Biz Kürdler Niye Birlik Olmak istiyoruz? 2
Nihat Budan / Siyasal amaçları ve programları aynı olan örgütler neden ortak amaçlarda iş birliği, güç birliği yapamıyorlar?Tabi ki bu sorun tek bir nedenle açıklanamaz.
Tarihi sıkıntı ve sebepleri, değerli tarihçilerimize bırakarak, ulusal birliğimize engel sıkıntıların bu gün ki şartlarını anlamak, açığa çıkarmasını sağlamak öncelikli görevlerimiz arasındadır. 1960’lı yılarda klasik sol yayınları, Kemalist Türk rejim sahipleri tarafından tercüme edilip piyasaya sürüldüğü biliniyor. İdeolojiden yoksun kurulan, Kemalist rejime bir ideoloji gerekliydi!
Salt Türklerin üstün ırk temelinde kurulan rejim ayakta kalmada, çeşitli kavimleri bir arada tutmada, idare etmede zorlanıyordu. Sonra, İslam düşünce birliği ile tek başına, Kürdleri, Türkleştirme çabası da kafi gelmiyordu. Başta Kürdler ve diğer farklı etnik gurupların, Kemalist rejim yapısı içerisinde tutmaya çalışanlar bu yolun tek yeterli gelmediği, Sol düşünceyle yeni bir yolu daha keşif etmiş oluyorlardı. Kemalistler anlayış bakımında, başkalarıyla kolay kolay iktidarlarını paylaşmayacaklarına göre, sol güçlerin başına getirecekleri kişilerde mutlaka Kemalist düşünceden beslenmiş olanlar olmalıydılar.
Zaten sol çevrelerin başına tayın edilen liderler ve kadrolar zaman içerisinde deşifre oldukları kadarıyla, ordu ve istihbarat alanlardan geldikleri anlaşılmıştır. Bu liderlerin örgütleyip yönettiği sol örgütler, başta Kürdlere ve kendileri gibi olmayan, diğer tüm etnik guruplara ne denli düşman oldukları, sağcı Kemalistleri aratmadıkları pratik mücadele süreçlerinde görülmüştür. Sonra birlik ve beraberlik kültüründen ne denli uzak, hastalıklı olduklarını izah etmemize gerek yok sanırım. Çünkü Türk sol örgütlerin hali ortadadır! Biri bin parça.
Eğer Kür sol düşüncesi bu alanda ve kanalda beslenmişse, bizdeki hastalığı varın sizler düşünün.
İster bu tespite katılın, ister katılmayın, eğer otuz yıldan bu yana verilmiş yoğun mücadeleye rağmen, her hangi bir Kürd insanına sorulduğunda neden Kürdler birlik kurmalılar sorusuna, devlet kurmak için birlik olmak zorunludur ifadesi bu gün net telafuz edilmiyorsa bu işe öncülük eden ve bu siyaseti halkımızın gövdesine taşıyan örgütlerin rolü tartışmalı, anlaşılmalıdır!! Yoksa nasıl olur bu uzun zaman diliminde, bir halkın isteğinde ve amacında ortak söylem oluşmasın, gelişmesin? Örneğin, Kuzey Kürdistan’da en örgütlü olması bakımından, Kürdistan İşçi Partisini ele alırsak bu örgütümüz ısrarla, doksanlı yılardan bu yana, Ankara eksenli bir siyasal çözüm geliştirmek adına, sol düşüncesi ön planda olan kadroları iş başına getirmeye gayret ediyorlar. Yada Kürd sorunu ile Kürdistan sorunu arasında olması gereken farkı anlamayan kişileri.
Kürdlerin devlet kurma amacıyla, Kürdistan İşçi Partisini kuranlar veya katılanlar iyi bilirler ki, doksan’lı yılarından itibaren, parti kendi içinde yapmış olduğu Siyasi strateji değişiklik nedeniyle, ulusal niteliği veya devlet olma amacı ön planda olan kadrolar bu değişiklik nedeniyle tasfiye edildiler, ediliyorlar.Bu duygu, düşünce sahibi kadrolar tasfiye edilirken, bunlar yerine, BDP’de olduğu ve görüldüğü üzere; Türk kökenli, sol örgüt geleneğinden gelen kadrolar yerleştirildiler.
Acaba yurtsever sol örgütlerimizin dilinde, ortak söylem ve eylem gelişmemişse, Türk sol güçleriyle ittifak arama siyaseti sebep olamaz mı?
Hiç kuşkusuz halklar arasında devrimci dayanışma olmalı. Ancak Kemalist solcular, Türk ulusunun birliği, beraberliği için mücadele içerisinde olurlarken nasıl olur, Kürdlerin birliğini beraberlini desteklesinler. Veya halkımızın kendi kader tayın hakkına rıza göstersinler? Zaten dikkat edilirse bu güçler, Kürdlerin kendi sorunlarına kendilerince bir çözüm geliştirme yolunda destek olma yerine, sürekli yol göstermeye çalışmaları bu çabalarının bir sonuca olsa gerek. Bir toplumun kader tayın hakkına rıza göstermekle, o toplumun iç işlerine karışmak çok farklı bir şey!
Devrimci dayanışma temelinde, örgütlerimize yanaşan, bu liderlerin birçoğu ne deneli iç işlerimize karıştıklarına sanırım kimse itiraz da bulunamaz. Özelikle komşularımızın evinde başlayan ideolojik hesaplaşma sürecinin derinlik kazandığı bu günlerde. Sonra, Kürd yurtsever örgütler arası ilişkilerde, özelikle hangi görüş sahibi örgüt üyeleri ağırlıklı karşı oldukları da manidardır. Çeşitli baskılar ve oyunlar sonucu, partiden uzaklaştırılan kadrolar, ihanet ve hıyanetle suçlandıkları gibi, bu kadroların bazıları da fiziki olarak imha edildiler. Örgüt bu yeni siyasetine uyum göstermeyecek olan kadroları tasfiye ederken, diğer Kürd örgütleri ile bir araya gelebilir, birlikte yol yürümesi beklenebilir mi?
Düşünsenize, Kürdistan yolunda, Ankara bulvarında buluşmanın tek geçerli çözüm olduğunu ısrarla dile getirmeğe çalışanlar her halde örgüt içi tasfiyelerin ve kıyımların nedeni bağımsız birleşik Kürdistan devleti olduğunu bizlere anlatamazlar.Hedefinde Kürd dulsal birliği ve devleti olan bir Kürd dava adamı veya örgütü bu tezat siyaset ilişkisi içerisinde olabilir mi?Ankara’da çıktık, Ankara’da buluşuruz siyaseti amaçlayanlar, bilirlerdi, Kürd ulus davası için dağlara çıkmış kadrolar bu hesabı anladıklarında karşı dururlar.
Bu siyasi amaç bilinmeden, anlaşılmadan, sorun çıkaracak olan kadrolar bir biçimde önceden tasfiye olmalıydılar.Zaten dikkat edilirse tasfiye olan bazı kadrolar daha örgütten ayrılıp tek bir kelime etmeleri söz konusu olmamışken kurşunlandılar, vurulmak istendiler.Bu acele niye? Hani bir fincan kahvenin bile hatırı olan bir milletin evlatlarıydık, hani ölüm mevzilerinde birlikte yaralandık, hani bu arkadaşlarınızdan bazıları tek bir orduya baş gelecek kadar kahramandılar.
Ne oldu bizlere, ne olduda ayrılacak olan arkadaşlarımızı hemen arkadan kurşun yağmuruna tutuk. Hani gerçekte idea edildiği gibi sorun örgüte haber vermeden ayrılmaksa, peki, Apo, Suriye’de çıktığı vakit hangi örgüt kadrosuna çıkacağına dair bilgi verdi? Eğer, Apo kimselere bir şey demeden çıkıp gitmişse, kim eski sözleşmeye bağlı kalmamış, yada sözleşmeyi kim tek taraflı ihlal etmiş.Sonra bağımsız Kürdistan kararından, demokratik Cumhuriyet kararına, hayın ilan edilmiş hangi örgüt kadrosu karar vermiştir.
Bumudur devrimci adaletimiz, bumudur ulusal davamız adına gerekli doğrulara bağlı kalmak?Beli amaç ve ideal için gönüllü olarak bir arayan gelmiş insanların iradesi mücadele hakları dikkate alınmadan uygulanmaya konulan yanlış siyaset tabiki beli rahatsızlıkları birlikte getirir.Bizleri kıran parçalayan bu yanlış kararlar olduğu neden hala gizlenmeye çalışılıyor? Ya, Allah aşkına bir düşünün, bu mücadele sürecinde, Seri üretim yapan bir fabrika bile bu kadar “haın” kadrolar üretemez. Bu yanlış karda ısrar etmenin, Kürd ulus birliğine ne katkısı olacak? Bu siyasi tasfiyelerin ve hesabın tek bir anlamı var, oda, “Türklerin ve Kürdlerin, devrimci sosyalist birliğini oluşturma” adı altında, Kemalistlerin her kesi Türkleştirme amacının nihai hedefi gerçekleştirilme sonucu çıkar.
“Sonra iki halkın yeniden birliği temelinde demokratik cumhuriyet” bunun bir ifadesidir değimlidir?
Bu anlamda, Ankara eksenli yürütülen siyasi ortaklığın, Kürdlerin birliği ile ne gibi bir ilişkisi olabilir? İki telden yürütülen bu siyasette anlam vermeyen yurtsever Kürd kitleleri, belki bu siyasi hedefe karşı olmalarından olacak ki, seçimlerde BDP’ye oy vermeyerek tavır geliştirmeye çalıştılar ve de çalışacaklar. Dikkat edilirse! BDP, Türk sol güçleriyle ittifak yolarını zorladıkça, Kürd halk kitleri kendilerinden uzaklaşıyorlar.Çünkü yanlış hedeflerde yarışmanın bu millete bir yararı olmadığını hemen her aklıselim, Kür insanı bilir, düşünür.Ankara’yı käbe gösterenler kabul etmelidirler, Suriye devleti İşkalı altında bulunan insanlarımızın, bu käbe etrafında buluşmalarıda hiçbir kazançları yoktur? Veya Kürd davası adına yolara, dağlara çıkmış insanlarımızın da!Akıl, vicdan sahibi hangi insanımız bu duruma rıza göstermeli.
Türk Sol örgütleri ile hata CHP’yle ittifak aramak devrimci ilişki, başka Kürdlerin, Türk kurumlarıyla ilişkisini ihanet sayanlar, bu yanlışın öz eleştirisini yapmadan nasıl gelin bize katılın diyebilirler.Zorbalık yapılabilinir, ancak Kürler arası birlik sağlanamaz.Bu yanlışa terk edilmeden, kim ne hakla Kürdlerden birlik isteye bilir? Ya da gelin benim örgütüme katılın diyebilir!Kemalist düşünce sahiplerine göre her kes düşmandır! Her kesi ve her kesimi düşman gözüyle gören düşüncenin Kürd versiyonudurki, Osman Beydemir’in açıklamasına teamül göstermeyen.Osman Baydemir’de bu halkın bir evladıydı, temsil etiği, il ve kurum adına yapmış olduğu bir açıklama nedeniyle, azarlanıyor, tehdit ediliyor.Neden bu anlayış sahipleri, bu halkın çocuklarına güvenmeyip, sonra herkesin kendilerine güvenmesini istiyorlar?
Bu kültür, bu terbiye, Kemalistlere ayıttır! Düşünün her kes bana güvensin ama ben kimselere güvenmem! Bu nasıl bir akıl, bu nasıl bir adalet, kim kimden daha doğru olduğunun icazetine sahiptir?Bu doğru adamlarımıza, kim icazet vermiş? Eğer mücadele vermek bu icazetin ölçütüyse, mücadele vermiş ne kadar insanımız bu gün “haın” ilan edilmiş ve emeği gasp edilmiştir.Bin bir beladan, kadaden geçmiş bu halkın çocuklarına nasıl rahat “haın” deniliyor. “Haın” ilan edilenler ile sayın yapılmışları hemen her Kürd siyaset ve kavga adımı tanır, bilir. Hiç şüphesiz bu doğru, özgürlüğünü arayan milletimizde vücut bulur.
Unutulmamalı, Kürd ulus kavgasına gönül veren her Kürd evladı önce zorbalığa ve baskılara boyun eğmemek için kavgaya durmuş.Sonra Kürd çocukları zoru, zorbayı çoktan yenmişler.Bu kardeşlerimizin kendi yanlışlarımıza boyun eğmelerini istemek ve beklemek kadar kötüsü olmaz.Biz ulusumuzun menfeatlarında birleşelim, gerekli doğrulara rivayet edelim. Bizler topraklarımızı ve halkımızı sahiplemede yarışalım.Ayıptır, özgür olmak için yolara, dağlara çıkmış bir milletin evlatlarına, siyasi hayalleri ve görüşleri nedeniyle “haın” demek, bu halka özgürlük getirme ideasında olanlara yakışır mı?
Farz edin ki, hepimiz kötüyüz, bizleri ortadan kaldırdıktan sonra, kimlere Kürdistan’ı kuracaksınız? Bu siyasi anlayış sahibi kişiler ve örgütler, diğer Kürd kardeşlerine, niye siz, Türk devletinin bu partisinde veya o partisinde yer alıyorsunuz deme hakları var mı?Türk Sol örgütleri ile hata CHP’yle ittifak aramak devrimci ilişki, başka Kürdlerin, Türk kurumlarıyla ilişkisini ihanet sayanlar, bu yanlışın öz eleştirisini yapmadan nasıl gelin bize katılın diyebilirler.
Zorbalık yapılabilinir, ancak bu anlayışla, Kürler arası birlik sağlanamaz.Bu feryat lafları, her kes ve kesim için geçerlidir.Ulusal birliğimiz sağlanmış olsaydı, Kürdistan sorununu tamamı ile gündemlerinden çıkaranlar, Kürd sorununun çözümünü, Ankara’da, iki halkın yeniden buluşmasını, sevişmesini amaç edinenlerin, Şıvan Perver gibi tanınan bir halk ozanına, devletin bir tv’sinde, kendi ana dilinde konser vermesini “ihanetle” açıklanacak mıydı? Bu türden açıklamalar çılgınlıktan, çıldırmışlıktan ötesi olabilir mi?Bu halin halsizliği tek başına niye Kürdler arsı birlik sağlanmıyor sorusu için yeterli bir neden.Sonra bu siyasi halin halsizliğine tüm Kürdlerin dahil olma isteği talihsizliğin en büyüğü değil mi?
Devam edecek
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


