Demokratik Cumhuriyet projesi çöpe atılsın!

ayhanAv. Medeni Ayhan / Alevi kurumlarındaki yöneticilerin çok önemli bir bölümü soykırımcısına aşıkken ve Alevi toplumunu da bu durumda tutarken, Kemalist Apo ve Demokratik Cumhuriyetçi PKK si Müslüman olan Kürtleri de Kemalist devlete aşık  bir payandaya dönüştürmeye çalışmaktadır.

 Bu nedenle de çözümü sömürgeci devletin Avrupa Birliği Projesinin içeriği olan yerel yönetimler özerklik şartına ve dil kültür  haklarına indirgemektedir. Son görüşme notlarına bakıldığında, Apo nun;”Seçimlerden sonra AKP ye karşı mücadeleyi yükselteceklerini, ancak CHP ve MHP nin bu duruma nasıl yaklaşacağını bilmediğini” belirttiği görülmektedir.

 

Bu da Apo nun Kürdistan ulusal mücadelesini saptırdığını ve Ergenekoncu Kemalizm’in AKP ye karşı yürüttüğü mücadelenin bir payandasına dönüştürmek istediği anlaşılmaktadır.Çünkü Kürdistan Mücadelesi devletin herhangi bir partisi ile sınırlı bir mücadele değil,bütün partilerine ve bütün kurumalarına karşıdır. Mücadele bütün devlete ve bütün kurumları ile partilerine yöneltilmeden, sadece AKP ye yönletildiğinde ise,Ergenekoncu yapılanma ile Kemalist ideolojinin ve iktidar mücadelelerinin bir dayanağı ve devlet içindeki iç çatışmanın tarafı olmaktan kurtulamazlar.Hürriyet İtilaf Partisinin, İttihat ve Terakki partisi ile olan iktidar  mücadeleleri yüzyıldan fazla bir süredir, Türk egemenlik sisteminin mekanizması olan Türkiye içinde devam etmektedir.İttihat ve Terakki partisinin kendisi ve devamı olan Kemalizm, bu gün itibari ile CHP,DSP,MHP,TKP,Kurtuluş Partisi,Halkevleri,ÖDP,Cumhuriyetçi Güç Birliği,İşçi Partisi ve kendilerini sosyalist tanımlamalarına rağmen Kemalist olan marjinal diğer grupların suretinde ortaya çıkmaktadır.

Buna karşın Hürriyet İtilaf Partisinin devamı ise; Menderes, Özal ve Tayip Erdoğan nın Partisi AKP dir..Bunların çizgisi liberal muhafazakar,yeni Osmanlıcı ve ademi merkeziyetçi,statükocu ve gerici bir çizgidir.İttihat ve Terakki ile devamı olan Kemalistlerin çizgisi de katı merkeziyetçi ve kilerinde faşizm kimilerinde de sosyal sövenizim şeklinde kendisini gösteren daha gerici ve statükocu bir çizgidir.Gerçek devrimcilerin ve aidiyetlerin yapması gereken  şey;devlet düzenin bu iki çizgisine göre taraflaşarak iktidar mücadelelerinin bir kurbanı ve payandası olmak yerine,devrimci bir çizgi temelinde alternatif olmaktır.Yapılması gereken düzenin iki gerici yakasının ve iktidar mücadelelerinin payandası olmayı red ederek,kendi ikitidar mücadelesini hepsine karşı geliştirmektir.

Türkiye de sosyalist olduklarını iddia edenler,burjuva-faşisti-sömürgeci-emperyalist bir devlet olan Türkiye nin resmi ideolojisi İttihatçılık ve Kemalsizimden kesin kopuş sağlamadıklarından,düzenin bu gerici ideolojisine devrimcilik veya ilercilik atıf ederek, söz konusu ideolojiyi iktidarda tutma aygıtı olan Kemalist orduya da aynı nitelikleri yükleyerek askeri darbelerinden medet umduklarından, İbrahim Kaypakkaya yoldaş dışında sosyalist olabilen bir lider dahi çıkartamamışlardır. Devrimcilik red ile ortaya çıkıp, redle gelişmektedir. Kemalist ideolojiyi ve statükosunu red etmek,Kürdistan nın bağımsızlığını savunmak,1915 soykırımını kabul etmek,Alevilerin Ezidilerin taleplerinin arkasında durmak devrimci olabilmenin turnosal kağıtlarıdır.

Bu tornusol değerlerini pratik ve anlayışlarında taşımayan bütün ezen ulus parti ve eğilimleri devrimci nitelik taşımadığından kendilerini her zaman eleştirerek herhangi bir ittifaka girmemelidir.Bu tutumu uygulamaksızın ezen ulusun Türkiye sinden devrimci geleneklerin ortaya çıkması ve var olan çarpık eğilmelerin ideolojik politik çizgileri ile hesaplaşması mümkün olmayacaktır. Bu turnusol kağıdını pratiklerinde ve anlayışlarında ortaya koymayanlar sosyalist değildir, Kemalist devletin sınırlarının bilinçli veya bilinçsiz bekçileridir. Samsundan Ankara ya 19 Mayıs yürüyüşü adında yürüyüş tertipleyip; “Ordu Gençlik el ele” pankartları ile yürüyen,Mahkemedeki savunmasında ;”Gerçek Kemalist biziz” diyen,idam edilmeden önce babasına yazmış olduğu mektupta bir Kemalist olarak yetiştirilmekten onur duyan, ve sadece idama götürülürken;”Yaşasın Kürt ve Türk halkının kardeşliği” diyen Deniz Gezmiş' in,buna karşın Bütün Yazılar adılı kitabında;”Kemalizm,küçük burjuvazinin radikal devrimci çizgisi ve hareketidir” saptamasında bulunan Mahir Çayan nın,Darbeye desteğini belirtmek için,”Ordu kılıcını yere vurdu” diyerek bugünkü Ergenekon destekçisi Kurtuluş partisini  bir gelenek olarak arkasında bırakan Hikmet Kıvılcımlı nın, hiçbir dönemde Kemalistliğini ve orduculuğunu saklamayan Doğan Avcıoğlu nun, Ergenekon destekçisi ve diğer bir Kemalist Mihri Belli nin, Ergenekon dan tutuklu Doğu Perinçek in, Enternasyonalde Şeyh Sait in adı ile anılan Kürt ulusal ayaklamasını gerici olarak nitelendirip, Kemalistliğini saklamamasına rağmen, sosyalist olduğunu  da söyleyen Şefik Hüsnü nün,Kemalist iktidara devrimcilik ve ilericilik atıf ettiği için Sovyetlerden Kemalist iktidara yardım için yola koyulup,bildirisinde Kürt ulusal sorununa çözüm olarak kültürel özerkliği öne çıkartan ve yanılgısını Karadeniz de 15 arkadaşı ile boğularak ödeyen Mustafa Suphi nin gerçek anlamda sosyalist bir lider olabildikleri söylenemez.

Bunların anlayışını gelenek olarak devam ettirerek ideolojik bir hesaplaşma içerisine girmeyen akımların gerçek anlamda sosyalist olabilmesi de mümkün değildir.Türkiye de sosyalist hareketin ortayı çıkabilmesi için, bunların Kemalist ve orducu tutum ve anlayışları ile hesaplaşmaları zorunludur.İbrahim Kaypakkaya, Türk solculuğunda ekseriyetle sevilmese de, anlayış düzeyinde sosyalist olmayı başaran tek lider kadrodur.Adlarını andıklarımızın lügatinde Kürdistan sorunu yokken,İbrahim Kaypakkaya yoldaş;”Kürdistan işgal edilmiş bir ülkedir” saptamasında bulunmuştur.Diğerleri Kemalsizimden kesin kopuş sağlamazken,ilerici devrimci kavramlar altında değer yükleyip Kemalist ordunun darbelerine de değer yüklerken,İbrahim Kaypakkaya yoldaş ise bunların tersine,”Kemalizm Faşizmdir” saptamasında bulunarak Türk ordusunu da gerici bulmuştur.

Diğerleri 1915 teki Ermeni, Pontuslu Rum, Kürt Ezidi,Asuri soykırımı konusunda susarken,İbrahim Kaypakkaya yoldaş ise, 1915 te toplu imha yapıldığını ortaya koymuştur.İbrahim Kaypakkaya yoldaşın tek bahtsızlığı;kendi ardıllarının kendisini geliştirme niteliği taşımamış olmasıdır.Kaypakkaya nın anlayışı yerine, diğerlerinin Kemalist ve ittihatçı ve orducu anlayışı Türk solculuğuna hakim olduğundan;devrin yerine darbeyi,halkın yerine orduyu,sosyalist ideoloji yerine Kemalizmi,sosyalist ekonomi yerine yerel kapitalizm ve yerel pazarcılığı,enternasyonalizm yerine sadece yerelliği,kendi devletinin emperyalizmi ve sömürgeciliğine karşıtlıktan başlayarak anti emperyalistlik yerine,kendi devletinin emperyalist ve sömürgeci niteliğini kamufle edip başka emperyalistlere tepki yönelterek anti emperyalist olabileceğini sanan,bunun yanında bütün aidiyetlere kullanmacı yaklaşan, sosyal şoven, büyük devlet şovenişti bir solculuk türüdür.

Laf  gelişi solculuk türü dememize rağmen,bu söz konusu nitelikleri nedeni ile sosyalist olabildikleri söylenemez.Bu anlayışları nedeni ile her zaman Kemalist devletin hem payandasına, hem de kurbanına dönüştürülmüşlerdir.Abdullah Öcalan ve PKK nin Ankara grubu, yada Urfa grubu diye bilinenlerin ekseriyeti de, Kemalist devletin fideliğinin ürünüdür.Bunlar da Kürdistan ulusunu Kemalist devletinin hem payandası, hem de kurbanı yapma çizgisini izlemekte ve Türk egemenleri arasında yüzyıldan fazla bir süredir devam eden iktidar mücadelelerinin bir tarafı ve dayanağına dönüştürerek, Kürdistani hedef ve amaçları boşa çıkartmaya çalışmaktadırlar.Demokratik Cumhuriyetçilik çizgisi ile Kürdistan ulusuna hiçbir siyasal statü istememek bunun kanıtıdır.Türkiye nin Avrupa Birliği projesi üstüne oturmak bunun kanıtıdır.

Mücadeleyi sömürgeci devletin bütün parti ve kurumlarına yöneltmek yerine, sadece AKP ye yöneltmeyi savlamış olmak Türk devletinin diğer kanadına payanda olma anlayışının ürünüdür.Bununla birlikte;Türk egemenlik sisteminde Kemalist-Ergenekoncu kanat tümden tasfiye edildiğinde,Apo nun AKP nin denetimine gireceğinden de kuşku duymuyorum.Egemenlik sistemini tümden red etmeyenler her zaman sömürgeci devlet düzenin diğer yakasına geçerek,yaka değiştirme potansiyeline sahiptir.Tıpkı kendisini sosyalist olarak tanımlayan Murat Belge nin sosyalizmi liberalize etmeye çalışması gibi. Murat Belge düzenin bir yakasından diğerine geçiş yapmıştır.

Apo nun Demokratik Cumhuriyetçi PKK sinin Başkanlık Konseyinin ve BDP merkez yöneticilerinin yer yer;”Biz anlaşmaya yatkın son kuşağız,arkadan gelen kuşak fırtınanın çocuklarıdır” demelerini kimileri tehdit olarak algılasa da,aslında bu söylemleri işbirlikçi olduklarının kabul ve ikrarıdır.Apo nun içersinde olduğu Ankara grubu ve Urfa grubu ekseriyetle Kemalizm’in fideliğinden gelmedir.Bunların etkisizleştirilip bir kenara bırakılması Kürdistan devrimi ve yurtseverliği için nemli bir kazamın olacaktır.Ancak gerçekten fırtına çocukları kaldı mı? Ölmemek için öldürmek veya ölebilmek, fırtına çocuğu olmak için yeterlimidir?Amaçsız hale getirildikten sonra,sırf silah taşıyor olmak, fırtına çocuğu olmaya el verir mi? İhtimal vermiyorum.Fırtına çocuğu olabilmek için önce bireyin kafasında bağımsızlık ve devrim çizgisinin bulunması ve Apo nun Demokratik Cumhuriyetçi çizgisinin çöpe atılması zorunludur.O zaman fırtınanın çocukları oldukları söylenirse amenna.

 

Yorum ekle