Kim Öldü
Salih Aras/ Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong İl geçen Cumartesi bir tren yolculuğu esnasında fenalaşarak aniden öldüğü duyuruldu. Her ölüm için erken denilsede, 69 yaşı kabul edilir bir yaştır. Hele ülkemizde binlerce çocuğun ve gencin bilerek (işkencelerde)öldürüldüğü düşünülürse, kendi eceliyle 69 yaşındaki bir insanın ölümü oldukça doğal bir olaydır. Ölüm bütün canlılar içindir, denilebilirki ölüm (biraz uzatılabilinir olsada) ayrıcalığın olmadığı bir gerçekliktir. Ölümü kabul etmeme cehalettir. Tabi, başkalarının fiziki müdahalesiyle gerçekleştirilen ölümler kabul edilmez ve sonuna kadar da karşı çıkılır. Hele genç ve çocukların ölümü neden olma, yada bir canlının yaşama hakkına mudahale etme suçtur. Ancak doğası gereği ölümler için yapılacak bir şey yok, sadece kabul edilmesi gerekiyor. Bu Doğa’nın, Din’lere görede Tanrı’nın kanunudur. Karşı çıkılmaz!!!Ancak K. Koreliler Liderlerinin ölümünü kabul etmiyorlar, çok ilginçtir bu tavırları ne idealisttir, ne de metaryalist. Görünen insan manzaraları (kılık kıyafetlerini bir tarafa bırakırsak) hangi geçmiş çağlara ait olduğunu tespit etmek için bayağı araştırmalar yapmak gerekiyor. İnsanlar yarışırcasına ağlıyor ve kendilerini parçalıyorlar. Toplumun her kesimi tarifi zor bir yasa bürünmüş. Bu mecburiyet ve korkudan mı kaynaklanıyor, yoksa çok güçlü bir sevgi bağımı? Doğrusu Devlet olmuş olsalar bile durumları bizden çok kötü!!! Hepsi korkudan ve mecburitetten ağlıyor. Görünen manzaralarda ağlamalar doğal değil, sanatsal biçimde yapılıyor. Yani herkes en çok ağlayan benim yarışında!!! Toplum nasıl nasıl bir hale getirilmiş?, kişilik kalmamış, yaşını başını almış bay ve bayanlar kafalarını yerlere vuruyorlar. Orada toplumu sindirmenin dozunun ne ayarda olduğunu görmek,
bu insan manzaralarında net bir şekilde görülüyor. Orası tam bir cezaevi, belkide insanlar sadece yapayalnız oldukları yerlerde özgürler ve orada kendilerini anlıkda olsa ifade edebilirler. Kimsenin orda dostu yok, aile eş, sevgili, arkadaşlık kavramları ise anlamsızlaşmış. Anlaşılan evlerde aile içinde bile ağlama yarışları devam ediyor! Herşey Kim ve Kim’ler içindir. Kim Jong İl babasının (Kim İl Sung) ölümüyle ‘tahda’ geçmişti ve yerinede oğlu gececek. Ülkede tek siyasal Parti olan ve hiç muhalefeti olmayan Kuzey Kore Kominist Emek Partisi’nin yarım asırdan fazla bir süredir yaratmış olduğu toplum sadece gözyaşlarıyla kendini ifade edebiliyor.
Mümkünü olsa milyonlarca K. Kore’li yarışırcasına ömürlerini Kim’lerine verecekler. Vermelerine gerek kalmadan zaten alırlar! Halklar Bilimsel Sosyalizm’den hareketle ne durumlara getirildi? Eşitlik, özgürlük ve emek denildi ama milyonlar bir aileye ve kişi’ye feda ediliyor. Varmı Sosyalizmin Teorisinde bunun yeri? Herkes despotluğuna kılıf uydurdu! Bu kılıf bazen cağdaş düşünceler olurken bazende (bölgemizde olduğu gibi) din olabiliyor. Kim ailesi bir krallık kurmuş, taht babadan oğula geçiyor. Ama resmi yönetimin ismi krallık değil, Sosyalizimdir! Herkesin korkudan ağladığı bu ülkede hiç bir insanlık değerinden bahsetmek mümkün değil.
Orda ikili konuşmalarda yok. Bir düşünün A. Öcalan’ın en güçlü şekilde denetin sağladığı Bekaa’da bile iki insan arasında (birbirine güvenen) gizli-saklı illişkiler olabiliyordu! Gerçi Öcalan bu durumdan rahatsız oluyordu, ancak bu tür ilişkilerin önüne geçecek aşamayada gelememişti, ve hiç bir zamanda gelemeyecekti. Buda belki bizimle K. Korelilerin farkı yada Öcalan ve Kim Jong İl’in farkıdır. Ama yinede çok benzerlikler var. En önemlisi her şey lider ve ailesi içindir, toprak, halk, eşitlik, özgürlük ve emek kavramları sonra gelir, yada hiç gerek yok!
1990 yıllardan (hatta 1986’dan beri) Kurdistan Ulusal Kurtuluş potansiyeli bir bütün olarak A. Öcalan’ın şahsı için kullanılmıştır. Son haftalara bakın KCK adı altında operasyonlar gittikçe yoğunlaşıyor, Avukat ve gazetecilerde sıraya konuldu, sıra milletvekillerine gelecek, bunlar hiç önemsenmezken, her tarafda (ülke içi ve dışında) Öcalan’nın özgürlüğü için her türlü etkinlik yapılıyor. Bu etkinlikler insanları deşifre ediyor, ve binlerin tutuklanmasına neden ve gerekçe oluyor. Sormak gerekiyor, bu bilerek mi yapılıyor? O bir ‘tutuk’lu! 12 Eylül 1980’den beri hangi siyasi tutuklu bir veye bir çok etkinlik sonucu serbest bıraklıldı da, şimdi Öcalan için deneniyor. Dönüp bir geriye bakın İmralı süreci boyunca, Öcalan’ın özgürlüğü için ne verdiniz ve karşılığında ne aldınız? Yapın hesabını, sonuç onbinler feda edilmiş. Bu onbinler ise sadece kaybın çeyreği bile değildir. Eğer bu güç doğru (içerde ve dışarda) kullanılsaydı, kazanım ve kayıplar eşit olmuş olsaydı bile kabul edilebilinirdi. Sadece telafisi on yılları alacak kayıplar vardır. Ne için bir ‘Lider’ için, ama O’da ölecek!!! Çaresi yok, ömrünüzden ömür veremezsiniz!
Peki, İmralı’daki ölürse ne olacak? O’da aşağı yukarı Kim Jong İl yaşında! Ölümü kabul edilir bir yaştadır. Ama bunu nasıl anlatmak gerekiyor, BDP, DTK, KCK ve Kandil’e? Acaba kabul ederlermi, yoksa onlarda ağlama kirizlerine mi girerler? Acaba hangisi daha çok kendini parçalar? Ahmet mi, Aysel mi, Murat mı, Hasip mi vs. vs??? Yoksa zil takıp oynarlar mı? Neyse Kuzey korelilerden daha şanslıyız birincisi; Abdullah tahtı babasından miras almadı, ikincisi; yerine geçecek bir oğlu yok! Memet ve Osman’ada kimse bu şansı vermez. Tahminim zil takıp oynayacaklar.
Kendilerini sonsuza dek ilan eden liderler sadece ağlatır! Gülmek, düşünmek ve açıkçası hertürlü farklılık suçtur. Bölgemizde bunun örnekleri çok, onlara karşı olduklarını söyleyenlerde iktidara geldiklerinde aynı onlar gibi oluyorlar. Lider geldiği gibi, yeri ve zamanı geldiğinde gitmesinide bilmeli. Bunu yapamayan despotlaşır ve ebediyeten Liderliğini ilan eder. Ölümü kabullenmezler ama çarede bulamazlar ve istemeyerek biricik iktidarlarını oğullarına bırakırlar. Onlarda linç edilene kadar iktidara yapışırlar. Toplumada sadece acı ve gözyaşı düşer. Lidersiz toplumlara doğru, günümüzün en doğru toplumsal çözümü...
21.12.11 Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir "> Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir



Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için