“Atatürk Bize Vurun Dedi, Vurduk”! IV

cindoruk-tan-dersim-aciklamasiM.Kobal Aryalı /“Bize verilen emir tek kelime idi: İMHA”! Inönün'ün torunu Gülsün Bilgehan, Dersim kırılmasıyla ilgili yaptığı açıklamada şöyle diyordu; "Bence sonuca bakmak lazım. Sonuçta bugün Tunceli bölgesi en görgülü, en eğitimli, demokrasiye inanan insanlardan oluşuyor. Mesela sürgünlerden söz ediliyor. O sürgünlerde çok iyi yetişmiş genç kızlar da var. Belki o bölgede, ortaçağ şartlarında kalsalardı o aileleri kuramayacaklardı."
Şimdi bu katil torununa ve soyuna aynı yöntem uygulanırsa daha iyi yetişip, iyi bir eğiti mi almış olacaklar.? 73 yıl öncesi Dersim'i orta çağ olarak değerlendiren, Türk talancılığını ise çağdaşlık bulan, dolayısıyla Kürtleri aşağlayan bu kadın kılıklı yaratık, söz konusu insanlık dışı açıklamalarıyla yaşanan jenosit'i haklı çıkarmaktadır. Kendilerini efendi, Kürtleri'de köle gören, Türkler, her türlü hakaret ve saldırı ayrıcalığına sahip bulunuyorlar. Mevcut ayrıcalığın kırılması türk işgalin bitmesiyle ancak mümkün olabilir.
İşgal altında kurtulan ve devletleşen bütün dünya milletleri bu yolu izlemiştir. Dünya'da hiç bir ulus, büyük devletlerı karşısına alarak özgürleşmemiştir. Kürt Ulusu, devlet hakkı'da dahil geleceğini özgür iradesiyle belirlemelidir. Başka türlü türklerin sömürgeci algı ve uygulamaları asla son bulmayacaktır. Mezopotamya cografyasına jenosit, ayırımcılık, savaş ve göz yaşından başka bir şey vermediler. Kürt ulusuyla beraber inkâr edilmiş, yasaklanmış bütün halklar, inançlar özgürleşmediği sürece bu durum değişmyecektir.
Türk “demokrasisi” öyle bir şeydir ki; İttihatçı İnönün'ün vekil torunu, Gülsün Bilgehan'a soykırımcı dedesini ve CHP'yede bu soykırımın mimarını, yirmi birinci yüzyılda bile savundurur.
Ama soykırımdan geçirilen Kürtlerin torunlarına, dedelerin mezar yerlerini öğrenme hakkını bile  tanıyamaz.! Türkçülük tarihçesi, yalanın, güvensizliğin, kalleşliğin, devşirmenin, manipulasyonun ve imhanın tarihçesidir. Sözlerine inanan bütün Kürt lider ve ileri gelenlerin ya kelesi kesilmiş, yada idam edilmiştir.
Geçmiş Kürt isyanlarda yaşanan katliam sırasının kendilerinde olduğunu gören Dersim halkı, nefsi müdafasını yapmaktan başka şansı kalmamıştı. Meşru savunmasını yapacak imkân ve araçlardan bile yoksundu. İşgal ve talan zihniyetiyle, köle efendi ilişkisinin hakim kılınmak istendiği bir ortamda, onur, gurur sahibi her insanın tepki vermesi, direnmesi normal bir refleksdir. Hiç bir insan öldürüleceğini bile bile boynunu uzatamaz.Türk yöneticilerin direnenleri suçlu gösterme geleneği bugünde devam ediyor.
Dersim halkı, çocuklarını, akrabalarını, insanlığını korumak için direndi. En az katliamcılar kadar suçlu olanlar o günde bugünde bireysel çıkarlarını temel alarak, devlet siyasetini savunanlardır. Kamer Genç halen Tunceli'lerin oylarıyla seçiliyor. Bir konuşmasında,“ben onlara iş buluyorum, karınlarını doyuruyorum, onlarda oy veriyorlar”demişti. Ama dersime uygulanan türk zulmunu görmezliktan gelecek kadar “uyanıktır”.! Dersim halkı, ne pahasına olursa olsun bu karektersizlerden kurtulmalıdır.
Türk sistamin inkâr ve katliamına özellikle tabii tutulan Kürt aleviliği, halen CHP aracılığıyla sömürgeciliğin hizmetinde kullanılmak isteniyor. Türk Cumhuriyeti zaman aşımıyla kendini temize çıkaracağını düşündüğü Dersim katliamını Erdoğan'a açıklatıyor, Kılıçdaroğlu ile karşı koyuyor.Tavşana kaç, Taziye tut misali. Sonra bu hadise birden kapatılıyor, sıradan bir olaymış gibi gündemden düşürülüyor.! Neden açıklandığını, neden kapandığını sorgulamayacak bir sürüye sahip olmanın rahatlığıyla yola devam ediyorlar.!
Erdoğan'ı, Ermeni diasporasına benzetme tehdidiyle, Ermenilerı  tehlikeli gösteren, aşağılayan Kılıçdaroğlu'na aynı seviyede cevap veren, Kasımpaşalı'da, Ermenilere benzememe hakeretiyle “anlını karışlayacağı” salvosunda bulunyor. Türkten daha fazla türk görünme kompleksiyle sorunların çözümünden söz eden Kılıçdaroğlu, Kürt kızılbaş inancını kullanarak Dersim halkını, katillerine sempatiyle bakmasını sağlamak için vitrine  alınmıştır. Kürdistan kurtuluş davasına karşı, Hamidiye alaylarından günümüze dek, Kürt Milletine ihanet edenler, lekeleyenler kandırılanlar ne yazık ki, hiç yakamızı bırakmadılar.
Kürtleri bireysel “savunma” yanaşma haline getirmek bir devlet politikasıdır. Bu günkü iktidar'da Ulusal özgürlüğü için ayağa kalkan Kürtleri öldürüyor, yakalıyor ve sindiriyor. Ancak iş ve ihale arayanları ise “savunuyor,” manipule ediyor. TC yönetimi Kürtlerin ulusal özgürlüğünü engellemek. Kürtleri son bir kez daha elde etmek, olmazsa inançlara, bölgelere ayırarak yönetme hazırlığındadır.
Kürtlerden daha beter jenosit'ten geçirilen Ermeniler karşısında, başlarını eğip utanç duymaları gereken,Türkler; halen hükümet ve muhalefetiyle, Ermenilere kin örgütlüyorlar. Kendileri gibi düşünmeyenlere öfke duyuyorlar. Bu kadim toprakları kuraklaştıran, çok etnisiteli çoğul inançlı, hoşgörülü Mezopotamya insanlarını tek tipleştiren ve bütün renkleri siyah, beyazdan ibaret gören ırkçı, sömürgeci türk sistemi,yarattığı halklar mezarlığı üzerine oturmuştur.
Bu kadar ağır katliam ve soykırımdan geçirilen Kürt ulusu, halen türk işgaliyle yönetiliyor.! Kürtleri politik ayak oyunlarıyla, bölücü, terörist ve bölücü olmayanlar olarak bölmüşler. Direnenleri öldürerek, direnmeyenlere izletmeyi bir başarı olarak kabul ediyorlar. Kürtleri, sömürgci projelerle bir asırdır zorun gücüyle yönetiyorlar. Binlerce aydın, entellektül, politik kadro ve şahsiyetlerle birlikte önemli referans ve imkânlara sahip Kürtlerin, Hertürlü insani, Ulusal, Siyasal, Demokratik haklarından yoksun bir yaşamla yönetilmeleri insanın kanını donduruyor.!
Anlaşılan o ki; Kürt milletini, soykırımdan geçirenlerin bu derece canavarlaşması ve her firsatta cesaretle Kürtlere saldırmalarının sorumluları, sadece kendileri değildir. Ulusal algı problemi yaşayan ve Kürdistan Ulusal Mücadelesini yanlış yönlendiren, Temel ulusal hedefleri sulandıran, şantaj amacıyle kullanan, vizyonsuz, istikrarsız Kürt politik hareketlerin payı büyüktür. Ve tabii Kürt medyası, sivil toplum örgütleri, şahsiyetleri, entellektüel ve bütün ulusal kadroları, yani hepimiz bu temelde pay sahibiyiz.
Sömürgecilik Nefret Eder, kendine benzetir ve öldürür. Seni sen olarak asla yaşatmaz ! Yetmiş üç yıl önce Kürt direnişçilerin kafasını koparıp gülerek poz verenler, aynı vahşeti son  otuz yılda defalarca gerillalara uygulayarak yaptılar. Çünkü,sömürgeci cumhuriyet,işgalci ordu ve zihniyet aynıdır. Nefret aynı nefrettir.! Kimse kendini kandırmasın. Kürt, Suryani ve Ermeni'lerden nefret ediliyor. Bu nefretin bitmesi, terk edilmesi ve bir daha yaşanmamasının tek güvencesi  Kürdistan Ulusal Özgürlüğün gerçekleşmesidir.
Kürtlerin özgürlüğü; Ermenilere, Suryanilere ve her türlü ayırımcılığa uğramış herkesin özgürlüğü olacaktır. İnsanların ölü bedenlerini  parçalayan, kesik başlarla poz veren ve çok öldürmekle övünen bir zihniyet ile, insanı kıble bilen, ölü bedenlerine ağlayan, ağıt yakan bir felsefe barış içinde bir arada yaşayamaz. Zira Türklerle Kürtlerin savaşı; Sömürgeci ile sömürgenin savaşıdır. Dersim'de dahil, Kürdistan tarihinde yaşanan bütün katliamlar, soykırımlar, bir etnik temizliktir. Bu etnik katliamların, çatışmaların son bulması, türk işgalin bitmesiyle mümkündür.
Kürtlere uygulanan toplu katliamlarla birbirlerini iktidar'da düşüren türk sistem geleneğin partileri, Kemalist faşistlerle, cemaatçı, gericilerin iktidar kapışmasında, Kürtler sürekli kullanılıyor. Osmanlı ümmetçilik ile Kemalist tekçiliğin zihin dünyasında kendilerine benzemeyen halkların, Kürdistan Ulusal Özgürlüğün yeri yoktur. Her iki ideoloji'de Kürdistan'ın sömürge satatüsünü sürdürme, güçlendirme programını uyguluyorlar.

Yorum ekle