Katliam
Salih Aras/ Yetkililer açıkladı, ‘bir operasyon kazası’, bu nasıl kaza 35 gencecik Kürt öldürülüyor? Hükümet ilk gün açıklamayı kendi Kürdüne yaptırıyor. (Belki daha inandırıcı olma hesaplarıyla.) Hükümetin Kürdü, bu ‘kaza’nın törere karşı opersayonları etkilemeyeceğini’de altını çizerek belirtiyor. Muhalefet partiside aynı taktiği izliyor ve bir Kürtle açıklama yapmayı uygun görüyor. Suçlu; ‘insansız savaş uçaklarının istihbarat bilgileri’ oluyor. Bu gün ise Devlet üst düzeyi yetkilileri nihayet ‘üzüntü’lerini belirtme zahmetine girdiler. Kimse suçlu değil, suçlu ‘savaş araçları’dır.
Geçmişte bu tür olaylarda hazır bir reçete vardı: ‘Ergenekon’ artık inanırlığını kaybetti. Ergenekon, Devlet güçleri içinde oluşmuş illegal bir yapılanma değil, Devlet’in ta kendisidir. AKP, tarih sahnesine çıkışından beri kirli olan Türk egemenlik sistemini kurtarmak ve suç’u hayeli olarak yaratılan (bazı devlet görevlilerininde içinde olduğu) bir illegal yapılanmaya mal ederek sistemin en iyi savunuculuğunu yapmaktadır. Değişen bir şey yok, Kürtler yine kanunsuz-kuralsız ve sıradan gerekçelerle tutuklanıyor ve katlediliyor.
Birbütün olarak İran ve Irak’ın resmi sınırları üzerinde günlük olarak nasıl bir kaçakçılığın yapıldığını Türk Devlet yetkilileri ve oradaki askerleri çok iyi bilmektedirler. Günlük olarak kimlerin gidip-geleceği ve ne getirip-götüreceği konusunda (uyuşturucu dahil) yeterli, bilgilere sahipler. Kaçakçılık bir yaşam biçimidir, oralarda. Ekmek parası böyle kazanılır. Bir sefere mahsuz olmuş olsa belki gizli yapılmak istenir, ama 365 gün de gizli yapılamazki! Ve askerler bu durumdan oldukça memnunlar, kaçağın değerine göre paylarını ceplerine indirirler. Bu kadar kalabalık bir kaçakçı grubunun gizli ve askerlerden habersiz hareket etmeleri mümkün değil. Haberleri vardı belki paylarınıda peşin almışlardı. Hükümetin başı, Cumhurun başı ve F. Gülen’in vaazlarıyla sonsuz yetkililerle donatılan yeni dönemin Muğlalı ve Sabihaları bu katliamı yaptı. Sahipleri onun için ısrarla onları koruyorlar, ‘kaza’ diyorlar.
Eğer bir ‘kaza’ ise, Mavi Marmara’da bir kazadır. Neden o kadar kıyamet kopardınız ve olayı Birleşmiş Milletler Toplantılarına kadar taşıdınız ve ölenler için tazminat isteğinde ısrarla bulundunuz? İsrail diyebilir(ve ya demiş) ‘Biz yanlış istihbarat aldık, Gazzeye götürülen yardımın insanı yardım olmadığı, askeri yardım olduğu konusunda duyum aldık’. Sizin gibide ‘üzgün’ olduklarını belirtiler. Neden kabul etmediniz? Katlettiğiniz çocukların ve gençlerin ailelerine neden bir tazminat verilmesi konusuna hiç değinmediniz? Ama sorun kendi insanlarınız olunca aklınıza gelebiliyor! Üzülmek yetmiyor, telafisi gerekiyor. Üzüntünün samimiyeti ancak böyle ölçülür.
Ayrıca insansız savaç uçakları nasıl bilgi veriyor, bu bilgileri yine başka bir savaş aracımı değerlendiriyor, talimatları savaş araçlarımı veriyor ve yine savaş araçlarıylamı (pilotsuz) katliam yapılıyor? Tüm bunların açıklanması gerekiyor. Yani hiç bir insan faktörü yokmuş gibi açıklamalar yapılıyor, bunlar gülünç şeyler, gidin evinizde çoçuklarınıza eşlerinize anlatın, belki size inanırlar. Sizin talimatlarınızla çalışan ve söz konusu Kürtler olunca sonsuz yetkilerle donattığınız, M. Muğlalı, Yeşil ve Sabihalarınızı açıklamak zorundasınız! Geçmişle hesaplaşmak ve bazı isimleri değiştirmekten ibaret değildir, hele başka isimle aynılarını yeniden çıkarma, eskinin sadece ısrarlı bir şekilde korunmasıdır. Yani eskiyle bir sorun yok, sadece günün koşullarına uydurulmak isteniyor.
Bu nasıl ‘Özür’ ki, uygulaması yeniden katliam oluyor!!! Buna Türk usulu ‘özür’ demek en doğru tanım olur. Yani bir ‘özür’ dileniyor ama, arkasından yine katliam geliyor. Evet Türkün sözüne güvenilmez. Kürt büyükleri darağaçlarında bunu haykırdı. Daha Maraş, Sivas ve Diyarbakır katliamları unutulmadan katliamlar dizisi devam ediyor. Yaşanan her gün Kurdistan halkı için zaten parça-parça katliamdır.
Artık ‘Açılım’ların, ‘Özür’lerin aldatma olduğu konusunda hiç bir şüphe yok. Bir KCK yaratıldı, bununla bütün kürtler yok edilmek isteniyor. Bu Politika devam edecek, mevcut durumda herhangi bir siyasi statüyü tartışmanın zaman ve güç kaybından başka bir işlevi olmayacağı açık! Birini tutuklamışlar istedikleri gibi öttürüyorlar, istedikleri gibi de susturuyorlar, bunuda onlara bırakmak gerekiyor.
K. Kurdistan’da Kürdistan Halkı oldukça savunmasızdır, en örgütlü kesim olduğuna inananlar bile Devlet’in en çok kontrolünde olan kesimdir. Bu durumda bir gelişme ve kazanımdan bahsetmek insanın kendine ihanetinden başka bir şey değil. Devlet’le hesaplaşmak için, en az yüzde doksanbeş Devlet kontrolü dışında olmak gerekiyor.
Devlet, Kendi Kürdü ve ölü Kürt hariç, (eğer başarırsa en son sıra kendi kürdüne de gelecek)kalanınını katliamlarla bitirmek istiyor! Halı hazırda örgütlü gibi görünen ve Kürtler adına hareket eden kesimler ise, Devlet’in hizmetinde olduklarının ne kadar farkındalar bir türlü anlaşılmıyor. Artık Bu Devlet’in kontrolünde olan Zat’tan vazgeçin. Unutmayın Meclis’de yapılacak bir şey kalmadı, dahası tutuklanma sıranız gelmek üzeredir. Türk ırkçıları gibi birlik ve bütünlükten bahsetmenizin ve peşinede ‘irademiz İmralı’ demekle politıka olmuyor. Bu defalarca ıspatlanmış bir hiçleşmedir.
KCK deniliyor, şehirlerde Kürt aydın kesimi tutuklanıyor, terör deniliyor kırsal kesimlerde siviller katlediliyor. Bu nasıl bir yapılanmaki, düşman istediği biçimde kullanıyor?
Artık yeni yıla nasıl gireceğimiz çok açık! Yeni katliamlar ve tutuklamalar devam edecek, iyi niyete dayalı temennilerin bir anlam ifade edmediği ortada. Uludere katliamıında yakınlarını kaybedenlere sabırlar diliyorum. Bu Katliam Devlet yetkililerinin intikam yeminlerinden güç aldı. Oradaki katiller sonsuz yetkilerini kullanıyorlar...
30.12.11 Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir "> Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


