Erdoğan Obama görüşmesi

obama21276ec37c276ec37dbyM.Kobal Aryalı / Obama Erdoğan Görüşmesi ve Kürtler ! Ortadoğunun aktörü olma hevesiyle Kürtleri bombalayan, Ankara, Tahran  yönetimlerini durduracak tek güç ABD ve AB devletleridir. Tabii, Ankara'ya yeni ihalelerini kabul ettirmek için Kürtleri yem olarak kullanma projeleri yoksa. Libya'yı halaç pamuğuna çeviren, Şam'a gün sayan ABD ve AB devletleri, henüz neyin karşılığında Ankara ve Tahran ın sınır tanımaz operasyonlarına sesiz kalıyorlar bilemiyorum.

Saddam'ı silahlandıran, katliamlarına göz yuman ve işini bitiren aynı devletlerin, denetim dışı bölgesel diktatörlere göz yumayacaklarını stratejistleri söylüyor. Ama Kürdistan gerillaların öldürülmesinde halı bombardımanı yapan, kimyasal bombalar kullanan Türk ve İran yönetimlerini görmezlikten gelmelerini dehşet içinde izliyoruz.

 

Bakın TC ve İran orduları, 17 ağustos'tan beri Baas rejimlerini aratmayacak biçimde, ortak bir konseptle Kürtleri bombalıyorlar. Zaten ateşkes sürecine rağmen operasyonları aralıksız sürdürdüler. İsrail'e diş geçiremeyen bu sömürgeci rejimler, Kürtleri öldürerek stres atıyorlar. Anlaşılan odur ki Kürtler; ulusal, siyasal haklarına sahip olmadıkça, devletleşmedikçe ecelleriyle ölmeyecekler. Çünkü Ankara, Şam ve Tahran rejimleri, halen Kürtleri öldürerek ulusal, siyasal kimliğinden vaz geçirebileceklerini düşünüyorlar.

 

Tabii her iki devlet'in savaş halinde oldukları PKK, PJAK temsilcileriyle üst düzeyde görüşme yapmaları belli çevreleri şaşırtı.  Başbakan'ın emriyle görüşen TC heyetini MİT müsteşarı, kordinatör Hakan Fidan ve Afet Güneş temsil ettmiş. PKK heyetini ise MK üyeleri, Mustafa Karasu ve Sabri Ok temsil ettmişler. Elbette görüşmeler ve görüşenler açıklananlarla sınırlı değildir.Yapılan görüşmenin anlaşma metni Erdoğan tarafından kabul edilmemesi dolayısıyla örülen tuzak çatışma nedeni sayılmış. Basına yansıyan söz konusu görüşme metninde her ne kadar Kürt milleti adına olumlu bir talep söz konusu değilsede, PKK ile TC arasında  yapılan görüşmelerin resmileşmesi, açığa çıkması son derece olumlu olmuştur.

Bu anlamada Erdoğan Obama görüşmesinde Kürdistan özgürlük mücadelesine karşı, bilinen klasik ittifakın tekrarlanması şaşırtıcı değildir. Zaten TC'nin ABD üzerinde elde edeceği tek taviz Kürt meselesidir. Ama İsrail, Kıbrıs, Akdeniz' deki  petrol ve doğalgaz krizine ilişkin Türk yöneticileri tek başına kalmıştır. AKP hükümetinden önceki yönetimlerde aynı yanlış politikayı izlemişlerdi. Erdoğan, Libya, Süriye, İsrail, Filistin, meselesinde de söz söyleyecek en son kişidir. Kürt direnişçilerini dünya'ya şikayet eden, Filistin hamiliğine soyunarak Hammas ve Hizbullahı pazarlayan türk başbakan inandırıcı bulunmuyor.  Kendisinden iki gün önce Almanya'da bulunan Türk cumhurbaşkanı Gül'de aynı yalvarışı Alman otoritelerine tekrarlıyordu. Bu çıplak bir sömürgeci çıkmazın itirafıdır. Kürtlere yabancı olmanın yönetememenin kanıtıdır.

Siyaset sömürgeci ulusların, elit zumrelerin huzur ve güveni için kanun ve yasalarla savunabilirliği, ekonomik ve askeri zora tabii olmayı gerektirince, işbirlikçilik ve özgürlük çatışması başlar. Ezen ile ezilenin, sömürge ile sömürgecinin tarihsel kavgası böyle ateşlenmiştir. Uzlaşır görünmeyen bu çelişki karşılıklı hak tanımı,iktidar paylaşımı ile bir biçimde uzlaşır görüntüsü alsada, özellikle farklı uluslar için ya federasyon veya ayrı devletleşme biçimiyle sonuçlanır. Kürt Milletin temel ve baş çelişkileri olan, aynı Allah ve imana sahip, Ankara, Şam ve Tahran  cumhuriyet yöneticilerini çıkmaza sürükleyen,saldırganlaştıran bu realitedir.

Bilinmelidir ki; ulusal, siyasal hakların eşitliği yan yana yaşatır. Eşitsizlik ise çatıştırır. Türkiye gibi ırkçı, ayırımcı paranoyanın hakim olduğu, sahte demokrasilerin hüküm sürdüğü, özellikle etnisitelerin inkâr ve asimile edildiği, katliamlara uğratıldığı coğrafyalarda farklı kimliklerin, kültürlerin uzun zaman barış içinde yan yana yaşama imkanı kalmaz.Doğal olarak her kültür siyasal temsiliyle var olmanın, iktidar olmanın mücadelesini verir. Bu inkârla kabulun, yoklukla varlığın diyalektiğidir. Etki tepki, İnkâr özgürlük,Saldırı savunma, gibi.

Şimdi  bütün olanlar yaşanmamış gibi bir tiyatro daha sahaneleniyor. Tiyatro’nun senaristleri, aktörleri, fügüranları hep bir ağızdan, Kürtlere şunu ezberletiyorlar: Size yapılan türk işgal vahşetini unutunuz. Türk işgalini sömürgecilik olarak siyasetleştirmeyin Kürt ulusunun kendi kaderinin kendisi tarafında tayin edilmesi meselesini gündemleştirmeyin biçiminde temel sömürgeci politikalardan ısrar ediliyor. Açıkçası tarihsel toplumsal, ruhsal, fiziksel ve psikolojik olarak sakatlanan Kürtler değil, sakatlayan sömürgeciliğin hassasiyetleri önemseniyor !

 

Bu planlı, sistemli bir kürt düşmanlığıdır. Kürdistan ulusal, siyasal haklarının inkârına devam edilmesiyle sorunlar çözülemez.Türkler'de dahil, bütün dünya biliyor ki  artık sömürgeci politikalarla Kürtler yönetilemez. Filistin, İsrail çelişkisine binen TC Başbakan'ı, yöneticileri, Kürt Türk çelişkisine binecek devletlere sözü olmayacaktır. Demek ki bütün devletler çıkarlarına geldiği zaman birbirlerinin iç işlerine müdahale edebilirler.

Türk politikacıların Kürdistan meselesinde birbirlerini aratmayan etnik, ayırımcı manipulatif politikaları uluslararası müdaheleyi gerekli kılmıştır. Çünkü farklı etnisitelerin imhası, asimilasyonu; beraberinde bir tarih, edebiyat, felsefe katliamını’da getirdi. Irksal genler üzerine bina olan, kitlesel katliamlarla, şiddet ve şantajla sorun çözen ulus devletler, köklü bir değişim şokuna tabii tutulmadan normalleşemezler.

Açık ki, bu eskimiş sistemlere karşı çıkmak, yenileşen bir dünyaya, yeni bir devlet, düzen için mücadele etmek her şeyden önce Kürdistan Ulusal, Siyasal statüsü hakkında halkı aydınlatmak ve birlik perspektifiyle donanmak gerekir. Kürt milleti, TC yöneticilerin demogojilerine inanmamalıdır. Direnişçilerine sahip çıkmalıdır.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yorum ekle