YEMİN
Melehat Zere Alp /1991 yılında Millet vekili seçilerek Meclise giren Milletvekilimizin başında keski,sori,zer bantla ettiği Kürçe yeminin Kürt sorununun çözümüne her hangi bir katkısı olduğuna o günde inanmadım bu günde inanmiyorum.
Edilen yemin görsellik açıdan çok etkileyicidi.Bu günde aynı beklenti içinde olan bir çok insan Leyla Zanayla ilgili büyük hayal kırıklığı yaşadı ve genel olarak eleştiri okları Leyla Zana'ya yöneltildi,
Bence bu yanlış bir düşünce tarzı.
Neden mi ?
Leyla Zana' yı eleştirirken şunları göz önünde bulundurmalıyız. 1991 yılında milletvekili seçildiğinde hangi parti iktidardaydı,20 yil önceki düşüncesiyle bu günkü düşüncesinin aynı olması mümkün olmayabili. Belki o günkü duruşunun bu güne pek faydasının olmadığını görmüş olabilir,
Belki de bir on yılını daha içerde geçirmeyi göze alamamış olabilir. En önemlisi ise bu insan bir parti üyesidir bireysel olarak hareket etmesinin mümkün olmadığını ve insiyatifin kendi elinde olmadığını hepimiz biliyoruz. Aslında burada Kürt Halkını Mecliste temsil ettiğini iddia eden parti eleştirilmelidir.Leyla Zana değil; Günümüzde genellikle bir sürü sorunda göstermelik de olsa bir birini yerden yere vuran iktidar ve muhalefet partileri bir an önce çözüme ulaşması gereken "Kürt sorunu" gündeme geldiğinde birlikte hareket etmekten kaçınmıyorlar ve "hepimiz kardeşiz" söylemleriyle Kürt halkını oyaladıkları yetmiyormuş gibi, sanki Kürtler kardeşliğe karşıymış gibi gösterilip çözüm konusunda da sürekli geri adım atıyorlar. BDP nin dışındaki İktidar ve muhalefet partilerinin parti anlayışlarının ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Savundukları düşünce yıllardır hep aynı, değişen hiçbir şey yok, buda beni hayal kırıklığına uğratmadı.Beni asıl hayal kırıklığına uğratan BDP nin tavrıdır.Daha düne kadar Meclise gitmiyeceğiz, yemin etmeyeceğiz diyen BDP, geri adım atarak yaptıklarıyla akıllarda soru işareti bırakakmaya devam ediyor.Yemin ederlerken de yok "Türk milleti demedim" yok" Türkiye Milleti dedim"yok" sayın dedim" yok" sayın demedin"kelime oyunları yaparak insanlarla alay ediyorlar.
Bir kere sayın kelimesi Türkçede saygı anlamını taşıyor bildiğim kadarıyla Sayın kelimesinin Kürtçe literatüründe karşılığı bile yok.Kürtçe literatüründe Efendi yada Ağa kelimelerinin daha yerinde bir sıfat tamlaması olduğunu biliyorum.1938 Dersim isyanında yargılanan Seyit Rızay'a Mahkeme Başkanı Rıza Bey diye hitap ettiğinde bana bey demeyin ben" Kürt Rızo'yum" derken çok yerinde bir duruş sergilemiş ve bu günkü kelime oyunlarının ne kadar anlamsız ve basit olduğunu bize göstermiştir.
Sanki sayın denilmese o kişi saygınlığını kaybedecekmiş gibi hastalık derecesinde ki düşünce tarzıyla nereye varırız bilmiyorum,
Bence artık artık hepimiz geçmişten ders alıp kelimeler üzerinde gereksiz polemikler yapmak yerine bu uğurda yaşamlarını yitiren insanlar adına gelişmekte olan siyasi yapılanmalara daha objektif bakarak daha gerçekçi olmalıyız,ona göre davranmalıyız,Subjektif niyet bizi hiç bir zaman doğru yöne götürmediği gibi telafisi imkansız hatalar yapmamıza neden olacaktır.
Ünlü düşünür Mao ZEDONG'un dediği gibi bizler Ağaçları saymaktan ormanı göremiyenlerdeniz...
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


