Suriye’ de Neler oluyor? 2
Nihat Budan/ Batı Kürdistan’da ortaya çıkmış bu tarihi fırsatı herhalde sadece oradaki halkımızın sorunudur değip ilgisiz kalamayız.
Gerçekten, güney Kürdistan hükümeti bu gelişmeler karşısında nasıl bir çaba içerisinde?
Sonra Kuzey Kürdleri top yekün, Ankara meclisine bir Milletvekili daha fazla çıkarma derdinde ve burayı tamamen unutmuş görünüyorlar.
Hiç kuşkusuz, Ankara, Meclisine gönderilecek iki fazla kişinin de bir önemi var. Ancak unutmayalım ki, Suriye rejiminin yıkılmasıyla ülkemizin bir parçasının daha kaderi değişecek.
O zaman burada ortaya çıkmış tarihi bu fırsat daha önemli olduğuna göre, bura için de bir şeyler yapmamız gerekli olduğunu düşünüyorum.
Başta güney Kürdistan hükümeti, PKK ve sonra diğer Kürd örgütlerinin bu konuda bir görevleri olduğu kanatine sahibim?
Bu acil gelişmeler karşısında en azında batı Kürdistan’ın geleceğine ilişkin ortak bir yol izleme noktasında gerekli duyarlılık gösterilmiş olur.
Farz edelim ki örgütlerimiz çok meşgul, sonra Kürd basını niye böyle sesiz ve suskun? neden yazılı basın veya görsel medya gerekli bir tartışma programlarını düzenlemiş olmasınlar? yoksa bu yönlü çalışmalar var da, ben mi haberdar değilim.
Varsa eğer bu denli bir çalışma, neden daha açık Kürd kamuoyu ile paylaşılmıyor?
Kısacası bu konuda siz değerli okuyucularla paylaşmak isterim ki, örgütlü Kürd güçleri, yılardır beklediğimiz bu tarihi fırsata uygun bir çaba içerisinde değiller.
Kürd, Kürdistan adına olduğunu idea eden güçler, umarım ve isterim ki kendi halklarının layık olacakları bu tarihi fırsatı doğru değerlendirecekler.
Yine umut ederim ki, bazı kardeşlerimizin dilendirdikleri, yada ortak oldukları Kürdlerin istekleri salt sosyal, Kültürel ve demokrasi sorunudur biçiminde ele alınmış tartışmalara fırsat vermezler ve bu yönde tartışmalara alet olmazlar.
Sonra altı çizilmesi gerekli bir nokta, Kürdistan sorununa, Arapların, Türklerin, Acemlerin baktığı pencereden bakarak, sadece halkımızın arasına çekilmiş olan mayınlı tarlaların devamına hizmet etmiş olacağız.
Kendi ulusunun varlığını ve birliğini oluşturacak olanlar kalkıp, öncelikli olarak halkların kardeşliğinden, birliğinden teoriler ileri sürmezler.
Dolayısıyla Araplar veya Türklerle birlik olmasından yana olanlar bilmelileri ki, bu istekleriyle, Kürdlerin birliğini ve beraberliğini engellemiş oluyorlar.
Çünkü Arap’ın Sunisi ve Alevisi arasında ayrım yaparak, birisini ret, birisini kabul ederek, Kürdistan sorununa çare bulunmaz.
Örneğin rejimin başında bulunan Alevi Araplar, Kürdlere yaptıkları zulümden dolayı, tek bir Arap sunisi bu olanlara karşı olduğuna tanık oldunuz mu?
Tarihin bu çağında bile, halen kimliği ve tapusu bulunmayan halkımızın bu masum isteklerine dahi dayanışma olması açısında, Araplar tarafından yapılmış tek bir eylem olduğunu gösterebilir mi kimse?
Yoksa diyorsunuz ki, eğer Emperyalist devletler olmamış olsalardı kesin kez Araplar, Kürdistan’ın birleşmesi iç canla başla çalışacaklardı.
Bu söylemi doğrulayacak her hangi bir örnek kim verebilir?
Tabi işin kolay yolu bulunmuş, ümetçi çevreler işledikleri günahlarının sebebi Şeytana, Solcularda emperyalist devletlere havale ederek işin içinden çıkıyorlar.
Eğer her felaketin başı, emperyalistler devletler gösteriliyorsa, peki neden
Suriye ordusu içerisinde katl edilen evlatlarımıza karşı, Arap askerlerin düzenledikleri yürüyüşlere neden bir müdahalede bulunamadılar.
Bu konuda çok iyi biliyoruz ki, Arapların Alevi’side, Suni’side, Kürd meseli karşısında aynı derecede gaddar ve zalimdir.
Peki, bunca haksızlıktan ve zalimlikten sonra nasıl olur birlikte huzur içinde yaşabileceğimize dair siyasi hesaplar içinde olur bazı kardeşlerimiz.
Ne çabuk unutuluyor, Beşar Esad’ın iktidara geldiği vakit, Kürdler verdiği vaatler. En başında halkların Kardeşliğini her fırsata dile getiren PKK’nin çok muhterem dostu olan, Hafız Esad’ın oğlu neden, Kürdler için tek bir adım atmamış bu güne değin. Babasına Sunulan dostluğun karşılığı, ihanetten başka bir şey gördüğümüzü anlatacak biri var mı? Ya da oğlu, bir daha Kürdlere ihanet etmeyeceğinin garantisini hangi Kürd verebilir.
Yada eğer gerçekte bu kardeşliğe inanıyorsunuz, neden olması beklenen eylemler ve gösteriler de “aman radikal istemlerde bulunmayın yoksa katliam olur korkularını dilendiriliyorsunuz”.
Mademki bu adamlar, Kürdlerin en ufak isteklerini bile katliamla cevaplandıracaklarsa o zaman neden bu adamlarla ortak bir çatı altında birliktelik kuralım veya bulunalım. Birlikte yaşayacak olanlar en başında bir birlerinin varlığını, hakkını, hukukunu kabul etmezlermi?
Bu güne kadar olan tüm ilişkilere rağmen hak yok, hukuk yok, Sonra aman bir hakta istemeyelim, Arapların canı sıkılır, bizleri katliamdan geçirecekler korkusu içindeysek, peki neden bu rejim sahipleriyle demokratik gelecek projesi önerisini getiriliyor.
Ne gibi bir mecburiyetimiz var, Araplarla birlik kurmak için.
Bu endişeler ve korkular üzerinde bir birlik olur mu?
Bu temelde kurulacak bir birliktelik işler mi?
Yok eğer gücümüz yetmez, olan durumu kabullenelim deniliyorsa, peki yılardır bu sokaklarda kopardığımız kıyametler neyin nesi oluyordu?
Umarım bu vahim duruma karşısında her aklı başında Kürd insanı tekrar, tekrar düşünme gereğini duyar ve yıkılacak bu rejim sonrası, halkımızın geleceğini belirlemede gerekli sorumluluk bilinci dahilinde hareket eder.
Ortaya çıkmış bu tarihi fırsatı, halkımızın yararına çevirmek için mutlaka yapılması lazım gelen acil görevlerimiz var!
Buna göre; batı Kürdistan’ın örgütlü güçleri ve önderleri en kısa zamanda inisiyatiflerini kullanarak, başta Avrupa ve güney Kürdistan’da bir tartışma konferansı hazırlayıp, yıkılacak olan Baas rejim sonrası, Kürdlerin ve Arpların ilişkisi nasıl belirlemeli sorusu cevap bulunmalı.
İki; Burası Kürdistan’ın bir parçası olduğu unutulmamalı, Kürdistan’ın tüm parçaları bu parçaya karşı sorumluklarını misliyle yerine getirmeliler.
Çünkü batı Kürdistanlı halkımızın diğer parçalara olan emekleri ve hizmetleri oldukça manidardır.
25.05 2011


