Prof.Dr. İlhan Kızılhan
YEZİDİLİK ve TARİHÇESİ
II. BÖLÜM:
2.2.Yezidiler ve Mitras
Başka bir hipoteze göre ise, yezidilik inancının elementleri Mitras inancına dayanmaktadır. Mitras, „Yazata“ denilen ve yardımcı anlamına gelen yedi tanrı veya meleğin başıdır. Mitras, Zerdüştlerin tanrısı „Ahura Mazda“ ile aynı değerdedir. Eski Iran´da büyücüler, din adamları mitras yani güneş tanrısı için dualar geliştirmişler ve bunları halkın içerisine yaymışlardır. Zerdüşt eski Iran dinlerinde reformlar yaptığında,
Ahura Mazdaya en yüksek rol verilirken, Mitras daha alt bir pozisyona yerleştirilmiştir. Ancak buna rağmen mitras hiç birzaman tam anlamı ile gücünü kaybetmemiştir. Zerdüştlük inancına göre mitras karanlığın ve ışığın güçleri arasında bir aracı gibidir. Böylece Mitras yeryüzünde yaşayan tüm yaratıkların kaynağıdır; onun düzeni altında hayvanlar çoğalmış, yeni nehirler oluşmuş ve insanlar da sağlıklarının ve yaşamlarının tadını çıkarmışlardır. Başka bir deyimle Mitras, Zerdüşlük inancında güneşin sembolü idi.
Mitras ile Yezidilik inançları arasında aşağıdaki benzerlikleri sayabiliriz:
- „Yezidi“ kelimesi büyük olasılıkla „Yazata“ kelimesinden gelmektedir ve bu kelime eski Iran´da hem Mitra inancı için hem de melek anlamında kullanılmaktaydı.
- Mitraslarda olduğu gibi Yezidilerde de Seyh Şems tarafından sembolize edilen güneş kutsaldır.
- Yezidiler, Seyh Adi´nin reformlarının başlangıcına kadar Şemsani (güneşe tapanlar) olarak da adlandırılırlardı.
- Yezidilerin bayramı „Izid“ Aralık ayının sonuna denk gelmektedir ve bugünde ateş yakılır. Mitraslarda Aralık ayının sonunda Mitrasın doğum günü olarak kabul ettikleri bayramlarını kutlarlar. Onlarda da ateş yakılır. Her iki inançta da ateş yakmak benzer önemli bir role sahiptir.
- Mitraslar dini törenlerinde Mitras´ın onuruna kutsal mekanlarında boğa kurban ederler. Yezidiler de Laleş´de yapılan Sonbahar şenliklerinde Şeyh Şems onuruna bir boğa kurban ederler.
- Mitras inancında önemli bir rol oynayan horoz da, Yezidilerin bir Pir gurubunda kutsal kabul edilir.
- Hem Yezidilerin kutsal mekanı olan Laleş, hem de Mitrasların kutsal mekanları doğu-batı yönüne doğru inşa edilmiştir. Hatta yezidilerin kutsal mekanları Laleş´in eskiden Mitrasların yani Şemsanilerin olduğu iddia edilmektedir. „Baadra“ köynün Yezidilerin merkezi yerleşim yerlerine yakınlığı bu tezi doğrulamaktadır. „Baadra“ İbranice „yardımcıların evi“ anlamına gelmektedir ve bu da mitras inancındaki yedi „Yazatanın “ evine işaret etmektedir.
Bu ve benzeri karşılaştırmalar yezidi ve mitras inançlarının olası bağlantılarını göstermektedir. Bu benzerliklerin nedeni her iki inancın Mezopotamya´daki coğrafi yakınlıkları da olabilir.
Yezidilerin büyük kısmı kendilerini „Rojperest“ yani güneşe tapanlar olarak tanımlarlar. Mitraslarn eski isimleri Iran veya Hindistan´da değil, I.Ö. 14. Yy bir dizi Yezidi aşiretlerin antik çağdan beri yaşadığı kuzey Mezopotamya´da „Mitani“ toplumunda bulunmuştur. Bu bölgede yaşayan ve Yezidi olan „Xalti“ aşiretinde de „Mitani“ adını taşıyan bir boy bulunmaktadır.
Ancak Yezidi geleneklerinde Mitras kelimesi bilinmemektedir. „Seyh Şems“ ismi ise güneşi sembolize eder. Elbette bu 11.yy da Yezidilerin son reformcusu olan Seyh Adi´nin yaptığı reformlar sonucunda değiştirilmiş de olabilir. Mackenzic (1974), Şeyh Şems´in, Yezidilerde, Mitras anlamında kullanıldığını öne sürmektedir.
Mitras inancı daha sonra Yunan Helios ve Suriye´li Baal-Akımının etkisi altında önem kazanmıştır ve I.S. 65 yılından itibaren tüm Roma Imparatorluğuna yayılan bir asker inancına dönüşmüştür. I.S 4. Yy Mitras inancı, Hristiyanlıktan daha fazla yayılmıştı.
2.3 Yezidilik ve Zerdüştlük (Kürtçe Zerdeşt)
Başka bir teoriye göre ise Yezidilerin kökenleri Zerdüştlüğe dayanmaktadır ve Fars şehri Yazd´an gelmektedirler. Buna göre Yezidi kelimesi farsçadaki „yazdan“ kelimesinden türemiştir ve bu kelime Avesta´da yaradanın ismi olarak verilmektedir.
Yezidiler tarafından da konuşulan kurmanci lehçesi, Medler tarafından kullanılan Fars Pahlevi lehçesi ile çok yakından bağlantılıdır.
Irak´lı bir Yezidi beyi 1933 yılında Iran´dan gelen misafirlerine, bugünkü Yezidilerin kökenlerinin Fars Zerdüştlere bağlı olduğunu ve bir zamanlar atalarının merkezlerinin Iran´da bulunduğunu anlatmıştır. Aynı yazar, Arapların baskılarından dolayı Zerdüştlerin büyük kısmının diğer ülkelere göç ettiklerini belirtir. Bir kısmı Hindistan´a göç etmişlerdir ve günümüzde Parsi olarak bilinirler , bir kısmı ise kuzeye (eski Sovyetler Birliğine) göç etmişlerdir ve „Yezdan Perest“ (tanrıya tapanlar) olarak adlandırılırlar. Bazıları ise Ortadoğu´da farklı bölgelere dağılarak göç etmişlerdir.
Zerdüşt´ün öğretileri ile ilgili olarak Muawiya ben Ismail al-Yazidi (yezidi bir Mir ailesindendir) der ki; „bu öğretiler sade ve köklüdür. Zerdüşt ainsel kurbanlar talep etmez; kaderin sınanması amaçlı reçeteler de sunmaz. O, insanların doğaüstü olabilmeyi istemelerini talep etmez. O sadece insanın kendi varlıkları ile insanlığın en üst mertebesine ulaşmalarını istemiştir. En iyi kılıcın en keskin olanı olduğu gibi Zerdüşt de en kusursuz insandır…“ Zerdüşt´ün öğretileri ilk bakışta basit görünen bir parola ile özetlenebilir: Iyi düşünceler, iyi sözler, iyi işler.“
Bazı hristiyan yazarlar Yezidilerin kökenlerinin Şemsanilere dayandığını tahmin etmektedirler. Ermeni bir tarihçi: „…Bu güneşe tapan, kökenleri Farslara dayanan ve zerdüşt bir gruptur; burada Şemsaniler olarak tanınırlar. Kuzey-batı bölgesinde çok sayıda yaşamaktadırlar.“ ,
3. Şeyh Adi ve yeni bir din sisteminin kurulması
Yezidilerin son reformcusu kendi toplumu içerisinde son yıllarda çeştli tartışmaların konusu olmaktadır. Yezidiler islama tepkili olmaları, geçmişte müslümanlar tarafından baskı, şiddet görüp göçe zorlanmaları gibi nedenlerden dolayı, Şeyh Adi´nin bir müslüman olduğu iddialarını red ederler. Çünkü insan sadece doğuştan bir yezidi olabilir. Hristiyan ve müslümanlardaki gibi bir misyonerlik Yezidilerde söz konusu değildir.
Ancak sayısız belgeler, Şeyh Adi´nin, Lübnan´da 1050 veya 1075 yılında, Baalbak Bait al-Far (bugün Khirbet Qanfar olarak bilinir) köyünde doğduğunu göstermektedir. Kendisi, Ibrahim Peygamberin sülalesinden Abdul Malik oğlu, Mervan Ibn Al-Hakam sıralamasında yer almaktadır. Şeyh Adi doksan yaşında ölmüştür. Şeyh Adi, Yezidiler tarafından Tausi Meleğin yeniden doğuşu olarak görülmektedir. Laleş ovası, Şeyh Adi´nin merkeziydi ve günümüzde de Yezidiler tarafındann kutsal olarak kabul edilir. Burası tüm yezidilerin ziyaret etmesi gereken bir yer haline gelmiştir.
Müslüman tarihçiler, Şeyh Adi´nin yüksek ruhani bir karizma ve yeteniğinin (Mujahada) olduğunu ve bunun kendisine mucizeler (Karamat) gerçekleştirebilmeyi sağladığını ifade etmişlerdir. Tanınmış keşiş bir müslüman olan Abdul Kadir Geylani, o dönemde Şeyh Adi´yi şöyle tanımlamıştır. „Bir kişi mucize ve gerçekleştirdikleri ile peygamber olmayı hak ediyor ise, Şeyh Adi bunu hak etmiştir.“
Bir çok yezidi bölgesinde Şeyh Adi, sadece ismen tanınırdı ve bu hala da öyledir. Yezidiler, onun kendi dinlerinde önemli bir rol oynadığını biliyorlar ancak şahsı ile ilgili bilgilere genelde sahip değiller. Şeyh Adi´in bir müslüman olabileceği görüşü onları endişelendirmekte ve bunu kesinlikle red etmektedirler. Hatta bu durum, Lescot´un 1938 yılıda Kürdistan´da dikkatini çekmiştir: „Ne Sincar´lı ne de Cebel Sim´li yezidilerin Şeyh Adi ile ilgili efsaneleri ve onun düşündüklerini bilmiyor olmaları üzücü. Ismi dışında onunla ilgili herşeyi ignore ediyorlar.“
Tarihçiler, Şeyh Adi´nin doktrinlerini islamdaki sofilerinkiler ile özdeşleştirmektedirler. Gelenekler ile ilgili söylevleri, Kuranda peygamberin hadislerine benzemektedir. Şeyh Adi hem iyinin hem de kötünün, tanrı düşüncesi ile oluştuğunu ispatlamaya çalışıyordu. Şeyh Adi´nin bazı şiirleri, onun ruhun ölümden sonra şekil değiştirerek varlığını devam ettirdiğine ve tanrı ile ruhsal bir birleşmeye inandığını göstermektedir. Burada, Müslüman sofi okullarındaki inanç ile benzerlik görülmektedir.
Şeyh Adi çok genç yaşta Bağdat´a göç etti. Bağdat´ta, Agil-al-Manbaji, Hamd al-Dabbas, Abi Najb al-Sahrawardi, Abdul al-Jili und Abu Wafa al-Halawni gibi bir çok sofi ile tanıştı. Şeyh Adi, kendisinin şeyhi olan Agil al-Manbaji´nin sofi çevresinin bir üyesi olmuştur. Al-Manbaji, Şeyh Adi´ye deri üzerine giyilen „Kharqa“ denilen siyah yünden yapılan, kaba ve kaşındırıcı özelliği olan bir gömlek giydirmiştir. Bu gömlek sadakat ve itaatin simgesinin ispatı olarak giyilir. ´Kharqa´ sofiliğin kuralları ve disiplinine ilk yaklaşımını sembole eder. Bu ´Kharqa´ bugün de Yezidilerin Fakirleri (Feqir) tarafından giyilir.
Şeyh Adi daha sonra Bağdat´tan Kürt bölgesi olan ve Musul yönetiminin hegemonyasında bulunun Hakkari´ye gitmiştir. Şeyh Adi Kürtlerin yaşadığı Laleş ovasına yerleşir. 1116´da Mekke´ye yaptığı gezi dışında Şeyh Adi tüm yaşamını Laleş´te geçirmiştir. İlk dönemlerde Şeyh Adi, Şeyh Adi el-Shami yani Suriye´li olarak bilinirdi. Daha sonraları ise, Şeyh Adi el-Hakkari olarak tanındı. Yezidiler kendisinin namını ve mucizeler gerçekleştirme yeteneğinin olduğunu öğrendiklerinde onun taraftarları oldular.
Yezidiler o zamanlar Şeyh Adi´nin ruhi gücünün Tausi Melek tarafından verildiğine inanıyorlardı. Hadisler ayrıca Şeyh Adi´nin, Yezidilere liderlik yapması için Tausi Melek tarafından gönderildiğini söylerler. Yezidilerin arasında yaşamaya başladıktan sonra „Sad ve Had“, „haklar ve görevler“ olarak adlandırılan yeni bir dini doktrin geliştirmiştir.
3.1.Şeyh Adi´nin reformları
Yezidilikte yapılan bu reformların en önemlisi dini bir hiyerarşinin oluşturulmasıdır. Ancak yezidi aşiretleri bu sisteme dahil etmek yerine, Şeyh Adi kendi ailesi ile Şeyh Şems´in ailesinin üyelerini dini lider ve öğretici (Şeyh) pozisyonlarına getirmiştir. Ruhi eğitim ile görevli olan pirler zaten var olduklarından, bu gurup olduğu gibi korunmuştur ancak şeyhlerin yönetimi altına sokulmuşlardır. Yezidilerin en üst lider kademesinde bulunan Şeyh Şems´in rolüne Şeyh Adi getirildi ve Şeyh Şems vezir olarak görev yapmaya başladı.
„Sad u Had“ın kuralları doğrultusunda şu prensiplere uyulmak zorunludur: „Tanrıya, meleklere ve havarilere, Tausi Melek´e inan. Tausi melek, tavuz kuşu formunda sembolize edilir. Bu doktrine göre ayrıca her Yezidi, ´Izid´in (Tanrı) şerefine yılda üç gün oruç tutmalıdır. Laleş ise Yezidilerin kutsal mekanı olmuştur. Her yezidi hayatında en az bir kere bu kutsal mekanı ziyaret etmelidir. Diğer inançlardan olanlar ile evlenmek yasaklandı, ayrıca mürid, pir ve şeyh sınıflarından olanların da birbirleri ile evlenmeleri yasaklanmıştır.
Bu reformlara rağmen bazı gelenek ve inanç alanları korunmuştur: Örneğin, ateş hala kutsal kabul edilir, dualar güneşin doğduğu yöne doğru edilmeye devam edilir, ölümden sonra ruhun varlığını devam ettirdiği inancı ile Yezidilerin sembolleri korunur ve ´Gerivan´ denilen ensesinde altıgen bir kesik bulunan beyaz atletin giyilmesi geleneği sürdürülür. Zerdüştler de hala ´Gerivan´ giyerler.
Şeyh Adi 1160 yılında 90 yaşında ölmüştür. Hiç evlenmemiştir. Halefi yeğeni, Şakr Abu´l-Barakat olmuştur. Daha sonra Şeyh Hasan olarak bilinen oğlu Şemsadin liderliğe getirilmiştir. Şeyh Adi çizgisindeki yeni liderlerin yönetimiyle anlaşılan, istemeden günümüzde de bir bakıma bilinen Kürt kültürü ile eski yezidi elementler karışmıştır.
Şeyh Adi´nin, Yezidiliği (güneşe tapanlar, Mitras-inancı, Zerdüştlük) esas alarak yeni bir inanç kurduğu ve İslam, Hıristiyanlık ve Yahudilikten bazı elementleri üstlendiği anlaşılıyor. Toplumun bir kast sistemi ile idaresinin kökleri sofilerden geliyor ve bazı Hint elementlerini barındırıyor. Yezidilerin kutsal mekanı, Asya´ya uzanan merkezi ticaret yolu olan İpek Yolu´na oldukça yakındır. Ayrıca Yezidilerin, İslama geçmeyi hiçbir zaman kabul etmedikleri söylenebilir. Bu yöndeki tüm baskılara açıkça karşı koymuşlardır ve kendi geleneklerinin devam etmesi için savaşmışlardır.
24. Phythian-Adams, W.J.: Mithrasism, London: Constable and Company Ltd., 1915, S.11.
25.Mackenzic, Donald A.: Mythos of Babylonia and Assyria, London: The Gresham Publishing Company Limited, 1974, S.54.
26.Klaus, E. Müller: Kulturhistorische Studien zur Genese Pseudo-Islamischer Sektengebilde in Vorderasien, 1967. S.78.
27.Homes, Henry A.: ›The Sect of Yazidis of Mesopotamia‹. Biblical Respository and Classical Review, Series 2, Vol. 7, 1842, S.332.
28.Mohaq, A.: ›The Origin of the Yazidi Tribes and Their Present Home in Iraq‹, Iran Leaque Quarterly, Vol.3, 1933, S.223.
29.Stausberg, Michael. Zoroastrian rituals in contest (Studies in history of religions; 102). Brill, Leiden 2004, S.38-52.
Muawiya ben Ismail al-Yazidi, ebd.
30.Dahman, Mohamed Ahmed: ›The Shamsiya in History, The Journal of Lughat al-Arab (arab.)‹, Vol.9, No.3, 1935.
31.Empson, R.H.W.: The Cult of Peacock Angel, Witherly Press, London, 1928, S.225.
32.Al Jazri, Ibn al-Athir, Al-Kamel Fi Al-T
33.Al Jazri, Ibn al-Athir, Al-Kamel Fi Al-Takrikh: The Complete in History, Sader Press, Beirut, 1966, S.289.
34.Kreyenbroeck, Philip, G., Rashow, Khalil, 2005 ebd.
35.Ibn Khalakkan, Ahmed. Waffayat al-ayan (Arabic: The Deaths of Nobels), Editet by Ihsan Abbas, Dar Al-Thagafa, Beirut, Vol. 3., 1969, S.254.
36.Lescot, Roger: Enquette sur les Yezidis de Syrie et du Djebel Sinjar, Beirut, 1938, S.67.
37.Fatemi, Narollah S.: Love, Beauty and Harmony in Sufism, New York, A.S. Barness and Company, 1978, S.55-56.
38.Khalakkan, Ibn, S.254.
39.Rice, Cyprian: The Persian Sufis, London, George Allen & Unwin Ltd., 1964, S.19.
40.Kreyenbroek, Philip. God and Sheikh Adi are Perfect. 2005, S. 4, 9.
41.Celil, O. und C.: Zargotina Kurda, kendine ait yayin evi, Ermenistan, S. 18.
42.P. Kreyenbroek: God and Sheikh Adi are Perfect. 2005, S.4
43.Al Damalogi, Sadi: The Yazidis, S. 220-230.
devam edecek


