Ölüm, yaşayanları insanlıktan çıkarmayı amaçlıyor.

Olum-ve-Yasam-Windows-3D-WallpaperM.Kobal Aryalı / Ölüm, yaşayanları insanlıktan çıkarmayı amaçlıyor. Binlerce direnişçi yaşamın irade ile sona erdirilmesi, yaşayanlar için bir ceza olduğu espirisi maalesef anlaşılamıyor. Geçenlerde uzun yıllardır görüşemediğim Metris cezaevi arkadaşlarımdan biriyle  buluştum özellikle son yirmi yılda yaşanan zihin kirliliği veya daha çok deşifre edilen sosyal şöven siyasetler, sohbetimizi derinleştirmişti. Yaşanılan yenilgi müthiş bir ayrışmayı, örgütler ortamında gizlenen sahte simaları ve gerçek dostlukları da açığa çıkarmıştı. Meğer ne çok şöven, sahtekâr, dalkavuk ve riyakâr varmış. Tabii nostalji eşliğinde kayıp devrimci neslimizle birlikte bütün bunları konuştuk.

 Doğrusu at izi ile it izinin birbirine karıştığı bu ortamda, badireleri birlikte aştığım sırdaşlarımla güven içinde herşeyi konuşabilmeyi özlemistim.

 

 Biz 2000 öncesi, ülkeyi, dünya’yı değiştirme mücadelesinde iddialıydık, ama objektif değildik. Gerçeği tasarlarken gerçekdışının alanına düşüyorduk.

Olabilir şeyler düşünürken olmaz şeyler de düşünürdük. Gözü pek ve inançlı olmak Fırsatları değerlendirmeye, dengeleri kollamaya yetmiyordu. İktidar mücadelesi, politik eğitimi, askeri donanımı dost ve düşman espirisini koşullara göre değişebilirliği iyi niyet teorik maddelerimize göre tanımlamıyordu. Ancak günümüzde olduğu gibi samimi, inançlı devrimcilerle, sol maskeli devlet ajanları da bu kadar birbirine karışmamıştı. Zira bugünün «devrimci» duruşu, kişiliği tanınmaz hale getirilmiştir.

 

Türk bayraklı, devlet göbekli bir «devrimcilik» özellikle geliştirildi ! devletin yedeğinde sürekli hazır bekletildi. İnkâr, katliam ve sömürgeciliğin sembol ismi Kemalizm, sol bir nefes gibi yansıtıldı. Son yirmi yılda başkalaştırılan, nesli tüketilen o samimi devrimci kültür, topluma, iktidara taşınamayınca, ortalık devletin mayasında şekillenen devrimci maskeli ırkçı, uç kağıtçı ve yüreği beş para etmez solculara kaldı. Katillerle, kurbanların ellerine aynı bayrak tutuşturuldu. Irkçılığı kitleselleştirmek için Kürdistan gerillalarını, savunucularını, Kürt milletini hedef göstermekten başka bir yol bırakılmadı.

Devlet denetimini kabul etmeyen ve Kürdistan ulusal özgürlüğünden yana devrimciler, imha edildiler, yenik düştüler. Kalanların'da yürekleri paralize edildi. Kemalist devlet bu imhadan sonra,ulusal sol, perinçek türü sol maskeli ajanlarla devrimcileri aynileştirme ihalesini bindokuzyüz doksanlardan sonra özellikle açtı. Yeni çeri ocağı gibi ama «devrimci» bir maskeyle yeniden örgütlendirildiler, organize çeteler biçiminde toplumun, marksistlerin Kürdistan direnisçilerin içine salındılar.

 

Dikkat edilirse belirtiğim tarihten itibaren sağlam bir duruşa sahip devrimci ve demokratların sayısı parmakla sayılacak kadar azaldı. O azınlığın savunusu’da yetmiş sekiz insan hakları derneğin savunu seviyesinin bile gerisine düştü. Okumuş cahil sürülerinden Kürt «uzmanları” çıkarıldı. Bu edimlerle suçlu ve mazlumlar aynileştirilerek insanlar manipule edildiler. Özellikle kürtleri her fırsatta aşağılamak amaç haline getirildi.

 Düşündüren, sorgulayan, ortaklaştıran marksist felsefe tanınmaz hale getirildi. Kişilikli demokrat duruş aranır oldu. Gerçek devrimci siyaset marjinalize edildi. Sızdırmalarla kaleler içten feth edildi. Jitemin, ergenekonun kitle tabanı örgüt ve partilere yol verildi. Devrimci duruş sakatlandı, en ağır darbe bu şekilde etkili oldu. Bütün bu sebepler yenilgiye zemin oluşturdu. kimimizi ölüme, kimimizi ise hapislere götürdü. Ceza evlerinden'de bol dayak yiyicisi olmaktan başka bir şey yapamıyorduk. TC'nin cezaevleri politikasını reddetmenin karşılığı ağır bir iskence ve ölümdü. Direnenler olarak birbirimizi ölümüne sahiplenyorduk. Ölüm orucu ve süresiz açlık grevlerine ideolojik bakış açıları bizi ayrıştıryor ve güçsüz düşürüyordu.

 O koşullar; karşılıklı güvene dayalı arkadaşlık ve dostlukların pekiştiği, eksi ve artıların gizlenemediği, tabii karsıtların'da kıyasıya mücadelesine sahne olduğu, cepheleştiği yenilgili ve ağır bir süreçti. Hapis sonrası yeniden toparlanma mücadelesinde aranan bir kaç kişi kalmıştık. yaşayan bazı arkadaşlarımızla sürgünlerde karşılaştık.

Artık sohbetlerimizde daha çok sahici olmuştuk. Gerçeği düşlerken ütopyacı görüşler-de savunduğumuzu zokayı yedikten sonra tartışır olmuştuk. Eğer toplumsal kurtuluş kanunu çırıl çıplak bir devrimciliği yaşamayı, sömürgelerin, mazlumların kurtuluşundan yana olmayı gerektirmişse, bu tarihsel gidişata uygun yaşamanın yolu Kürdistan özgürlük mücadelesiyle dayanışmaktan geçer. Katillerin idare birliğinden oluşan TC işgal diktatörlüğünü işlevsiz hale getirmek, dağıtmayı hedeflemek veya alternatif oluşturmak dolayısıyla onu sembolize eden herşeye karşı mücadele etmek devrimci bir ödevdir.

Demem o ki; bindokuzyüz doksanlara kadar en düşük ayar solcu bile kemalizmin siyasetini savunamıyordu. Türk bayrağını fasizmin, ayırımcılığın sembolu olarak görürdü. Daha önce savunmuş olanlarda köklü bir kopuş ve öz eleştiri uğraşındaydı. Çünkü o bayrak sokak faşistlerin eline tutuşturularak katliamlar gerçekleştirildi. Devletin resmi ve sivil faşist çeteleri, bir eline bayrak, bir eline silah alarak, “allah, allah” nidaları eşliğinde her fırsatta Komünistlere, kızılbaşlara, Kürtlere saldırırlardı. Bunlar nasıl unutulur ?

Kürt Ulusuna topyekun bir savaş dayatılınca, Türk «komünistliği» devletin girdabında resmiyet kazandı. Çünkü toplumun devrimci inadı kaybetti ! Artık politikayla ilgisi olmayan sıradan, mevsimlik çalışmaya giden Kürtlere bile linç uygulanırken, sözüm ona «sosyalistler-e» «kahrolsun ABD- İsrail, yaşasın Filistin» ezber modası «anti emperyalistlik ve devrimcilik» olarak verildi. İsrail'de Filistinli linçleri organize edilmedi. Ama türkiye'nin her yerinde Kürt lincleri devletin eliyle organize edildi.

Ama bütün bu uygulamaların türkler tarafında yapıldığını unuturmak için Filistin İsrail çelişkisi gündemleştirilerek üstü örtülmeye çalışıldı. Türkiye toplumu manipule edildi. Mevki ve menfaat; demokrat insani duruşu unuturdu.  Savaş entellektüeleri oluştu. Breysel çıkar için üç maymunu oynayan, bezirgan kafalı medya spekülatörleri yazar, dr. Prof. etiketli küstahlar yaygınlaştırıldı. Her platform ve söylemde bu  vahşeti uygulayanlara arka çıkıldı. Maruz kalanlara  ise cephe alındı.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

Yorum ekle