Siyasal Statüsüzlük Projesi

nj_statuAv. Medeni Ayhan / Kuzey Kürdistan ve Türkiye yi 24 yerel yönetim modeli şakilinde sömürgeci Türk devletinin merkezsi yapısına bağlayarak yeniden düzenlemek; Apo ve Demokratik Cumhuriyetçi PKK sinin ile BDP nin ürettiği bir düşünceymiş gibi yansıtılmasına rağmen, uluslararası bir güç olarak Avrupalı emperyalistlerin ve emperyalist Türkiye nin kabul ve referanslarına dayanan bir projedir. Dört parçaya ve hata beş parçaya bölünmüş Kürdistan’ı daha da dağıtma ve siyasal statüsüz bırakma projesidir. Bu Kürdistanlıların kendi devletlerini kurmaya engel olma çalışmasıdır.

 Apo ve PKK si ile BDP lilerin her konuşmalarında bağımsız devlet ve herhangi bir siyasal statü istemediklerini beyan ederek sömürgeci devleti inandırmak için kendilerini mahf etmeleri, ne idüğü belirsiz Hasip Kaplan efendinin ise, epey yağlayıp sıvazladığı boğazından çıkan gür bir sesle, ulusumuzun iradesine ipotek koyduklarını gösterecek nitelikte bir iğrençlikle;”Bağımsız devlet düşünmek kimin haddine” türünden zırvalaması da, sömürgeci devletin konseptine göre iktidarsızlaştırma çalışmasıdır.

 Elbette ulusal devlettin kuruluşundan yanayız.Ancak esas aldığım ulus devlet modeli Apo ve PKK sinin  kıstas aldıkları Kemalist ve Basisit devlet modeli değildir.Bu faşist modelleri esas alarak ulusal devletin gereksizliğini ve bitiğini söyleyen Apo uydurmaktadır.Sınıflar çözülmeden,tek bir dünya diline gidilmeden,devlet sınırları tümden yok edilmeden ulus devlet çözülemez.Karşıt sınıflar var olduğu sürece, ulusal devlet çeşitli biçim ve modeller altında devam edecektir.Burjuva ulusal devlet,sosyalist devrimden sonra sosyalist ulusal devlet modeline dönüşmektedir.Burjuva ulusal devlette burjuvazi ve sosyalsizimde de proletarya ulus adına iktidarı eline alabilmektedir.Her düzende diğer bir sınıf ulusun temsilcisi sıfatına bürünür.Sosyalizmden komünizme geçildiğinde ve proleter sınıf yanında, devlet sınırları ile diller çözülüp tek dünya diline geçiş sağlandığında, komünizmin son evresine gelinir.

Komünizmin bu son evresinde artık devlet ve ulusal devlet olmaz,tek bir dünya devleti ve bütün insanlık için tek bir iletişim dili ortaya çıkar.Bunların başka bir ufku olmadığından değerlendirmelerini faşist ulusal devlet modeli üzerinden yapmaktadırlar.Esas aldığım ulusal devlet modeli Kürt ulusu yanında,Kürdistan’daki bütün ulusal azınlıkların dil kültür eğitim aidiyetlerini anayasal güvenceye alan,aynı şekilde bütün dinsel inançların kültür ve aidiyetinin kanuni güvence altına alarak hepsine eşit mesafede durup devlet dışında tutan demokratik ulusal devlettir.Kürt ulusu yerine,Kürdistan ulusu kavramını esas almamın iki tane temel nedeni vardır:Birincisi,sömürgecilikten kurtulacak bir ülkenin bağımsızlık hedefini  ifade etmek içindir.İkincisi de;ülkemiz Kürdistan da Kürt ulusu  yanında; Asuri(Süryani,Keldani,Nasturi),Mihelmi,Ermeni,Mıtırp(Çingene),Azeri,Türkmen Arap Fars gibi ulusal azınlıkların bulunması nedeni ile bu aidiyetleri de kapsayan bir ulus çatısına atıf yapmak içindir.

Kürt ulusu yanında bu aidiyetlerin toplamı Kürdistan ulusunu oluşturur.Bu nedenler ile rede, inkara, asimilasyona dayanmayan,aidiyetler arasında eşitliği esas alan,adil bölüşümü içeren merkezi-bağımsız- ulusal demokratik sosyal devletin kuruluşunu esas almak zorundayız.Apo nun PKK sinin ve onları tekrar eden BDP lilerin bütün söylemleri sömürgeci devletleri kurumsal olarak yerinde bırakırken,Kürdistan ulusunu devletsiz ve siyasal statüsüz bırakma çabası olduğundan,caba ve anlayışlarının sömürgeci devlet tarafından tetiklenmektedir.

15 04 2010 tarihinde bir meslek kuruluşunun bünyesinde oluşturduğumuz Devrimci Demokrat Avukatlar Grubunun program ve kuruluş bildirisinde dahi;Alevi, Bektaşi Tahtacı, Ezidilerin din ve aidiyet ve kültürlerin yanında,ibadethane olarak cem evleri ve qup lerin kabulünü,bütün dini eğitim ve yönetimin(diyanetin) devlet teşkilatının dışına alınarak tüm dinlere eşit mesafede konumlanmış bir devlet yapılanmasının hukuki düzenlemeye kavuşmasını ortaya koyduk.Ayrıca,ulusal sorunun çözümü açısından ise, 5 yıllık propaganda ve hazırlık devresinden sonra federasyon ve bağımsızlık seçeneklerinin sadece Kürdistan ulusuna sorulacağı bir referandum ile çözümlenmesini, öte yandan, Kürdistan ve Türkiye deki ulusal azınlıklar olan Çerkezlerin, Lazların, Rumların, Boşnakların, Arnavutların, Ermenilerin, Asurilerin, Mihelmilerin,Çingenelerin,Arapların da aidiyet dil kültür ve eğitim haklarının anayasal güvenceye kavuşturulmasını çözüm perspektifi olarak ortaya koydum.

Program ve bildiride;hiçbir aidiyetin diğer bir aidiyet ile sorun ve çelişkisinin bulunmadığını,Kemalist devlet ve statükosunun kitle dayanaklarını altından almak,ırkçılığı kırmak,kurbanları payanda olmaktan kurtarmak için,herkesin hak ve özgürlüğünü bu temelde hep birlikte savunarak Kemalist devleti çözmeyi ortaya koyduk.Kürdistan ulusal Kurtuluşçuları devrimci ve demokrat olmak istiyorsa,bu soruları sırtına alan bir ezen ulus solculuğu olmadığı için kendi sırtlarına almak zorundadırlar.Politikada hedefe ulaşmak,Kürdistan’ı kurmak ve Kemalist devleti çözerek yeniden düzenlenmesine yol açmak için bu zorunludur.Bütün bu aidiyetlerin hak ve özgürlükleri Kürdistan sorunu ile birlikte programa alınarak meydanlarda gündemleştirildiğinde, söz konusu aidiyetlerdeki gericilik ve statükocu düşünce de kırılacak ve Kemalist devletin kitle dayanakları ile çözülüş süreci başlayacaktır.Apo nun kültü altında ulus, ülke ve iktidar değerlerini tüketen Demokratik Cumhuriyetçi PKK ise,Kemalist devletin hassasiyetleri yanında kabul ve referanslarını esas aldığından söz konusu bakış ve pratikten yoksundur.

Çerkezler 1864 te Rusya da ki soykırım dan kaçıp sürüldüklerinde, Osmanlı devleti tarafından Kürdistan sınırındaki illere bir hat şeklinde yerleştirildiler.Demokratik Cumhuriyetçi PKK ve BDP nin özgürlükçü değerleri olsaydı ve Kemalist devletin statükosunun dayanakları olmasaydılar, hiç kuşkusuz Samsun,Kayseri Düzce,Konya,Sakarya gibi kentlerde Çerkez nüfusu bulunduğundan, bu şehirlerde Çerkez adaylarını,Sakarya ve Rize ye Laz milletvekili adaylarını,Trabzon,Giresun, Ordu,İstanbul a Rum adaylarını,İstanbul,Diyarbakır,Kilikya ya Ermeni milletvekili adaylarını,Adana ve Hatay a Arap ve Çingene adaylarını,Mardin e Asuri ve Mihelmi milletvekili adaylarını,Dersim, Malatya, Adıyaman, Maraş, Çorum, Tokat, Sivas İstanbul Mersin gibi yerlere Alevi milletvekili adaylarını koyardı.Bakiye kontenjanlara da Kürt milletvekili adaylarını koyardı.

Bu aidiyetlerden milletvekili adayı koymaktan daha önemli olan şey ise,temel hak ve özgürlüklerini bildiri ve programlara alarak meydanlarda ve demeçlerde gündemleştirmektir.Apo nun Demokratik Cumhuriyetçi PKK si ve BDP nin, “Kürt sorunu yerine,bu diğer sorunlar gündeme gelip güncelleşir” bencilliği ile bundan kaçındığından, Ziya Halis ler ayrılıp parti kurdu.Devrimci Demokrat Avukatlar Gurubunu oluşturma sürecinde de, Demokratik Cumhuriyetçi  ve BDP li üç adet avukat;”Bütün aidiyetlerin yer alacağı ve tümünün hak ve özgürlüklerinin savunulacağı bir grup oluşturulması halinde, Kürt sorunu gündemden çıkar,diğer sorunlar güncelleşir, ve bir süre sonra da diğer aidiyetler parmak çoğunluğu sağlayarak grubu kendi denetimlerine alacaklardır” diyerek, bana muhalefet edip beni engellemek için adeta bir taraflarını yırttılar.Manipülasyon ve dezenformasyon çapalarını da Çağdaş Avukatlar Grubu diye bilinen Türk Kemalistleri ile birlikte yürüttüler.Ancak bize yenildiler,engellemeyi başaramadılar.

Alevi-Bektaşi kurumlarının başında yönetici olarak bulunanların çok büyük çoğunluğu ise Aleviliği bir inanç olmaktan çıkartıp bir milliyet haline getirebilmek ve Kemalist düzene bağlı kalmak, yada BDP nin tavrına tepki olsun diye adeta Alevileri Kürtlere düşman noktaya götürmeye çalışmaktadırlar.Kemalist BDP de,aynı şekilde bulunduğu noktadan Kürtleri ile Alevileri birbirine düşman yapma siyasetine katkı yapmaktadır.BDP liler, diğer Kürtleri Alevilerden uzaklaştırma,sorunlarının güncelleşmesini kendilerine rakip görme,kullanmacı yaklaşma tutumunu sergilemektedir. Buna gerekçe olarak da, Alevilerin kendilerinden desteklerini çekmiş olduğunu savlamaktadırlar.Bir Süryani aday olmaksızın Mardin de üçüncü milletvekilini çıkartmak, veya Alevi diye bilinen bir sanatçımız olmaksızın Dersim de milletvekili çıkartabilmek mümkün görünmediğinden dolayı,adı geçen iki aidiyetin hak ve özgürlüklerini gündemleştirmeden, Süryani ve Alevi aday gösterebilmesi analizlerimizin gerçekliğini değiştirmez. Kemalist ve işbirlikçi Aleviler ile Kemalist ve işbirlikçi Demokratik Cumhuriyetçi BDP lilerin bu anlayış ve tutumları tehlikeli ve tahripkardır.

Mesele Kürt ve Alevi aidiyeti yada başka bir aidiyet üzerinden kendisini tanımlayan insanlara Kemalist devletin hem dayanağı, hem de kurbanı olduklarını kavratıp bu durumdan çekebilmek ve bütün ezilen kategorilerin hak ve özgürlükleri ile mücadelelerinin devleti çözmek için seferber etmek meselesidir.Alevi ve Alevilik; Kürdistan ulusal inancı Zerdüştlüğün kendisi ve devamı olduğundan, bir Kürt ve Kürdistan aidiyetidir.Ancak Kürdistan aidiyeti olmayan aidiyetlerin hak ve özgürlüklerini de kendi özgürlüklerimiz ile birlikte savunarak güncelleştirmek zorundayız.Bunu Devrimci Demokrat sıfatının bize yüklediği zorunlu bir görev olarak bilince çıkartmak durumundayız.Bu aynı zamanda Kemalist devleti çözmenin ve kitle dayanaklarından yoksun hale getirerek ırkçılık ve gericiliği dağıtmanın bir yoludur.

Ziya Halis in genel başkanlığından istifa ettiği EDP kurulduğunda, Alevi partisi olarak konuşulmasına rağmen,Alevi kurumlarında yönetici olanların büyük bölümü Kemalist CHP nin milletvekili adayı olmak için başvurduğundan,buna karşın EDP ye, ÖDP den gelmiş olan Ufuk Uras ekibide, BDP nin bağımsız adaylarını destekleme kararı aldığından, haklı olarak Ziya Halis istifa etti.

 İstifa sonrasında da EDP nin Alevi partisi olma ihtimali ortadan kalktığı gibi,söz konusu parti ÖDP den gelenlere kaldı.Ancak Kemalist Devletin statükoyu kurucu partisi CHP hem seksen yıldır hiçbir sorularına mehlem olmadığı Alevileri karşılıksız kullanabildiğinden, hem de on yılda bir periyodik aralıklarla soykırımlarını da onlardan esirgemediklerinden ve alevi analarının soykırımlar nedeni ile çektiği acıları da Onur Öymen nin konuşmasında ortaya döküldüğü gerekli gördüklerinden, Alevilerin kurumlarında yönetici olanların önemli bir kısmı da kendi soykırımcısına aşık olmuş tipleme olarak, adı geçen partiden adaylık başvurusu yaptı.CHP karşılıksız olarak Alevilerin oylarını almaktan emin olduğundan ve küçük bir ihtimalle de olsa aykırı çıkabilecek seslere yer vermek istemediklerinden, Alevi kurumlarında yönetici olan hiç kimseyi aday göstermediler.

Bu Alevi kurumlarında yönetici olup başvuruda bulunmuşlarının nasıl kullanıldıklarının ve zihinlerinin ne kadar çarpık olduğunun bir diğer kanıtıdır.Hiç kuşkusuz Alevilerin ahlak modelini, insan merkezli bakışlarını kültürel değerlerini ve istisnasız bütün sosyal politik demokratik taleplerini savunmaktayım.Ancak  Alevilerde tepki duyduğum ve eleştirdiğim tek şey; nüfuslarının büyük bölümünün kendi soykırımcıları olan Kemalizm’e,Kemalist devlete ve Kemalist partilere olan aşıklarıdır.Sanki Şamanizm den Islama geçiş yapan Karahanlılar Türkmen Devleti,Moğollar,Selçuklular,Osmanlılar ve Kemalist Türkiye sürekli ve sistematik olarak Alevileri soykırımdan geçirtip, göçertmeler uygulamadı. Sanki 1921 te Sivas ta,1937 de Dersim de,daha sonra Malatya da, Çorum da, Maraş ta, Gazi de, Madımak ta Kemalist devlet kendilerine soykırım uygulamadı Sanki dergah ve cem evlerini yasaklayıp, diyaneti ve din eğitimini devletin içerisine alan Mustafa Kemal değildi Soykırımcısından kopamamak ve kendisini soykırımcıda görmek, bir anlamda bir köyde tanrı gibi gözüken despot bir ağanın tecavüz edip iğfal ettiği bir kadının kendi namusunu temizlemek, yada çaresizlik ve korku nedeni ile tecavüzcüsü olan feodale sığınmasına ve ortaya çıkan tecavüz ilişkisini devam ettirmesine benzemektedir Oysa bu soykırımcılık ve kullanım tarzı nedeni ile Türk egemenlik sistemine, Kemalist devlete ve düzen partilerine karşı en fazla mücadeleye ihtiyacı olanlar Alevilerdir.Alevi kurumlarında yönetici olup ta, Türk egemenlik sisteminden ve Kemalsizimden kopmayanlar pratikleri ve anlayışları nedeni ile kendilerine öz eleştiriel yaklaşmaları gerekmektedir.

Kemalsizimde ısrar edenlerin ise,Alevilik ile Alevilere tahribat dışında verebileceği bir şey olmadığından,kendilerini teşhir edip tasfiyeye uğratmalıdır.Alevi kurumlarında yönetici olanlar, EDP de aday olarak bu partiyi geliştirmeliydiler.Yada Alevi nüfusunun yoğunlukta olduğu yerlerde bağımsız Alevi adayları olarak seçimlere girmeliydiler.Yahut BDP yi Alevi ittifakı ile ortak bir programa zorlamalıydılar.Bu alternatiflere sırt çevirerek Kemalist CHP ye yada diğer devlet ve düzen partilerine adaylık başvurusu yapan kurum yöneticilerinin hem en kolay, hem de en çarpık olanı tercih ettikleri kanısındayım.

 

Yorum ekle