karşılığında iltica etmeden iki hafta önce, Diyarbakır da Legerin, Kürdistani Parti,Devrimci Demokratlar,Dicle Fırat Grubu gibi çevrelerle görüşerek,hem sağlığının bozuk olması, hem yaşı itibari ile gerekli aktiviteyi gösterecek durumda olmaması ve hem de partisinin ihtiyaçlara yanıt vermemesi ve işlevsiz kalması nedeni ile bir toplantı yaparak, partisinin feshine ve adı geçen grupçuklarla bir parti oluşturulmasından sonra,kendisini siyasetten çekmeye götürmeyi önerdiğini biliyorum.Yani efsunlu gelen “başkan” hitabına mahzar olma ve birkaç yere veya televizyona birey olarak konuşma dışında hiç kimseyi örgütleyemeyeceğini,hiçbir pratik mücadelesinin olmayacağını,mücadele adamı niteliği bulunmadığını anlamıştı herhalde.

.Bunların imzaladığı protokol bilgi mahiyetinde de olsa, bana da maille gönderilmişti.Ancak BDP adına Ahmet Türk ün Şerafettin Elçi ye listelerinden milletvekili adaylığını önermesi üzerine, söz konusu söylemi üstünden daha bir iki hafta geçmemiş olmasına rağmen, partisi işlev kazanmış,milletvekili adayı olma olanağını kendisine sağlamış,sağlık sorunları çözülerek turp gibi olmuş,yaş açısından da gençlik narkozu ve aşışının etkisi ile gencecik hale geldi.Bu gençlik ve sağlık üzerinden de, çok ani ve çok kıvrak bir vücut hareketi ile diğer grupçuklara götürdüğü teklif ile yaptığı protokolü unutuvererek çark etti.Şurada burada eleştirmekte olduğu Apo ve siyasetine aşık hale gelerek, payandası oldu.Hatta Diyarbakır daki mitingde halkın Apo ya duyduğu hasretin yakında biteceğini beyan ederek, çekilmekte olan hasretin(I )sözcüsü oldu.Türkiyeli PKK ve BDP alternatifin olasılığını dahi sindiremediğinden,bir alternatifin çıkma ihtimali dahi tüketildi. Bazı Kürtler yüksek mevki olmaksızın hizmet yapmayı bilmemektedir.

 

Yorum ekle