Özgürleşemeyen Kürt Milletin İsyanı !
M.Kobal Aryalı / 29 Haziran 1925 Şeyh Said Kırk Altı Yoldaşıyla İdam Edildiği Tarihtir. ! Kürdistan,1639 yılında osmanlı ve Pers imparatorlüğü tarafından, Kasr-ı Şirin antlaşmasıyla iki parçaya paylaşıldığı, bölündügü tarihten günümüze kadar, öz cografyasında hükümran olamamiştir.
Bölgesel emirlikler, Beylikler, hükümetler dışında birleşik merkezi bir ulusal,siyasal otorite oluşturamamiştir. 1800 lerden son 1937 Dersim jenosidine kadar onlarca bölgesel isyanlar olmuş. Tümünün kaderı katliam, imha, iç ihanet, satın alma, kandırma, sürgün, susturma olmuştur.
Kürdistan isyan hareketlerin iç dinamikler üzerinde ve öz gücüne aşiri güvenerek işgal kuvvetlerine karşı ciddi bir dış ittifak, destek arayışına girmeme tutumları ve sistematik bir strateji hedefinden uzak, apolitik, feodal kibirlilik ve anti emperyalist olma sevdası bağımlı sömürge bir ulus olmaktan kurtaramamiştir. Kürtler, uluslar arası güç dengeleriyle beraber ulusal çıkarlarını temel alan politikalar geliştirememişler. Türk, Arap Fars işgalini, İngiliz, Fransız işgalinden daha az tehlikeli bulmuşlar.
Benim merak ettiğim, Dünyanin devletleşmeyen en kalabalık milleti olma rekorunu kıran Kürtler, toplu öldürülmek için mi bu kadar isyan çıkarmişlar? Ortak dayak yemek için mi ayaklanıyorlar? Doğrusu Kürdistan'in devletleşemeyen bir isyan tarihi olarak kalması insanı dehşete düşürüyor.
Peki bu gün Kürt otoriteleri devletleşmek istiyorlar mi? On binlerin kanlı gövdeleri üzerinde yükselen ve milyonlari harekete geçiren PKK, BDP liderlerinin; Kürdistan statülü bir talepte bulunmamaları ve her şeyin başına içi boş bir demokratik kılıf geçirmeleri ve «biz federasyon istemiyoruz, bağımsız devlet istemiyoruz» türünde kendilerini T C yöneticilerine beğendirme siyasetleri gelecek jenerasyonu dehsete düşürmez mi?
Kürtlerin özgürlük talebi; dört İslamci devlet için katliam ve soykırım nedeni sayıldığı bütün bir tarih devam etmiştir. Kuzey Kürdistan'da; Koçgiri 1921, Şeyh Said 1925, Ağrı 1930, Dersim 1937, İsyanları sadece ittihat-i terekki ve devamı olan cumhuriyetle sistematik bir bütünlük kazanan ve bu kısa dönem katliamlar tarihini sembolize eden bir kaç örnektir. 1925 hareketin önder kadrolarının erken yakalanmaları ve idam edilmeleri, turk ordusu için katliam serbestisine dönüşmüştü. Onbinlerce Kürd acımasızca öldürüldü.
21.yüzyılın ilk çeyreğine gelindi, türklerin Kürt politikasinda kayda değer bir değişim bir özür, bir pişmanlık henüz olmadı.İşgalci sömürgeci niteliklerine rağmen onlar haklı, Kürtler suçlu gibi yansıtılıyor. Halen Kürt politik liderlerine özür ve pişmanlik diletma çabasındalar. Savaş esirlerin psikolojisiyle oynuyorlar. Stratejik hedefi karartılan Kürtler halen kitlesel olarak dayaktan geçiriliyorlar. Bu soysuzluk ve it politikasının adını kardeşlik koymuşlar. !
Şeyh Said ve Seyid Rıza'nin arkasaında giden bir çok aşiret liderlerini ayni kardeşlik ayaklariyla kandırmişlar. Seyid Haşimi'nin (1639) torunu, Şeyh Mahmut’un (1866) oğlu Şeyh Said; 1925 hareketin lideri değil, önder kadroları yakalanan Azadi örgütünün üyesidir. Şeyh Said, Provokasyona getirilerek erken başlatılan kürt savunma hereketine önderlik etmeye çalışan yurtsever bir Kürt şahsiyetidir.
Şeyh Said, Medrese kökenli, inançli, mütevazi, bilgili, aşiretler ve halk arasinda sözü dinlenen insanlari etkileyen bir gelenek ve bilgiye sahip zengin hatırı sayılır yurtsever bir şahsiyettir. Kuzey, Güney, Doğu, Batı Kürdistan bölgeleriyle ilişkileri olur. Bulunduğu yerlerde, kurduğu ilişkileri Kürt ulusal davasına kanalize eder. İşgalci, Katliamci zalimlerin arkasında, namaz kılınmaz, secde edilemez düşüncesindedir. Kürt Teali Cemiyeti’ üyesi olan Şeyh Said, Birinci Dünya savaşini, Osmanlı’nın yıkılışını, Kürdistanin inkarı üzerine kurulan TC’nin katliamlarına karşı mücadele eder.
“Şeyh Said’in kayin biraderi, Albay Cibranli Halit Bey’in Başkanlığından kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti,1921 de kapatilir, Rêxistina Azadi’nin açılışı ayni döneme denk gelir”. Haci Musa bey, Hesanan aşireti lideri Halit bey, Bitlis mebusu Yusuf Ziya bey ve bir çok Kürt ileri gelenlerin imhasiyla, tutuklama ve kitlesel sindirme yoğunlaştirilir. Kürt milli ayaklanmanin örgütlenme hazırlıkları Şeyh Said’in Rêxistina Azadi’ye daveti ulusal birlik mücadelesine moral verir.
Rêxistina Azadi’nin Başkanı Cibranli Halit Bey ve Yuzuf Ziya bey bir grup arkadaşlariyla 1924 yılının Ekim ayında bir komplo ile tutuklanır, Şeyh Said ulusal duygularla boşalan yeri doldurmaya çalışır. TC yöneticileri Şeyh Said’i ifade tuzağiyla yakalama amacına ulaşamazlar. Şeyh Said Ziya beylerin yakalanmasindan sonra evinden ayrılır. Her tarafa ajan ve işbirlikçi yerleştiren, İşgalci Kemlist Cumhuriyetin yöneticileri Kürtlere verdikleri sözlerin tersini yaparak susturma ve imha kararlarini uygulamak için Kürt ileri gelenlerine olmadık iftiralarla sonuç almaya çalışır.
Kemalist Cumhuriyet, Alman, İngiliz, Fransız, vb. emeryalist güçlerle geliştirdikleri bütün ilişkileri; Kürt karşıtliğini esas alarak kurarlar. Dünden farklı olmayan inkâr, imha politikalarini bügünde sürdürüyorlar. Kürtlerin devletleşmemesi için kendilerini Emperyalizme, ekonomik, politik, ideolojik bağımlılığını devletleşme karşiliğinda pazarliyorlar. Riyakâr kirli ilişkileri katlayarak sürdüren kendileri, anti emperyalizme'e isimlerini çıkaran'da kendileri oluyor.
Kürtlerin bütün bölgesel isyanlarini, emperyalistlerin yardımıyla bastıran Türk sömürgeci sistem yöneticileri, halen Kürt liderlerinin emperyalistlerle işbirliği içinde olduğunu söylüyorlar.
Kemalist sistem, Kürt isyanlarini bastırmadan önce kürtleri nasıl kandırdığını, verdiği sözleri neden tutmadiğini kürt cephesinde epey konuşuldu fakat anlaşılamadı. Kürdistan Ulusal Özgürlük meselesini feodalizm, geri kalmişlik, aş, iş, meselesi olarak açıklayan geleneksel sömürgeci siyasetlerin hiç bir hükmü kalmamiştir.
Kemalist cumhuriyet bu siyasetle beslenmiştir. Ancak CHP, DSP,MHP ve devrimcilerin içine salınan Perinçek türü ulusal faşistlerin arkasındaki derin güçler eskisi gibi hükmedemiyorlar. M. Kemal, şiddetten beslenerek şekillenen, diktatör bir cumhuriyet kurmuştur. 1920 sornrası Kürtlerden gelen ulusal demokratik hak taleplerini katliam, soykrımla bastıran, Mussolin, Hitler ve saddam rejimlerine ilham kaynağı olan türk cumhuriyeti halklara yasak, inkâr , katliam ve tekçilikten başka bir şey vermemiştir.
Kürt isyani olarak tarihe geçen 1925 hareketinde onbinlerce kürt öldürülmüş. Henüz öldürülenlerin sayıları bilinmiyor. Resmi belgelere göre Kürt lider kadrolarindan 50 kişinin bir anda idam edilmesi ve İstiklal Mahkemelerinin sadece Kürtler için çıkarılması göz önüne alınarak düşünülürse bu sayının epey kabarık ve korkunç boyutlarda olduğu anlaşılır. 1071 Malazgirt savaşıyla Kürdistan topraklarina çapulcu işgal akını başlatanlar binlerce yıl önce o topraklarda olanları inkâr ve imha ederek yerleştiler ve sömürgeleştirdikleri Kürdistan'ı, topraklarının bölünmez bir parçası olacağina inanmaya başladılar.
Kürtlerden'de geniş bir işbirlikçi kesim oluşturdular. Duvara kafa atarak kuran okuyan hain Kürtlerin bir kısmını ve Dersim jenosidin teorik, pratik mimarina sığınan alevi kürtlerin bir bölümünü de saymak gerekir. Onlar'da Dersim jenosid'in mimari, baş katil Mustafa Kemal cumhuriyetin kanlı, kirli bayrağinin altında semaha durdular. Bu kürt kesımı halen katillerine sığınma psikolojisinden kurtulamamişlar.
Kürt Milleti; Türk,Arap, Fars sömürgeci asimilasyonuna, barbarliğina sürekli isyan etti. Ulusal haklarından yoksun bir denetime ve birliğe asla razi olmadi. Kürtler, ne pahasına olursa olsun, verdiği bedellerle kanıtlamiştir ki, bütün ulusal haklarına sahip ve kendi öz yönetimiyle yaşayacaktir. Osmanlinin yıkılmasindan sonraki Kürt mücadele tarihi daha bir kanli olmuştur. Savaşı Kürtlerin sırtında kazanan ve bazı kürt aydin ileri gelenlerine ortak cumhuriyet sözünü veren Mustafa Kemal, hilekârliklarina karşı gelişen 1920-1921 Koçgiri ulusal hareketin lideri Alişan Bey ve diğer önder kadrolarini imha ettirme planını uygular. Böylelikle bindokuzyüz yirmi dürt inkar anayasası, yaşanan Kürt imha hareket pratiğin yasal bir çerçevesi olur.
24 Eylül 1925 tarihli Şark İslahat Planı adlı kararname, Kürtlere karşı uygulanacak sindirme tedbirleri içerir. Bu da Kürtler açısından büyük bir tehlikenin geleceğine işarettir. Çünkü bu kararname, bir plan çerçevesinde Kürt milli iradesini önlemek amacıyla hazırlanmış bir Türkleştirme, asimile ve yoketme programı olarak kabul edilir. Ve tabii 1930' larda, Meclis'e sunulan raporlarda da Dersim'in ancak insansızlaştırılarak ve suya boğularak sorunun çözülebileceği söylenir.
Türk yöneticileri, 1921 Koçgiri ve 1925 Seyh Said, 1930 Ağrı, 1938 Dersim, Kürt halk savunma hareketlerini kitlesel katliamlarla bastırması ve günümüze kadar hiç bir hesap vermeye zorlanmaması, sonraki inkâr ve katliam yıllarında, daha bir pervasızlaştirmiştir. Kürdistan milli iradesi, 1938 Dersim jenosidiyle birlikte kırk yıl gibi uzun bir zaman ölüm sesizliğine girmiştir.
Osmanlı’nin parçalanmasinda sonra ortaya yirmiden fazla devlet çıktı. Kürtler, o topluluklardan daha kalabalık ve güçlü bir toplum olmasina rağmen yanlış politikalardan dolayı devletleşemezler. Ortalik devletlerin misyonerlerinden geçilmemesine rağmen Kürtler isgalci katilleriyle ilişki arayışını terk etmediler. Hiç bir Kürt lideri Kürdistan ulusal çıkarlarını esas alarak dönemin güçler dengesini itifaklar politikasina uygun bir siyasi vizyonla gerçekçi çözüm arayışına girmemiş, ön görülü olamamiştir. Güçlü ve güçsüz dönemlerinde feodal, beylik gururlarinin okşanmasini daha çok ünemsemişlerdir.
Kürtler; bindokuzyuz ondokuz Amasya Beyanamesinde verilen sözlerden ve bir çok beyanatta’da mevcut olan, Kürt liderleriyle türk hükümeti arasinda imzalanan mukavelelerden söz ediyorlar, fakat ortalıkta somut bir belge bulunmuyor. AB’nin, kültürel fark ve etnisiteleri zenginlik olarak gören ve birlik yapısına katılma düsüncesinde olan türk cumhuriyeti, ya ırkçı, tek ulus statökocu konumunu Federasyona taşıyarak Ankara, Diyarbekir başkentlerine razi olacaktir ve tabi yaşattiği tahribatlarin manevi ve maddi tanzimatini karşılayarak. Yada her tarafını mezarliğa çevirdiği Kuzey Kürdistan’da çekilecektir.TC yöneticileri bütün olanaklarini kullanarak elde ettiği işbirlikçi kürtlerle, Kürdistan toplumunu yönetme planı sonuç vermeyecektir. Araplar bile krallarını deviryorlar,! Kürtler neden işgalcı katillerini devirmesinlerki ?
Anlaşılan bundan böyle, ABD, AB devletlerin; idamkolik İran Mollalar rejimine, Süriye ve Kemalist faşist rejimlerine çıkarları içinde olsa sert veya yumuşak bir tavırları olacaktir. Birbirlerinden barbar, kendilerine benzemeyenlere yabancı, tepeden inme, ırkçı, işgalci devletlerin toplum kültüründe benzersizleriyle birlikte hak eşitliği bazında bir ortak yaşam hayal olur.
1925 Kürdistan Ulusal hareketi’de dahil bütün Kürdistan isyanlari tepeden inme, inkara dayali bir ırkın, ırkçıların başımıza musalat olmasini engellemeye çalişan, anti işgalci bir karşı koyuş mücadelesidir. Tabii bilinen nedenlerle 1925 hareketi Şeyh Said adıyla sembolleştı. Ancak sadece din temelli olarak yansıtılması, soykırım suçu işlemiş Kemalist çetenin planlı bir iftirası, çarpıtması olduğunu bilmek gerekir.
1925 Kürdistan Ulusal Hareketi;13 Şubat günü Diyarbakır’in Dicle ve diğer ilçelerinde başlayarak, kısa sürede Bingöl, Elazığ, Muş, Erzurum ve bir çok alana yayılarak büyür.TC tehlikeli bulduğu bu bölgelere onbinlerce asker sevk eder. Zaten on gün içinde 23 Şubat 1925’te sıkıyönetim ilân edilir. F. Okyar hükümeti gerekli başariyi gösteremediği gerekçesiyle istifaya zorlanir. Yeniden başbakanliğa getirilen İsmet İnünü’nün ilk icraati İstiklal Mahkemelerinin kurulması ve Takriri-i Sükun Kanunu çıkarmak olur. Kürdistan Bölgesine gönderilen askerlere ilavaten her türlü techizatla donatilan yeni birlikler gönderilir.
Kürt direnişçileri her firsatta imha edilir. Olayın başladiği tarihten iki ay sonra Şeyh Said son kalan arkadaşlariyla birlikte yakalandıktan sonra katliamlar dahada ağırlaştırılır. Diyarbakır’da kurulan İstiklal mahkemesinde; 29 Haziran 1925 te, Şeyh Said yoldaşlarıyla birlikte idam edilir. zamanında önce başlamak durumunda kalan 25 Hareketi belirtildiği gibi bütün Kürt aşiretleri tarafindan desteklenmemişti. Cibran, Hesenan aşiretlerinin yanında önemli bir halk katılımı yaşanmiştir. Fakat merkezi hazirlik, ulusal birlik ve önderliksel donanim ve uluslararası kamuoyunun her türlü desteğınden yoksun Kürt halk hareketi, katliamlarla bastırılır.
Kürtleri milli taleplerinden, devletleşme isteklerinden uzaklaştirmak için,1925 harekâti'da 1938 Dersim jenosidi gibi karşılıklı çatışma süsü verilerek Kürtler, kitlesel katliamlarla sürgünlerle susturulmuştur. Dünyada neredeyse bütün uluslar, milli haklarina kavuşmuş ve devletleşmişler. Kürtler; halen ulusal birliğini sağlamamiş ve bütün ulusal haklarından yoksun, işgalcilerin yönetimi altında yaşamaya mahkum edilmiştir.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


