Gayri Resmi tarih gibi 31
Selim Çürükkaya / Üç gün ancak kalabildim Varto da, geri döndüm.
Ama tekrar gidecektim, Mehmet Karasungur’ u buldum
Durumu ve ortamı kendisine anlattım, bizim gelişebileceğimiz bir bölge dedim.
Bana göre buralarda oturmaktansa, açılalım önerisinde bulndum.
Beni can kulağıyla dinleyen Karasungur: “gidelim de önce biraz para bulalım” dedi.
Gülümsedim, Parsız çıksak daha iyi olmaz mı?
Ernesto eski motorsikletiyle Latin Amerika' yı baştan başa dolaşmaya çıktığında parası mı var dı? Dediğimde o da gülümsedi
“Tamam gidelim” deyince sevindim.
Eski çağ dervişleri gibi yola çıkacak ve ülkemizin bütün topraklarını karış karış dolaşacaktık.
Tanımamız, bunun içinde gidip görmemiz ve acı çekmemiz lazımdı
Çok az miktarda paramızla yola çıktık
Muş Varto yol çatısında otobüsten indik
Vorto’ ya doğru gelip geçen araçlara el kaldırdık
Üzeri branda bezi kaplı bir kamyon durdu “Nereye hemşehrim?” Dedi şoför.
“Varto’ ya” deyince “atlayın" dedi.
Kamyona bindik, uzun bir süre sonra başımız saçımız toz içinde Varto çarşısında inerek şoföre teşekkür ettik.
Burada Haki’ yi bulduk, o da akşamüzeri bir münübüsle bizi Rekasan Köyüne yolculadı.
Haki Karer Ağrı ve kasabalarına kadar gitmiş, burada bazı öğretmenlerle kontak kurmuştu.
Bunlardan biri de M. Can Yüce idi ve bu köyde otururdu.
Gerçekten Köye gittiğimizde M: can Yüce bizi çok sıcak karşıladı
Evine gittik, acıkmıştık, çok güzel yemekler hazırlandı
Karnımızı doyurunca, sohbete daldık.
Mehmet Can Yücenin bir babası vardı Tıp Karl Marx’ a benziyordu
Saçı sakalı, boyu, nurani yüzüyle tıpkı Marx
Onunla da çok sohbetlerimiz oldu
Bir gün sonra Lütfü ve Mehmet hoca ile de görüştük
En önemlisi de Can' ın bizi köylerinin seyidi Ali Baba ile tanıştırmasıydı.
Mehmet Karasungur yaşlı insanlarla tartışmaya bayılırdı
Yani yaşlılarla çok çabuk kontak sağlıyordu
Ali baba da yaman bir adamdı.
Gece bizi evine davet etti.
Bizden önce M. Can ona Kürtdistan meselesini detaylı olarak anlatmıştı.
Bizim siyasi adamlar olduğumuzu ve uzak yerlerden geldiğimizi anlamıştı
Dünyadan siyasi olaylardan haberdar bir Pir di
Karasungur’ un Kürdistan devrimi hakkındaki konuşmasını dikkatle dinledikten sonra:
“Bak yeğenim, Kürdistan devrimi olmadan, Türkiye de devrim olamaz. Karl Markiz bir konuda özeleştiri vermiş, ‘ben eskiden İngiltere'de devrim olur, irlanda kurtulur diye düşünürdüm, fakat ve lakim hatalı düşündüğümü anladım, şimdi diyorum ki İrlanda kutulmadan İngiltere’ de devrim olamaz’ demiş” dedi.
Biz Pir’ in kendi uslubuyla anlattığı bu örneğe çok güldük.
Ali baba o gece bize çok sorular sordu
Gücümüzün olup olmadığını öğrenmeye çalıştı
“Devletin tankı topu var, sizde ne var dedi?”
Bizde ona önce gençliği, aydınları, bilenleri, emekçileri aydınlatacağız
Ardından bir parti kuracağız, parti yetmediyse bir cephe oluşyuracağız.
Silahlı gerilla savaşı başlatacağız
Gece olunca vuracağız, gündüzleri saklanacağız.
Devlet binlerce onbinlerce askerle ardımıza düşecek ve bizi bulamıyacak dedik
Ama Pir itiraz etti:
“Yeğenim aha buraya itirazım var, bu mertliğe sığmaz, vur, kaç ve saklan!
Karşıdaki düşman olsa da bu kalleşliğe girer.
Biz savaşa başladıkmı, nikahımız üzerine, ermişler üzerine yemin içeriz
Bir kendirle ayak bileğimiz ile bacağımızı bağlarız
Ve kesinlikle kaçmayız” dedi.
Pir' i ikna etmek için çok dil döktük!
Hatta Karasungur ona Filler ile Karıncalar öyküsünü bile anllatı:
“Biz örgütsüzüz, silahımız yok, devlet güçlü, devlet örgütlü, devlet sillahlı.
Biz küçük bir güçle büyük bir güce karşı geleceğiz, öyle bir yapmalıyız ki onu yenebilelim!
Bizim ki fil ile karınca savaşına benziyor
Karınca biliyorsun file göre çok küçük, Karınca Fili yenebilir:
Ama nasıl? Orası önemi işte!
Eğer karınca bir yolunu bulup Filin burun deliğinden girse ve beyninin yemeye başlarsa öldürebilir Fili”
Gecenin geç saatlerinde Pir Ali baba artık savaşı başlatacağımıza kesin inanmıştı.
Ve bizi çok sevmişti.
O gece onun evinde yattık, kahvaltıdan sonra hanımını çağırdı:
“Bana o bıçağı getir, gidip kuzuyu keseceğim, öğle yemeğine et yiyeceğiz” dedi.
Biz itiraz ettik “Pir' im sen yoksul bir insansın” dedik.
Çok ciddi bir ses tonuyla bize dedi ki:
“Zaten savaş başlayacak, ben ne yapacağım kuzuları?


