Kürt grupları neler yapıyor?
Medeni Ayhan / Aynı şekilde Hak Par da alternatif bir Kürdistani çizginin oluşmasına karşıdır, bütün Türkiyeli çizgiler gibi bu tür bir akımın gelişmesini istememektedir.Hak Par genel Başkanı Bayram Bozyel çevresi ise,parti olarak Demokratik Cumhuriyetçi PKK ve BDP ye alternatif çizgi olma iddiasında olduklarını,onların ulusal bir çizgiden yoksun olduklarını ve kendilerinin federasyonu savunduklarını şurada burada söyleyerek ve arada birde birbirlerine ağır suçlama ve hakaretlerde bulunarak işi götürüyorlardı.
Hata çeşitli çevrelerden aydın ve siyasetçilerin 2005 yılında Diyarbakır da alternatif bir ulusal örgüt oluşturmak için çeşitli illerde yaptıkları toplantılar sonrasında,ortaya çıkan sinerjiyi Hak Par ın tüketip boşluğa akıtmak için Mesop lular ile birlikte en önemli role sahip oldukları bilinmektedir.Kürt Çalışma Grubunun, parti olması halinde,eğilim olarak işlevsiz olmaları nedeni ile kendilerini yutacağını düşündüklerinden,çalışmanın bir parti ve örgüt olması yerine,her yerde örgütlenmesi ve teşkilat kurması yasaklanan,lider yerine sözcüsü olan,ayakları toprağa basmayan askıda bir yapı olarak, gevşek ve demeç verebilen sivil bir yapı olması için bastırdılar.
Kürt Çalışma Grubunun yürütmesinde bulunmakla birlikte, bunların dayattığı Tevkurd modelini kabul edip içerisinde yer alan, ancak benim gibi kendilerine örgüt ve parti kuruluşunu dayatmayan aydın ve siyasetçilerde ise, mücadele adamı niteliği gözükmüyordu.Aileye işe bağılı ,aileyi ve kendisini korumacı,iradesi ve takati kalmamış kişiler durumundaydılar.Bu nedenle yolun başlangıcında örgüt ve parti kurma amacı ile toplandıklarını söylemelerine rağmen,finalde bu söylemlerinden oportünistçe çark ettiklerini,bir karalılık ve samimiyet taşımadıklarını,mücadele adamı niteliklerinin bulunmadığını söz konusu eğilimler ve kişilerde gördüm Bu nedenle de Kürt çalışma Grubunun yürütme kurulundan istifa ederek,kurdukları Tevkurd modelinde de yer almadım.
Makalelerimde Tevkurd ün model olarak örgüt olmadığını,iradesi kırılmış aydın ve siyasetçilerin zaman geçirme yapısı olduğunu ve dağılacağını yazdım.Nitekim geçen ay Tev kurd ün de kendisini fesih etme kararı aldığını duydum.Gelenek olarak yenilip bittiklerini kabul etmeyen Bayram Bozyel ve arkasındaki Mesut Tek ile Şerafettin Elçi Partisinin, pratik olarak PKK ve BDP nin Demokratik Cumhuriyetçiliğinin bir eklentisi haline gelerek, Türkiyeli bir çözüm olan federasyona dahi inançlarının bulunmadığını ortaya koymuş olmaktadırlar.Söylediklerine dahi inancı olmayanlara ise, insanların da inanması ve bir umut beslemesi olanaksızdır.
Zaten kimseyi inandırmadıkları içinde demokratik cumhuriyetçiliğe sürüklendiler.Bu hamle bir açıdan iyi olmuştur.Bayram Bozyel in Hak Par ı ve Mesut Tek in PSK si federasyon ve alternatif olma söylemlerini pratikte taşıyamayacak durumda olduklarını,yani bitmiş olduklarını kabule başlamış oluyorlar.HAK PAR ın tabanın olabildikçe dar olduğu ve bu gelgit pratiklerinden sonra tabanlarının bir bölümünün BDP ye iltica ederken,diğer bölümünün ise,Bayram Bozyel in ve Mesut Tek in geliştirip derinleştirdiği siyasete tepki duyarak uzaklaşacağı açıktır.İttifak görüşmesinden bahs edebilmek için,ortak bir ulusal programın oluşturulması ve bunun kararlaştırılması gerekir.BDP ve arkasındaki geleneğin başkaları ile ortak bir program oluşturup, bu temelde bir ittifak oluşturma özelliklerinin olmadığı peşinen bilinen bir şeydir.
Çizgileri çarpık ve işbirlikçi de olsa, o çizgi içinde koltuk sunarak, kendi çizgilerini meşrulaştırmaya ve herkese mal etmeye çalışırlar.Alternatif çizgiyi geliştirmede ısrarcı olanları ise her türlü pislik ile engellemeye yönelirler.Nitekim pratik yöneticileri itibari ile bile 4 kişiden oluşan Şerafettin Partisine 2 milletvekili adaylığı önerilirken,Hak Par a ise, tek bir milletvekili adayının önerilmesi ve üstelik Bayram Bozyel in ısrarcısı olduğu Diyarbakır dan da adaylık verilmemesi üzerine toplantılardan çekildi.Hak Par ın tek başına liste oluşturup seçime gireceği deklere edildi, ve bir liste oluşturuldu.Ancak bu açıklamadan iki üç gün sonra ise,kamuoyunun istem ve baskısı karşısında seçimlerden çekilip, BDP nin blokunu destekleme kararı aldıklarını söyleyerek, tekrar çark etti.Bütün bunlar kendi söylemlerine kendilerinin dahi inanmadığını,blöf yaptıklarını ve sonuç itibari ile trajik komik duruma düştüklerini göstermektedir.
Kamuoyunun istem ve baskısı önce yoktu da, iki günde mi ortaya çıktı.Aslında bunlar federasyonu dahi çözüm olarak taşıyabilecek kadrolardan yoksundur.Aslında bunlar alternatif olma enerjisini, sinerjisini, iradesini ve mücadele gücünü kendisinde görmediklerinden,hatta bir seçim çalışması yapabilmek bile kendilerine zor geldiğinden gerekçe uydurmaktaydılar..Ne de olsa, BDP nin listesinde milletvekili adaylığına tümden angaje olmuşlardı.Bunların durumu avukat olarak Valilik Zarar Tespit Komisyonuna verdiği dilekçede PKK yi “terörist” olarak nitelendiren,ancak bu dönem milletvekili seçimlerine ilişkin aday listelerinin belirlendiği günlerde,son bir hamle ile listeye girebilmek için kendisini yerlerde süründüren Bengi Yıldız dan da daha trajik komiktir.Keşke sırf mücadele inancı nedeni ile kendisini yerlerde süründürdüğüne inanabilseydim.
Gerçi Altan Tan nın televizyon programının sonunda söylediği türküde; ”Kürdistan dağlarına selam ” demesi de fena bir vuruş değildi.İlk kez bu süreçte gördüğüm için dikkatimi çekti.Bende okuyucunun dikkatine sunuyorum.Şerafettin Elçi nin halkın Apo ya duyduğu hasreti dindireceğine atıf yapmasına rağmen,Diyarbakır daki 6 bağımsız milletvekilinden 2 milletvekili elenirde seçilmezse,bunların Şerafettin Elçi ve Altan Tan olacağı kesindir.BDP liler kendi partililerine öncelik verecektir.Her herhalde kendileri de, artık bunu his ediyorlardır.Eh çok da tuhaf görünmez,ne de olsa bunların dünyası karşılıklı kulanım dünyası gözükmektedir.Şerafettin Elçi milletvekili seçilmezde,yeniden yaşını hatırlar ve sağlık sorunları da yeniden ağırlaşmaya başlarsa tuhaf görülmemelidir.Ne de olsa geçmişte Adalet Partisinden seçildikten sonra CHP ye transfer olmuş,doksanlı yıllarda da yeniden milletvekili olmak için Baykal lı CHP nin ve Erbakan nın kapısını dahi çalmıştı.
Ey milletvekilliği ve belediye başkanlığı ile encümen üyeliği…. Ey belediyelerden ve güneyden ihale almalar ve bir yakınını belediyeye kadro koymalar……Ey bu çevreden dava almalar……Nelere kadirmişsiniz ki, haberimiz yokmuş.Bu tür şeyler için değer diye atıf ettikleri her şeylerini bir kenara atma patikleri; siyasi yozlaşmayı,biçimsizliği ve laçkalığı yoğunlaştırır.Kürdistan türü sömürge ülkelerde devrimcilik ile yurtseverlik geçişli ve iç içedir.Kürdistan devrimciliği ve yurtseverliği; sadece hiçbir beklenti içersinde olmaksızın dervişçesine bedel, emek ve fedakarlık sürecine katılmaktır.Bir annenin hiçbir beklenti olmaksızın, bütün fedakarlıklara katlanarak çocuğunu büyütmesi düşüncesidir.Yani ne verebilirim sorusudur,ne alabilirim sorusunu içermez.Yurtseverlikten anladığımız budur.Bu tür yurtseverleri seviyorum,bu tür yurtseverlere saygı duyuyorum.Eleştirdiğim çizgiler,kişiler ve değerleri nazara alındığında atıf yaptığım yurtseverliği, daha da arar hale getirebileceklerini göstermektedirler.


