Seçimleri Kürtler Kazandı

 secimsonuclariMurat Dağdelen/ Seçimler yapıldı, sonuçlar açıklandı. Bu sonuçlara göre, seçimden en karlı çıkan iki parti AKP ve BDP olduğu anlaşıldı. AKP’nin aşağı yukarı bu oylara ulaşacağını çünkü onu zorlayacak alternatif bir partinin olmadığı görülüyordu.

Ortaya doğru dürüst bir proğram koymadan, kazanmaları halinde, yapacaklarının neler olduğunu doğru bir biçimde ifade etmeden, seçmenleri yapacakları konusunda  ikna etmek yerine, temel olarak  AKP karşıtlığı yapmanın fazla bir getirisi olmayacağı belliydi.

CHP oylarındaki bir kaç puanlık artışın,  Alevi oylarının eskiye oranla daha fazla CHP’ye yönelmiş olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu arada Tunceli’ye  gönül koyduğumu, sitem ettiğimi de eklemek isterim.

Benim  için sürpriz olan, BDP’nin aldığı milletvekli sayısı oldu. Bir önceki seçim sonuçlarına göre oy oranını yaklaşık yüzde 2 oranında artıran blok 36 milletvekili çıkardı. Ben blokun 25 civarında milletvekili çıkaracağını düşünmüştüm. Yanılmışım. Demek ki ülkeden uzak olunca, dışarıdan bakmakla  gelişmeler çok iyi anlaşılmıyor.

BDP’nin milletvekili sayısı ve oylarındaki artışın, kanımca bir kaç nedeni bulunuyor.

Birincisi:

Başbakan Erdoğan’ın, Kürt sorunu konusunda son dönemde yaptığı ve Kürtleri inciten açıklamalarının ciddi bir katkısı var. “Kürt sorunu bitmiştir, asimilasyon bitmiştir, Kürt sorunu yok Kürt kardeşlerimin sorunları var” söylemi, AKP’nin sandıkta gerilemesine, AKP’ye gidebilecek muhtemel bir kısım oyların BDP’ye yönelmesine yol açtı.

Ayrıca, BDP’nin AKP’yi “Rekabet edeceği” parti olarak doğru tespit edip, seçim kurgusunu AKP karşıtlığı eksenine oturtmasının,  doğru bir seçim strartejisi olduğu anlaşılıyor. Çünkü CHP ve MHP’nin Kürd seçmenden BDP’yi rahatsız edebilecek düzeyde oy almaları söz konusu değildi. BDP’yi zorlayabilecek parti AKP’ydi.

BDP,  AKP’nin üzerine oynadı ve bu doğru stratejiden olumlu bir sonuç elde etti.

İkincisi:

BDP’nin akılcı bir yaklaşımla bir blok kurması, farklı kesimlerden şahsiyetlere bu blokta yer vermesi, Kürtler arasında “Birlik” duygusunun ortaya çıkmasına ve bu duygunun yarattığı coşkunun sonucu olarak oylarını artırdığı anlaşılıyor.

Yine Türkiye sol hareketinin tanınmış şahsiyetlerine de bu blokta yer vermiş olması, BDP’ye oy vermeyi düşünmüş ama, tereddütleri bulunan, çekimser davranan  bazı sol , demokrat, liberal   kesimlerin BDP’ye oy vermelerine neden oldu. Bunun da altını çizelim.

Seçim sonuçlarından, AKP’nin oylarını Türkiye’nin genelinde artırmış olmasına rağmen, Kürdistan’da bir önceki seçim sonuçlarına göre neredeyse yüzde 10 oranında gerilediği anlaşıldı.
Bu şu anlama gelir: AKP’nin Kürt sorununun çözümüne ilişkin yaklaşımları Kürtler tarafından kabul görmedi ve cezalandırıldı.

Başbakan Erdoğan, çıkan sonuçtan umarım  gerekli mesajı alır ve son dönemdeki yaklaşımların, sonuç alıcı olmadığı, yeni bir tespite ve bakış açısına sahip olmaları  gerektiğini anlamış olur. Kürt gerçekliğini söylemde değil, özde kabul edip, sorunun çözümü için gerekli olan pratik adımları atar ve gerekli düzenlemeleri yapar.

Seçimin, Kürdistan’da ortaya çıkardığı başka sonuçları da, tartışmak gerektiğini söylemeliyim. Her ne kadar, BDP/ Blok önemli sayılabilecek oranda milletevekili kazanmış olsa da, aldığı oylar (3,300 000 civarında)   Kürt seçmen sayısının bütünüyle karşılatırıldığında,Kürtlerin önemli bir kısmının hala sistem partilerine oy verdiği anlaşılıyor.  Kürtlerin Özellikle alevi kesimin oylarını ve gönüllerini kazanmak için yapılması gerekenler olduğu aşikar.

Malatya, Elazığ, Erzincan Tunceli, Bingöl, Gaziantep, Adıyaman, Ağrı, Bitlis, Siirt gibi şehirlerde ortaya çıkan manzaranın Kürt siyaseti bakımından hoş bir manzara olmadığını da hatırlatmakta yarar olduğu kanısındayım.

Sonuç olarak Kürt ulusal hareketi bir bütün olarak bu seçimlerden karlı çıkmıştır. Ama bu kazancın kalıcı olması için, birliğe, iradeye ve akılcı politik üretimlere ihtiyaç var.

Kürt ulusal hareketi, önümüzde ki süreçte,  gerçek manada birlik olur, Kürt ulusal çıkarlarını esas alan bir siyasi irade yaratabilir ve bu iradenin sonucu olarak gerçek ulusal kurumlar kurabilirse, Kürtler adına önemli özgürlük kazanımların olabileceği bir evreye girdiğimiz kesindir.

Umarım Kürtlerin bu kazanımları, Kürtler için ulusal ve siyasal hiç bir getirisi olmayan gizli pazarlıklarla heder edilmez. Kürt siyasetinin temsilcileri iradesiz ve işlevsiz bırakılmaz.

13 Haziran 2011/ Almanya                                       Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle