Gayri resmi tarih 8
Öcalan mekanına çekildikten sonra Şiyar ile baş başa kalmıştık.
Şiyar(Kazım Kulu)akademiye çağrılmasını hayra alemet görmüyordu.
Baş başa kaldığımızda sorduğu ilk soru bu oldu. Şimdi ne olacaktı?
Şemo ve Hogır ile birlikte anılmış , ağır eleştirilere maruz kalmıştı.
Bunun doğal sonucu bir özeleştiri süreciydi. Ve o bunu bekliyordu.
Bu konuda bende aslında net değildim. Şiyar ‘ın özeleştiri sürecine alınmasına karşıydım. Çünkü diğer yazımda da belirttiğim gibi başarılı bir pratiğin sahibi idi. Kısacası bu uygulamayı hak etmiyordu. Ancak Öcalan bunu nasıl karşılıyacaktı? Bunu bilmiyorduk.
Öcalan bizi fazla merakta bırakmadı. Akademiye gelişinin ikinci günü, beni yanına cağırarak Şiyar’ın durumunu açtı. Düşüncelerimi öğrenmek istiyordu. Durum açıktı. Arkadaş bulunduğu alanda yoğun bir eylemlilik içinde T.C. ve ordusunun tüm yönelimlerini boşa çıkarmıştı. Gerilla gücü küçülmemiş büyümüştü. Hareket kabiliyeti ve eylem gücü artmıştı. Kitle ilişkilerinde bir daralma yaşanmıyordu. Tam tersine etki alanları alabildiğine genişlemişti.Öz itibarı ile başarılıydı. Değerlendirmelerimin ana ekseni bu olunca Öcalan, yönetime alınarak çalışmalara katılmasına rıza gösterdi.
Öcalan akademide iki haftaya yakın kaldı. Kaldığı süre içinde ağırlıklı Şemo , Hogır ve Cemal’in (kör Cemal) faaliyetlerini esas alan değerlendirmelerde bulunmuştu.Değerlendirmeleri ağırdı. Mevcut yaklaşımı, belirtilen isimlerin şahsında feodal komplocu mantık olarak değerlendiriyordu. Eleştirilerin ağırlıklı bölümü zora dayalı pratikler ve neden merkezileşemediğimize dönüktü. Bu aynı zamanda pratik faaliyetin sorunlarına dönük bir değerlendirme ortamını da sunuyordu.
Ben bu sürectede ağırlıklı olarak tutukluların dosyaları ile ilgilenmiştim. Tutukluların hepsini kapsıyan genel bir rapor hazırlamak istiyordum. Ancak bu raporu aceleye getirmek istemiyordum. Zamana ihtiyaç duyuyordum. Cihangir'in durumunu kabul etmiyerek ,tepki gösterenlerin ,tüm tutuklulara yönelik geliştirilen bu tutumu doğal olarak kabul etmiyeceklerinin bilincindeydim. Bu bağlamda mevcut duruma bir zemin hazırlamamız gerekiyordu.
Öcalan akademiden ayrıldıktan sonra sorunlar üzerine Şiyar ve Şener arkadaşlarla tartışmaya başladık. Öcalan pratik sorunlara değinmiş ancak o pratiği yaratan kaynağa değinmemişti. Sorunu kişilere indirgemişti. Oysa sorun bu değildi. Şemo’nun da hogır’ ın da pratik faaliyetlerinde esas aldıkları üçüncü kongre çizgisiydi. Zorunlu askerlik yasası, zorunlu vergi sistemi zora dayalı kitle örgütlenmesi vb, lerinden kaynaklanıyordu. Ayrıca aşiret otoritelerinin dağıtılması adı altında aşiret ileri gelenlerine karşı geliştirilen politika, partinin aşiretler üzerindeki otoritesini pekiştirmekten çok, dışlayıcı ve süreç içinde devletten yana itici bir rol oynamıştı. Alan’lar, Yezdinan’lar, Kaşuri’ler, Jirki’ler ,Herki’ler vb yapıların durumu buydu. Merkezi ise zaten kendisi dumura uğratmıştı. Kongreler sonrası oluşan merkezleri gereksiz müdahalelerle boşa çıkarmıştı. Merkez bir yaz boz tahtasına çevrilmişti. Bu uygulama merkezle sınırlı kalmamış, alanlara da yansımıştı.
Özellikle 3.Kongre sonrası eyalet ve bölgelere de aynı mantıkla müdahaleler gelişmişti.
Burada zorunlu askerlik yasasını biraz açmak istiyorum. Bu karar PKK nin 3.Kongresinde alındı. Kararın fikir babası Ebubekir (Halil Ataç) idi. Bu arkadaş 3.Kongreye giderken Öcalan’a goyi bölgesinde yaşadığı bir olayı anlatıyor. Arkadaş sınır bölgesinde karşılaştığı goyi köylülerine ''neden savaşa ve gerillaya katılmadıklarını’’ soruyor. Köylüler yarı şaka ‘’Biz kolay kolay savaşa katılmayız.Ancak bizi zorla alabilirsiniz’’ diyor. Bu arkadaşın kafasında kalıyor. Öcalan'la karşılaştıklarında büyüme sorunlarını tartışırken yaşadığı bu olayı anlatıyor. Ve bu zorunlu askerlik yasası diye bir yasanın kongreye sunularak karar şekline dönüşmesine yol açıyor.
Yasa; ‘’18-25 yaş arası her Kürdistanlı , gerillaya katılmak zorundadır’’, şeklinde bir hüküm oluşturmaktadır. Buna göre bu yaşlar arasında bulunan her kes bu yasanın kapsamına girmektedir.
Kongre sonrası pratik sahada uygulamaya sokulan bu yasa büyük tahribatların ve telafisi çok zor düşmanlıklarında zeminini oluşturdu. Zorunlu askerlik yasası ile askere alınanlar gönüllü olmadıklarından ilk fırsatta kaçarak ailelerine sığındılar. Kaçışların önüne geçmek için bu sefer kaçanların köylerine baskınlar düzenlendi. Geri isteniyorlardı. Kaçanlar bulunamayınca yaşlarına bakılmaksızın küçük kardeşleri ya da akraba çevrelerinden insanlar alındı. Bu bahsettiğim, kaçmayı başaranlar içindi. Kaçmayı başaramayıp kaçış esnasında yakalananlar ise yapının önünde kursuna dizildi. Böylece yapıya gözdağı vererek kaçışların önüne geçilmek isteniyordu. Kitleler korku ve gözdağı ile denetim altına alınmaya çalışılıyordu.
Bahsedilen durum sadece askerlik yasası ile sınırlı değildi. Aynı mantık, vergilendirme ve örgütlenme alanında da uygulandı. Mevcut politika aşiret otoritelerinin dağıtılması talimatı ile aşiret örğütlenmelerine de yönelince T.C. bunu çok iyi değerlendirdi. Nitekim çok kısa bir süreçte bize önemli destekler veren veya en azından köylerini bize açık tutan aşiretlerin belli bir kesimi düşmanla uzlaşarak silahlandı. Koruculuk on binler ile ifade edilecek bir rakama ulaştı. Ve diğer bir gerçek ise mevcut uygulamaları görüp hoşnutsuzluklarını dile getiren yapı ağır uygulamalardan geçirilerek susturuldu.
Kısacası mevcut uygulama; Yaygın bir köy koruculuğu sisteminin yanı sıra sayıları bölük ile ifade edilen bir portatifler ordusuna (yaşları 7 -14 arası),Yakınlarına yönelik haksız uygulamalardan dolayı kırgınlık yaşayan kalabalık bir kitleye, boşalan binlerce köye ve uygulamaya tepki gösteren kadroların yıpratılarak tasfiyesine yol açtı.
Öcalan’ın çözümleme olarak adlandırdığı değerlendirmeleri sorunun esasını koymaktan uzaktı. Kişi ve kişi pratikleri eleştiriliyor ama o kişilerin pratiğine yön veren zemin ele alınmıyordu. ‘’Kendisi hep doğruyu söylemiş ama beceriksiz kadrolar onu hep tersinden uygulamışlardı’’’ ’ Önderlik gerceği kavranmamıştı’’
Ben akademiye giderken kafamda olan tüm bu sorunları kendisi ile tartışma niyetinde idim.Ancak gerek kendisinin ‘’zaten konferansta bu sorunları tartışacağız’’ diyerek ertelemesi gerekse akademide karşılaştığım durum ve son değerlendirmeler kendisine karşı duyduğum güveni zedelemişti. Tüm pratik sahalarda aynı sorunlar yaşanmakta idi. Kişilerden kaynaklı veya yanlış bilgilendirmelerin ortaya çıkardığı sorunlar değildi. Sorun yapısaldı ve çizgide aranmalıydı.
Düşüncelerimi Şiyar arkadaşla paylaşıyordum. Şener zaten bu sonuca varmış ve direk Öcalan ile konuyu tartışmıştı. Sorunların kaynağına Öcalan’ı koymuş ve partileşememenin birinci derecede sorumlusu olarak Öcalan’ı görmüştü. Öcalan’ın direk yüzüne ’’ bu hareketin merkezileşmeyerek bir parti görünümü almasının önündeki en büyük engel siz ve uygulamalarınızdır’’ diyerek PKK tarihinde ender yaşanan bir tavrı sergilemişti. Şener’in şahsında cezaevi yapısına karşı geliştirilen ön yargının kaynağını da bu oluşturuyordu. Yönetim bünyesinde başlatılan bu tartışma yönetimdeki diğer arkadaşlarında katılımı ile genişledi. Yönetim bünyesinde düşüncede birlik sağlanmıştı. Şener durumu daha da ileri götürerek çok isabetli bir değerlendirmede bulunmuştu. ‘’Bu adam aslında çözümlemelerinde kendisini anlatıyor. Şemo,Hogır,Cemal isimlerini çıkar yerine Öcalan’ı koy gerçeğe ulaşırsın ’’ diyordu. Şener'in bu değerlendirmesi gerçeğin ta kendisi idi.
Sorunları tartışarak çözüm aradığımız merci sorunun kaynağıydı. Ama bunu söylüyemiyorduk. O aşamada gereksiz bir çatışmaya girmeyi göze alamıyorduk. Pratik faaliyetin sorunlarını dile getirecek ve çözüm yollarını gösterecektik. Bunda taviz vermiyecektik. Ama sorunun merkezine Öcalan’ı koymayacaktık. En azından belli bir kadro yapısına ulaşana kadar bunu yapamayacaktık. Kendi aramızda yürüttüğümüz tartışmalarda vardığımız sonuç bu oldu.
Devam edecek
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir



Yorumlar
da uzun süre kalmış bir arkadasla 3 ay beraber kalmıştık... yine malatyadan giden üniversiteli arkadasların katledilmesi de bze birşeylerin yanlış gittiği kuşkusu yaratmıştı...yazddıklarınızı n okunması yarın tamamlanır..yorum ve düşüncelerimi daha derli toplu iletecegim.. saygılarımla
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için