BİR DEVLET VAR ‘İYİ’... !
Salih Aras/ Defalarca ‘müzakere’ denildi de ne oldu? Güncel bir müzakere daha var; Filistinli ve İsrail’li Devlet temsilcileri arasında. Yer Ürdün, (yani direkt görüşen her iki muhatabın ülkeleri dışında) katılımcılar; ABD, AB, Rusya ve Birleşmiş Milletler. Sonuçlar ne olur, bir anlaşmaya varırlarm mı? Bilemem, ancak müzakereler böyle yapılır! İmralı’daki zat’da ‘Devlet’le ‘müzakere’ yaptığını söylüyordu! Bu ‘devlet’ ne, kim? Karşısında kim ve kimler vardı? Ne konuştular, ne tartıştılar? Kimse bilmiyor! Sonra can simidi, Cemil Bayık, ‘Önderimizi kandırıyorlar’ diyor. AKP ise, ‘Herkes kullandı şimdi biz kullanacağız’ demişlerdi. Şimdilik susturulması uygun görülmüş... Yine Kıbrıs Sorun’u üzerine Ocak ayı sonlarında ABD’lerinde görüşmeler yapılacak. Dikkat edin böyle sorunlar, sadece muhatablarla bile olmuyor. Ev sahipliği yapanlar ve dışardan katılanlar oluyor. Ama bize gelince, görüşmeler kişi’yle sınırlı tutuluyor, karşıdakine de belirsiz bir şekilde ‘Devlet’ deniliyor, bir’i bir’iyle görüşüyor, ne konuştukları bile belli değil, duruma göre (artık o gün kendisine nasıl bir yemek verilmişse bunu dışarıya ‘müzakereler iyi geçiyor’ diye yansıtıyor) değerlendirmeler yapılıyor ‘görüşmelerin müzakere aşamasına geldiği’ söyleniyordu! Tutuklu bir kimseyle, ulusal ve toplumsal sorunlarda görüşme yada ‘müzakere’ diye bir şey olmaz ve yapılamaz. Kürdistan Halkıyla alay ediliyor. En çok da körü-körüne duygusal olarak bağlı olanlar düşünsün, yarın geç olacak, durum anlaşılıncada en çok yıkılan kesim kendileri olacak.
Devlet’le görüştüğünü söylüyordu, AKP Devlet’in tüm kurumlarını ele geçirince ‘Müzakere aşamasına gelmiş’ görüşmeler suya düştü! Ama sonrada ortaya çıktıki , görüşme-müzakereleri (son iki üç yılda)yürüten MİT müsteşarı Hakan Fidan’dır. Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın özel temsilcisi olarak bu faaliyetlerini yürütüyor. Burada bir benzerlik çıkıyor. Erdoğan ve Öcalan’ın yaklaşımları aynı. Öcalan diyor; ‘Devlet’le görüşüyorum’, Erdoğan diyor; ‘Devlet görüşüyor’ Aynı Devlet, Qandil ve Osman’ıda ihmal etmiyor, ‘İslamcı’ kimliklerini kullanarak, Kürt İslamcı çevreleride, Ulusalcı hareketlere karşı kullanmaya çalışıyorlar.
Bu güçlerle çözüm olmaz, Ne AKP ve temsil ettiği Devlet, ne de İmralı ve Qandil! Bir Kan Davası var! Sorun’un çözümünde en büyük engeldir, çok korkanlar var!!! AKP ve bir bütün olarak T. C Devleti, Öcalan ve Ekip’ini çok iyi tanıyorlar, hassasiyetlerinide biliyorlar! Aynı durum tersinden de geçerli. Evet Kürdistan Halkı ile A. Öcalan ve Ekip’i arasında Kan Davası var. Bu Kan Davası bir aileyle yada bir bölge ve şehirle sınırlı değil! Koçgiri’den Mahabad’a, Ardahandan Qamışlo’ya kadar tüm Kurdıstan Halkını kapsıyor.
Bunun içindirki, müzakerelerde yoğunlaştıkları bir dönemde, ‘Öz Savunma Birlikleri’ müzakerenin önemli bir parçası oldu. ‘Öz Savunma’nın kime karşı ve için istendiğide, Öcalan’ın kendisi açıkladı, M. Karayılan’dan bahsederek en az, ‘yüz kişilik bir silahlı koruma gerekiyor’ demişti. Murat’ı koruma kime karşı? Tabiki Türklere değil, Kürtlere karşı korunmasından bahsediyor. Bunun ne anlama geldiğini Devlet çok iyi biliyor, özbe öz adamlarının hassasiyetidir! Peki bu Halk için yıllardır dağda olduğunu söleyenlere, neden bu Halka karşı Düşmanlarından (sözde) koruma isteniyor? Çünkü Kurdistan Halkı’yla Kan Davaları var. 40 yıl daha geçse kapanmayacak! Çözüm adına Devlet’en istenen kendilerinin can güvenliğidir. Ya da isteyen izahını yapsın, kendi Halkına karşı, düşmanından can güvenliği isteme ne anlama geliyor? Bu durumda olan birilerinden beklenecek tek şey düşmanlıktır. Onlara inananlara diyorum, Önderiniz ve adamları dedikleriniz, Devletin üzerinizdeki görevlileridirler. Onun içinde hiç bir zaman yapamayacakları çözüm’ü Devletten bekliyorlar. Çözüm peşinde koşanlara bakın farkı görürsünüz.
Bunun karşılığına gelince, yine ‘müzakere’nin bir gereği olarak, ‘ 17.000 faali meçhulu unutabiliriz’ oldu. Bir de 17’yi açalım. Herkes çok iyi hatırlıyor, odası 17 cm küçüldüğü için büyük sorun olmuştu. Onbinlerce Kürdü sokaklara döktüler ve her zamanki gibi Devlet’ede yem yaptılar.
Bu 17’lerle bir hesap yapmak istiyorum: 17.000 faali ‘meçhul’ü, 17cm’ye bölersek, 1000 çıkar. Yani 1000 tane faali ‘meçhul’ olmuş, Kürd eşittir, 1cm. 1000 can’dır, 1cm ise, odasının daralma ölçüsüdür, hesabı biraz daha netleştireyim, 1000 Kürdün canı kanı önemli değil ama A. Öcalan’ın odasının 1cm küçültülmesi önemlidir. Biraz daha açarsak, 1, bölünmez bir sayıdır. Ancak mm’ye çevirerek bölelim. 1000 faili ‘meçhul’ü, 10 mm’ye bölersek, 100 çıkar. 100 faili ‘meçhul’ eşittir 1mm. 1 mm’nin ölçüsünü bir nokta kadardır. Sonuç olarak odasının bir nokta kadar küçültülmesi sorunken, en vahşi yöntemlerle kadledilen 100 Kürdün sorunu ise önemsiz oluyor!!! Öcalan Devlet’en ev istiyor. Bahçesiyle, havuzuyla geniş bir alan ve her noktası için feda edilecek 100 Kürt.! Acaba o ev için müzakerelerde kaç milyon Kürdün canı-kanı pazarlık konusu oldu?
Bir’i var iyi, bir’i veya birileri var kötü! T. C’i Devletinden bahsetmek istiyorum. ‘İyi’lerinin ve ‘kötü’lerinin üzerine hesaplar yapılarak, KUKM’nin sözde politikası belirlenmek isteniyor. Neden Devlet bir bütün olarak görülmek istenmiyor? Bu Devlet kuruluşundan beri, (evrensel ve dinsel kavramlara uygun olmazsada) laik, sağ-muhafazakar, liberal, milliyetçi, sol-demokrat, İslamist vs.vs. tüm yönetimlerin iktidara geldiği süreçleri yaşadı. Hangi birisinin Kurdistan Sorununa yaklaşımı diğerlerinden farklı oldu? TKP’de iktidara gelmiş olsaydı, diğerlerinden farklı olmayacaktı. Tarih boyunca Türk egemenleri, gücü yettiği sürece başkalarının varlık haklarını kabul etmemiştir.
Belirsizlik, meşrulaştırılmak isteniyor, Murat Karayılan son açıklamasında ‘AKP Devleti’ diyor. Adam gibi neden konuşulmuyorda, acayip kavramlar ortaya atılarak, kafalar karıştırılıyor? Cemil. Bayık, 2012’de AKP’yi nasıl bitireceklerinden dem vuruyor. Diyelim vurdunuz bitirdiniz, ne çözülecek, yerine kim gelecek, gelecekler ‘iyi’mi, ‘AKP Faşiz mi’ deniliyor! Öncesi neydi? AKP Faşizmi’ var olan ‘demokrasiyi rafa mı kaldırdı? Geçmiş yıllarda A. Öcalan’da sanki siyasal literatüre kavram katkısı yapıyorcasına, ‘Konya-Kayseri hattı, İslamo Faşizmo’ gibi terimler kullanarak saçmalıyordu. Türk Faşizmi, neredeyse yüz yıl önce Ankara’da başladı, Konya- Kayseri hattı bir yana, kendi resmi sınırlarını bile çoktan aştı. Tabi size göre Ankara hep ‘demoktatik’ olunca, ‘Konya-Kayseri hattı’da ‘İslamo-Faşizmo’ oluyor. Konya’da, Kayseri’de, Ankara’da bir bütündür.
Devlet’e bakışda ve Devlet içerisinde iyi kötü arama Devlet’e sadece bağlılıktır. Bunun başka izahı olamaz! İyi ve kötü kavramları ‘derin’den var ama 1990 yılarla birlikte ayen-beyan ortaya çıktı, Önce Özal’a karşı çarşaf-çarşaf yazılar yazıldı, sonra ‘iyi’denildi. Şaibeli ölümü ardından ‘O çözecekti ama istemediler, ortadan kaldırdılar, ‘Eşref Bitlis iyiydi, çözmek istiyordu, havaya uçurdular’ Sonra dönem-dönem Ecevit ve Erbakan’da ‘iyi’ler listesine girdiler.
Özal iyiydi, çözmek istiyordu, peki kötü kimdi de engelledi? (Bu dönem AKP yoktur) Derin Devlet, yada AKP gibi ‘Ergenekon’ mu diyeceksiniz? Diyelimli öyle olsun, Öcalan İmralıya geldikten sonra kendisini ilk Ordu mensupları yargıladı. (Yani Ergenekoncular) Bunların hemen hepsi şimdi Ergenekon davasında yargılanıyor. Onlar iyimiydi kötümüydü, onlar iyidilerse ve çözmek istiyordularsa hangi ‘kötü’ler engelledi? Yada daha öncelere gidersek, 1970’li yılların başında Devlet’in hangi ‘iyi’leriyle yola çıktın ki, halen onları arayorsunuz?
PKK programında, ‘mücadeleye geliştireceğiz Bağımsızlık koşulları ortaya çıktığında, çözümü ‘iyi’ Devlet’e bırakacağız’ diye bir ilke yoktur. Anlaşılan vardı, ama gizliydi, pratik bunu doğruluyor.
Kurdistan’ın her parçasında neredeyse günlük olarak parça-parça katliamlar yapılıyor. İki yüzyıla yaklaşan bir mücadele var. Doğru bir yol’a girilmezse, süreç tekrar uzayacak. Devlet’in iyisi kötüsü yok, neyse o’dur, ve bütün kurumlarıyla bir bütündür. Bir bölümüne karşı, çıkıp diğer bölümünü koruma, sadece Devlet’e sadekatle bağlılıktır. İşte bunun için ‘hizmete hazırım’ dedi. Daha ne bekleniyor...
05.01.12
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


