Prof.Dr. İlhan kızılhan
YEZİDİ TOPLUMU DEĞİŞİYOR-4. BÖLÜM / 5. Yezidi toplumunun sosyal kural ve davranışları
Burada kısaca sınıf sistemine ve İslami kurallardan temel olarak ayrılan bazı önemli kutlamalara değinebiliriz.Yezidilerin periodik olan ve olmayan kutlamaları vardır.
Çarşema Sor, Serê Sale (Yeni yıl) Yezidilerde yeni yıl, 13/14 Nisandan sonraki ilk Çarşamba günü kutlanır ve bu dönem olarak Newroza denk gelir (iran topluluklarının yılbaşı). Yılbaşı günü her evde et yemekleri pişirilir ve kurban bir gün öncesinden kesilip hazırlanır ve Çarşamba günü sabahı din adamları tarafından kutsanır. Ölüler de anılır: Gün içerisinde kadınlar mezarlıkları ziyaret edip mezarlar üzerine yiyecek bırakırlar. Bu gün Tausi meleğin onuruna kutlanır. Yezidi anlatımlarına göre Tausi Melek bu günde yeryüzüne iner ve eski yılı değerlendirir ve gelecek yılı planlayan bir divan toplantısı düzenler.
Bu nedenle dini kutsal gün, Çarşamba günüdür. Kutsal Nisan ayı boyunca düğünler yapılmaz.
Belendan (Belindê)
Bu ayin bazı bölgelerde 1 Aralıkta, bazı bölgelerde ise 25 Aralıkta kutlanır. Bu günde yezidiler ekmek yapıp yoksullara dağıtırlar. Etrafta yoksul kimse yok ise, veya herkes eşit durumda ise ekmek, sembolik olarak komşulara dağıtılır.
Yezidilerin büyük kısmı Belindênin „ölülerin kutlaması“ olduğuna inanırlar. Pişirdikleri ekmekleri mezarlığa da götürürler. Bazı kesin ise bu günün Şeyh Adi´nin yeryüzüne manifestasyonu olduğunu iddia ederler.
Cejna Jemaiyê (arap: Ayd al-Jamiya) Şeyh Adi Kutlamaları
Şeyh Adi onuruna 23 ile 30 Eylül ve 18 ile 21 Temmuz tarihlerinde kutsal tapınak Laleşte kutlamalar yapılır. Bayramın adından da anlaşılacağı gibi bu günde tüm Yezidi liderleri toplanırlar. Bu kutlamalar bütün yılın en önemli olayıdır ve her yezidi olanakları dahilinde ise hayatında en azından bir kere bu kutlamalara katılmalıdır.
Yezidilerin kutsal merkezleri ve Şeyh Adi´nin mezarı Musul ve Duhok arasında bulunan bir vadi üzerindedir. Bu vadi yaklaşık 36° dedir ve deniz seviyesinin yaklaşık olarak 930 m üzerindedir. Etrafında birçok tepeler vardır ve kutsal mezarın etrafına zamanla bir dizi taş ve balçık evler yapılmıştır.
Oruç
Yezidiler Aralık ayının ilk Cumasından sonra tanrı onuruna oruç tutarlar. Salı günü başlarlar ve gün doğumundan batımına kadar oruç tutarlar.
Bazı din adamları ve müridler ile koçekler yazın ve kışın 40 gün oruç tutarlar. Aralık ayında tutulan üç günlük oruç Yezidilikte mecburidir. Türkiye´deki yezidiler gibi bazı bölgelerde ise Aralık ayında üç değil dokuz gün oruç tutarlar. Salı gününden Perşembe gününe kadar üçer gün her biri bir melek için tutulur. Son üç gün Ezdayî, yaradan için tutulur.
Xıdır Ilyas Bayramı
Şubat ayının ilk Perşembesi Xıdır Ilyas bayramıdır. Bu bayram Ortadoğu´daki birçok toplum tarafından kutlanır. Bu günde oruç tutanlar da vardır.
Ekin-Ekmek Bayramı
Bu bayram 7 Ocak´ta başlar. Ekmek Yezidilerde kutsaldır.
Melkazan bayramı (Melekler toplantısı)
Yezidilerin yılbaşından önce kutlanır.
Newroz
Newroz bayramı, kürtlerde ve başka toplumlarda olduğu gibi Yezidiler için de özel bir öneme sahiptir. Newrozdan önceki ilk Çarşamba günü köylerde ve şehirlerde kutlamak geleneği Fars ve Iran kültürüne paraleldir.
Periodik olmayan bayramlar
Periodik olmayan bayram ve seremoniler şunlardır: Evlilik, ölüm, çocukların ilk saç kesimi, sünnet, ziyaretler, bir ahiret ve yaşam kardeşinin seçimi ve faqir statüsüne geçiş.
Saç kesimi seramonisi
Bir erkek çocuğu yedi, dokuz veya en geç onbirinci aylıkken saçının ilk kez kesilmesine izin verilir. (Kız çocuklarının saçları kesilmez) Çocuğun Şeyhi tarafından saçları iki tarafından üç bukle (Bısk) kesilir; iki bukle anne-babasına verilir ve bir bukleyi şeyh alır. Saç kesimi ile çocuk resmi olarak bu inancın bir üyesi olur. Yezidi inancına göre bir erkek çocuğunun saçının sadece şeyh tarafından kesilmesi Yezidi kimliği ile dini bir özdeşleşmedir.
6. Avrupa´daki yezidiler
Yezidiler de diğer kürtler gibi 40 yıldan fazla bir süredir Almanya´da misafir işçi ve ilticacı olarak yaşamaktadırlar. Türkiyedeki yaklaşık 30 000 yezididen bazı tahminlere göre yaklaşık 27 000´i bugün Almanya´da yaşar. Türk içişleri bakanlığının açıklamalarına göre Türkiye genelinde toplam 470 Yezidi yaşamaktadır. Yezidiler sayılarının azlığından dolayı Türkiye´de fiili anlamda toplum olarak yaşayabilme olanağına sahip teğiller. Bu 480 yezidinin büyük çoğunluğu 60 yaşın üzerindedir ve yeni nesilin büyük kısmı Avrupa´da yaşamaktadır.
Son yıllarda Suriye, Irak ve eski Sovyetler´den Almanya´ya göç eden yezidilerin sayısında artış görülmektedir. Almanya´da yaşayan yezidilerin sayısının 50 000 ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan yezidilerin ise 10 000 olduğu tahmin edilmektedir.
80´li yıllardan bu yana Yezidiler Kürt kurtuluş mücadelesine katılmışlar ve sayısız dernek ve birlikler kurmuşlardır. Bu dernekler de bağlı oldukları Kürt partilerinin politik görüşlerinden etkilenmişlerdir. Ancak sayıları az da olsa bazı Yezidi dernekleri tarafsız kalmışlardır ve Yezidilerin mefaatleri için çalışmaktadırlar. Bunlar çeşitli seminerler düzenleyip, kişilerin birokratik sorunları ile ilgilenirler ve farklı kutlamalar için bir araya gelirler.
Yezidiler de tıpkı Avrupa´daki diğer göçmenler gibi Avrupa´da yaşam şekli, değerler ve normların kendilerine yabancı olmasından sayısız sosyal, politik ve kültürel sorunla karşı karşıya kalmışlardır. Yezidiler kırsal bölgelerden ve sınırlı okul eğitimleri ile Avrupa´ya göç etmişlerdir ve burada da kendi inançlarını ve kültürlerini korumak için aile ve aşiretlere arkayik-feodal bakış ile yaşamaya devam etmektedirler. Aileler birbirleri ile oldukça sıkı ilişki içerisindedirler ve yabancıların toplumlarında yer edinebilmeleri olanaksızdır. Bu ve farklı nedenler, Yezidilerin uzun süre ve jenerasyonlar boyu diasporada yaşayacakları gerçeğini fark etmelerini geciktirmiştir. Bunun fark edilmesinden sonra entegrasyon yönünde ilk adımlar atılmaya başlanmıştır.
Eski jenerasyonda güç kaybı korkusu ve inançlarının değişmesi endişeleriyle özellikle genç kızlara yönelik zorla evlendirme veya başka inançtan olan biri ile ilişki kuranlara karşı şiddet eylemleri gözlemlenmektedir. Yezidilerde de inançtan öte, hala var olan arkayik anlayıştan kaynaklanan „namus“ cinayetleri ile karşılaşılmaktadır.
Ancak Yezidi toplumunun Avrupa´daki gelişimi incelendiğinde, arkayik-patriarkal değerlere tutunmanın yanı sıra yeni jenerasyonda yeni bir oryantasyon gözlenmektedir. Üçüncü ve dördüncü nesil yezidilerde eğitim oranı oldukça yükselmiş ve akademisyenlerin sayısı oldukça artmıştır. Yeni nesil biryandan kültürel varlıklarını korumaya çalışırken bir yandan da yaşamın diğer alanlarında yeniliklere açık olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Ancak bu durum aynı zamanda içerisinde birçok sorunu barındıran bir toplumsal ve nesilsen çatışmayı da beraberinde getirmektedir.
Avrupa´da doğan üçüncü ve dördüncü nesil Yezidiler yaşadıkları ülkelerin dillerini kendi ana dillerinden daha iyi bilmekteler. Bu ülkelerde arkadaşları vardır ve bilişsel ve duygusal anlamda en az „iki dünya“ arasında yaşamaktadırlar ve birçok pozitif kimlik sahibidirler.
6.1. Migrasyonda yeni oryantasyon
Kaybetme duygusu ve denge değişimi her yönden var olan kültür standartlarında uzun bir süreç alan bir değişimi beraberinde getirir. Diğer taraftan eski değerlerinden ve kurallarından ödün veren kişi, yeni „dini vatanında“ kendini iyi hissetmez. Ancak bu yeni vatan, yeni nesil için hayatta kalma şansı olabilir. Yenilenme, reformlar ve değişimler her zaman negatif veya problem gibi görülmemelidir. Artan kosmopolitika, migrasyon ve diğer kültürler ile tanışma bir kazanç olarak kabul edilebilir ve yenilenme sürecini kolaylaştırabilir.
Yeni bir oryantasyon ve dönüşüm gereklidir, ancak sadece Yezidi toplumu ile özellikle de elit kesimi ile açık bir müzakere ile mümkündür. Burada bir değişim düşüncesine yaklaşım ve bunun gerekliğinin kabulü hedefi ile yezidi toplumu bu görüşmelere dahil edilmelidir.
Bana göre böylesi bir yeni oryantasyon için kollektif kültür ve inancın işlenmesi esastır. Sadece tarihi travmalarin işlenmesi ile sağlıklı bir gelecek perspektifi mümkündür.
Bu toplumun değişimi başlamıştır. Asıl mesele yezidilerin bu değişimleri etkileme ve doğal bir şekilde yön verme gücüne sahip olabilmeleridir. Ancak bu şekilde yaşananların kabul edilmesi ile bir birliğin önü açılır, iç ve dış denge tekrar sağlanır, ve kollektif kimlik çağa uygun şekilde yeniden kazanılabilir. Tarihin ve eski kuralların yenilmesi, yeni gelecek perspektiflerinin açılmasıdır ve insanlara yeniden umut verebilir.
Dursun Ali Küçük: değerli düşüncelerini paylaştığınız ve kamuoyuna sunduğunu için teşekkürler ederim.
Prof. Dr. İlhan Kızılhan: Bana fırsat sunduğunuz için bende teşkkür ederim. Halkımıza selamlarımı sunarım.
Kaynak:
47.Empson, R.H.W.: The Cult of the Peacock Angel, S. 113
48.Kizilhan, Ilhan. Die Yeziden, 1997 ebd.
49.Erhard Franz (2004). Yeziden – Eine alte Religionsgemeinschaft zwischen Tradition und Mo¬derne, Deutsches Orient-Institut Hamburg, Mitteilungen Band 71 / 2004.
50.Kizilhan, Ilhan. Die Yeziden. Between Tradition and Globalism. Journal for Kurdish Studies. Kurdish Institut Paris, 2009, S. 54-56.
51.Kizilhan, Ilhan. Die Yeziden. Between Tradition and Globalism. Journal for Kurdish Studies. Kurdish Institut Paris, 2009, S. 54-56.
52.Assmann, A. ›Kollektives Gedächtnis‹. In: Pethes, Nicolas und Jens Ruchatz (Hg.). Gedächtnis und Erinnerung: ein interdisziplinäres Lexikon. 2001, Rowohlt Verlag, S. 308-310.


