Güney Batı Kurdistan

sadSalih Aras/ ABD, AB ve bölge  devletlerinin dikkatlerini Suriye’deki gelişmelere  ve özellikle son günlerde Güney Batı Kurdistan üzerine yoğunlaştırdıkları bir dönemde Kuzey’li Kürtlerin (daha çok güç ve olanak sahibi olanlar) sessizliğe bürünmeleri, duyarsız kalmaları kabul edilemez. Bu tutum onların Kurdistan Dava’sında  tutarlı olmadıklarını,  sömürgeci devletlerin icazeti ve kanunları dışına çıkmak

istemediklerininde kanıtıdır. Geçmiş inkar düzeyinde eleştirildi, Koçgiri’den Mahabat’a Kurdistan ulusal hareketleri  beğenilmedi, ‘feodal,aşiret, şehx, seyit’  denilerek küçümsendi.  ‘İlişki ve ittifaklar yapamadıkları, içerde birlik ve beraberliği sağlayamadılar’ denildi.

  Koçgiri’den Mahabat’a yaşadan Kurdistan Tarih’i görkemlidir. Abartmıyorum Dünya karşılarındaydı, (Emperyalizim, sosyalizim ve İslam dünyası) başarıya gitmeleri mümkün değildi! Ama herkese kafa tuttular, yenilmez bir irade yarattılar. Peki yaşananları nasıl izah edelim?  Dünya’ın ilgi odağı haline gelen G. B. Kurdistan’da geleceğimiz üzerine hesaplar yapılıyor. Biz nasıl duyarsız kalabiliriz?

Zaman ayarı, milad’ı bozulmuş! Zaman ve güç boş ve hiç bir şey kazandırmayacak  şeylere harcanıyor. Takılmışlar bir gereksizin kıç kaşıntısına, burun akıntısına, yok odasını 17 Cm küçülmesine.  G. B Kurdistan’ın hakları var bütün parçalar üzerinde, bügün yardım ve dayanışmaya ihtiyaçları var. Kimsenin susmaya ve görmemezlikten gelmeye hakkı yok.  Kurdistan  dört parçadır, her parçanın farklı  sorunları var, sorunların önemlilik derecesine göre yoğunlaşmak  kazandırır. Suriye’deki gelişmelerden Kürtlerin başarılı çıkması, Bağımsın Kurdistan yolunda önemli bir aşama olur. Bu neden görülmek istenmiyor? Evet çok mümkün, Dünya koşullarıda buna müsait, sadece Kürtlerin,  G. B Kurdistan’daki mücadeleye destek vermeleri  ve uluslar arası düzeyde güçlü bir kamuoyu yaratmaları gerekmektedir. Neden G. Kürdistan’la birleşme yolları aranmasın? Bu Bağımsız Birleşik Kurdistan’a giden yol olur. Güç ve zaman,  kazandıracak olgular için harcanmalı.

Zamanı ve gücü İmralı’dan çıkacak sözlere bırakırsanız kazancınız ne olacak? On iki yıldır ne kazandınız? Devletlerin, Firmaların ve İnsanların zamanı nasıl değerlendirdiğinden haberiniz var mı? Ayların günlerin değil saat ve dakikaların hesabı yapılıyor. Siz günlerce haftalarca Ada’ya gidecek tekneyi bekliyorsunuz! Ama kimse yerinde beklemiyor, mesafe üzerine mesafeler katediyorlar. Takılmışsınız bir ezbere, beş para etmiyor.  Hadi bir an sizin gibi düşünelim, ‘irade’ olsun. Ama dostunuzun evinde değil,  Düşmanınız tutuklamış (bilmem düşman olarak görüyormusunuz?) o bir ‘tutsak’  gücünüz varsa gidin alın! Ama Siz’e güvenip gelirmi? bilemem. Hiç olmazsa bir B planınız olsun, ölürse ne yapacaksınız? Bütün Kürleri O’nunla mezaramı koyacaksınız?

İmralı ile gerçekten uğraşmak istemiyorum, ama geleceğimize engel olmuş. Kuzey Kürleri bu engelden dolayı G. Batı’yı görmüyor. Biz onların evlerinde kaldık ekmeklerini yedik, herşeylerini bizimle paylaştılar, orada Şehy, Said’in,  Seyit Rıza’nın, Hayri’nin ve Mazlum’un her evde resmi var. Her ev Kuzey için şehit verdi, yuvaları dağıldı, bu gün silahlı güçler içinde bile ( nufus olarak Kuzey’le kıyaslandığında  onda biri kadardır) sayıları belki Kuzey’lilerden fazladır. Bu kadar duyarlı davranan G. B. Kürtlerine karşı, İmralı’ya haksızlık olur diye sessiz kalmak ihanettir.

Dünya görüyor ama Mardin’den Qamışlo görülmüyor! Utanılası bir durum. Neden soydaşlarımıza taraf olamıyoruz? Ayıp mı olur? birilerine! Filistin,Arap-İsrail sorununda taraf  olan milyonlarca Kürt var, Diyarbakır’da on binlerce Kürt Filistin için yürüdü, Gazze’e yardım için hayatını kaybedenler oldu. Sizi başkalarının sorunu neden bu kadar ilgilendiriyor? Kardeşinize önce sahip çıkın!  Hadi G. B Kürtleri içinde yürüğün!  Herşey İslam’a kölelik için olmasın, birazda Kurdistan için. Toprak Din’lerden daha kutsaldır.

Suriye’deki gelişmeler Kurdistan’ın geneli,  geleceği açısından  çok önemli  olanak ve ortamlar hazırlamaktadır. Sürece sağlıklı bir müdahale yapılmazsa, 1990’ların başındadaki, G. Kürdistan’daki  sömürgeci  devletlerin isteği üzerine iç çatışmalar bile yaşanabilir! Çok ciddi benzerlikler söz konusu. Provakasyona açık hareketler,  provaka edecek güç’ler hazırdır.  Eğer ulusal duyarlılık ve sorumluluk ön plana çıkarılırsa, Kürtlük adına, egemen ulusların çıkarları yine ön plana çıkarılmazsa, ezen ulus katmalarıyla ‘birlik-beraberlik’ adı altında sinsice kendi gerçekliğimiz inkar edilmezse, uygun ve uluslar arası ilişkilerde etkili çalışmalar sürdürülürse Güney Kurdistan’la birleşme durumu bile oldukça olanaklıdır.

Kürtlerin Suriye’deki diğer sosyal –toplumsal kesimlerden durumu farlıkdır.  Bir toprak sorunu var, diğer kesimlerin bu sorunu yok. Bu farklılık farklı bir örgütlenmeyi zorunlu kılıyor.       Diğer parçlardaki Kürtlerde ‘arka bahçe’ sevdasından vaz geçmeli, Güney Batı Kürtlerinin kendi özgül koşullarına göre en geniş birlik temelinde ulusal örgütlerini yaratmalarına en güçlü şekilde destek verilmeli. Güney Batı Kürtleri bütün parçalardaki ulusal hareketlere can ve kan verdi. Eğer K. Kurdistan’ı düşünürsek  30 yıla yaklaşan silahlı mücadelede Qamışlo’nun  verdiği kayıplar Van, Hakkari, Dersim ve Bingöld’en az değildir. Kuzey’de Kuzeyliler gibi savaştılar bedeller ödediler.

Şimdi herkesin G. B. Kurdıstan’a destek sunması bir görevdir. Ancak ‘Önderliği’ ele geçirme biçiminde değil! G. B Kürleri diğer üç parçadada her ulusal harekete katılarak  çok büyük fedekarlıklar yaptılar. Mevcut örgütlerini geliştirebilirler ve bu parçada ulusal bir birliği rahatlıkla yaratabilirler. 1980 öncesi Bağımsız Kurdistan’ı savunan tüm örgüt ve Partiler, parçaların kendi özgül koşullarında ayrı örgütlenmelerini kabul ediyorlardı.  Ancak 12 Eylül sonrası sonrası (hepsi olmazsada) bu ilke unutuldu!  Yönetici kesimler kendi kişisel güvenlikleri ve korkularından dolayı Suriye yönetimine teslim oldular. Bu G. B. Kurdistan’ında inkarı oldu.  Uyduruk gerekçeler savunuldu işte,  ‘Suriye yönetimi ilericidir, anti-emperyalisttir’ denilerek, adeta Türk Solu’nun  K. Kurdistan’a yönelik politikası tekrarlandı. Gelinen nokda da, Türk Solu’nun K. Kurdistan’a yönelik  bu günkü durumu neyse, onlarda G. B Kurdistan’a karşı aynı pozisyondalar.  Ama Türk Solu bunu Kemalist Cumhuriyet için yapıyordu, ya onlar? Birde Türk Solu’nun örgütsel bir faaliyeti yok. Onların daha var, ve halan Şam’dan yana ısrar ediyorlar. Bu hastalıklarını bütün parçalarda  yaymak istiyorlar. Teorileride  hazır; ‘ulus-devlet dönemi geçmiştir, İngiliz oyunudur’  diyerek, her parçadaki Kürdün kabesini egemen ulusun başkentine çevirmesine, Sömürgecilerin zoraki asimilasyonunu, gönüllü bir asimilasyona çevirmeye çabası içindeler, bu sömürgecilerin asimilasyon politikasına hizmettir.

G. B.  Kurdistan ulusal hakları ve geleceği için direniyor.  Şehitler veriyor, sessiz kalma ihanettir!  Orada geleceğimizin en güçlü temelleri atılıyor. Kazanmasını bilelim, sonuç isyan olmasın!  Kurdistan şehidi  Mişel Temo’yu saygıyla anıyorum.

12.10.11 Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yorum ekle