M.Kobal Aryalı Soykırımcılar Kürtlerden intikam mı alacaklar?

 

kandil-M.Kobal Aryalı / Türk cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kürtlerden nasıl bir intikam alacak? Kürdistan Federal Bölgesiyle, Kuzey Kürdistan  direnişçilerini birbirine karşı manipule ederek mi intikam alacak? Kürdistan'ı kanser gibi saran türk sömürgeci sistemi, nasıl bir intikam peşinde koşuyor? Kürtleri zulum, vahşet ve zorbalıkla yönetiyorsunuz. Bundan daha ağır bir intikam olur mu?

 

Görüldügü gibi, Türk cumhurbaşkanı, başbakan ve bütün devlet yönticileri hayatlarını, ulusal hakları için ayağa kalkan Kürt  direnişçilerini, halkını imha etme üzerine kurmuşlar.

Artık bu saldırganlık ve tehdit salvoları karşısında AKP ve diğer sömürgeci partileri savunan kürtler, hayatlarına eskisi gibi devam edemezler. Türk devlet başların tehdit naraları sokak faşistlerini aratmamaktadır. Türk politikacıların tek takıntısı Kürt beyinlerini, direniş güçlerini dağıtmak, birbirlerine karşı kullanmak ve kalanları sindirerek belli hak kırıntılarıyla kendine bağlamaktır. Türk yöneticilerin, şiddet manyağı stratejistlerin ırkçı hezeyanlarını keşf etmek için ruh dünyalarının labirentlerinde gezmek gerekmiyor.

Sömürgeci partilerin «iyilerinde» olduğuna inanılan AKP hükümetin dokuz yıllık uygulamalarını ve söylemlerini dehşet içinde dinliyor ve yaşıyoruz. Kürtler artık kendileri için var olmalıdır. Kürtlerin iyi niyet, saf birlik arzularına karşılık sinsi, planlı tuzaklar örülüyor. Bayrağa tapma ve yakma ahlakıyla manipule edilen, uyuşturulan bir devlet ve topluma güven olamaz. Bunların ne aklı, nede adaletleri olur. Bu ırkçı devletlerin galeyancı toplumlarının Türkler'den, Araplardan oluşması bir tesadüf değildir. Türk Arap işgali altında yaşamak zorunda bırakılan Kürtler, bunlara benzemeden kurtulmaları gerekmektedir.

 

Gazeteci, yazar,Ahmet Hakan, Rasim O.Kütahyalı, Ahmet Kekeç, Taha Akyol, Hasan celal güzel,Ümit Özdağ ve onlarcasının makaleleri Kürt direnisçilirine küfür ve hakaret üzerine kurgulanmıştır. «Devrimci,demokrat», fasist liberal,vb. Etiketler altında tanıdığımız bu kişileri Kürtlere karşı galeyana getiren, gerillaları avlamak için Kürdistan'da bulunan işgalcı ordularına vurulan darbedir. Tabii aynı sokak dilini kullanan türk cumhurbaşkanı, Başbakan, ordu komutanları, bakanları, muhalefet liderleri ve tabii buna sokaklarıda eklediğinizde, düşüneceğiniz tek sey;TC'ye ait ne varsa sürüp atma hazırlığını yapmak oluyor.

 

Kürdistan Ulusal Meselesini bir güvenlik meselesi olarak tartıştıran, Terör devleti, şimdide Özgür Kürdistan otoritesiyle Küzey Kürdistan gerilla güçlerini birbirine kırdırmak istiyor. Cumhurbaşkanı Talabani ve Başkan Barzani'ye, onlar şahsında bütün Kürtlere dünyanın hakeret ve küfürleri yapan türkler, sömürgeci çıkmazına ortak arayışına girmiştir. Özgür Kürdistan Otoritesi, sömürgecilerin oynuna gelirse kendi ipini çekecektir. Bilinmelidir ki, Kuzey, Doğu ve Güney Batı Kürdistan  halkı, direnişçileri, Federe Kürdistan'ın bağımsızlaşma mücadelesinde destek olmuş ve ellerinden geleni yapmışlardır. Başkan Mesud Barzani; Kürtler arası savaş bir daha yaşanmayacak sözü, Kürtler içinde büyük bir yankı bulmuştur.

 

Türk işgalcileri, bundan sonra Kürtlerin ruhundaki öfkeyi patlamaya hazır hale getirmekten başka yapacağı hiç bir şeyi kalmamıştır. Gerillaların,18/10/2011 tarihinde sömürgeci imha konseptine karşı, aktif savunma saldırısını bahane ederek, «barış sürecinin sabote olduğunu ve kürtlerin haklı mücadelesine destek verilemeyeceğini söyleyenler; o desteği alıp bir taraflarına soksunlar artık. Kürtler; bütün barış çabalarına rağman operasyonların hedefı olmaktan kurtulamadılar. Kürdistan ulusal özgürlük mücadelesi, yok edilmek isteniyor, Kürt gerillaları kuşatma altına alınıyor. Türkiye sokakları hitlerin faşist sokak serserilerini anımsatıyor. Irkçı sloganlarla Kürtlerin derneklerine, iş yerlerine evlerine saldırılıyor. Şimdi bütün bu gerçekler yaşanmıyor gibi bir ortamın görüntülenmek istenmesi neyin ifadesi oluyor? Gerillaların imhasını  savunanlar neyin barışından söz ediyorlar?  barışı kiminle yapacaklar? Hangimizin bir kardeşi, yeğeni, akrabası; şehit, yaralı,  hapis, sürgün veya gerilla da değil? Türk işgal güçlerin hakeretine, zorbalığına uğramayan kürt kaldı mı acaba?

 

Devlet rejimleri neden özellikle diri ve örgütlü Kürt orgütlerini, aydınlarını, ulusal değerlerini yok etmeyi başlıca ödev haline getirmişler? Barışı çobanlarla mı yapacaklar? Bilinmelidir ki, gerillaların imhasını başarırlarsa, Kürtleri türk islam senteziyle cemaatlerın ırkçı eforunda boğacaklardır. Bir toplumun örgütlü güçlerı savunucuları yoksa, o toplum nefes alamaz. Ulusal kurtuluşunu yaşayamamış toplumların politik güçleri, sivil toplum örgütleri, aydınları, o toplumların nefes borularıdır. Bu çıplak gerçeği algılayamayanlar görüş belirtmemelidir.

AKP hükümeti elli bin kişilik özel orduyu en modern silahlarla donatması, kelle avcılarından oluşan bu katil timlerin sayısını katlayarak çoğaltması ve özellikle Kürt sınır bölgelerinde görevlendirmesi neyin habercisi oluyor? Bu özel kiralik katiller ordusu kime karşı eğitiliyor ? AKP'nin başı Erdoğan, Kürt halkının özgürlüğünü elde etmemesi için, orta doğu devletlerini, Washington'u Londra'yı, Paris'i, Berlini Moskova'yı arayarak yardım talebinde bulunyor,! PKK'yi kınamaları için  yalvarıyor. Bu aşağılık düşkün siyasetine rağmen halen kürtleri suçluyor. Hem sömürgeci olacaksın, hemde sömürgeleştirdiğin Kürdistan'ı, artık yönetemediğinden şikayetçi olacaksın? Açık ki başbakan, ruhsal bir dengesizlik içinde debeleniyor. .

Gerillalar, operasyonlara karşı aktif savunma içinde taktik saldırılar geliştirerek türk ordusuna ağır bir darbe vurması son derece isabetli olmuştur. Ancak yaşanan çatışmada kayıp verilen gerillalar Kürt milleti için ağır bir kayıp olmuştur. Kürt milleti, şehitlerine ve direniş güçlerine sahip çıkmıştır. Türk cumhurbaşkanın sömürgeci statükoyu «intikam» çağrısıyla tekrarlaması yeni bir sürecin işareti olmustur. AKP açılımazlığın parçayı bütüne feda etme planlaması daha çok açığa çıkmıştır. Türk stratejistleri, güvenlik uzmanları ve yazar, çizerlerinin Kürdistan meselesine yaklaşımları bir özel timin yaklaşımında farklı görünmüyor. Bilinmelidir ki, öldürülen her kürt direnişçisi, Kürt halkının öfkesini, kinini daha bir bileyecektir. Kürt siyasetçilerin eline kan bulaştığını ve kendilerini bu kanda temizlemeleri gerektiğini söyleyen Türk Başkbakan Erdoğan, katliamcı, soykırımcı bir geleneğin dokuz yıllık temsilcisi, sürdürücüsü olduğunu unutmamalıdır.

Kuzey Kürdistan'ı sıkıyönetim, olağan üstü hal, süper vali, özel tim ordusu ve özel mahkemelerle yöneten türk işgal güçlerin politikacıları, Kürt siyasetçilerinden şikayet etmeleri pervasızlığın dik alasıdır. Kim kimin işgalı altında kurtulma mücadelesini verdiği bütün dünyanın malumudur. Türk başbakan ABD, AB, BM ve Nato ordusunu kürtlere karşı yardıma çağırması, gerçekten gülünç oldugu kadar korkunçtur. Bütün türk politikacıların siyasete başlamaları birbirlerinden farklı'da olsa sonuçları hep aynı olmuştur. Abdullah Gül'ün Hakari karargah ziyareti Cilleri aratmadı. Erdoğan'ın, son Meclis konuşmasının ana teması Kürtleri tehdit korkutma üzerine kurgulanmıştır.

Kürtlere karşı toplu seferberlik ilanı yapılıyor. Havada, karada, en yüksek teknoloji ile heronlarla donanan onbinlerce işgalcı türk ordusu, kendisine ait olmayan Kürt coğrafyasında katliam  operasyonlarına devam etmektedir. Türk cumhurbaşkanın intikam çığlıkları, Başbakan'ın açık tehditleri sırada bir durum olarak görülemez. Bütün Kürt parti, örgütleri, sivil kurumları ve halkı, her türlü imkanlarını seferber ederek türk sömürgeciliğine karşı herekete geçme göreviyle sorumludur. Türk sömürgeciliği Kürdistan'da def ol siyaseti bütün Kürtlerin ortak hedefi haline getirilmelidir.

 Bütün Kürtlerin fikri, siyaseti ve PKK ile çelişkisi ne olursa olsun, herhangi bir Kürt kesimine yapılan sömürgeci saldırılara karşı, net tavır alınmalıdır. Gerillalara yapılan her türlü saldırı, bütün bir Kürt milletine yapılmış olarak kabul etmeliyiz. PKK yönetimi, kendisinden farklı düşünen bütün kürtleri ulusal bir strateji etrafında birleşmeleri için güvenli samimi bir çaba sarfetmelidir. Halen türklerin, Kürtleri yönetiyor olması bütün Kürtler için bir şansızlık ve onursuzluktur. Ensemize çullanmış türk işgalcilerinden yakamızı kurtarmalıyız.Türk başbakan'ında yardıma çağırdığı devletleri, Kürt otoriteleri, örgütleri'de ortak bir deklarasyonla çağırma talebinde bulunmalıdır.

Abdullah Gül, Hakari'ye komando elbisesi giyerek operasyonlara devam dedi. Erdoğan'ın tehdit ve hedef gösterme siyaseti devam ediyor. Gerillaların parçalanmış bedenleri, iplere asılarak garnizonların önünde asılma vahşetı sürdürülüyor. Türk tarafı halen Kürt ulusal meselesini bir güvenlik meselesi olarak algılaması, tartışması aslında bütün niyetlerini ortaya koymuştur.

İnsanlığını, devrimciliğini kanıtlamanın en iyi yolu, her türlü araçla Türk sömürgecilğine karşı mücadele etmektir.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir  

Yorum ekle